Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu

 

Kıbrıs

Dış İşleri icinde Kıbrıs konusu , KIBRIS KONUSUNDAKİ SON GELİŞMELER(11 KASIM 2002 TARİHİNDEN İTİBAREN) Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş ve dönemin GKRY lideri Klerides arasında Ocak 2002’de başlayan yüz yüze görüşmeler, Birleşmiş Milletler ...


Geri Dön   Sensizliksokagi | Türkiyenin En Kaliteli Formu > E-Devlet İşleri > E- Devlet > Dış İşleri

Kayıt ol Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 11-06-2007, 10:28   #1 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart

KIBRIS KONUSUNDAKİ SON GELİŞMELER(11 KASIM 2002 TARİHİNDEN İTİBAREN)
Kıbrıs sorununun çözümü amacıyla KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş ve dönemin GKRY lideri Klerides arasında Ocak 2002’de başlayan yüz yüze görüşmeler, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Annan’ın 11 Kasım 2002 tarihinde taraflara, Annan Planı olarak da anılan “Kıbrıs Sorununa Kapsamlı Çözüm Temeli” başlıklı belgeyi sunmasıyla sonuçlanmıştır.

KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş ile GKRY Lideri Klerides 15 Ocak 2003 tarihinde Ara Bölge’de doğrudan görüşmeler için biraraya gelmişlerdir. Haftada üç kez görüşmek hususunda varılan mutabakat çerçevesinde, Sayın Denktaş ve Klerides’in başkanlığındaki heyetler arasında Ocak ayı içinde Ara Bölge’de doğrudan görüşmeler yapılmıştır.

GKRY’nde başkanlık seçimlerini, 16 Şubat 2003 tarihinde yapılan ilk turda oyların %51.51’ini alan sağcı DİKO ve komünist AKEL’in ortak adayı Tasos Papadopulos kazanmıştır. Papadopulos’un kurduğu yeni kabine 28 Şubat 2003 tarihinde göreve başlamıştır.

BMGS Annan, 26 Şubat 2003 tarihinde gittiği Ada’da planın üçüncü versiyonunu taraflara sunmuştur. Genel Sekreter sözkonusu planı ve planda öngörülen süreci kabul edip etmediklerini bildirmek üzere iki tarafı 10 Mart 2003 tarihinde Lahey’e davet etmiştir. Davet üzerine iki lider 10 Mart tarihinde Lahey’de biraraya gelmişlerdir. Anılan toplantıya Garantör ülkeler olarak Türkiye, Yunanistan ve İngiltere de katılmıştır.

Görüşmeler öncesinde Rum lideri Papadopulos’un, Annan planında yapılmasını istedikleri değişiklikleri BM Genel Sekreteri’ne duyurmuş olması muvacehesinde, Sayın Denktaş da 9 Mart günü değişiklik önerilerini Birleşmiş Milletler yetkililerine iletmiştir. Lahey’de yaklaşık 20 saat süren görüşmelerde, BM Genel Sekreteri taraflara tadil edilmiş plan üzerinden 28 Mart tarihine kadar müzakereleri sürdürmelerini ve planın 6 Nisan tarihinde referanduma sunulmasını önermiştir. Görüşmelerde Sayın Denktaş, planla ilgili olarak Türk tarafının kaygı ve beklentilerini gündeme getirmiş, iki tarafın mutabık kalmasından sonra planın referanduma sunulabileceğini kaydetmiştir. Bu çerçevede, Sayın Denktaş, 28 Mart tarihine kadar görüşmelere devam etmeyi kabul etmiştir. Papadopulos da planda mevcut boşlukların doldurulması gerektiğini ifadeyle, görüşmelere devam etmeyi kabul etmiş, ancak Rum kamuoyunun aydınlatılması bakımından referandum için iki aylık bir kampanyaya ihtiyaç duyduğunu ileri sürmüştür. Yunanistan tarafından da desteklenen bu taleple, Rum tarafının referandumu Güney Kıbrıs’ın 16 Nisan tarihinde AB’ne Katılım Anlaşmasını imzalamasından sonraya bırakmak istediği görülmüştür.

Türk tarafı Lahey görüşmelerinin son aşamasında da sürecin devamına verdiği önemi ortaya koymuş ve bu çerçevede iki liderin 28 Mart tarihine kadar müzakerelere devam edebileceklerine ve varılacak noktada Genel Sekreter’le birlikte bir değerlendirme yapılarak referanduma gidilebileceğine dikkat çekmiştir. Ancak Genel Sekreter, 11 Mart sabahı mevcut egzersize son vermeyi tercih etmiştir.

