
Dünya Ülkeleri icinde Blue Train İle Güney Afrika'nın Kalbine Yolculuk konusu , George Bernard Shaw, "Gerçek gezginler ve çocuklar dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, kendilerini evlerinde hisseder" demiş. Gezgin ya da çocuk olsanız da olmasanız da, Blue Train ile yolculuk yapma şansını elde ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
![]() George Bernard Shaw, "Gerçek gezginler ve çocuklar dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar, kendilerini evlerinde hisseder" demiş. Gezgin ya da çocuk olsanız da olmasanız da, Blue Train ile yolculuk yapma şansını elde ederseniz, kendinizi evinizde değil ama gerçek bir peri masalının tam ortasında hissedeceğiniz kesin. Masmavi bir masalda... Bu düş yolculuğunun başlayacağı sabah, erkenden uyanıyoruz. Hafif bir heyecan dalgası her yanımızı sarıyor. Son hazırlıklardan sonra Pretoria'nın serin havasına kendimizi bırakıyoruz. Tren garına vardığımızda, henüz nasıl bir maceraya atıldığımızın farkında değiliz. Arabamızın yaklaştığını görüp de "Hoş geldiniz" diyerek bize ismimizle hitap eden görevlilere şaşıp kalıyoruz. Ve kendimizi bir anda çok şık döşeli, gümüş ve kristallerin ışıldadığı bir salonda buluveriyoruz. Burası 'Blue Train' yolcularının ağırlandığı 'Hoş Geldiniz Salonu'. ![]() Tanışma faslından sonra içki ve çikolatalar ikram ediliyor ve sanki eller üzerinde trenimize götürülüyoruz. Sonunda kompartımandayız. Şampanyamızı yudumlarken, Blue Train'in geçmişinin çok eskilere dayandığını öğreniyoruz. 1910'dan önce lüks tren kategorisinde iki tren varmış. Biri, Natal Demiryolları'na ait olan Corridor Express, diğeri de Cape Demiryolları'na bağlı Limited Express. Bu arada Rodezya (Zimbabwe), adı 'Train de Lux' olan ve Zambezi Express olarak da bilinen treni sefere koyuyor. Train de Lux, Cape Town'la Bulawayo arasında çalışıyor. Söylentiye göre bugünkü modern Blue Train'in geçmişi de 1903'de başlatılan Central South African Demiryolları'nın kendi 'Train de Lux'üne dayanıyor.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #2 (permalink) |
![]() 1923'de South African Demiryolları daha hızlı bir treni devreye sokuyor ve geliştirmeye devam ediyor. 1933'de Güney Afrika Demiryolları, yemek vagonuna bölgenin meşhur çiçeği 'Protea'nın adını veriyor ve mavi renk kullanıyor. Ve sonra bir mavi vagon daha eklenince tren ismindeki 'Blue'ya kavuşuyor. Konfor ve lükste en üst standartları yakalamayı isteyen demiryolları, aldığı ödüllerle bu hedefine ulaşıyor. Blue Train bugün, Pretoria-Cape Town başta olmak üzere Pretoria-Victoria Falls, The Valley of the Olifants, The Garden Route arasında çalışıyor. Orient Express'in Afrika versiyonu olarak bilinen Blue Train'de her kompartıman için bir görevli bulunuyor. Kompartımanlar çok ince bir zevkin izini taşıyor ve masanızdaki gümüş vazo içindeki çiçekler her gün tazeleniyor. Yerden ısıtma sistemi sayesinde her an ılık bir havanın içinde yaşıyorsunuz. Sabunlar, banyo köpükleri her şey birinci sınıf. ![]() Mermer küvette banyo yaparken kristal kadehte sunulan şampanyayı yudumluyorsunuz. Yemek salonuna geçmek için ayrıldığınızda ise göze görünmeyen periler odanızı temizliyor ve geceye hazırlıyor. Eğer Pretoria'dan Cape Town'a gidiyorsanız, ilk durağınız Kimberly şehri oluyor. Burası elmas madenleriyle ünlü. Daha sonra Karoo Yarı Çölü'nden ve dünyanın en uzun dördüncü tünelinden geçerek, Hex River Valley'e varıyorsunuz. Burada sizi yaz gülleriyle zümrüt yeşili üzüm bağları karşılıyor. Şarap bölgelerinin en güzellerinden olan Paarl'ı geçtikten sonra Table Mountain ile karşılaşıyorsunuz ve işte Cape Town'dasınız. Pretoria ve Cape Town, Güney Afrika'nın en güzel şehirleri. Güney Amerika'dan getirtilen jakaranda ağaçlarıyla bezeli Pretoria gerçekten görülmeye değer. ![]() Halkın 'Mother City' diye adlandırdığı Cape Town, bağrında yaşayabilme şansını yakalayanların dediği gibi dünyanın en güzel şehirlerinden. Buraya ilk kez 1488'de Bartholomeo Diaz, nereye geldiğini bilmeksizin çıkıyor. Sonra buranın Afrika'nın güney ucu olduğunu keşfeden Vasco da Gama 1497'de, Sir Francis Drake 1500'lerde geliyor. Onları 1600'lerde Hollandalılar takip ediyor. Fairest Cape National Park'dan geçip de Ümit Burnu'na vardığınızda sizi, kayalara çarpan dev dalgalar ve heyecanla bu anı görüntülemeye çalışan gezginler karşılıyor. Ünlü Table Mountain'dan merkezin en eğlenceli bölgesi Water Front'a kadar uçurtma sörfü yapılan plajları, debdebeli malikâneleri, motorla yarım saatlik mesafedeki adacıklarda yaşayan fok kolonileri, Afrika penguenleri ile bu kent gerçekten görülmeye değer. ![]() Ama, artık yolculuğun sonuna geliyoruz. Pretoria'daki karşılama töreninde olduğu gibi görkemli bir şekilde uğurlanıyoruz. Ve Cape Town havaalanından yurda dönüş vakti. Yeni serüvenlerin hayali ile bulutların arasından Ekvator çizgisine yol alıyoruz. * Sedef Borovalı, yazar
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |