
Bebek Çocuk Sağlığı icinde Çocuk Hastalikları konusu , 1. AĞIZ İÇİ İLTİHABI Dişetinin ve ağız içi mukozasının bir hastalığıdır. Yetişkinlere kıyasla çocuklarda daha sık görülür. Bu durumun en başta gelen nedenleri, yetersiz temizlik, kötü beslenme ve sağlıksız barınma ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| 1. AĞIZ İÇİ İLTİHABI Dişetinin ve ağız içi mukozasının bir hastalığıdır. Yetişkinlere kıyasla çocuklarda daha sık görülür. Bu durumun en başta gelen nedenleri, yetersiz temizlik, kötü beslenme ve sağlıksız barınma biçimleridir. Ama ağız içi iltihabı, kızıl hastalığı, kızamık, tifo, raşitizm(kemik hastalığı) ve frengi hastalığından da kaynaklanabilir. Bu hastalık bulaşıcıdır, kişiden kişiye geçer. Hastanın ağzından etrafa kötü bir koku yayılır. Dişeti kızarır ve şişer. Ayrıca ağız içinde ülserler oluşur. Dişler sallanmaya başlar ve hatta düşebilirler. Dişeti sınırlarında, dilde ve ağız mukozasında, sarımtrak şişkin bölgeler açıklıkla görülebilir. Kötü kokulu salyanın rengi de kötüleşir. Ağız içi ve yutak ağrılıdır. Bu hastalığın tedavisi için günde 4-5 kere ılık gargaralar yapılıp ağız boşaltılır. Bu gargaralar için adaçayı kullanılır. Ayrıca, ağız içine günde bir kere adaçayı buğu tedavisi uygulanır. İçecek olarak en uygun olanı madensuyu ve meyve suyudur. Gargara yapamayan küçük çocukların ağızlarının içi, adaçayı ile ıslatılmış yumuşak bir bezle silinir. Çiğnemek şiddetli ağrılara yol açabileceği için, bu hastalık sırasında lapa türü besinlerle beslenmek doğru olur. Adaçayı: Bir tatlı kaşığı ince kıyılmış adaçayı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. 2. ALERJİ Aynı miktarı başka kişilerde herhangi bir tepki oluşturmayan bir maddeyle karşılaşıldığında organizmanın tepkisiyle oluşan değişiklikler alerji olarak tanımlanır. Bunun anlamı: Mukozalar, deriler veya iç organları, bazı besinlere, kimyasallara, ısılara veya bitkisel ürünlere karşı aşırı tepki verirler. Alerjiler kalıtsal olabildiği gibi, sonradan da kazanılabilirler. Suyun dışında, hemen hemen tüm maddelere alerjiler saptanmıştır. En ünlü türü saman nezlesidir. Öteki alerji türleri ise, serum hastalığı(serum sickness), bronşiyal astım, deri tepkileri ve deri hastalıkları, çeşitli mide-bağırsak hastalıkları, kan ve damar hastalıklarıdır. Tüm alerjilerin temeli, bir antijen-antikor tepkimesine dayanır: Antijenler, insan organizmasında bir savunma mekanizması oluşturan antikorların oluşumuna yol açan, kaynağı ve türü çok çeşitli olabilen yabancı maddelerdir. İkinci bir antijen teması ise alerjileri başlatır. Alerjik tepkilere yol açan antijenler, alerjen olarak tanımlanır. Bir alerji kendini genellikle bir deri tepkisi biçiminde(kızarıklık, kaşıntılı kabarıklıklar veya ödem), bazen de astım krizleri, şok veya bazı belirli enfeksiyonların sonucunda romatizma oluşumu biçiminde belli eder. Isırganotu: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak taze demlenmiş ısırganotu çayı soğutulmadan yudumlanır. Ebegümeci yıkamaları: Deri alerjileri ebegümeci yıkamaları ile tedavi edilebilir. Kaşınan ve yanan yüz alerjilerinin ılık ebegümeci çayı ile yıkanması büyük rahatlıklar sağlar. Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış ebegümeci, yarım litre soğuk suda 12 saat demlendikten sonra ısıtılır ve süzülür. Söz konusu bölgeler bu ebegümeci çayı ile günde pek çok kere yıkanır. 3. ANEMİ (KANSIZLIK) Genel dolaşımdaki kanda alyuvarlar miktarının düşmesiyle birlikte görülen hastalıklar, kansızlık hastalıkları olarak adlandırılır (kansızlık, anemi).Bazen demir veya vitamin eksikliğinden, bazen de hormon dengesizliğinden veya yanlış bir yaşam biçiminden kaynaklanan (yetersiz güneş ışığı ve hareketsizlik), genç kızların solgunluğu (chlorosis) bir çeşit anemi, daha doğrusu demir yetersizliği anemisidir. Anemiye yol açabilecek nedenler şöyle sıralanabilir:Sürekli kan kaybı (hömoroit, ülserler), demir eksikliği, B12 vitamini eksikliği, kemik iliği hastalıkları veya doğumsal özellikler. Kandaki alyuvarlar sayısının azalmasıyla birlikte bedendeki oksijen dolaşımı da azalır; pek çok organ, oksijen yetersizliği nedeniyle zarara uğrayabilir. Anemi, hastanın belirgin derecede solgunluğu, uykusuzluğu, sinirliliği, kalp atımının ve solunumun hızlanması veya sinir sisteminde oluşan bazı bozukluklarla kendini belli eder. Anemide giderek artan kan yıkımının bir sonucu olarak, başlangıç aşamasında sarılık ve dalakta şişlik de oluşabilir. Bu durumlara karşı anemi tedavisi uygulanır. Şiddetli akut kanamalarda en güvenilir çözüm kan naklidir. Kronik kanamalarda ise, kanama nedeninin tedavisi gerekir. Demir ve C vitamini açısından zengin besinlerin tüketilmesi yararlı olacaktır(sakatat, bira mayası, darı, ıspanak, ısırganotu, baklagiller, şeftali ve kuru kayısı). Bedensel yorgunluklardan uzak durmak ve bol uyku da çok yararlıdır. Isırganotu: Kan yaptırıcı etken maddeleri sayesinde ısırganotu anemide bile yardımcı olabilir. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak taze demlenmiş ısırganotu çayı soğutulmadan yudumlanır. 4. ANJİN Yutak ve çevre dokularda akut bir iltihaplanmadır. Anjin (angina) Latincede dar anlamını taşır ve yutaktaki bu belirgin daralma, iltihaplı bademciklerin şişmesi nedeniyle oluşur. Yutma zorluklarıyla birlikte, birden ateş yükselir ve halsizlik başlar. Bademcikler kızarmıştır ve en geç hastalığın ikinci gününde iltihap damlacıklarıyla kaplanır ve bunlar kısa sürede birleşerek tam bir iltihap tabakası oluştururlar. Basit bademcik iltihabında, kızarıklık, şişlik ve iltihaplanma, özel bir tedavi uygulanmadan da, bir iki hafta içinde iyileşir. Yatakta istirahat edilmelidir. Boyuna uygulanan kuru sargılar rahatlatabilir. Koyunotu: Koyunotu tüm boğaz, ağız içi ve yutak iltihaplanmalarında önemli bir iyileştirici güce sahiptir. Mesleklerinde çok konuşmak veya şarkı söylemek zorunda olan kişiler, hastalıklara karşı önlem olarak her gün koyunotu çayı ile gargara yapmalıdırlar. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış koyunotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2 bardak taze demlenmiş bitki çayı soğutulmadan yudumlanır. (Çevirenin notu: Aynı amaçla, adaçayı ve mayıs papatyası eşit karışımının çayından da yararlanılabilir.) 4.1. Bademcik İltihabı (Anjin) Ebegümeci: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ebegümeci, bir bardak soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve süzülür. Gün boyuna yayılarak 2-3 bardak sıcak çay yudumlanarak içilir. Bir kerede demlenen günlük çay miktarı bir termosta sıcak olarak muhafaza edilebilir. Adaçayı: Bademcik iltihabında adaçayı, dıştan kompres, gargara ve çay içimi biçiminde kullanılabilir. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış adaçayı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca ılık çayla pek çok kere gargara yapılır. Arada bir de birkaç yudum adaçayı tabi ki içilmelidir. Adaçayı kompresi: Bademcik iltihabında ve boğaz hastalıklarında dıştan yapılan adaçayı kompresleri çok önemli yararlar sağlar. Adaçayı ile boğaza sıcak kompresler uygulanır. Bir tatlı kaşığı dolusu ince kıyılmış adaçayı, yarım litre kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve 1-2 dakika demlendikten sonra süzülür. Çaya batırılan temiz bir bez biraz sıkılarak boğaza sarılır ve sık sık çaya batırılarak tazelenir. Ama kompresin ve boğazın mutlaka sıcak tutulması gerekir. Bunun için, kompresin üstü kuru bir bezle veya atkıyla örtülmelidir. Atkuyruğu: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış atkuyruğu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Ilık atkuyruğu çayı ile gün boyunca sık sık derin gargaralar yapılır. 5. BAĞIRSAK ASALAKLARI İnsan bağırsağında çoğunlukla, solucan(askaris), şerit(cestodes), ve iğne solucanı(oxyuris) türü asalaklar yaşar. Şeritler: İnsan bağırsağında yaşayan şeritler metrelerce uzunluğa ulaşabilirler. Bu asalaklar insan bedenine yalnızca çiğ sığır eti yenildiğinde ulaşabilirler. Bu gerçeği anlayabilmek için, şeritlerin oluşum evresini bilmek gerekir. Bağırsaklarında şerit olan bir insanın dışkısında dişi ve erkek şerit yumurtaları bulunur. Bu dışkılar gübre olarak yeşil alanlara ulaştığında, bu yumurtalar oralarda otlayan sığırların bedenine ulaşır ve böylece hayvanların kas yapısında şerit embriyonları oluşur. Daha sonra bu embriyonlar, yeterince pişirilmemiş sığır etinin içinde yeniden insan bağırsağına ulaşırlar. Embriyon, topluiğne başı büyüklüğündeki kafasıyla bağırsak duvarına kenetlenir ve konuğu olduğu ev sahibinin besinlerini emmeye başlar. Bu durumdaki kişide pek çok rahatsızlıklar oluşur: Düzensiz dışkılama, iştahsızlık, halsizlik ve kansızlık. İçinde yumurtaların bulunduğu şeridin bedeninden zaman zaman kopan bölümler dışkıyla birlikte yeniden dış dünyaya ulaşırlar. Oluşum evresi böylece yeniden başlar. Solucan: Yer solucanını andıran, 15-40cm uzunluğundaki bağırsak solucanları, üzerinde solucan yumurtaları bulunan sebze ve meyvelerin iyice yıkanmadan yenmesiyle bağırsaklara ulaşırlar. Karın ağrısı, kusma, bazı özel durumlarda bağırsak tıkanması veya sarılık gibi rahatsızlıklara yol açabilirler. Bağırsak solucanlarından kurtulmak için, bir bağırsak kürü kaçınılmazdır. İğne solucanı: İğne solucanları insanın ince bağırsağında yaşarlar. Anüs çevresinde biriken iğne solucanı yumurtaları herhangi bir yolla ağza ulaşırlarsa, yeni bir enfeksiyon oluşabilir. Özellikle bu nedenle, her dışkılamanın ardından anüsün iyice yıkanarak temizlenmesine ve yemeklerden önce ellerin sabunla iyice yıkanmasına özen göstermek gerekir. 