BMGS’nin Kıbrıs Özel Danışmanı De Soto, görüşmelerin sonunda Genel Sekreter adına yaptığı açıklamada, Sayın Denktaş’ı sorumlu göstermeye yönelik bir üslup kullanılmakla beraber, Papadopulos’un planı kabule yanaşmadığı da saklanmamıştır. BMGS Annan, ortaya belirgin bir uzlaşı imkanı çıktığı takdirde, iki tarafa yardımcı olmaya hazır olduğunu belirtmiştir.

BM Genel Sekreteri Annan’ın 1999 yılından beri devam eden dolaylı ve doğrudan müzakere süreci ve çözüm planının sunulmasından sonraki gelişmelere ilişkin 1 Nisan 2003 tarihli raporu 7 Nisan günü BM Belgesi olarak yayınlanmıştır.

GKRY lideri Papadopulos ve GKRY eski lideri Klerides'in Lahey’de son bulan Kıbrıs müzakereleri hakkında 2003 Kasım ayında Rum basınına verdikleri demeçler büyük yankı bulmuştur. GKRY eski lideri Klerides demecinde, müzakerelerde Türk tarafının bilinçli olarak uzlaşmaz gösterildiğini ve GKRY'nin "hiçbir şeyi kabul etmeyerek, hiçbir taviz vermeden ve başarısızlığı Türk tarafına ait gösterme" taktiği uygulayarak Avrupa Birliği üyeliği hedefine bir adım daha yaklaştığını ifade etmiştir. GKRY lideri Papadopoulos ise, Sayın Denktaş'ın müzakerelerde Annan Planı'nı kabul etmediğini açıkça ortaya koymasından istifade ettiğini, esasen Mart 2003 ayında Lahey'de Denktaş Annan Planına imza atmış olsa bile kendisinin Plan'ı imzalamayı düşünmediğini açıklamıştır. İki Rum liderin bu açıklamaları, Rum tarafının müzakereler sırasında samimi davranmadığını ve kapsamlı bir çözümü arzu etmediğini bir kez daha gözler önüne sermiştir.

Buna rağmen Türk tarafı yapıcı tutumunu sürdürmüştür. Nitekim KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, 2 Nisan 2003 tarihinde GKRY Lideri Papadopoulos’a gönderdiği bir mektupla altı maddeden oluşan taraflar arasında güven artırmaya yönelik bir paket önermiştir. GKRY lideri Papadopulos, Sayın Denktaş’a aynı gün yapılan Rum Ulusal Konseyi toplantısını müteakip gönderdiği cevabi mektubunda Sayın Denktaş’ın görüşlerini paylaşmadığını belirtmiştir.

BM Güvenlik Konseyi’nin 14 Nisan 2003 tarihli toplantısında BMGS’nin 1 Nisan tarihli raporuna istinaden Kıbrıs konusunda bir karar kabul edilmiştir. 1475 sayılı bu kararın işlem paragraflarında taraflardan “BM Genel Sekreteri’nin iyi niyet misyonu çerçevesinde Annan planından yararlanarak kapsamlı bir çözüme ulaşılması maksadıyla müzakerelere devam etmeleri” istenmekte ve Genel Sekretere iyi niyet misyonunu sürdürmesi yönünde destek verilmektedir. Genel Sekreter 1 Nisan tarihli raporunda iki tarafın talep etmesi halinde müzakere süreciyle ilgili misyonunu devam ettireceğini kaydetmişti.

Bu arada 16 Nisan tarihinde, Atina’daki AB Zirvesi’nde diğer 9 aday ülkeyle birlikte GKRY de AB ile Katılım Antlaşması’nı imzalamıştır. Böylece, Türk tarafının uyarılarına rağmen, GKRY’ni çözüme teşvik edebilecek önemli bir unsur yitirilmiştir.

KKTC Bakanlar Kurulu, 16 Nisan 2003 tarihinde iki taraf arasındaki ticaretin serbestleştirilmesi yönünde bir karar almıştır. Buna benzer şekilde, 21 Nisan tarihinde KKTC’nden GKRY’ne ve GKRY’nden KKTC’ne geçişlerin de serbestleştirilmesine yönelik bir dizi düzenlemeyi tek yanlı olarak uygulamaya koymuştur. Karar, 23 Nisan 2003 günü yürürlüğe girmiştir. KKTC Bakanlar Kurulu 29 Nisan’da Rumların Kuzey’deki turistik tesislerde haftada 3 gün konaklamalarına da imkan sağlamıştır.

Uluslararası camia ve AB yetkilileri KKTC’nin bu uygulamalarını olumlu karşılarken Rum Ulusal Konseyi ilk aşamada alınan kararı yasa dışı ilan etmiş, “Ada’nın yasal hükümeti olarak tüm Kıbrıs vatandaşlarının özgür bölgelere serbestçe gelebileceklerini, ancak Kıbrıs Cumhuriyeti vatandaşlarının işgal altındaki bölgelere gideceklerine ve işgal rejimine meşruiyet kazandıracaklarına ihtimal verilmediğini” Hükümet Sözcüsü vasıtasıyla açıklamıştır.

Ayrıca, Rum Hükümet yetkilileri, siyasi parti temsilcileri ve Rum Ortodoks Kilisesi Rumların KKTC’de konaklamalarına ilişkin sert açıklamalarda bulunmuşlardır. GKRY lideri Papadopulos 30 Nisan 2003 tarihinde yaptığı açıklamada, KKTC Bakanlar Kurulu kararının bir “tahrik” olduğunu iddia etmiş, bu kararın serbest dolaşım yönünde bir açılım olmadığını, tam aksine serbest dolaşımın sınırlandırılması olduğunu ileri sürmüştür.

Ancak, olaylar farklı yönde gelişmiştir. Rum polisi ve gümrüğünün engellemelerine rağmen, beklenmedik sayılarda Rum Kuzey’e geçiş yapmış, keza aksi yöndeki yoğun propagandaya rağmen KKTC’de alışveriş yapmaktan, para harcamaktan çekinmemiştir.

Bunlara ilaveten Türkiye’de bazı adımlar atmıştır. Sayın Başbakanımız, 17 Mayıs 2003 tarihinde; Kıbrıs’ta barış ve uzlaşı ortamının sağlanması çabalarına katkıda bulunmak üzere Kıbrıslı Rumların Türkiye’ye turistik amaçlarla seyahat etmelerine uygulanan kısıtlamaların kaldırılmasına karar verildiğini açıklamıştır. Buna göre GKRY pasaportlu Kıbrıslı Rumlara sırf turistik amaçlı olmak üzere vize rejimimiz muvacehesinde bir ay süreli res’en giriş vizesi ( üç ay geçerli olmak üzere) verilmesi öngörülmüştür.

KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, 11 Temmuz 2003 tarihinde BM Genel Sekreteri’ne mektup göndererek halen Ara Bölgede bulunan Lefkoşa Uluslararası Havaalanı (LUH)’nın Ada’da her iki tarafın yararlanabileceği şekilde hizmete ve hava trafiğine açılmasını da kapsayan bir öneri paketi sunmuştur. Sayın Denktaş ayrıca, sözkonusu mektubun bir örneğini GKRY Lideri Papadopulos’a da iletmiştir. GKRY Lideri Papadopulos ise 18 Temmuz 2003 tarihli cevabi mektubunda Sayın Denktaş’ın taraflar arasında bir güven bunalımı olduğu görüşünü reddederek, Annan Planı temelinde kapsamlı çözüm için görüşmelere başlamaya hazır olduğunu bildirmiştir.

KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş, 24 Temmuz 2003 tarihinde BM Genel Sekreteri’ne yeni bir mektup göndererek, bu kez Lefkoşa ve yakın çevresinde sınır bölgesinin mayından arındırılmasını önermiş ve KKTC makamlarının bu konuyu BM Barış Gücü ile görüşmeye hazır olduğunu bildirmiştir. Sayın Denktaş’ın önerisi Bakanlığımızca aynı gün yapılan bir açıklamayla desteklenmiş ve Kıbrıs Türk tarafının attığı önceki adımlar gibi bu önerilerin de Ada’da taraflar arasında olumlu bir atmosferin yaratılmasına yardımcı olacağına inandığımız ve bu önerileri Kıbrıs’ta çözüm yolunda özlü bir katkı olarak değerlendirdiğimiz vurgulanmıştır.

