
Çocuk Eğitimi ve Bakımı icinde Olumlu Ögrenme Ortamı Oluşturma konusu , OLUMLU ÖĞRENME ORTAMI OLUŞTURMA Öğrenme çocuklukta başlamaktadır. Her aile evde çocuğuna olumlu bir öğrenme ortamı oluşturmak ister. Kitaplar okur, hikayeler anlatır, sorularını yanıtlar, öğretici oyuncak alır. Bir de çocuğun gözlerinde ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| OLUMLU ÖĞRENME ORTAMI OLUŞTURMA Öğrenme çocuklukta başlamaktadır. Her aile evde çocuğuna olumlu bir öğrenme ortamı oluşturmak ister. Kitaplar okur, hikayeler anlatır, sorularını yanıtlar, öğretici oyuncak alır. Bir de çocuğun gözlerinde öğrenme isteğini ve hevesini görünce onun çok başarılı olacağını bilir. Ama bazen işler ters gider. İşte olumlu öğrenme ortamının öneminden bahsetmeye başlamadan önce bir öğrencinin ağzından içinde bulunduğu öğrenme ortamını size aktarmak istiyorum Sanırım bu örnek bize işin ciddiyetini gösterecektir. ‘Her sabah sınıfa geç kalmadan gidebilmem büyük şans, gecikenleri müdür yardımcısı cezalandırıyor. Öğretmenimiz sınıfa kızgın geliyor ve ilk yaptığı susun demek. Kımıldamadan, birbirimizle ilgilenmeden yalnızca onu dinlememizi istiyor. Ses çıkarmamamız ve soru sormamamız gerekli sanırım. Çünkü dersi kaynattığımızı sanıyor. Hep aynı kişiler tahtaya kalkıyor. Çünkü onların yazıları güzel. Matematikte problemi hemen çözsem bile tahtaya yapma şansım yok. Çünkü benim yazım kötü. Sosyal Bilgiler dersini niye koymuşlar anlamıyorum. İleride ne işime yarar ki. Ezberlediğim yerlerden yazılıda çıkar ve pekiyi alırım işte. Öğretmenimiz gerekli olduğunu söylüyor ama neden anlamıyorum. O zaman da öğretmene karşı çıkılmaz diyorlar. Sorunlara yanlış yanıt verirsem sınıf önünde azarlanıp rezil oluyorum. Doğru yanıtta ise iyi otur diyor, şımarmamam için sanırım. En iyisi soruları unutmak.Öğretmen çalışkan olun diyor ama bir yandan da bunun hiç olmayacağını söylüyor. Tüm ödevlerimle ilgileniyorsunuz, evde saatlerce çalışıyorum. Ama sınıfta yalnızım ve sizden uzakta sanki çok beceriksizim. Arkadaşlarıma soru sormam gerekirse yapamam. Çünkü kimse kimseye yardım etmiyor. Öğretmenimiz bizim uslanmaz ve tembel olduğumuzu düşünüyor. Ama belki de bu onun suçu.’ İşte okul ortamının değiştirdiği bir çocuk. Öyleyse nasıl olmalı bir öğrenme ortamı? İnsanın çevreye uyum sağlaması ve değişik çevrelerde gereksinimlerini gidermesi öğrenmeyle olmaktadır. İnsan pek çok eğitim ortamında eğitim alır. Bunlardan birisi de okuldur. Bireyin öğrenebilmesi için 2 şart vardır: Önce istek ve sonra uygun bir öğrenme ortamı. Bir çocuk öğrenmeyi neden ister? Çünkü öğrenme yanında bazı karmaşık duyguları da getirir. Mesela bağımsızlık duygusu bunlardan biridir. Küçük kardeşimiz su bardağını kendi taşımak ister. ‘Artık büyüdüm’ der. ‘Abla oldum ,ben yapabilirim.’ Ya da ilkokuldaki çocuğumuz konuşulan bir konuda söz sahibi olmak istemez mi? Bize hayatın en karmaşık duygularını en bilmiş tavrıyla anlatmaz mı?.Yani bize artık bir birey olduğunu göstermek ister çocuk. Ama yasaklar getiririz ona. Öğreneceği şeyleri biz belirlemek isteriz öğrenmenin bir sınırı varmış gibi... Bu da öğrenme sorunlarını getirir yanında. Öğrenmekten korkan, soru sormaktan çekinen bir çocuk oluverir o çok konuşan sürekli öğrenmeye çalışan sevimli yaramaz. Öyleyse biz çocuğun içinde var olan o öğrenme isteğini olumsuz bir öğrenme ortamıyla yok ederiz. Artık öğrenmek istemiyordur, hele soru sormak hiç... Ama o soru sormadan öğrenemez ki... İşte olumlu bir öğrenme ortamının gerekliliği. Peki bu öğreneme ortamını sadece okulla kısıtlarsak neler olmalı bu ortamda? Bir sınıf vardır, pekçok ders ve öğretmenlerimiz. Okulun ilk günü bir ilköğretim okulunun bahçesini düşünün. Ufak tefek boylarıyla duran ve kocaman açılmış gözleriyle etrafı seyreden , ürkek bir şekilde annelerinin ellerini tutan o yeni okul üyelerini görür önce gözlerimiz. Eski öğrencilerin kendilerine olan güvenleri yanında onların güvensizlikleri o kadar açıktır ki. Okul çok yabancı gelmiştir onlara. Öğretmen, çalan ziller, ödevler... Burası yeni bir yerdir ve yalnızdır. Nasıl sevebilir burayı. Sevmediği bir yerde ne kadar ne öğrenebilir? Ama sonra sınıfa girer. ‘Duvarlar mavi renkliymiş’ der kendi kendine. ‘Ne kadar güzelmiş bu sınıf’. Sonra tahtayı, duvarlardaki kocaman yazıları ve rengarenk resimleri, sıraların üzerindeki örtüleri görür. Öğretmen gelir ardından. Çok güler yüzlüdür.’Hoş geldiniz çocuklar’ der. ‘Artık hep birlikte olacağız ve çok güzel şeyler öğreneceğiz, birbirimizi çok seveceğiz.’ Çocuk burayı sevmeye başlamıştır bile. Öğretmen burada onlara güzel resimler yapmayı, yazı yazmayı ve her şeyi okumayı öğreteceğini söyler. ‘Ama her gün bu sınıfta bir araya gelmemiz gerekiyor tamam mı?’ .Bana her şeyi sorabilirsiniz. Belki bu kadar güler yüz karşısında öğrencileri kontrol etmek problem olabilir. Çünkü öğrenciler o güne kadar özgür olmaya alışmışlardır. (Mesar,1982). Ama bu da bir süre sonra düzene girecektir. Bu ortam çocuğun öğrenmesine uygundur. Çünkü burayı sevmiştir. Anlamıştır neden burada olması gerektiğini ve eğer her gün gelirse bu güler yüzlü öğretmeni ne kadar seveceğini. Artık korktuğu bu binaya her gün koşa koşa gelmektedir annesinin elini tutmadan ve yaşlı gözlerle onun arkasından bakmadan. O zaman sınıfın özellikleri önemlidir bir öğrenme ortamında. Şekli, rengi, sevimliliği. Sınıfın içinde yeni bir şeyler öğrenmek ve öğretmek için kullanılabilecek pek çok materyal olmalıdır. Sınıf sıcak, sessiz ve aydınlık olmalıdır. Öğrencilerin hepsi tahtayı ve öğretmeni iyi bir şekilde görebilmeli, ve öğretmene seslerini her zaman duyurabilmelidirler. Yani sınıfın içinde rahat, mutlu ve huzurlu olmalıdırlar. Peki öğretmen. Onu nasıl etkiler öğrenme