5.1. Bağırsak Asalaklarının Tedavisi Ayısarımsağı: Midemizi ve bağırsak sistemimizi tedavi edici özellikleri sayesinde, ayısarımsağı bağırsaklarımızı asalaklardan da kurtarabilir. İlkbaharda toplanan taze yapraklar iyice yıkanıp ince kıyıldıktan sonra çiğ olarak tüketilebilir. Aynı maydanoz gibi, tüm yemeklerin üstüne serpiştirilebilir, ayrıca tereyağlı ekmek üstünde de yenebilir. Ayısarımsağı yaprakları salatalarda kullanılabilir veya ıspanakla karıştırılarak yemeği pişirilebilir. Ayısarımsağı tentürü: Ayısarımsağının tedavi edici gücüne bütün yıl boyunca sahip olabilmek için, bitkinin tentürü hazırlanabilir. Bir şişe, ince kıyılmış yapraklarla veya bitkinin ince kıyılmış soğanıyla ¾ oranında doldurulur ve üzerine 38-40 derecelik kanyak veya votka eklenir. Şişenin çalkalanabilmesi için biraz boşluk bırakılmalıdır. Şişe en az iki hafta sıcak bir ortamda bekletilirken arada bir çalkalanır. Süre sonunda tülbentten geçirilerek süzülür ve koyu renkli şişelerde muhafaza edilir. Böyle hazırlanan tentürden, günde 4 kere, 10-15 damla, yarım kahve fincanı ılık suya eklenerek alınır. Kabak çekirdeği: Kabak çekirdeği, iğne solucanlarına karşı çok eski zamanlardan beri kullanılan bir ilaçtır. Çocuklar günde 10-15 tane, yetişkinler ise 20-30 tane ayıklanmış kabak çekirdeği yerler. Kabuk ayıklanırken, iç çekirdeğin üstündeki zarın yitirilmemesine dikkat edilmelidir. Çekirdekler çok iyi çiğnendikten sonra yutulur. Bir saat sonra da yarım çay kaşığı hintyağı içilir. Şerit tedavisinde çekirdek miktarının arttırılması gerekir. Başka hiçbir şey yenmeden, 80-100 tane kabak çekirdeği, dört eşit porsiyona ayrılarak, belirli aralıklarla gün boyuna yayılarak, çok iyi çiğnendikten sonra yutulur. Her porsiyonun yutulmasından bir saat sonra bir çay kaşığı veya bir tatlı kaşığı hintyağı içilir. Bu kür, başarıya ulaşılana kadar yinelenebilir, hiçbir yan etkisi yoktur. Bağırsak solucanlarına karşı çiğ havuç ve çiğ pancar etkilidir. Bu sebzeler yenirken çiğ lahana özsuyunun da içilmesiyle etki artar. Bağırsak solucanlarından kısa sürede kurtulabilmek için ayrıca, içinde sarımsak, karaturp veya soğan pişirilmiş süt, elden geldiğince sıcakken, yudumlanarak içilir. Aynısafa: Bir yemek kaşığı dolusu aynısafa çiçek yaprağı, bir bardak dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Bu bir bardak çay gün boyuna yayılarak yudumlanır. Ekşiyonca: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış taze yaprak, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır. İsveç Şurubu: Yukarıda önerilen bitki çaylarından birine eklenerek, günde 2-3 tatlı kaşığı dolusu İsveç Şurubu, yemeklerden önce ve sonra olmak üzere içilir. Göbek bölgesine aynısafa merhemi sürüldükten sonra, İsveç Şurubuyla nemlendirilmiş bir bezle veya pamuk parçasıyla o bölgeye 1-2 saat süreli kompresler uygulanır. 6. BOĞAZ AĞRISI Koyunotu: Bitki, tüm yutak, boğaz ve ağız içi iltihaplanmalarına karşı çok etkilidir. Öteki kullanım alanları ise, anjin, gırtlak hastalıkları ve ağız içi iltihaplanmalarıdır. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış koyunotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Sabah ve akşam olmak üzere, günde iki kere, taze demlenmiş ılık çayla uzun süreli derin gargaralar yapılır. Adaçayı: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış adaçayı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Sabahları ve akşamları olmak üzere, günde iki kere, taze demlenmiş ılık çayla uzun süreli derin gargaralar yapılır. Gargaranın yanı sıra, uygun büyüklükte bir pamuk çayla ıslatılır, hafifçe sıkılır ve ağrıyan bölgeye dıştan kompres olarak uygulanır. Ceviz yaprağı: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ceviz yaprağı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Sabah ve akşam olmak üzere, günde iki kere, taze demlenmiş ılık çayla uzun süreli derin gargaralar yapılır. 6.1. Boğaz Ağrısı (Boğaz İltihabı) Boğaz ağrıları genelde bir soğuk algınlığı hastalığının belirtisidir. Ama başka herhangi bir belirti eşliğinde olmadığında, yutak bölgesine çok soğuk havanın girmesinin bir sonucu olabilir. Yapışkanotu / Yoğurtotu: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış yapışkanotu veya yoğurtotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Taze demlenmiş ılık çayla gün boyunca pek çok kere derin gargaralar yapılır. Koyunotu: Koyunotu, tüm boğaz, yutak ve ağız içi iltihaplarına karşı başarıyla kullanılabilir. Öteki kullanım alanları ise, anjin ve gırtlak hastalıklarıdır. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış koyunotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Sabah ve akşam olmak üzere, günde iki kere, uzun süreli derin gargaralar yapılır. İsveç Şurubu: Yarım veya bir tatlı kaşığı İsveç Şurubu yarım bardak bitki çayına eklenir ve bu yarım bardak çayın yarısı yemekten yarım saat önce, öteki yarısı ise yarım saat sonra içilir. Yani, üç öğünde toplam olarak 3 kaşık İsveç Şurubu içilmiş olur. 6.2. Boğmaca Solunum yolunun herhangi bir yerindeki tüm aksaklıklara beden öksürükle yanıt verir. Küçük çocuklarda görülen akut öksürük krizleri, boğmacanın bir belirtisi olabilir. Bulaşıcı bir solunum yolları enfeksiyonu olan boğmaca hastalığı genelde 1-3 yaş arasındaki küçük çocuklarda görülür. Hastalığın görülme sıklığında ve şiddetinde süreğen bir azalma vardır. Bunun nedeni, hastalığın kaynaklandığı virüsün etkinliğindeki değişimler olabilir. Bu virüsler yalnızca, havadaki öksürük damlacıkları ile birlikte solunduğunda bir enfeksiyon başlatabilirler. Hastalığın kuluçka dönemi 7-14 gün civarındadır. Doruk noktasına ulaşan öksürüğün üç evresi vardır: Önce nezleyi andıran, öksürük ve yüksek ateşli dönem(1-2 hafta). Daha sonra, 3-6 hafta kadar sürebilen, sonunda yoğun balgam kusulan kramplı öksürük nöbetleri dönemi başlar. Bu dönemde hastanın yüzü şiştir ve konjunktiva kanamaları görülebilir (konjunktiva= göz küresinin ön yüzünü ve gözkapaklarının arka yüzünü örten ince, düz, parlak, saydam zar). Öksürük nöbetlerinin arasındaki süreçte hasta genellikle rahattır. İyileşme döneminin başlıca özellikleri, nöbetlerin seyrekleşmesi, öksürüğün azalması ve kusmanın görülmemesidir. İyileşme 6-12 haftalık bir sürede gerçekleşir. Sinirliot: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış taze sinirliot yaprağı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş sinirliot çayı soğutulmadan yudumlanır. Kekik: Çok ince kıyılmış sinirliot ve kekik eşit oranda karıştırılır. İçinde bir dilim limon ve bir çay kaşığı dolusu nöbet şekeri bulunan bir bardak soğuk su kaynama derecesine kadar ısıtılır, ocaktan indirilir ve içine yarım tatlı kaşığı bitki karışımı eklenir. Çay yarım dakika demlendikten sonra süzülür ve elden geldiğince sıcak durumda yudumlanarak içilir. Gün boyunca 4-5 bardak taze demlenmiş çay içilmelidir. Öksürükotu(veya ebegümeci): Şiddetli öksürüklerde, balgam söktürücü ve iltihap giderici özellikleri nedeniyle öksürükotu (veya ebegümeci) tavsiye edilir. İlkbahar başlangıcında açan sarı öksürükotu çiçekleri ve ancak yaz başlangıcında gelişimini tamamlayan öksürükotu yaprakları toplanarak kurutulur ve ince kıyılarak karıştırılır. Eşit oranda karıştırılmış yarım tatlı kaşığı öksürükotu (veya ince kıyılmış ebegümeci), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Balla tatlandırılan taze demlenmiş çaydan günde 2-4 bardak, elden geldiğince sıcak biçimde yudumlanarak içilir. Özellikle uzun süreli öksürüklerde, yukarıda tarif edilen çaydan gün boyunca sıkça içilmesi önerilir. 7. GAZ ŞİŞKİNLİĞİ Sindirim sırasında genellikle sindirim sisteminde gazlar oluşur. Her sağlıklı midede biraz hava vardır. Gaz oluşumunda başlıca etken ise, alınan besinin türü ve miktarıdır. Gaz oluşumu belirgin düzeye ulaşıp rahatsızlık vermeye başladığında, şişkinlikten şikayet edilmeye başlanır. Gaz oluşumunun nedenleri genelde sıradan nedenler olarak tanımlanabilir. Yalnızca belirli bir miktar soğan, lahana, baklagiller veya şıra gaz yaptırabilir. Tedavide, özellikle gaz yaptırıcı(yukarıda belirtilenler) besinlerden uzak durmak gerekir. Özel bir beslenme diyeti uygulanmalı ve düzenli dışkılamaya özen gösterilmelidir. Mayıs papatyası: Yarım tatlı kaşığı papatya, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-4 bardak taze demlenmiş papatya çayı soğutulmadan yudumlanır. Adaçayı: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış adaçayı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2 bardak taze demlenmiş adaçayı soğutulmadan yudumlanır. Civanperçemi: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış civanperçemi, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 1-2 bardak taze demlenmiş civanperçemi çayı soğutulmadan yudumlanır. 