Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu

 

Beyazperde deki Türkiye

Yerli - Yabancı Film Tanıtımları icinde Beyazperde deki Türkiye konusu , Beyazperded eki Türkiye “Toplumlar da insanlar gibi doğarlar ve ölürler” (Hegel) ; doğumuyla ölümü arasındaki süreçte de değişime uğrarlar. Tıpkı toplum gibi, toplumun aynası niteliğinde olan sinema da bu değişimden ...


Geri Dön   Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu > Kültür & Sanat > Beyaz Perde > Yerli - Yabancı Film Tanıtımları

Kayıt ol Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 29-08-2008, 06:06   #1 (permalink)
Standart Beyazperde deki Türkiye

Beyazperded eki Türkiye


“Toplumlar da insanlar gibi doğarlar ve ölürler” (Hegel) ; doğumuyla ölümü arasındaki süreçte de değişime uğrarlar. Tıpkı toplum gibi, toplumun aynası niteliğinde olan sinema da bu değişimden nasıbini alır. Türk Sineması da Türkiye ile bağlantılı bir değişim sürecindedir.

1946’da çok partili düzene geçişle demokratikleşme süreci başlarken , bu süreç üç askeri müdahale ile dönüm noktasından geçer. Bu sırada da Türk Sineması bazen inişlere, bazen çıkışlara sahne olan bir grafik çizmiştir. Özellikle 1970-1990 arası dönemde planlandığının aksine, gündemin öncüsü olan ve gündemi etkileyen bir sanat dalı değil, gündemin arkasından gelip onun tarafından etkilenen bir eğlence aracıdır. Birazdan açıklanacağı üzere, bu yüzden 70 ve 90 arası yıllar “İç politika, Dış Politika, Toplum, Sinema” dörtlüsünün etkileşiminin en net göründüğü yıllardır.

70’ler Yeşilçam’ın dönemi olmuştur. Yeşilçam, Beyoğlu’nda dönemin yapımcılarının ofislerinin yer aldığı bir sokaktan adını almış, dönemin popüler sinema anlayışı olmuştur. 60-70’lerde yıllık 200 filmlik üretimle (Hatta 1972’de 301 film çevrilmiştir) dünyada en çok film yapan ülke sinemaları arasındadır. Bu süreç, Nigar Bösteki’nin de belirttiği üzere Türkiye’de kapitalizmin yükselişiyle liberalizmin benisenmesi ile kızışan rekabet ortamı, eğlence sektöründeki indirim ve televizyonun henüz yayılmamış olmasının sonucudur.

Toplumsal romantik bir akım olan Yeşilçam’ın uzamı iki toplumsal çevredir: kent ve köy. Genelde kent, imge haline gelen İstanbul’dur. 1950’lerden beri İstanbul, Anadulu’dan çok farklı kültür ve sınıflardan insanın yerleştiği, sürekli iç göç alan bir şehirdir. Türkiye’nin mozaik kültür ve sınıf yapısını bünyesinde toplamış küçük bir Türkiye modelidir. “İstanbul, hızlı kentleşmenin, burjuvazinin yükselişi ile işçi hareketlerinin, uluslararası sermayenin gelişinin, zenginliğin ve aynı zamanda yoksulluğun, büyüyen tüketim arzusunun en yakın tanığı olmuş bir metropoldür.”(Nejat, Gecekondulaşma ve Arabesk başlığı)

İstanbul’un liberal ekonomisi ve kapital toplumu bir kurtlar sofrası, hem büyük tehlikler, hem de büyük fırsatlar içeren bir kumardır. Ezen güçlenirken, ezmeyen ezilir.

Bununla beraber Yeşilçam, toplumsal diyalektik üzerine kuruludur. ‘Sınıf atlama’ tezi, ‘Yozlaşma’ antiteziyle ‘Modernleşmeyle yitirilen değerler’ sentezinde birleşir. Yeşilçamın toplumsal eleştirilerinin başında bu diyalektik vardır. Namuslu, ‘fakir ama gururlu’ gençlerin sınıf atlama istekleri onaylanırken, ‘zengin ama yozlaşmış’ üst tabaka yargılanır. Bu iki grubun çatışması Yeşilçam’a yansırken, toplumunun etkilediği sinema döner dolaşır ve gelip toplumu etkiler; arada yeni bir sınıf oluşturur. Zenginler, değerlerindeki yoksulluğu farkına varırken, yoksullar da sınıf atlama konusuna sıcak bakmaya başlarlar. İstanbul’un aldığı iç göçler hızlanırken, İstanbul’a göç edip batının zenginliğiyle doğunun kültürünü birleştirmeye çalışanlar da çoğalır. Böylece hem sinema hem de kültür, yeni bir kelime doğurur: Arabesk.

Arabesk, aynı zamanda Doğu ve Batının sentezini yapmaya çalışan dış politikanın da aynası niteliğindedir; ne yazık ki bu sentez yeterince bilinçli yapılamadığı için sağlıksız sonuçlar doğurur. Çarpık kentleşme, gecekondulaşma ve banliyöler döneme damgalarını vurarken bu duruma yönelik bir iç politika izlenmeye başlanmıştır. Her seçim öncesi rahatça gözlemlenebileceği üzere, rant ödeyemediği için hazine arsasını kullanan insanlara “Ben af çıkartacağım, bu evler sizin olacak...” diye vaatlerde bulunulurken, çoğu seçmen “Halkı muhtaç kıl ki, yardımına muhtaç olup oy versinler” mentalitesiyle hareket etmiştir.