KKTC’nde 14 Aralık 2003 tarihinde parlamento seçimleri yapılmıştır. Katılım oranının %86.4 olarak gerçekleştiği seçimlerde CTP %35.18 oy oranı ile 19, UBP %32,93 ile 18, BDH %13,14 ile 6, DP ise %12,93 ile 7 milletvekiliyle Parlamentoda temsil edilmeye hak kazanmıştır. 29 Aralık 2003 tarihinde, Cumhuriyetçi Türk Partisi - Birleşik Güçler (CTP-BG) Genel Başkanı M.Ali Talat KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Denktaş tarafından hükümeti kurmakla görevlendirilmiştir. CTP-DP Hükümeti 13 Ocak 2004 tarihinde göreve başlamıştır. Zaman içinde Meclis’te çoğunluğu kaybeden Hükümet, 20 Ekim 2004 tarihinde istifa etmiştir.

Türkiye ve KKTC 2003 yılının sonunda Kıbrıs sorununa adil ve kalıcı bir çözümün bulunabilmesi amacıyla yeni bir girişim başlatmışlardır.

Bu çerçevede, BM Genel Sekreteri Annan, ilgili taraflara (Ada’daki iki taraf ile Türkiye ve Yunanistan) gönderdiği bir mektupla, kendilerini müzakere sürecini başlatmak amacıyla 10 Şubat 2004 tarihinde New York’a davet etmiştir. Taraflar, BM Genel Sekreteri’nin bu önerisini kabul etmişlerdir. 10-13 Şubat 2004 tarihleri arasında New York’ta yapılan görüşmeler, Türk tarafının olumlu ve yapıcı tutumu sayesinde başarılı geçmiş ve Ada’da müzakerelerin tekrar başlaması yolunu açmıştır.

New York’ta varılan mutabakat, Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum taraflarının belli bir tarihe kadar Annan Planı’nı müzakere etmelerini, üzerinde anlaşmaya varılamayan noktalarda müzakerelere anavatan Türkiye ve Yunanistan’ın katılımıyla devam edilmesini ve nihayet anlaşılamamış nokta kaldıysa bu alanlarda BM Genel Sekreteri’nin yetkisini kullanarak formüller üretmesi ve ortaya çıkacak nihai belgenin her iki tarafta ayrı ayrı, ancak eş-zamanlı olarak düzenlenecek referandumlarla Kıbrıs Türk ve Kıbrıs Rum halklarının onayına sunulmasını içermiştir. Böylece, 1 Mayıs 2004 tarihinden önce çözüme ulaşılması ve AB’ne birleşmiş bir Kıbrıs’ın katılımı hedeflenmiştir.

19 Şubat 2004 tarihinde başlayan müzakereler iki aşamalı olarak 31 Mart 2004 tarihine kadar devam etmiştir. Müzakerelerin birinci aşaması, 19 Şubat -22 Mart 2004 tarihleri arasında Ada’da sürdürülmüştür. Müzakerelerin bu aşamasında da Türk tarafı olumlu ve yapıcı bir tutum sergilemiştir. Siyasi düzeyde iki taraf arasında gerçekleştirilen görüşmelerde anlaşma sağlanamamış olsa da, teknik düzeyde yapılan komite toplantılarında bazı gelişmeler elde edilebilmiştir. Müzakerelerin ikinci aşaması ise, 24 Mart 2004 tarihinde İsviçre’nin Bürgenstock kasabasında anavatanların da katılımıyla başlamış ve 31 Mart 2004 tarihinde BM Genel Sekreteri’nin Annan Planı’nın nihai halini taraflara sunması ile sonuçlanmıştır.

Müzakereler neticesinde nihai hale getirilen çözüm planı 24 Nisan 2004 tarihinde GKRY ve KKTC’de ayrı ayrı fakat eşzamanlı olarak düzenlenen referandumlarla Kıbrıs’taki iki halkın onayına sunulmuştur. Rum halkının %75.83’ü Planı reddederken, Kıbrıs Türk tarafı kendileri için getireceği pek çok zorluğa rağmen %64.91 çoğunlukla Plan’a “evet” demiştir. Rum tarafının Plan’ı büyük bir çoğunlukla reddetmesinde şüphesiz, GKRY lideri Papadopulos’un 7 Nisan 2004 tarihindeki hakla seslenişinde Rum haklını güçlü bir “hayır” demeye çağırması ve Rum liderliğinin devlet eliyle sürdürdüğü “hayır” kampanyası da önemli bir etki yapmıştır. Sonuçta, Rum toplumunun güçlü reddi karşısında, BM ve AB dahil tüm uluslararası camianın desteklediği bu kapsamlı çözüm planı geçersiz hale gelmiştir.