8. KANSIZLIK Isırganotu: Genelde hor görülen ısırganotu, kan yaptırıcı özelliği nedeniyle, kansızlığa karşı mutlaka kullanılması gereken bir bitkidir. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak taze demlenmiş ısrırganotu çayı soğutulmadan yudumlanır. Arslanpençesi: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış arslanpençesi, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır. Civanperçemi: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış civanperçemi, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 2-3 bardak taze demlenmiş civanperçemi çayı soğutulmadan yudumlanır. 9. KONUŞMA BOZUKLUKLARI Peltek konuşma veya kekemelik her zaman konuşma organı bozukluğu anlamına gelmez. Genellikle bu aksaklıkların temelinde bir duygusal yetersizlik aranması gerekir. Peltek konuşma gerçekten de altçenenin bir konum yanlışlığından kaynaklanırken, kekemelik kesinlikle altbilinçsel bir çekingenlikten kaynaklanır. Sinirlenmeye yatkınlık ve iz bırakan bir olay (örneğin şok, kaza, hastalık) genelde birleşirler ve tümüyle sağlıklı çocuk birden kekelemeye başlar. Sarı Kantaron: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış kantaron, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-3 bardak taze demlenmiş sarı kantaron çayı soğutulmadan yudumlanır. İsveç Şurubu: Konuşma bozuklukları ve hatta kekemelik bile, beyincik üstüne uygulanan İsveç Şurubu kompresleriyle başarıyla tedavi edilebiliyor. Uygun büyüklükte bir pamuk İsveç Şurubuyla ıslatılır ve her gün beyinciğin üstüne kompres olarak yatırılır. 10. KUSMA Aynısafa merhemi: Bir İsveç Şurubu kompresinden önce bölgeye sürülmesi gereken aynısafa merheminin hazırlanışı: Bir tavada veya tencerede 250g saf domuz yağı(kaz yağı veya tereyağı) iyice kızdırılır. Kızgın yağa iki avuç dolusu ince kıyılmış taze aynısafa bitkisi(yaprak, çiçek, sap) eklenir, köpüklenme başlayınca kısaca karıştırılır ve serin bir yerde ertesi güne kadar bekletilir. Ertesi gün, yağ iyice akışkan hale gelene kadar ısıtılır, bir tülbentten veya sık bir süzgeçten geçirilerek süzülür ve kapaklı merhem kaplarına aktarılır. (Çevirenin notu: Süzme sırasında posalar sıkılacak olursa, bitkinin özsuyu yağın dibine çöker ve küf oluşturur. Bu tür merhemlerin buzdolabında saklanması gerekir.) İsveç Şurubu kompresi: Önceden aynısafa merhemi sürülen karın bölgesine, İsveç Şurubuyla nemlendirilen uygun büyüklükte bir pamuk kompres olarak uygulanır. Kompresin etkileme süresi 1-2 saattir. 11. MENENJİT (BEYİN VE OMURİLİK ZARI İLTİHABI) Akut beyin hastalıkları, çocukların sinir sistemi hastalıkları alanında geniş kapsamlı bir yer tutar. Menenjit, burun-yutak bölgesinde bulunan virüslerin sinir lifleri yoluyla beyine ulaşmaları sonucunda oluşur. Ayrıca, bazı enfeksiyon etkenleri zarlara doğrudan bir yara aracılığı ile dışardan, kan yoluyla öteki bölgelerdeki enfeksiyon odaklarından yada doğrudan yayılmayla, yakındaki kafatası ve beyin bölgelerinden ulaşabilir. Menenjitte öncelikle yüksek ateş ve kusma, ayrıca baş ağrısı ve kramplar da görülür. Ağır durumlarda oluşan bilinç kaybı komaya kadar varabilir. İsveç Şurubu kompresleri: Uygun büyüklükte bir pamuk parçası İsveç Şurubuyla nemlendirilir ve beyincik üstüne 3-4 saat süreli bir kompres uygulanır. 12. ORTAKULAK İLTİHABI Ortakulak iltihabı bakteriler tarafından oluşturulur. Çocuklarda bu hastalık sıkça görülür, çünkü kızıl hastalığı ve kızamık gibi enfeksiyon hastalıklarında bakteriler kan yoluyla ortakulağa ulaşırlar. Bu bölgede oluşan irin, dışarı akamadığı için kendine başka bir çıkış yolu açmaya çalışır. Kulak zarı öne doğru bombe yapar ve irinli akıntı mastoit çıkıntısının içindeki boşluğa ulaşır. Ortakulak iltihabına eşlik eden belirtiler, kulak ağrısı ve yüksek ateştir. Kulak zarı kızarır ve şişer, hatta bazı durumlarda hastalık ağır işitmeye bile yol açabilir. Hastalık sürecinde kulak zarı delinecek olursa, irinli akıntı dışarı akar. Ağır bir grip sonrasında oluşan bir ortakulak iltihabında ise, genellikle kanla karışık bir akıntı görülür. Hafif iltihaplanmalarda ise akıntı yeniden emilir. Hasta mutlaka yatakta dinlenmelidir. En doğrusu, kulağın bir termofor kompresiyle sıcak tutulmasıdır. İrinli akıntının ardından kulak yolu papatya çayıyla yıkanmalı ve bir pamukla kurulanılmalıdır. Kulak yolu derisi aynısafa veya yoğurtotu merhemiyle korunabilir. Ama dikkat: Pamuk dikkatli kullanılmalıdır! Pamuk hiçbir şekilde derine sokulmamalıdır! Aksi halde, bir apse sertleşmesine yol açılabilir. Yapışkanotu/Yoğurtotu merhemi: Bir tavada veya tencerede 500g saf domuz yağı(kaz yağı veya tereyağı) iyice kızdırılır. Bu kızgın yağa, dört avuç dolusu ince kıyılmış taze yapışkanotu veya yoğurtotu eklenir. Köpüklenme başlayınca kısaca karıştırılır ve serin bir yerde ertesi güne kadar bekletilir. Ertesi gün, yağ iyice akışkan hale gelene kadar ısıtılır, tülbentten veya sık bir süzgeçten geçirilerek süzülür ve kapaklı merhem kaplarına aktarılır. Merhem buzdolabında muhafaza edilir. Aynısafa merhemi: Bir tavada veya tencerede 250g saf domuz yağı(kaz yağı veya tereyağı) iyice kızdırılır. Kızgın yağın içine iki avuç ince kıyılmış taze aynısafa bitkisi(yaprak,çiçek, sap) eklenir, köpüklenme başlayınca kısaca karıştırılır ve serin bir yerde ertesi güne kadar bekletilir. Ertesi gün, yağ iyice akışkan hale gelene kadar ısıtılır, tülbentten ve sık bir süzgeçten geçirilerek süzülür ve kapaklı merhem kaplarına aktarılır. (Çevirenin notu: Süzme sırasında posa sıkılacak olursa, bitki özsuyu yağın dibine çöker ve küf oluşturur. Bu tür merhemlerin buzdolabında muhafaza edilmeleri gerekir.) 13. ÖKSÜRÜK Öksürükotu: Şiddetli öksürükte, balgam söktürücü ve iltihap önleyici etkileri nedeniyle öksürükotu önerilir. İlkbahar başlangıcında yapraklardan önce ortaya çıkan sarı çiçekler ve daha sonra mayısta gelişen yapraklar toplanarak kurutulur, ince kıyılır ve harmanlanır. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış öksürükotu, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde bir bardak çay, balla tatlandırılarak, elden geldiğince sıcak yudumlanır. Özellikle uzun süreli öksürüklere ve ses kısıklıklarına karşı gün boyunca sık sık, balla tatlandırılmış öksürükotu çayının çok sıcakken içilmesi önemle tavsiye edilir. Ebegümeci: Bitkinin yaprak, sap ve çiçekleri ince karıştırılarak harmanlanır. Yarım tatlı kaşığı bitki, bir bardak soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve süzülür. Gün boyunca 2 bardak çay soğutulmadan yudumlanır. Şiddetli soğuk algınlığında, süzülen bitki lapaları ısıtılarak bronşlara, boğaza ve akciğerlere kompres olarak uygulanır. Sinirliot: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış sinirliot yaprağı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca sık sık bir bardak taze demlenmiş sinirliot çayı soğutulmadan yudumlanır. Kuşekmeği(Polygonum aviculare): Bir yemek kaşığı dolusu ince kıyılmış kuşekmeği bitkisi, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır. Bitki karışımı çayı: Öksürükotu(çiçek ve yaprak), sığırkuyruğu çiçeği, andızotu kökü ve sinirliot yaprağı ince kıyılarak eşit oranda harmanlanır. Bir tatlı kaşığı dolusu bitki karışımı, orta boy bir su bardağı kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve 3-4 dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3 bardak taze demlenmiş çay, balla tatlandırılarak soğutulmadan yudumlanır. Ev reçetesi: Yayvan ve küçük bir tencereye, dibi örtülecek kadar süt koyulur, üstüne 125g çökelek(ekşimik) eklenir ve sürekli karıştırılarak sıcak(çok sıcak değil) bir lapa oluşturulur. Bu beden ısısındaki lapa temiz bir bezin üstüne yayılır ve yatmadan önce kompres olarak göğüs bölgesine yatırılarak tespit edilir. 14. SAMAN NEZLESİ Saman nezlesi bir alerjidir. Nedeni ise, mukozaların çiçek ve çimen polenleriyle ilişkisidir. İlkbahar ve yaz aylarında polenler rüzgarlara kapılarak geniş alanlara yayılırlar. Saman nezlesine yatkın kişinin polenlerle temasının hemen ardından, burun, göz, damak ve yutak mukozaları şişmeye başlar. Şiddetli hapşırıklar eşliğinde burun suya benzer bir akıntı salgılamaya başlar. Bazen astım krizleri, deri tepkileri ve yüksek ateş de görülebilir. Isırganotu: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu yaprağı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 3-4 bardak taze demlenmiş ısırganotu çayı soğutulmadan yudumlanır. İsveç Şurubu: Isırganotu çayına günde 3 çay kaşığı İsveç Şurubu eklenerek, öğünlerden önce ve sonra içilir. 