ortamını. Önce kabiliyeti, konuşma becerisi etkiler öğrenciyi sonra ona karşı olan tavırları, davranışları. Nasıl iyi bir ders anlatır öğretmen? Nasıl yararlı olur bu ders öğrenciye? Konusuna hakim olmalıdır öğretmen, anlatacağı her şey planlanmış olmalıdır. O derse ne anlatacağını ve vereceği örnekleri bilerek girmelidir. Öğrenciye neyi vermeye çalışıyor, amacı ne buna karar vermiş olmalıdır. Bazı yöntemler kullanmalıdır. Benzerlikler kurmalı, karşılaştırmalar yapmalıdır. Öğrencilerin soru sormasına izin vermelidir. Bilmiyorum demeyi sevmez öğretmenlerimiz. Onun yerine ‘Bunun konumuzla ne ilgisi var’ diye bir güzel azarlar. Gel de bundan sonra soru sor. Oysa soru sormasına izin verilen, fikirlerine saygı gösterilen bir ortam iyi bir öğrenme ortamıdır öğrenci için. Asıl verim böyle bir ortamda sağlanabilir. Peki öğretmenin öğrencilere karşı tutumu nasıl olmalıdır? Sınıfa hakim olması gerektiğini düşünür. Öğrenciler ona saygı göstermelidir. Sert olmalıyım diye düşünür. İşte bu öğretmenin sınıftaki davranışlarını görelim: Sınıfa girer, kitaplarını sert bir şekilde masaya bırakır. Yüzünde hiçbir ifade yoktur, sadece kızgındır. Oysa sınıfa yeni girmiştir. Öğrenci ‘neye kızmış olabilir ki ‘ diye düşünürler. Sonra kalemini çıkarır ve derste olduğu gibi tahtaya yazmaya başlar. Dersin sonuna kadar sadece tahtaya yazdıklarını yüksek sesle tekrarlayarak yazmaya devam eder. Zil sesiyle hiç bakmadan çantasını, kitaplarını alıp uzaklaşır. Öğrenci her dersin sonunda olduğu gibi düşünür.’Kimdir bu öğretmen? Gülmeyi hiç mi öğrenmemiştir? Neden sürekli bize kızgındır?’ İşte bir öğretmenin sınıftaki durumu. Öğretmen sınıfta otoritesini kabul ettirmeye çalışırken kullandığı bu yöntem hiç de olumlu bir öğrenme ortamı yaratmamıştır. Zira Taşdemir şöyle demektedir:’Her şey katı ve kesin kurallar getirilerek çözülmüş olsaydı, dünyada en başarılı yöneticilerin hiç şüphesiz diktatörlerden olması gerekirdi’ (Taşdemir, 1998, 148-152). Bu ortamda öğrenci ya öğretmenin yazdıklarına yetişmeye çalışmış ya da sadece bakmıştır tahtaya ve hep o sırtı dönük duran öğretmene. Ne anlamıştır bu dersten? Ona ne soru sorulmuştur, ne de gözlerinin içine bakılarak bir iletişim kurulmaya çalışılmıştır. Öğretmen sınıfa girince bir merhaba çocuklar bile dememiştir ki. Onların sınıfta olduğun farkında mıdır ki? Fikirlerine saygı göstermeyi bir yana bırak bir fikirlerinin olduğunun bile farkında değildir herhalde. Belki sadece zamanı iyi kullanmıştır. Bu da zamanı kullanmaksa... Hiç dönüt almamıştı ki iyi bir şeyler yapıp yapmadığının farkında olsun. Öğretmen öğrencilerini ve mesleğini hiç sevmemiştir. Oysa bir sonraki ders öğrencinin bugün dört gözle beklediği tek derstir. Çünkü öğretmen sınıfa gülerek girer. ‘Merhaba çocuklar ‘ der. ‘Neler yaptınız bugün?’ ‘Sen Ayşe neye gülüyorsun bize de anlatsana. Ya sen Murat dünkü soruya tekrar baktın değil mi?’