Referandumlar sonucunda Ada’da yeni bir durum ortaya çıkmıştır. Referandumun ardından başta BM, AB gibi uluslararası kuruluşlar ile ABD, İngiltere, Almanya gibi ülkelerden Kıbrıs Türk tarafının tutumunu destekleyen, Rum tarafının planı reddetmesinden üzüntü duyulduğunu beyan eden ve Kıbrıs Türk tarafının izolasyonunun artık devam edemeyeceğini vurgulayan açıklamalar gelmiştir. Bu konuda bazı adımlar atılmışsa da bugün itibariyle gelinen noktada Kıbrıs Türklerinin yıllarca maruz kaldıkları izolasyonun kırılması sağlanamamıştır. Açıklamalarda ayrıca, eşsiz bir fırsatın kaçırıldığına da dikkat çekilmiştir.

26 Nisan 2004 tarihinde AB Genel İşler ve Dış İlişkiler Konseyi’nin Lüksemburg’da gerçekleştirilen toplantısı sırasında Kıbrıs konusunda alınan kararda, Konsey, Kıbrıs Türk toplumunun izolasyonunun sona erdirilmesine kararlı olduğunu ifade etmiş ve bu amaçla Komisyon’u kapsamlı tedbirler almaya davet etmiştir. Ayrıca, Kuzey’e 259 milyon Euro’luk bir yardımda bulunulması da kararlaştırılmıştır.

1 Mayıs 2004 tarihinde GKRY, “Kıbrıs Cumhuriyeti” adı altında AB’ne tam üye olmuştur. Bakanlığımız tarafından 1 Mayıs günü yapılan açıklamada, AB’ye katılacak olan Rumların, Kıbrıs Türklerini veya Kıbrıs’ın tamamını temsil etmeye yetkili olmadıkları, eşit statüye sahip Kıbrıs Türkleri veya Kıbrıs Adası’nın tamamı üzerinde yetki veya egemenliklerinin bulunmadığı, “Kıbrıs Cumhuriyeti”nin Kıbrıs Türklerine zorla empoze edilemeyeceği, kendi anayasal düzenleri altında ve kendi sınırları içerisinde örgütlenmiş bulunan Rumların, Kıbrıs Türklerini veya Kıbrıs’ın tamamını temsil eden yasal hükümet olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Açıklamada ayrıca, Kıbrıs Türklerinin, kendi ülke sınırları ve anayasal düzenleri içerisinde örgütlenmiş bir halk olarak, hükümet etme yetkisini ve egemenliklerini kullanmakta oldukları, bu çerçevede, Türkiye’nin, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni tanımaya devam edeceği ve Güney Kıbrıs’ın AB’ye girişinin Türkiye’nin 1960 Anlaşmalarına dayanan Kıbrıs üzerindeki hak ve yükümlülüklerine hiçbir şekilde haleldar edemeyeceği ifade edilmiştir.

BM Genel Sekreteri’nin iyiniyet misyonu ve müzakere sürecine ilişkin 28 Mayıs 2004 tarihli raporu 3 Haziran 2004 tarihinde (S/2004/437) yayınlanmıştır.

BM Genel Sekreteri iyi niyet misyonu raporunda, referandumlar sonrasında Kıbrıs Türklerinin durumunun uluslararası camia tarafından ele alınması gereğine işaret etmekte ve Kıbrıs Türklerine baskı uygulamak veya onları dünyadan tecrit etmek için hiçbir gerekçe kalmadığını kayda geçirmektedir. Bu çerçevede Kıbrıs Türklerine yönelik ambargo ve kısıtlamaların kaldırılması için uluslararası camiaya ve Güvenlik Konseyi’ne kuvvetli bir çağrıda bulunmakta, Kıbrıs Türk tarafının kalkınmasını engelleyen ve onları dünyadan tecrit eden uygulamalara son verilmesini istemektedir.