15. SOĞUK ALGINLIĞI Grip gibi, genelde tüm soğuk algınlığı hastalıkları virüs enfeksiyonlarıdır. Soğuk algınlığı hastalığı oluşana kadar pek çok etkenin bir araya gelmesi gerekiyor. Soğuk algınlığından söz edildiğinde, genelde bir grip enfeksiyonu veya nezle dile getirilmek istenir. Halbuki hastalık belirtileri oldukça değişiktir. Hafif ateş, baş ağrısı ve kırgınlık görülebilir. Bedenin üşümemesi sağlandığında, soğuk algınlığı belirtileri genelde kısa bir sürede yok olurlar. Bedeni sıcak tutabilmek için ise sıcak ayak banyoları yapılabilir veya yatakta dinlenilebilir. Ama yine de dikkatli olmak gerekir, çünkü soğuk algınlığı belirtilerinin ardında, örneğin bir akciğer iltihabı gizlenmiş olabilir. Bedenin savunma sistemlerinin güçlendirilmesiyle, soğuk algınlığına karşı etkili bir tedavi uygulanabilir. Bir çocuğun ateşi yükseldiğinde veya boğazı ağrıdığında, aşağıdaki öneriler en iyi biçimde yardımcı olacaktır: Soğuk baldır sargıları: Baldır sargısı, ayak bileğinden diz altına kadarki bölgeyi kapsar. Islak tabaka ve orta tabaka olarak kaba bir keten bezi ve üst tabaka olarak bir yünlü kumaş kullanılır. Islak iç tabaka 80x100cm boyutunda olmalıdır. Kesinlikle uyulması gereken özellik,dış tabakanın orta tabakaya, orta tabakanın iç tabakaya göre daha geniş olmasıdır, ki sargı baldırı iyice kavrayabilsin. Büyük keten bezinden iç tabaka soğuk suya batırılır ve sıkılır. Sonra baldıra sarılır ve düzgünleştirilir. Onun üstüne aynı biçimde ama kuru bir keten bezi ve en üste de yünlü bez sarılır. Sargı çok sıkı olmamalı ama baldırı kavramalıdır. Soğuk baldır sargısı yapılırken, omuzlar ve kollar yorganla örtülür. Soğuk sargıdan beklenen tepki (bir saat kadar sonra terleme) oluşmazsa, bir sıcak termofor uygulanabilir. Bitki çayı: Soğuk baldır sargısının yanı sıra çocuğa terletici bir bitki çayı(örneğin ıhlamur) veya bronşit çayı içirilir. Eğer öksürüyorsa rezene çayı içirilir. Bitki katkılı banyolar: Kekik veya lavanta banyoları solunum yolları için çok iyidir. Çocuklar için banyo suyu 35 dereceyi aşmamalı ve banyo süresi 5 dakikayı geçmemelidir. Banyodan sonra çocuk yatakta dinlenmelidir. Boğaz kompresi: Boğaz ağrısına ve şişen lenf bezlerine karşı bir boğaz kompresi uygulanabilir. Islak bir bez boğaza yatırılır ve üstüne sıcak bir kuru havlu örtülür. Küçük hasta bu arada 1-2 saat yatakta dinlenir. Isırganotu: Çok yönlü ısırganotu bedenin savunma sistemlerini güçlendirir ve soğuk algınlığının bulaşmasına karşı önlem olarak kendini yeterince kanıtlamıştır. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış ısırganotu yaprağı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde iki litreye yakın miktarda ısırganotu çayı rahatlıkla içilebilir. Bu amaçla demlenen çay bir termosta sıcak durumda muhafaza edilebilir. Civanperçemi: Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış civanperçemi, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 3-4 bardak taze demlenmiş civanperçemi çayı soğutulmadan yudumlanır. Ihlamur: Yarım tatlık kaşığı ince kıyılmış ıhlamur, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 3-4 bardak taze demlenmiş ıhlamur çayı, balla tatlandırılarak elden geldiğince sıcak içilir. Ev reçetesi: 10-15 dakikalık sıcak ayak banyoları yapılır. Su dayanılabilecek kadar sıcak olmalı ve sürekli sıcak su eklenerek soğuması önlenmelidir. İsveç Şurubu: Soğuk algınlığında, bir kaşığa İsveç Şurubu damlatılır ve açık ağızla şurubun kokusu içe çekilir. Civanperçemi çayına eklenerek günde 3 çay kaşığı şurup alınır. Öğünlerden yarım saat önce yarısı ve yarım saat sonra öteki yarısı içilen yarım bardak bitki çayına bir çay kaşığı şurup eklenir. Böylece, üç öğünde toplam 3 çay kaşığı İsveç Şurubu içilmiş olur. 16. TOMBULLUK Günümüzde çocukların bile kilo problemi var. Eğer çocuk fazla kiloları yüzünden sıkıntılarla mücadele etmek zorunda kalıyorsa tombulluk ruhsal bir probleme de dönüşebiliyor. Çocuklarda tombulluk çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Genellikle bilinen, tipik hareket yetersizliği veya bir yağ ve karbonhidrat yoğunluklu beslenme başlıca neden olabiliyor. Ama daha çok, yağlanmada kalıtımsal bir yatkınlık ön plana çıkıyor: bazen metabolizma aksaklıkları veya salgı sistemindeki yetersizlikler. Tedavi için temel olarak bir beslenme diyetinin uygulanması gerekiyor. Örneğin, günlük beslenmenin 1000 (kcal) kaloriye eşdeğer düzeye indirgenmesi ve bedensel hareketliliğe yönelik bir yaşam biçiminin uygulanması söz konusu oluyor. Bu yöntemin desteklenmesi için de bol miktarda bitki çayı içilmesi gerekiyor. Arslanpençesi: 1000 metrenin üzerindeki yüksekliklerde yetişen gümüş renkli bir arslanpençesi türü vardır. Bu bitkinin yapraklarıyla demlenen çay, yağlanma eğilimine ve yağlanmaya karşı yardımcı olabilir. Bitki, genel metabolizmanın işlevini hızlandırır. Hareketleriyle enerji üreten kas yapısı, titreyerek çalışmaya başlar (nöbet titremesi gibi). Hissedilen üşüme duygusu, ısının dışavurumunu önlemek için, yüzeysel kan damarlarının büzülmesinden kaynaklanır. Oluşabilen yüksek ateş genellikle, bedenin yağlanma eğilimine karşı koyuşunun bir göstergesidir. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış gümüş renkli arslanpençesi(yaprak, çiçek, sap), orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-3 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır. Arslanpençesi tam banyosu: 200g ince kıyılmış arslanpençesi, 6-8 litre soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve sıcak banyo suyuna eklenir. Banyo süresi 20 dakikadır. Kalp bölgesi suyun dışında kalır. Süre sonunda kurulanılmadan bir bornoz giyilir ve sıcak yatakta bir saat süreyle ter atılarak dinlenilir. 17. YATAĞI ISLATMA Çocuk ikinci yaşını sürdüğü sıralarda, mesanenin dolduğunu anlayarak, bilinçli olarak mesane kaslarını düzenleyebilme yeteneğine kavuşmasını sağlayacak sinir ileticileri gelişir. Bu sürecin ardından normalde çocuğun uykuda bilinçsiz olarak mesanesini boşaltma dönemi sona erer. Eğer çocuğunu beş yaşından sonra da uykuda idrarını tutamıyorsa, yatağı ıslatmaktan (yatağa işemekten) söz edilebilir. Bu duruma ancak bazı sınırlı organik nedenler, örneğin üriner sistemdeki veya omurilikteki yapısal bozukluklar, idrar yolu iltihabı, şeker hastalığı veya bazı bağırsak asalakları neden olabilir. Yatağı ıslatmak, genellikle ruhsal(duygusal) nedenlerden kaynaklanan bir durumdur. Aşırı otoriter eğitim, şımartılma, önemsenmeme, kıskançlık, korku, başkaldırıcılık, ruhsal bozukluklar ve ruhsal hastalıklar. Sarı Kantaron: Sarı kantaron, içten çay içimi ve dıştan oturma banyoları biçiminde, yatağı ıslatmaya karşı başarıyla kullanılabilir. Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış kantaron, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Gün boyunca 2-3 bardak taze demlenmiş kantaron çayı soğutulmadan yudumlanır. Sarı kantaron oturma banyosu: Bir kova dolusu taze veya 100g kuru ve ince kıyılmış bitki, 5 litre soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve sıcak banyo suyuna eklenir. Banyo suyu ancak böbrek bölgesinin üstüne çıkmalıdır. Banyo süresi 20 dakikadır. Süre sonunda kurulanılmadan bir bornoz giyilir ve sıcak yatakta bir saat süreyle ter atılarak dinlenilir. Civanperçemi oturma banyosu: 100g ince kıyılmış kuru bitki, 5 litre soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve sıcak banyo suyuna eklenir. Banyo suyu ancak böbrek bölgesinin üstüne çıkmalıdır. Banyo süresi 20 dakikadır. Süre sonunda kurulanılmadan bir bornoz giyilir ve sıcak yatakta bir saat süreyle ter atılarak dinlenilir. Kuşekmeği(Polygonum aviculare): Yarım tatlı kaşığı ince kıyılmış kuşekmeği kökü, bir bardak soğuk suda 12 saat demlendirildikten sonra ısıtılır ve süzülür. Gün boyuna yayılarak taze demlenmiş 3 bardak kuşekmeği çayı soğutulmadan yudumlanır. Bir kerede demlenen günlük çay miktarı, bir termosta sıcak durumda muhafaza edilebilir. Bitki karışımı çayı: İnce kıyılmış sarı kantaron ve atkuyruğu eşit oranda iyice harmanlanır. Yarım tatlı kaşığı bitki karışımı, orta boy bir su bardağı dolusu kaynar derecede sıcak suyla haşlanır ve yarım dakika demlendikten sonra süzülür. Günde 1-2 bardak taze demlenmiş çay soğutulmadan yudumlanır. Akşamları elden geldiğince kuru yiyecekler tüketilmesi doğru olur. 18. KIZAMIK Yüzyıllardan beri en sık rastlanan çocukluk çağı döküntülü hastalıklarından birisidir. Sağlık koşulları iyi olan toplumlarda kızamık ve kızamığın ortaya çıkardığı diğer olaylardan dolayı ölüm oranı azalmış durumdadır. Viral bir enfeksiyondur. Aşılamanın yeterince iyi yapılmadığı bölgelerde genellikle 5-10 yaş grubu çocuklarda görülmesine rağmen, aşılamanın yaygın olduğu bölgelerde ise aşılanmamış gençlerde, erişkinlerde yada aşılanma yaşının altındaki bebeklerde daha çok görülür. Yeni doğan çocuklar ve küçük bebeklerin ( 6 aydan daha küçük) çoğu kızamıktan, annelerinden kendilerine geçen antikorlar sayesinde korunurlar. Ama altıncı aydan sonra kızamığa daha duyarlı hale gelirler. 18.1. Hastalıkla Bulaşma Son derece bulaşıcı bir hastalıktır. Bu virüs ile infekte kişilerden: Kan İdrar Damlacık yolu ile (virüs hastanın nazofariksine yerleştiğinden ötürü, soluk alıp verimi sırasında tükrük damlacıkları sayesinde) bulaş gerçekleşmektedir. Hastalığın bulaştırıcı olduğu dönem; Virüsle infekte olan çocuk döküntülerin çıktığı dönemden 1-2 gün öncesinden, döküntüler çıktıktan 5 gün sonrasına kadar bulaştırıcıdır. İnkübasyon süresi (Hastalıkta virüs vücuda girdikten sonra arazların oluştuğu döneme kadar geçen süre): Virüs çocuğa bulaştıktan sonra belirtilerin ortaya çıkışına kadar olan süre 7- 12 gün, döküntülerin oluştuğu dönem ise bulaştıklar 2 hafta sonradır. Yüzyıllardan beri en sık rastlanan çocukluk çağı döküntülü hastalıklarından birisidir. Sağlık koşulları iyi olan toplumlarda kızamık ve kızamığın ortaya çıkardığı diğer olaylardan dolayı ölüm oranı azalmış durumdadır. Viral bir enfeksiyondur. Aşılamanın yeterince iyi yapılmadığı bölgelerde genellikle 5-10 yaş grubu çocuklarda görülmesine rağmen, aşılamanın yaygın olduğu bölgelerde ise aşılanmamış gençlerde, erişkinlerde yada aşılanma yaşının altındaki bebeklerde daha çok görülür. Yeni doğan çocuklar ve küçük bebeklerin (6 aydan daha küçük) çoğu kızamıktan, annelerinden kendilerine geçen antikorlar sayesinde korunurlar. Ama altıncı aydan sonra kızamığa daha duyarlı hale gelirler. 