. Bir öğrencisi öğretmenini anlatmaya şöyle devam ediyor: ‘O hepimizin adını bilir, bize hep ismimizle hitap eder. Dersi anlatırken gözlerimize bakar, anlayıp anlamadığımızın her zaman farkındadır, bize sorular sorar. Bazen çok komik hikayeler anlatır ve gülmekten yerlere yatarız ama dersi kaynatmamıza hiç izin vermez. Mutlaka ilgimizi çekecek ama o günün konusuyla ilgili anlatacak bir şeyleri vardır. Bir bakarız hepimiz suspus olmuş onu dinlemeye başlamışız. Hep değişik materyaller getirir sınıfa. Hepimizin eline verir ve sabırla nasıl kullanacağımızı gösterir. Bizim fikirlerimizi hep dinler, bize altından kalkabileceğimiz sorumluluklar verir ve en küçük başarımızda bizi ödüllendirir. ‘Aferin’ der ve gülümser. Onu çok severiz, çünkü o bizim en tecrübeli arkadaşımızdır.’ İşte bir öğretmen modeli daha. Bu öğretmen öğrencileri için çok daha olumlu bir ortam yaratmamış mıdır? Onlara güvenmiş, onlara sorumluluk vermiştir. Sorumluluk sahibi öğrenciler, sergiledikleri sorumlu davranışlar dizisinde genelde içsel denetim olanağı kullanır, davranışlarının sonuçlarını kabul eder ve kurallara sorumsuz öğrencilerden daha çok uyarlar. (Queen, Blackweldet, Mollen, 1997).Yani öğrencilere sorumluluk vermek iyi bir öğretmenin yapması gerekenlerdendir. Peki öyleyse etkili bir öğretmen nasıl olmalıdır? Sempatik, kararlı, samimi, öğrenciyle arkadaş, neşeli, onları öğrenmeye güdeleyici, öğretimi etkili kılan, duyarlı... (Capel,1995). İşte etkili bir öğretmenin tanımı. Kutnick ve Jules 7- 17 yaş arası çocuklardan iyi öğretmeni tanımlamalarını istemişler ve şöyle bir sonuç elde etmişlerdir. Öğrencilerini önemseyen, etkili öğretim etkinlikleri içinde ve güvenilir. Zaten olumlu bir öğrenme ortamı yaratan bir öğretmen iyi bir öğretmen değil midir? 1998- 1999 öğretim yılı güz döneminde Denizli ilinde ilköğretim okullarında yapılan bir anket sonucunda ödül ve ceza uygulamasının yararlı olduğunu düşünen öğretmenlerin %76’sı sınıf kurallarını öğrenci ile birlikte belirlediğini belirtmiştir. Öğrencilerin fikirlerini almanın önemini belirtmişlerdir.Aynı anket çalışmasının öğrencilere dayalı kısmında ise bazı öğrenciler 40 yaş altı öğretmenlerle genelde iyi geçindiklerini ama bazılarının uygun bir öğrenme ortamı oluşturmak amacıyla da olsa çok katı olduklarını ve bunun onları olumsuz etkilediğini söylemişlerdir. Anketlerden çıkan sonuçlarda bize uygun bir öğrenme ortamının birkaç özelliğini vermektedir. Öyleyse uygun bir öğrenme ortamı, içinde bulunulan sınıfın özelliklerini ve öğretmenin davranışlarını kapsamaktadır. Çocuğumuz ne kadar zeki ve öğrenmeye ne kadar istekli olursa olsun uygun olmayan bir öğrenme ortamı onu öğrenmek istemeyen, soru sormaktan çekinen, kendini yalnız hisseden bir birey haline getirecektir. Öyleyse çocuğumuzu iyi bir öğretmenin, ona