Genel Sekreter raporunda ayrıca, Kıbrıs’ta kalıcı bir çözümün siyasi eşitlik ve ortaklık temeline dayalı olması gerektiğini vurgulamakta, Çözüm Planı’nın başarısızlığa uğramasının sorumluluğunu Kıbrıs Rum tarafına yüklemekte, Rum tarafının tutumunu sorgulamakta, ve gerçekten siyasi eşitliğe ve ortaklığa dayalı çözümü istemeleri halinde Rumların bunu söylemelerinin yeterli olmayacağını, aynı zamanda eylemleriyle de göstermeleri gerektiğini belirtmektedir.

Rumların böylece Annan Planını değil, esasen çözümü reddettiklerini de kayda geçiren Genel Sekreter, bunun ciddi bir değerlendirme gerektirdiğini vurgulamakta, Türkiye’nin ve Kıbrıs Türk tarafının müzakereler öncesinde, sırasında ve sonrasındaki olumlu tutumunu açık ifadelerle dile getirmekte ve bu tutumu takdirle karşıladığını beyan etmektedir.

İslam Konferansı Örgütü, 14-16 Haziran tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen Dışişleri Bakanları Konferansı’nda Kıbrıs Türklerini izolasyonunun kırılması konusunda güçlü bir çağrıda bulunmuş ve şimdiye kadar “Kıbrıs Müslüman Türk Toplumu” adı altında İKÖ faaliyetlerine katılan KKTC’nin bundan böyle örgüt içinde “Kıbrıs Türk Devleti” adıyla anılmasına karar vermiştir. Konferans sonunda yayınlanan İstanbul Deklarasyonu'nun Kıbrıs'a ilişkin 9. paragrafında, 24 Nisan’da düzenlenen referandumlar ertesinde ortaya çıkan yeni durum ışığında, üye ülkelerin Kıbrıs Türklerine uygulanan haksız tecridin sona erdirilmesi için önlemeler almaya karar verdiği belirtilmiş ve uluslararası camiaya da bu yönde hareket etmesi için çağrıda bulunulmuştur. Konferans’ta yayınlanan Nihai Bildiri’nin Kıbrıs’a ilişkin bölümünde de benzer çağrılara ve ifadelere yer verilmiştir.

BM 59. Genel Kurul Genel Görüşmeleri çerçevesinde 28 Eylül günü New York'ta düzenlenen İKÖ Dışişleri Bakanları Yıllık Koordinasyon Toplantısı'nda da, Haziran ayında İstanbul'da yapılan 31. İslam Dışişleri Bakanları Konferansı'nda alınan karar uyarınca KKTC “Kıbrıs Türk Devleti” sıfatıyla temsil edilmiş ve toplantıya KKTC Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Serdar Denktaş katılmıştır.

Diğer yandan, Duşanbe’de 12 Eylül 2004 tarihinde gerçekleştirilen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) 14. Bakanlar Konseyi’nde ve bilahare 13-14 Eylül 2004 tarihinde yapılan EİT Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinde Kıbrıs Türklerinin EİT nezdinde bugüne kadar temsil edildikleri "Kıbrıs Türk Müslüman Toplumu" adının BM Kapsamlı Çözüm Planı'ndaki adı ile değiştirilmesi kararlaştırılmıştır. Kıbrıs Türklerinin EİT nezdindeki statüsünde ise bir değişiklik olmamıştır. Bu çerçevede, Kıbrıs Türkleri bundan böyle EİT faaliyetlerine, İslam Konferansı Örgütü'nde (İKÖ) olduğu gibi, "Kıbrıs Türk Devleti" (Turkish Cypriot State) adı altında katılacaklardır.

Birleşmiş Milletler, 24 Nisan referandumlar ertesinde doğan yeni durum çerçevesinde Ada’daki BM Barış Gücü’nün (UNFICYP) görev yönergesi ve yapısının değişmesine ihtiyaç olup olmadığını incelemek amacıyla bir heyet görevlendirmiştir. Heyet, iki tarafla da temaslarda bulunmuş ve incelemelerini tamamlamasının ardından New York’a dönmüştür. BM Genel Sekreteri Annan’ın konuya ilişkin raporu 4 Ekim 2004 tarihinde yayınlanmıştır. Genel Sekreter Annan raporunda, Ada’daki güvensizlik durumunun giderek daha tehlikesiz bir hal aldığına ve olay sayısının düştüğüne dikkat çekmekte ve Ada’da konuşlu Barış Gücü’nün askeri bölümünün yüzde otuz oranında azaltılması tavsiyesinde bulunmaktadır.