18.2. Belirti Ve Bulgular Hastalığın ilk belirtilerinin ortaya çıktığı dönemlerde şu bulgular görülmektedir: Öksürük Burun akıntısı Gözde: Konjiktivit (göz konjiktivasının iltihaplanması), konjonktivada göz kapağı sınırı boyunca izlenen tipik yatay bir çizgi (Stimson çizgisi) ve fotofobi (ışığa bakamakda zorlanma) görülebilir. Yanak mukozasında: “Koplik lekeleri” (alt molar diş hizasında yanak mukozasında gri-beyaz, toplu iğne başı büyüklüğünde lekeler) 12-24 saat süreyle kalır, sonra kaybolur. Görüldüğünde hastalığın tanısında önemli bir bulgudur. Döküntü evresinde ateş sıklıkla 40.0-40.5°C ye kadar yükselebilir. Vücutta döküntü: Maküler döküntü saçlı deri hizasından, ense ve alından başlayarak 24 saat içerisinde yüze, boyuna, üst kol ve gövdeye yayılır. Yüz ve boyundaki döküntüler birleşme eğilimindedirler. Hastalığın ağırlığı döküntünün yaygınlığı ile uyumludur. Solması da aynı şekilde olur. Döküntü oluştuktan sonra 3. günden itibaren solmaya başlamaktadır, solma esnasında geride esmerimsi bir renk bırakması ve deride un sürülmüşçesine bir pullanma yapması önemlidir. Lenfadenit (boyun lenf bezlerinde iltihaplanma), splenomegali (dalakta büyüme) ve mezenterik lemfadenopati (karın ağnsıyla birlikte) olabilir. Karaciğer tutulumu erişkinlerde sıktır. 18.3. Komplikasyonlar Kızamıkta sıklıkla orta kulak iltihaplanması görülür. Kızamıkta, daha öncesinden tüberküloz (Verem) geçirmiş hastalarda verem yeniden aktive olabilir. Süt çocuklarında, özellikle bakımsız ve zayıf çocuklarda bronşiyolit ve bronkopnömoni sık rastlanılan bir komplikasyondur. Pnömoni (Zatürre) ve bronkopnömoni az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde ölüme yol açan en önemli kızamık komplikasyonudur. Servikal lenfadenit (Boyun bölgesindeki lenf bezi iltihaplanmaları), antibiotik kullanımına bağlı olarak oldukça düşmüştür. Ensefalit (Beyin iltihabı) görülebilir. (Subakut sklerozan panensefalit; Kızamığın geç dönem bir komplikasyonudur.) 18.4. Tanı Klinik görünüm tipiktir. Nazal mukoza sürüntüsünde çok çekirdekli dev hücrelerin görülmesi Kültürde virüs izolasyonu İyileşme döneminde serumda tanısal antikor yükselmesinin belirlenmesi yeterlidir. 18.5. Tedavi Komplikasyon gelişmemiş bir çocukta tedavi semptoma yöneliktir. Fotofobi güçlü ışıkta artar, bundan kaçınmak gerekir. Yatak istirahatı, sulu ve yumuşak gıdalar yemesi önerilir. Göz kapakları ılık su ile temizlenir. Yüksek ateş durumunda ise, ateş düşürücü ajanlar verilmelidir. A vitamininin 200 000 Ul ağız yolu ile alınması,beslenme bozukluğu olan infekte çocuklarda yararlı olur. Ağır infeksiyonlarda intravenöz olarak verilen ribavirin de yararlı olabilir 18.6. Koruyucu Önlemler En etkili koruyucu önlem, her sağlıklı çocuğa kızamık aşısı uygulanması yolu ile olur. Not: Aşıların hangi tarihte yapılması gerektiğini, hesaplayıcılar bölümümüzden aşı testini seçerek öğrenebilirsiniz. (Bu bölümde çocuğunuzun doğum tarihini girerek, hangi ay ve yaşta hangi aşıları olacağını bulabilirsiniz.) Kızamık ile temas eden bir çocuk temastan sonra 1-2 gün içerisinde kızamık aşısı yaptırarak kızamıktan korunabilir. Bu önlemin alınamadığı durumlarda ise bulaşmanın ilk 6 günü içerisinde 0,4 ml/kg gamaglobülin uygulanabilir. 19. KABAKULAK Sıklıkla parotis (tükrük bezi) bezinin, daha nadir olarak diğer dış salgı bezlerinin, bazen de merkezi sinir sisteminin iltihabı ile oluşan ani gelişim gösteren, ateşli ve bulaşıcı bir viral enfeksiyondur. Her iki cinste de görülür. Kabakulağa yakalanan her 20 çocuktan 17’si on beş yaşından küçük çocuklardır. Daha çok kış sonu ve ilkbahar aylarında görülür. Gelişmiş ülkelerde kabakulağın görülme sıklığı aşılama ile azalmıştır. 19.1. Bulaşma Yolları Virüs ile direkt temas. Damlacık yolu ile solunan havadan veya hastanın tükrüğü ile kirlenmiş eşyadan olur. Hastalığın bulaşıcı olduğu dönem; Virüs parotis bezinin (kulak memesinin aşağısında çene kemiği altında yerleşim gösterir) şişmesinden 6 gün öncesinden 9 gün sonrasına kadar tükürükte saptanmakla beraber, bulaştırıcılık şişmenin 1 gün öncesinden 3 gün sonrasına dek sürer . Yaşamın ilk 6 ayında anneden geçen antikorlar bebeği bu hastalıktan korur. Kabakulak sonrasında yaşam boyu bağışıklık söz konusudur İnkübasyon süresi: (Hastalıkta virüs vücuda girdikten sonra arazların oluştuğu döneme kadar geçen süre) Genelde 16-21 gündür. 19.2. Klinik Belirti Ve Bulgular İnfeksiyon %30-40 herhangi bir bulgu vermeden seyreder, semptomlar ortaya çıkarsa; Ateş: 39-40 dereceye kadar çıkabilir. Kas ağrıları görülebilir. Baş ağrısı. Halsizlik ve tükrük bezlerinde 4-10 gün süren ağrı ve şişme olur. Şişme mandibula (çene kemiği) açısını örter, kulak memesini yukarı ve dışa iter. Genellikle tükrük bezlerinden ilk önce birisi, birkaç gün sonra ikincisi infekte olur ve şişer. Bazen ise şişme tek taraflı olabilir. Beze dokunulması ve ağzın açılması ağrıya neden olur. portakal ve limon suyu gibi tükürük salgısını artıran maddeler de aynı etkiyi yaratır. Şişme ve eritem Stensen kanalının çevresini de sarar. Çene altındaki diğer bezler de parotisin şişmesine eşlik edebilir. Sublingual (dil altı) bezler ise daha az tutulur. 19.3. Komplikasyonlar Orşit (Erkek Yumurtalarının İltihaplanması): Bu komplikasyonlar ergenlik çağındaki erkek çocukların ve erişkinlerin %15-35'inde ortaya çıkar, ender olarak ergenlik çağından önce görülür. Hastalığın ilk haftasının sonunda belirir. Hastaların %3'ünde çift taraflı tutulum görülür. Yumurtalar kırmızı, şiş ve duyarlıdır. Sekel olarak yumurtalarda atrofi (eriyip ufalma) sıktır, kısırlık ise seyrek olarak görülür. Menenjit ve ensefalit (beyin iltihaplanması): Vakaların yaklaşık %l0'dan fazlasında klinik olarak meningoensefalit görülebilir. Çocukluk yaşlarında daha sık görülür. Kabakulaktan 5-7 gün sonra ortaya çıkar. Erken görülen menenjit büyük olasılıkla beyinde doğrudan virüs infeksiyonuna bağlıdır. Pankreatit: Hafif dereceli pankreatit sıktır; Karın ağrısı, duyarlılık, titreme, ve kusma ile kendini gösterir. Kabakulakta klinik pankreatit olsa da olmasa da genellikle serum amilaz düzeyi yükselir. Pankreas yada tükürük bezi tutulumunun göstergesidir. Seyrek Görülen Komplikasyonlar: Bunlar arasında böbrek tutulumu, kalp kası tutulumu, sağırlık, kemik tutulumu, gözle ilgili komplikasyonlar sayılabilir. Anne karnındaki bebekte enfeksiyon: Gebelik döneminde annenin geçirdiği kabakulak enfeksiyonu sonucu bunun fetüse geçişi %5 kadardır. Bu olaya bağlı olarak çocukta zeka geriliği, kalp ve göz tutulumu gibi anormallikler bildirilmiştir. 19.4. Tanı Klinik belirti ve bulgular tanı konulmasında çok önemlidir. Serum amilazında yükselme tipiktir, ortaya çıkışı parotis bezinin şişmesiyle paralellik gösterir. Aynı zamanda tanı virüsün tükrük, idrar, beyin omurilik sıvısı yada kandan rutin viral kültürde izole edilmesiyle konabilir. Serumda kabakulak antikorlarında yükselme de tanısaldır. 19.5. Tedavi Destekleyici bakım dışında bir tedavisi yoktur. 19.6. Korunma Yolları Canlı atenüe kabakulak aşısı kabakulak vakalarının görülme sıklığını belirgin olarak düşürmüştür, 15 aylık çocuklara kızamık-kabakulak-kızamıkçık (MMR) aşısının bir parçası olarak uygulanması gerekir. Parotit ve meningo ensefalit koruyuculuğu yüksek olan kabakulak aşısının seyrek görülen komplikasyonudur. 20. VARİCELLA (SU ÇİÇEĞİ) Bu hastalığı yapan virüs Varicella-zoster virüsü’dür. Varicella çocukluk çağının son derece bulaşıcı bir hastalığıdır. Giriş göz konjuktivası yada üst solunum yolu iledir. Sıklıkla 5-10 yaş civarında görülmektedir. Ilıman iklimlerde 10 çocuktan 1 çocuk 10 yaşına kadar bu infeksiyonu geçirir. Mevsimsel olarak kış sonu ve ilkbahar aylarında görülme oranı daha yüksektir. Gebeliğinin ilk 3 ayında suçiçeği geçiren annelerin çocuklarında ilk yaşlarda zoster enfeksiyonu görülebilir.Gebeliğinin son dönemlerinde bu enfeksiyonu geçiren annelerde ise çocuk suçiçeği belirtileri ile doğabilir. 20.1. Bulaşma Yolları Doğrudan direkt temas Damlacık ve hava yolu ile olur. Virüs vücuda girdikten sonra hastalık oluşuncaya kadar geçmesi gereken kuluçka süresi 13 ile 23 gün arasıdır. Bulaştırma süresi döküntü başlangıcından 2 gün öncesinden tüm lezyonların kabuklandığı 7 gün sonrasına kadar olabilir. 20.2. Klinik Bulgular Döküntüler ortaya çıkmadan bir gün önce Ateş Halsizlik İştahsızlık çıkabilir. Döküntüler: Tipik döküntü küçük kırmızı nokta şeklinde lekelerdir, hızla kırmızı göbekli olmayan, oval ''göz- yaşı" şeklindeki su toplamış döküntülere dönüşür. Sıvı önce berrakken sonra bulanıklaşır sonra ülserleşir, kabuklanır ve iyileşir. Döküntüler yayılıma önce yüz ve saçların arasından başlayarak sonra tercihen sırt, göğüs, karın, kol ve bacaklara yayılır.Toplam 100 civarında lezyon bulunur ve aynı anda tüm lezyon şeki1leri bir arada görülebilir. Kaşıntı çoğunlukla vardır. Lezyonlar tüm müköz membranlarda (Ör: ağız mukozası, yanak, dudak, diş eti, genital organlar vs..) görülebilir. Döküntülerin görülme süresi ortalama 6 gün kadardır, kabuklanmalar ise 2 haftada düşer. Döküntünün derecesi ile ateş ve sistemik bulgular değişkendir Yaygın lemfadenopati (lenf bezi iltihaplanması) bulunabilir. 20.3. Doğumsal Su Çiçeği Gebe kadınlarda fetal varicella infeksiyonu sonucu düşük doğum ağırlığı, beyinde kortikal atrofi, nöbetler, zeka geriliği, gözde katarakt, mikrosefali, küçük intrakraniyal kalsifikasyonlar ve gövde yada ekstremitelerde tanısal skarlar, gelişme geriliği şeklinde görünüm ortaya çıkabilir. Doğumdan 5 gün öncesinden 2 gün sonrasına kadar suçiçeği geçiren annelerin bebeklerinde, transplasental antikor yokluğuna bağlı olduğu düşünülen ağır bir varicella sendromu gelişir. Bu bebekler olabildiğince çabuk zoster immün globulini (ZIG) ile tedavi edilerek infeksiyonlar önlenmeli yada hafifletilmelidir. 20.4. Komplikasyonlar Varicella yenidoğan1ar, erişkin1er ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler için daha ciddi bir hastalıktır . Deri lezyon1arının stafilokok yada streptokoklarla ikincil infeksiyonu en sık görülen komplikasyondur. Zatürre sağlıklı çocuklarda ender görülür, ancak sağlıklı erişkin ve bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerin %15-20'sinde oluşabilir. ►Kalp tutulumu, orşit (erkek yumurtası iltihaplanması) hepatit, ülseratif gastrit, böbrek tutulumu ve eklem tutulumu bu enfeksiyonu yapan virüsün diğer komplikasyon1arıdır. Varicella infeksiyounda Reye sendromu görülebilir , bu yüzden aspirin kullanılmamalıdır. Nörolojik sistem ile ilgili bir çok komplikasyona da sebep olabilir. Bağışıklık yetersizliği yada baskılanması olan çocuklarda ölümcül olabilir. Varicella için profilaksi veya tedavi yapılmamış lösemili çocuklarda ölüm oranı %l0'a yaklaşıktır. 20.5. Tanı Klinik belirti ve bulgular İçi sıvı dolu döküntülerden alınan sıvı veya kazıntının sitoloji ve elektron mikroskopik incelenmesi tanıda yardımcıdır. Döküntüden alınan sıvıda monoklonal antikorların immün floresansı ile varicella özgül antijeninin belirlenmesi yada akut ve konvalesan antikorda varisella zoster virüs antikoru aranması ile doğrulanabilir. 20.6. Tedavi Yolları Varicella'nın semptomatik tedavisinde aspirin dışı ağrı kesici ateş düşürücüler, soğuk banyolar ve hijyene dikkat edilmesi vardır. Bağışıklık sistemi baskılanmış kişilerde varicella tedavisinde intravenöz acyclovir etkilidir. 20.7. Korunma Yolları Birçok ülkede canlı, atenüe bir aşı kullanılmaktadır. Bu aşı, bazı bağışıklığı kırılmış olan çocuklar da dahil, herkes için güvenli görünmektedir . Pasif bağışıklık ağır hastalık riski taşıyan kişilerde temastan 4 gün sonrasına kadar kullanılabilen ZIG (zoster immun globülin) sağlanabilir. ZIG adayları arasında bağışıklığı kırılmış yada immün sistemi baskılanmış kişiler, doğumdan 5 gün önce yada 2 gün sonra su çiçeği başlayan infekte annelerin yeni doğan bebekleri, 7 aydan küçük prematüreler veya önceden su çiçeği geçirmemiş annelerin prematüre bebekleri ve varicella ile yakın temastaki 15 yaşından büyük çocuklar veya erişkinler bulunur. Tüm veziküller kabuklanana dek çocuklar okula gönderilmemelidir. Varicella nedeniyle hastaneye yatırılan çocuklar havalandırma sisteminin virüsü saçmasını önleyecek odalarda izole edilmelidir. 21. İSHAL Çocuğun dışkısının normalden daha sulu ve günde 3 defadan daha sık yapılması haline ishal denir. Sık ama normal kıvamda dışkılama ishal olarak kabul edilmemektedir. Ayrıca, anne sütü ile beslenen bebeklerin normalden daha sık dışkı yapabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Bunları ishal olarak değerlendirmemek gerekir. Özellikle 6 ay-2 yaş arasındaki çocuklarda sık görülmektedir. İnek sütü yada mama ile beslenen 6 aylıktan küçük çocuklar ishale normalden daha sık yakalanırlar. Bazen ani bir başlangıç gösterip birkaç gün içerisinde geçer iken bazen ise 15 günden daha fazla sürebilir. İshal kötü beslenen çocuklarda daha sık görülür ve daha ağır seyreder. Ayrıca ishalin kendisi de beslenme bozukluğuna neden olur. Daha önceden beslenme yetersizliği var ise, ishal bu olayı daha da kötüleştirir. Sonuç olarak beslenme yetersizliği hatta ölüme bile neden olabilmektedir. 21.1. Belirti Ve Bulgular Yumuşak, sıvı dışkılama (bu olaya bazen kan ve mukus da eklenebilir) vardır. Ateş Karın ağrısı ve şişkinlik Baş ağrısı İştahsızlık ve zayıflama Halsizlik Kusma Kas ağrısı Vücut normalde gereksinimi olan su ve tuzları, yiyecek ve içecekler yoluyla alır ve dışkı, idrar, terleme ve solunum yoluyla dışarı atar. Hasta ne kadar çok sulu dışkı yaparsa o kadar fazla su ve tuz kaybeder. İshalle birlikte görülen kusma da bunu arttırır. Sıcak havalarda ve ateşin yüksek olduğu durumlarda sıvı ve tuz kaybı daha fazla olmaktadır. 21.2. Hangi Durumlarda Evde İshal Tedavisi Uygulanabilir? Kusma yok yada çok az ise Su içebiliyor ve susuzluğu yok ise Genel durumu iyi ise Sulu dışkılama sayısı günde 4' den az ise 21.3. Tedavi Yolları 1.) Yapılacak en acil şey, çocuğunuza bol sıvı vermektir. Bu durum; ishali durdurmak için değil, kaybolan suyu yerine koymak içindir. Her ishalli dışkılamadan sonra ne kadar sıvı verilmelidir? 2 yaşının altındaki çocuklara yarım ile bir çay bardağı 2 yaşından büyüklere yarım ile bir su bardağı Daha büyük çocuklara içebildiği kadar sıvı verilmelidir. 2.) Çocuğun beslenmesine devam edilmelidir. İshali olan çocuğa yemek vermemek veya az vermek beslenme yetersizliğine neden olur, yada beslenme yetersizliği varsa daha da kötüleşir. Eğer bebek meme emiyor ise, yapılabilecek en iyi şey, daha sık emzirmektir. Anne sütü almayan bebeklerde her zamanki mamasına daha sık olarak devam edilir. Şiddetli ishallerde, kaybedilen sıvı ve minerallerin yerine konması amacıyla, tuz-şeker çözeltisi (ORS) içirin. Bu çözeltiyi “Sağlık ocakları veya ana çocuk sağlığı merkezinden” ücretsiz alabilirsiniz. 6 aydan büyük ve katı gıda alan çocuklara süte ek olarak sebze, hububat ve diğer gıdalar verilir. Yoğurt, patates püresi, iyi pişmiş yağsız et, pirinç lapası, balık gibi yüksek enerji ve protein içeren yiyecekler, şeftali, elma püresi ,taze meyve suları ve muz gibi potasyumdan zengin besinler tercih edilmelidir. Çocuk her 3-4 saatte bir beslenmelidir. Bir anda aşırı gıda alımı zararlı olabilir. 21.4. Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalıdır? Aşırı susama Kusma ile aşırı sıvı kaybı Çökmüş gözler, bıngıldakta çöküklük Cildi iki parmak arasında sıkıp bırakınca eski haline dönmemesi İştah azlığı ve az su içme Yüksek ateş Dışkada kan görülmesi 3-4 gün içinde iyileşme olmaması halinde. Dışkılama sayısında artma 21.5. İshalden Korunmak İçin Nelere Dikkat Edilmelidir? Bebeklere ilk 6 ay sadece anne sütü verilmelidir. Anne sütü almayan bebeklere mama biberonla değil, kaşıkla verilmelidir. İçme suyu temiz olmalıdır, klorlu değilse kaynatarak içilmelidir. Bayat-bekletilmiş yemek verilmemelidir. Sebze ve meyveler yenmeden önce temiz su ile iyice yıkanmalıdır. Tuvaletler temiz ve sağlıklı olmalı, eller tuvaletten sonra ve yemekten önce mutlaka sabunla yıkanmalıdır. Çöpler ağzı kapalı kaplarda toplanmalıdır. Sineklerle mücadele edilmelidir. 22. KIZIL Kızıl hastalığı A grubu beta hemolitik streptokokların neden olduğu döküntülü bir hastalıktır. 3 yaşından küçüklerde genellikle nadir olarak görülür. Mikrop vücuda girdikten sonra hastalık ortaya çıkması için gereken süre 1gün ile 1 hafta arası değişmektedir. Bulaş çoğunlukla solunum yolu iledir, ancak bazen streptokokların giriş yeri yara, yanık veya başka bir deri enfeksiyonu olabilir. 22.1. Klinik Bulgu Ve Belirtiler Ani başlayan ateş Boğaz ağrısı Baş ağrısı Yutma güçlüğü Döküntü Ani başlayan ateş: İkinci gün en yüksek değerine yükselir ve kontrol altına alınmaz ise tehlikelidir (febril konvülziyon vs açısından) 5-7 gün sonra normale iner. Hafif olarak bu hastalığı geçiren vakalarda ateş düşük olabilir. Nabız ateş yüksekliği ile beraber hızlı iken ateş normale inince oda normale iner. Boğaz ağrısı Baş ağrısı Yutma güçlüğü Döküntü: Bu belirtilerden 1-2 gün sonra ortaya çıkar. Döküntünün özellikleri şöyledir: Enantem: Döküntüler ilk olarak bademcik, farinks dil ve damaktan başlar. Ağız içi ve yanaklar aşırı derecede kırmızıdır. Ağır vakalarda bademcik dokusunun üzeri ülsere lezyonlar ile kaplanır. Dilin üzeri ilk iki gün beyaz pas ile kaplı olup, dil ucu ve kenarları kırmızıdır. Ancak ilerleyen dönemde dil üzerindeki papillalar kırmızı ve belirgin duruma gelir. Bu duruma “ beyaz çilek dili” denir. 