Bu dönemle beraber 1980’e kadarki dönemin çalkantıları, endüstürileşememenin sıkıntısı ve güvensizlik ortamı Türk Sinemasına da yansımıştır. Konuda toplumsallıktan bireyselliğe geçiş yapan Türk sineması, toplum gibi içe kapanarak psikolojik sorunlar ve kadın sorunlarına eğilmiş, konu eksikliğini gidermek için de sayısız seks filmi gösterime girmiş, Yeşilçam sönmeye başlamıştır.





72-80’lerin Türk Sinemasınıni azalan başarı grafiği 12 Eylül Türk Silahlı Kuvvetleri darbesiyle azalmaya devam etmiştir. Yaşanan depolitizasyon süreci, sinema sektörünü yüzeyselleştirirken 12 Eylül’ü eleştirmede yetersiz kılar. Aydınlar da zaten kendi sorunlarına gömülmüşlerdir.

Bu dönemin sona ermesiyle Nejat Ulusay’ın da belirttiği üzere sinema ikiye bölünür: halkın içinden henüz çıktığı bunalımlı siyasi dönemi unutturacak, halkın hoşça vakit geçirmesini sağlayacak ‘eğlencelik sinema’ ve yerliden çok yabancı seyirciyi hedefleyen, konuda ve amacında kısıtlanmamış, bağımsız ‘festival filmleri’.

87’de yapılan AB başvurusunun reddedilmesi, 89’da cumhurbaşkanı olan Turgut Özalı’n aktif dış politika anlayışıyla Körfez Krizi gibi durumlarda Batı yanlısı politika izlemesi, liberal ekonominin iyice benimsenmesi ve dışa bağımlı Türk Piyasası oluşması sonucu ‘eğlencelik’ yerli sinemanın yerini yabancı sinema almaya başlamıştır. Liberal ekonomi politikası ile yerleştirilen tüketim çılgınlığı ve toplumun beklentilerinin ve talebin arttırılması ile reklam sektörü gelişir, her şeye piyasada dönen mal gözüyle bakılmaya başlanır ve kültür metalaşır. Küreselleşme, Amerikanvari yaşam tarzı olarak algılandığından, Türk sineması da Nigar Pösteki’nin deyimiyle ‘Amerikanvarileşme’ye başlar.

Halkın ‘batı’ talebini karşılamak amacıyla ‘eğlencelik sinema’, depolitizasyonun uzantısı olarak ülke sorunlarına yabancılaşır, kültürünü yitirir; konularını ‘Batı’dan ödünç alarak ‘süpermen’, ‘kızılderili ve kovboy filmleri’ ve ‘uzay filmleri’ gibi filmler çevirir. Böylece 90’lı yıllara Türk Sineması da Türkiye gibi ‘American way of Living’ ile girer, Türkiye’nin evriminde ona eşlik etmek ve objektifinden bu değişimi yansıtmak üzere hazır olarak...
Live_ki isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29-08-2008, 07:37   #2 (permalink)
Standart

emeğine sağlık
__________________
Yağmur yağsın isterdim bu sabah
Merhaba soylu sevdam, merhaba
İpil ipil düşsün betona
Merhaba sevgili vatan, merhaba.
Ve üç gece güvercini
Nazlı nazlı uçsun buluta merhaba
Bütün sabahların bu saati
En fazla sevdiğim vakit
Son kez; merhaba...

comaster isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 29-08-2008, 07:44   #3 (permalink)
Standart

Teşekkür ederim.. Diğer konulardaki mesajlarınızada
Live_ki isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03-09-2008, 01:21   #4 (permalink)
Standart

payl. için saol
__________________
BeNi ÜzEnLeRiN AnnELeRi oNLaRı hEp DöFsÜNN..
uur bonjuu isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Türkiye +4. Şuan Saat: 07:31.

Powered by vBulletin® Version 3.7.4
Copyright ©2000 - 2009, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 knight online
site ekle Alexa Toolbar TOPlist Suchmaschinenoptimierung mit Ranking-Hits
4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 24 25 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 79 80 81 82 83 84 85 86 88 89 91 92 93 94 96 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 255 256 259 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308 309 310 311 312 313 314 315 316 317 318 319 320 321 322 323 324 325 326 327 328 329 330 331 332 333 334 335 336 338 339 340 341 342 343 344 345 346 347 348 349 350 351 352 353 354 355 357 358 359 360 361 363 364 365 366 367 368 369 370 371 372 373 374 375 376 377 378 379 380 381 382 383 384 385 386 387 388 389 390 391 392 393 394 395 396 397 398 399 400 401 402 403 404 406 407 408 409 411 412 413 414 415 416 417 418 419 420 421 422 423 424 425 426 427 428 429 430 431 432 433 434 435 436 437 438 439 440 441 442 443 444 445 446 448 449 455 457 458 459 460 461 462 463 472 478 479 481 482 483 484 485 486 487 488 489 490 491 492 494 495 496 497 498 499 500 501 502 503 504 505 506 507 509 510 511 512 513 514 515 516 517 518 519 520 521 522 523 524 525 526 527 528 529 530 531 532 533 534 535 536 537 538 539 540 541 542 543 544 545 546 547 548 549 550 551 552 553 554 555 556