BM Güvenlik Konseyi 22 Ekim 2004 tarihinde yaptığı toplantıda konuyu ele almış ve Genel Sekreter'in, Barış Gücü'nün kuvvet seviyesinin azaltılması yönündeki tavsiyesini onaylamıştır. (S/RES/1568/2004)



  Alıntı ile Cevapla
Alt 11-06-2007, 13:28   #2 (permalink)
Standart

paylaşım için teşekkürler
__________________


Üyeler içindir. üye olun...

Üyeler içindir. üye olun...

Üyeler içindir. üye olun...

Üyeler içindir. üye olun...

Üyeler içindir. üye olun...

Üyeler içindir. üye olun...

Üyeler içindir. üye olun...
SHADOWS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 12-06-2007, 22:15   #3 (permalink)
Standart

Yavru Vatan....


Teşekkürler....
__________________
<span style="font-family:Comic Sans MS">Kendime Bensiz Benim Hayatım Ne Yapabilir ki...</span>
hazannn isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 28-06-2007, 00:06   #4 (permalink)
Standart

paylaşım için teşekkürler.güzel çalışma...
__________________
Karanlığa büründü çocuksu gülüşlerim
Yağmurlar okşamaz oldu saçlarımı...
Ve bir sonbahar akşamı, ayrılık çaldı kapımı
Aslında ayrılmak bile denmez, zaten ne kadar berraberdik?
Ama o akşamı hiç unutmayacağım
Hain bir yağmurda ıslanırken ümitlerim
Çınlamaya başladı kulaklarımda ayrılık kokan sözlerin
Her sözün saplanırken yüreğime bir ok misali
O gece yağmur değildi gözlerimdeki!
Yavaş yavaş kaybolurken gözlerimden
Seni utumuyacağım dedim sessiz bir çığlıkla
Ve unutmadım. Belkide unutamadım.
Mahvoldu günlerim hüzün düştü gecelerime
Ani bir sıçrayışla bölündü bütün rüyalarım
Sabahlara kadar ıslandı hayallerim gözlerimde
Çok istedim herşeyi unutup tozpembe bakmayı hayata
Ama tozlarında boğuldum pembe yolların
O kadar çok istedim ki gülmeyi beceremedim
Bir tebessümün bu kadar pahalı olduğunu bilmiyordum
En büyük umudum oldu en küçük hayallerim
Onlarda tükendi.
Ve şimdi ağlıyorum anasını arayan bebek misali
Dönüp bakmadın. Yağmur değil gözlerimdeki.
ÖlümüneSago isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 05-07-2007, 14:19   #5 (permalink)
Standart

teşekkürler...
__________________
Korkmak İnanmaktır..







Üyeler içindir. üye olun...


Yarasa_Adam isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 27-07-2007, 05:58   #6 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart

rica ederim...
  Alıntı ile Cevapla
Alt 27-07-2007, 16:23   #7 (permalink)
Standart

Paylaşım için teşekkürler...
__________________
<div align="center">Ölümsüzdür fikirleri.. Neden bu veda ?
Ömürdür bir öğüdü.. Neden bu hüzün ?
Güç verir bir sözü.. Neden bu yüzündeki gözyaşları ?
Melektir, Xızır gibi gelir sana.. Neden bu bitkin bakışlar ?

İki damla gözyaşım var ise, bırak sana aksın Hevall...

Ben Düzgin Babanın eteğindeyim..
Gelmeyi unutma Hevall..
Cemo'da orada olacak..

Seyit Rıza gibi.. Alişir gibi... </div>
hevall isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 02-09-2007, 19:25   #8 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart

rica ederim
  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Etiketler
kibris


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Kıbrıs'ın Fethi Mè£odî Büyük Türk Tarihi 0 28-11-2007 12:08
Kıbrıs Krallığı GECEM_EFSUN Dünya ve Türk Tarihi 0 04-09-2007 02:10
Kıbrıs Sorunu Magiclover Kitap Özetleri 0 16-07-2007 01:22
Kıbrıs Tarihi SHADOWS Dünya ve Türk Tarihi 0 27-06-2007 21:21
Kıbrıs'ta Gül'e Şok Protesto! esmer1907 Türkiyeden Haberler 0 13-04-2007 13:29


Türkiye +4. Şuan Saat: 08:12.

Powered by vBulletin® Version 3.7.3
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0 knight online
site ekle Alexa Toolbar TOPlist Message Board Statistics