4 ve 5. günlerde beyaz pas rengi geçerek kırmızı zeminde belirgin papillalar görülür bu duruma ise “kırmızı çilek dili” ismi verilir. Damağın ise üzeri küçük nokta şeklinde serpilmiş kanama odacıkları ile kaplıdır. Egzantem: Vücut döküntüleri başlangıç belirtilerinden 12-48 saat sonra belirir. Döküntü ilk olarak koltuk altı, kasık ve boyundan başlamaktadır. Deride kırmızı zımparakağıdı görünümü söz konusudur. Kısa sürede genelleşir. Döküntü genellikle yüzde yoktur. Alın ve yanaklar parlak kırmızı renktedir ve ağız etrafı soluktur. Koltuk altı, kasık, parmak kıvrımları, dizin arka kısmındaki eklem çukurunda, deri büklümlerinin olduğu yerlerde ve basınç gören vücut bölgelerinde döküntü daha fazladır. Bunlar bazı bölgelerde yoğunlaşarak enine çizgilenmeler gösterir. “pastia çizgileri” İlk 5 gün içerisinde deri düz bir cisim ile çizilirse 1-2 dk kadar süren beyaz bir çizgi ortaya çıkar. “dermographismus albus” Döküntünün en karakteristik bulgularından birisi ise soyulmadır. Döküntü başlangıcından 3-4 gün sonra solmaya başlar, üçüncü haftada ise soyulma çok belirginleşir ve deri lameller şeklinde kalkar. Pullanma şeklinde soyulma ilk önce yüzden başlar, sonra gövde, kol ve bacaklarda oluşur. Kalın büyük lameller şeklinde deri kalkar. El ve ayaklar en son soyulan bölgelerdir. 22.2. Tanı Tanı öncelikle klinik bulgulara dayanır. Ancak kesin tanı mikroorganizmanın izolasyonu (boğaz kültürü) ve immunolojik yanıtın pozitifliği ile kesinleşir. ASO, Anti-DNAaz vs…) 22.3. Tedavi Yolları Streptokok enfeksiyonlarının tedavisi için seçilecek antibiotik penisilindir. Ancak penisiline alerjisi olan çocuklarda Eritromisin, Linkomisin veye klindamisin kullanılabilir. Not:Tedavi ancak ve ancak bir hekim muayenesi sonucu onun vereceği reçeteye uygun olarak uygulanmalıdır. 22.4. Korunma Yolları Hastalıktan korunma özellikle Romatizmal Ateşi önlemek amacı için gereklidir. Hasta çocuk 7 gün izole edilmelidir. Daha önce bir romatizmal ateş devresini geçirmiş kimselerde günlük ağızdan yada aylık olarak IM (iyne ile kas içerisine) uzun etkili penisilin verilmesi ile streptokok enfeksiyonlarının birçoğunun oluşumu ve de tekrarı engellenmiş olur. 23. AŞILAMA TABLOSU VE YENİ AŞILAR Aktif immünizasyon, mikroorganizmanın tamamının veya belirli işlemlerden geçmiş parçalarının canlılara verilmesi ile onlarda önemli bir sorun oluşturmadan, doğal immün cevaba benzer cevap alınmasıdır. Bu cevap ile koruyucu hümoral ve sellüler immünite oluşturulur. Böylece ya hayat boyu yada kısmen koruyucu olacak veya belirli aralıklarla tekrarlanma ile koruyucu immünite devam ettirilir. Ülkemizde halen rutin uygulanan aşı programı Tablo 1’de gösterilmiştir. Sağlık Bakanlığının finansman eksikliğinden dolayı şu anda bu tablodaki HepB ve Trimovax aşıları ücretsiz aşı programında değildir. Halen rutin programda olan bu aşılar dışında Varisella, Kuduz ve Hib aşıları istek ve duruma göre çocuklara uygulanmaktadır. Amerikada ki rutin programda Varisella ve Hib aşıları da uygulanmakta olup varisella için 12-18 ay arasında bir kez, şüpheli gurupta 11-12 yaşda rapel, Hib aşısı için ise 12-15 ayda bir kez yapılması önerilmektedir. Yine Amerika’da seçilmiş bölgelerde Hep A aşısı 24 ay ile 11-12 yaş arasında yapılmaktadır. Yukarıdaki rutin aşı programının dışında kalan bazı yeni aşılar için burada bilgi verilecektir. 23.1. Pnömokok Aşıları S. pnömonia veya pnömokokus’a karşı hazırlanmıştır. Bu organizma çocukluk çağında, adölasan ve adult dönemde ÜSYE ve hayatı tehdit eden invazif enfeksiyonların en önemli nedenlerinden biridir. Menenjit, bakteriyemi, pnömoni, septik artirit, osteomiyelit, akut otitis media, sinüzite neden olur. Aşılar tip I, II, V, VII kapsüler polisakkaride karşı pürifiye edilerek hazırlanmıştır. İnfantlarda hastalık yapan 6A, 14, 23 F’e karşı immünetenin zayıf oluşması nedeni ile 24 ayın altında yapılması önerilmemektedir. Bu gurupta kullanılabilecek konjuge aşılar halen faz 1 ve faz 2 düzeyinde çalışma aşamasındadır. Pnömokok aşısının endikasyonları Tablo 2’de görülmektedir. Pnömokok aşısı taşıyıcılık durumunda veya otitis mediaya karşı oluşacak etki azlığı nedeni ile Hib aşısı ile konjüge edilebilir yada aynı anda uygulanabilir. Aşının uygulanması intramuskuler yada subkutan olarak 0. 5 ml ve tek doz olarak uygulanır. Aşı uygulananlarda yaklaşık 48 saat içinde lokal bulgular ve hafif sistemik ateş, miyalji olabilir. Ağır sistemik reaksiyonlar (anaflaktik reaksiyonlar, Guillain-Barre sendromu) nadiren bildirilmiştir. Koruyuculuğu yaklaşık % 80 civarındadır. 23.2. İnaktif Polio Aşıları (IPA) Klasik IPA 1950’li yıllardan beri kullanılmaktadır. 1960’ lı yıllarda yerini OPA ya bırakmakla birlikte 1995 yılından itibaren Amerika’da özellikle geliştirilen yeni tipi kullanılmaya başlanmıştır. Bu tipe karşı, 2. dozdan sonra % 99-100 oranında immünite sağlandığı gösterilmiştir. Polio aşısı için üç tip program önerilmektedir. Bu programlar Tablo 3’de gösterilmiştir. Sadece IPA’ nın önerildiği kişiler; immünkompromize veya evlerinde immünkompromize kişilerin olduğu bilinen vakalardır. Adölasan veya endikasyonu olduğu bilinen yetişkinlerde IPA uygulanmalıdır. Sistemik immünizasyonu OPA ile aynıdır. Ancak maddi olarak yük getirmektedir. Aşı yapıldığında barsak yolu ile sekonder geçişi olmadığı için OPA’ ya üstünlüğü mevcuttur. Halen sokak virusu yaygın olarak bulunan Ülkemizin de içinde bulunduğu birinci gurupta Afrika ve Asya’nın bir kısmındaki ülkelerle birlikte polio eradikasyonu için OPA uygulanması önerilmektedir. 23.3. Asellüler Boğmaca Aşısı Bu aşıda Pertusis toksini inaktive edilmiştir. Bunun yanında üç tane proteini de içerir. Bunlar; FHA (filamantous hemaglutinin), PRN (pertactin), FIM (fimbrial agglutinojenler) dir. Sellüler boğmaca aşısının koruyuculuğunun % 96-98 olmasına rağmen bazı dezavantajları nedeni ile asellüler aşı geliştirilmiştir. Bu dezavantajlar Tablo 4’de gösterilmiştir. Bu yan etkiler olduğunda asellüler boğmaca aşısı kullanılmaktadır. Aşı pahalı olduğu için ABD dahil bir çok ülkede rutin uygulamada kullanılmamaktadır. 2, 4, 6 aylar ve 15-18 aylarda uygulanan aşı 4-6 yaş arasında tekrarlanmaktadır. Türkiyede yapılan bir çalışmada 3, 4 ve 5. aylarda uygulanmasından sonra % 97-100 arasında koruyuculuğu gösterilmiştir. Bu aşının uygulanamaması için aşı sonrası ensefalopati olması ve anaflaksi önemli kontendikasyonlardır. Anaflaksi olduğunda DtaB’nın hangi kompenentine karşı olduğu bilinemiyeceği için aşı bir daha yapılamaz. Bu aşıların yapılması önemli ve gerekli olduğu için allerji merkezinden yardım alınabilir. Ensefalopati ve 24 saatte düzelmiyen konvülsiyonlar için aşının yapılmaması önerilmemektedir. 24 saatte düzelen konvülsiyonlarda aşının yapılmasında sakınca yoktur. 23.4. Hemofilus İnfluenza Tip B (Hib B) Aşısı Hib B 6 yaşından küçük çocuklarda çok sayıda hastalığın nedenidir. Sistemik aşı uygulama programından önce ilk sırada bakteriyel menejit nedeni olarak anılırken rutin programların yapıldığı ülkelerde arka sıralara gerilemiştir. Korunmada esas önemli antijenik yapının PRP olduğunun anlaşılmasından sonra bu antijene karşı oluşan antikorların; komplemanı aktive ettiği, bakterisidal olduğu, opsonofagositik olduğu ve klinik olarak koruyucu olduğu gösterilmiştir. Bu aşı diğer polisakkarid aşılarda olduğu gibi 2 yaşından küçük çocuklarda immünojenik ve koruyucu değildir. 2 yaşın üzerinde ise oldukça immünojenik ve korucudur. Ancak yaklaşık 1. 5 yıl sonra koruyuculuk azalmakta ve maalesef yapılan rapel doz koruyuculuğu artırmamaktadır. Hastalanan gurubunun yaş sınırlarının 2 yaştan önce olması ve koruyuculuk süresinin kısa olması nedeni ile konjüge aşılar geliştirilmiştir. Konjüge-PRP aşıların rutin aşı programında DBT, polio ve Hep-B ile uygulanması hem maliyeti azaltmış hemde aşıya uyumu arttırmıştır. Önerilen aşı uygulama dönemi konjüge aşı için 2, 4, 6 aylardır. Bir yıl sonra 1 doz rapel önerilmektedir. 1- 5 yaş arasında tek doz aşı önerilir. Ağır Hib B enfeksiyonu geçiren hastalarda, asplenik ve orak hücreli anemisi olan hastalarda önerilir. 23.5. Varisella Aşısı Varisella Zoster virusu suçiçeği ve Herpes Zostere yol açan virustur. Bu hastalıkların kalp, böbrek ve diğer organlarda yol açtığı yan etkiler bilinmektedir. Bu nedenle Japonlar tarafından geliştirilen varisella aşısı hastalığa karşı ilk bir yıl içinde % 100 korumaktadır. Çocuk daha sonra varisella geçirse bile hastalık hafif klinik bulgularla gitmektedir. Varisella aşısı MMR aşısı ile aynı zamanda, farklı bölgelerden uygulanabilir. Eğer aynı zamanda yapılmayacaksa iki aşı arasında 1 ay olmalıdır. Diğer aşılarla uygulanması immün cevabı etkilememektedir. Tek doz olarak ve intramuskuler olarak önerilir. 12-13 yaşlarda hastalığı geçirmemiş veya aşılanmamış çocuklarda bir doz olarak aşı yapılması önerilmektedir. Yan etkileri çok azdır. Aşıdan bir ay sonraki süre içinde vakaların %7 sinde makülopapüler yada veziküllü-büllü döküntü görülebilir. Konjenital immün yetmezliği olan, ağır hasta olan ve steroit kullanan kişilerle lösemili vakalarda önerilmemektedir. 