okulu ve öğrenmeyi daha da sevdirecek bir öğretmenin eline bırakalım ya da onun için uygun bir öğrenme ortamı oluşturabilmek için öğretmen olduğumuzda gerçekten çok uğraşalım. Öğrencinin sorduğu sorular ve gözlerindeki pırıltı bizi gerçekten çok mutlu edecektir. Konuyu bir hikaye ile bitirmek istiyorum. Bu hikaye umarım hepimizin biraz düşünmesine sebep olur. ‘O gün resim dersi vardı. Çocuk resim yapmayı çok severdi. O gün bir bisiklet çizecekti ve rengarenk boyayacaktı bisikletini. Evet karar vermişti bir bisiklet çizmeliydi. Öğretmen sınıfa girdi. Çocuk tam eline kalemi almıştı ki durun dedi öğretmen.Bugün çiçek resmi çizeceğiz. Ama çocuk çiçek resmi çizmek istemiyordu. Ben tahtaya bir resim çizeceğim ve siz de o resmi çizeceksiniz dedi öğretmen. Çocuk şaşırdı , anlamadı ama bekledi. Öğretmen tahtaya bir çiçek çizdi yeşil bir sapı ve kırmızı yaprakları olan bir çiçek. Çocuk bu çiçeği hiç sevmemişti. Ama onu çizmesi gerekiyordu. Sonra yeşil sapı ve kırmızı yaprakları olan bir çiçek çizdi. Bir gün çocuk başka bir okula gitti. Yine resim dersi vardı ama çocuk resim yapmayı eskisi kadar çok istemiyordu. Öğretmen geldi sınıfa. Hadi çocuklar dedi bugün resim çizeceğiz. Çocuk hiçbir şey yapmadı. Öğretmenin tahtaya bir şeyler çizmesini bekledi. Biraz sonra öğretmen yanına gelip sordu: Neden hiçbir şey çizmiyorsun. Çocuk sizin çizdiğinizi çizmeyecek miyiz diye sordu. Hayır dedi öğretmen. İstediğin her şeyi çizebilirsin. Ben şu an sizin neler hissettiğinizi, neler düşündüğünüzü bilmek istiyorum. Herkes aynı resmi yapmak istemez ki. Hadi istediğin bir şeyi çiz. Çocuk öğretmene baktı ve istediğim renkte de boyayabilir miyim diye sordu. Tabii dedi öğretmen güler yüzle. Ne renk istersen öyle boya ve uzaklaştı çocuğun yanından. Çocuk biraz düşündü ve sonra çizmeye başladı. Yeşil bir sapı kırmızı yaprakları olan bir çiçek çizmişti.
__________________ Çeşitli Konu İçerikleri ve Teknik Destek - Yazılım Vs Vs Alanlarda Sorularınıza Cevap Veremeyeceğim İçin Üzgünüm... Diğer Yetkili Arkadaşlar Sizlere Yardımcı Olacaklardır... Saygıyla... Closed Admin (: Yetkilerim Kendi İsteğim Dahilinde Alınmıştır... ![]() | |
| | |
| | #2 (permalink) | |
| Alıntı:
abartmışlar azcık Teşekkürler
__________________ ![]() | ||
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| olusturma, ortami, ogrenme, olumlu |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| Burcunuza Göre Dil Ögrenme Yetenegi | burcuka | Rüya Tabirleri Astroloji | 14 | 03-11-2007 15:57 |
| Bebek Ve Aile Ortamı | SHADOWS | Bebek Çocuk Sağlığı | 0 | 08-09-2007 10:43 |
| Bağ-Kur Sigortali ve Haksahibi Bilgisi Ögrenme | Magiclover | Sosyal Güvenlik | 4 | 02-09-2007 17:22 |
| Davranışçı Öğrenme Ortamı | SHADOWS | Diğer Bilgiler | 0 | 26-08-2007 23:03 |
| Cehennemdeki Azap Ortamı | comaster | İslamiyet | 0 | 17-04-2007 02:12 |