23.6. İnfluenza Aşısı İnfluenza ani gelişen titreme ile birlikte ateş, başağrısı, halsizlik, miyalji ve kuru öksürük ile karekterize bir hastalıktır. Bu bulguları takiben boğaz ağrısı ve nazal konjesyon da olabilir. Virusun A, B, C, D olarak adlandırılan dört farklı özellik taşıyan tipi vardır. Bu nedenle aşı hangi antijenik özellikte hazırlanacağı her yıl WHO tarafından belirlenmektedir. Aşı inaktif ve aktif olarak hazırlanmıştır. Ülkemizde inaktif formu bulunmaktadır. Her yıl, o yıl dolaşımda olması muhtemel aşı kış başında uygulanmaktadır. Aşı yüksek derecede saflaştırılmış, noniffeksiyöz hale getirilmiş ve yumurtadan üretilmiştir. 13 yaş altı çocuklara febril yan etkileri en aza indirmek amacı ile split aşılar uygulanır. 9 yaşa kadar, daha önce aşılanmamış çocuklarda etkin bağışıklık sağlamak için bir ay ara il 2 kez, 9 yaşın üzerindeki çocuklarda tek doz önerilir. Aşının yapılması önerilen risk gurubu Tablo 5’de gösterilmiştir. 23.7. Hepatit A (HAV) Aşısı Hepatit A hastalığının etkeni olan virus pikornaviruslardan heparna virus ailesinin tek üyesi olan hepatit A virusudur. Hastalığın yaş küçüldükçe semptom gösterme oranı azalmaktadır. Hepatit B’ de görülen kronikleşme Hepatit A’ da azdır. Hatta kolestatik hepatit dışında yoktur. Ancak nadir görülmesine rağmen fulminan tipleri nedeni ile aşı geliştirilmiştir. Hazırlanan aşı intramuskuler olarak 0, 1, 6 aylarda yetişkinlerde 720, çocuklarda 360 Eu olarak uygulanmakta ve koruyuculuğu % 88-100 olarak bildirilmektedir. 0, 1 ve 12 ay olarak uygulanan şemaların koruyuculuğunun daha yüksek olduğu bildirilmektedir. Son yıllarda yapılan çalışmalarda ise aşının 0, 6 yada 0, 12 ay gibi iki kez uygulanmasının yeterli immüniteyi oluşturduğu bildirilmiştir. Etkin immünitenin yaklaşık 20 yıl devam ettiği yapılan çalışmalarla ortaya konmuştur. Halen Amerika’ da endemik bölgelere seyahat edenlere immünitesine bakılmaksızın aşı uygulaması yapılmaktadır. Bilinen aşı yan etkisi olarak: bir gün kadar sürebilen aşı yeri lokal bulguları ve hafif sistemik yan etkilerdir. Yapılması önerilen risk grupları Tablo 6’da gösterilmiştir. 23.8. Meningokok Aşıları Neisseria Menengitidis hem endemik hemde epidemik bölgelerde invazif hastalıkların nedeni olarak karşımıza çıkmaktadır. Hib-B nin rutin olarak yapıldığı ülkelerde menejitin etyolojik ajanların içinde ilk sırada anılmaktadır. İnvazif hastalığa neden olan bir çok serogrubu olan gram negatif bir diplokoktur. Aşı A, C, Y, WW-135 serotiplere karşı olarak geliştirilmiştir. Ancak ülkemizde hangi suşların hastalığa neden olduğuna dair yapılmış henüz bir çalışma yoktur. Aşının önerilen şekli 0. 5 ml, tek doz ve subkutan olarak verilmesidir. İlk yıl içinde % 85-100 immünizasyon sağlar. Bir yıldan sonra etkinliği % 10 lara kadar düşmektedir. Genel kullanımda 2 yaş üzerine uygulanmaktadır. Zorunlu durumlarda 3 aylık çocuklarada yapılabilir. Ancak bu kısa süreli koruma sağlıyabilir. Uygulanması önerilen grup Tablo 7’de verilmiştir. Son yıllarda kombine aşı geliştirme çabaları artmıştır. Aşının uygulanabilirliği, tek enjeksiyonla verilebilen aşı sayısının daha fazla olması, hasta vizit sayısının azaltılmış olması, maliyetinin düşürülmüş olması, aşının korunmasındaki kolaylık bu yolun seçilmesindeki başlıca nedenlerdir. Bu aşılar Tablo 8’de görülmektedir. Aşı programı devamlı değişebilmektedir. Bu düzen önümüzdeki dekatlarda süratle değişecektir. Örneğin yeni hazırlanmakta olan Lyme Hastalığı’na karşı aşı programda önümüzdeki günlerde yer alacaktır. Ya da yenilebilir bitki aşıları önem kazanacaktır. FDA 1999’da Lyme’ı kabul etmiş ve 15 yaşın altındaki çocuklara önermektedir. Tablo 1: Ülkemizde Uygulanan Aşı Programı Takvim DBT Polio BCG Hep B Kızamık Trimovax Doğum ü 1. Ay ü 2. Ay Ü ü ü 4. Ay Ü ü 6. Ay Ü ü ü 9. Ay ü 15. Ay ü 18. Ay ü Tablo 2: Pnömokok Aşısı Endikasyonları • Kesin § Aspleni § Kr. KVS hastalıkları § Kr. AC hastalıkları § DM • Önerilebilir § Kr. KC hastalıkları § BOS kaçakları • Düşünülebilir § Alaskalı ve bazı Hind-Amerikalı’lar Tekrarlayan akut otitis media Tablo 3: Polio Aşı Şemaları IPA-OPA ardışık 2. Ay IPA 4. Ay IPA 12-18. Ay OPA 4-6 Yaş OPA Sadece OPA 2, 4, 6, 18. Ay ve 4-6 Yaş Sadece IPA 2, 4, 12-18. Ay ve 4-6 Yaş Tablo 4: Sellüler boğmaca aşısının dezavantajları • Lokal etkiler (ağrı, kırmızılık, şişlik) • Ateş, anoreksia • Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş, hipotoni-hiporesponsif episod Akut ensefalopati, ateşli konvülsiyon Tablo 5: İnfluenza aşısı için risk grupları • Astma veya Kr. AC hastalıkları • Kr. KVS hastalıkları • İmmünosüpresif hasta ve tedavi alanlar • HIV infeksiyonu • Orak hücreli anemi Uzun süreli aspirin alanlar Tablo 6: Hepatit A aşısı risk grupları • Çocuk bakım evlerinde kalan ve çalışanlar • MR hastaların bakıldığı merkezde kalan ve çalışanlar • Kr. KC hastalığı olanlar ve sık infüzyon alanlar • Sağlık personeli Akut hepatit A’lı hastaların evinde yaşayanlar Tablo 7: Meningokok aşısı için risk grupları • Geç kompleman eksikliği • Anatomik veya fonksiyonel aspleni • Araştırma veya sanayii lab. çalışanları Hastalığın epidemik yada endemik olduğu bölgelere gidenler 23.9. Rutin Aşı Tablosu 23.9.1 Kombine Aşılar n DBT-Hib n DBT-IPV n DBT-IPV-Hib n HB-Hib n HA-HB n DaBT-IPV n DaBT-HB n DaBT-Hibn n DaBT-IPV-Hib n MMR-V İNFLUENZA AŞISI İÇİN RİSK GRUPLARI n Astma veya Kr. AC hastalıkları n Kr. KVS hastalıkları n İmmünosüpresif hasta ve tedavi alanlar n HIV infeksiyonu n Orak hücreli anemi n Uzun süreli aspirin alanlar Sellüler Boğmaca Aşısının Dezavantajları n Lokal etkiler (ağrı, kırmızılık,şişlik) n Ateş, anoreksia n Durdurulamayan ağlama, yüksek ateş, hipotoni-hiporesponsif episod n Akut ensefalopati, ateşli konvülsiyon Polio Aşı Şemaları Pnomokok Aşı Endikasyonları n Kesin n Aspleni n Kr. KVS hastalıkları n Kr. AC hastalıkları n DM n Önerilebilir n Kr. KC hastalıkları n BOS kaçakları n Düşünülebilir n Alaskalı ve bazı Hind- Amerikalılar n Tekrarlayan akut otitis media HAV AŞISI İÇİN RİSK GRUPLARI n Çocuk bakım evlerinde kalan ve çalışanlar n MR hastaların bakıldığı merkezde kalan ve çalışanlar n Kr. KC hastalığı olanlar ve sık infüzyon alanlar n Sağlık personeli n Akut hepatit A’lı hastaların evinde yaşayanlar MENİNGOKOK AŞISI İÇİN RİSK GRUPLARI n Geç kompleman eksikliği n Anatomik veya fonksiyonel aspleni n Araştırma veya sanayii lab. çalışanları n Hastalığın epidemik yada endemik olduğu bölgelere gidenler ay 1.ay 2.ay 3.ay 4.ay 6.ay 9. ay 12. ay 15. ay 18. ay 5-6 yaş Hepatit B Hepatit B Difteri Tetanoz Boğmaca Çocuk felci Hemofilus influenza Hepatit B BCG (Verem) Difteri Tetanos Boğmaca Çocuk felci Hemofilus influenza Difteri Tetanos Boğmaca Çocuk felci Hemofilus influenza Kızamık Hepatit B Kızamık Kızamıkçık Kabakulak Difteri Tetanoz Boğmaca Hemofilus influenza Oral Çocuk felci Difteri Tetanoz Oral Çocuk felci BCG(Verem İÇİNDEKİLER 1. AĞIZ İÇİ İLTİHABI 1 2. ALERJİ 1 3. ANEMİ (KANSIZLIK) 2 4. ANJİN 3 4.1. Bademcik İltihabı (Anjin) 4 5. BAĞIRSAK ASALAKLARI 5 5.1. Bağırsak Asalaklarının Tedavisi 6 6. BOĞAZ AĞRISI 7 6.1. Boğaz Ağrısı (Boğaz İltihabı) 8 6.2. Boğmaca 8 7. GAZ ŞİŞKİNLİĞİ 10 8. KANSIZLIK 11 9. KONUŞMA BOZUKLUKLARI 11 10. KUSMA 12 11. MENENJİT (BEYİN VE OMURİLİK ZARI İLTİHABI) 12 12. ORTAKULAK İLTİHABI 13 13. ÖKSÜRÜK 14 14. SAMAN NEZLESİ 15 15. SOĞUK ALGINLIĞI 16 16. TOMBULLUK 18 17. YATAĞI ISLATMA 19 18. KIZAMIK 20 18.1. Hastalıkla Bulaşma 21 18.2. Belirti Ve Bulgular 22 18.3. Komplikasyonlar 23 18.4. Tanı 23 18.5. Tedavi 23 18.6. Koruyucu Önlemler 24 19. KABAKULAK 24 19.1. Bulaşma Yolları 25 19.2. Klinik Belirti Ve Bulgular 25 19.3. Komplikasyonlar 26 19.4. Tanı 27 19.5. Tedavi 27 19.6. Korunma Yolları 27 20. VARİCELLA (SU ÇİÇEĞİ) 27 20.1. Bulaşma Yolları 28 20.2. Klinik Bulgular 28 20.3. Doğumsal Su Çiçeği 29 20.4. Komplikasyonlar 29 20.5. Tanı 30 20.6. Tedavi Yolları 30 20.7. Korunma Yolları 30 21. İSHAL 31 21.1. Belirti Ve Bulgular 31 21.2. Hangi Durumlarda Evde İshal Tedavisi Uygulanabilir? 32 21.3. Tedavi Yolları 32 21.4. Hangi Durumlarda Hekime Başvurulmalıdır? 33 21.5. İshalden Korunmak İçin Nelere Dikkat Edilmelidir? 33 22. KIZIL 34 22.1. Klinik Bulgu Ve Belirtiler 34 22.2. Tanı 36 22.3. Tedavi Yolları 36 22.4. Korunma Yolları 36 23. AŞILAMA TABLOSU VE YENİ AŞILAR 36 23.1. Pnömokok Aşıları 37 23.2. İnaktif Polio Aşıları (IPA) 38 23.3. Asellüler Boğmaca Aşısı 38 23.4. Hemofilus İnfluenza Tip B (Hib B) Aşısı 39 23.5. Varisella Aşısı 39 23.6. İnfluenza Aşısı 40 23.7. Hepatit A (HAV) Aşısı 40 23.8. Meningokok Aşıları 41 23.9. Rutin Aşı Tablosu 43 23.9.1 Kombine Aşılar 43 TABLOLAR LİSTESİ Tablo 1: Ülkemizde Uygulanan Aşı Programı 42 Tablo 2: Pnömokok Aşısı Endikasyonları 42 Tablo 3: Polio Aşı Şemaları 42 Tablo 4: Sellüler boğmaca aşısının dezavantajları 43 Tablo 5: İnfluenza aşısı için risk grupları 43 Tablo 6: Hepatit A aşısı risk grupları 43 Tablo 7: Meningokok aşısı için risk grupları 43 Konu Cloud tarafından (08-03-2008 Saat 00:58 ) değiştirilmiştir.. | |
| | |
| | #2 (permalink) |
|
__________________ My World is only Mâgï©£óvєя's ![]() Mâgï©£óvєя (мê) Mâgï©£óvєя's (мץ [̲̅ə̲̅٨̲̅٥̲̅٦̲̅]) ﮓєиι cσк ѕєνιуσяυм кαятαиєм мя§. мâgï©£óvєя's Sauwah w'ana mashi layali Sauwah w'la dharee bhali Sauwah elforaah eya ghali Sauwah aih elli gharali | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| cocuk, hastaliklari |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |