
E-Edebiyat icinde Yazı Türleri ( Konu Anlatımı ve Test ) konusu , YAZI TÜRLERİ Bir yazının biçimsel ve içerikle ilgili özelliklerine göre, girdiği bölüme o yazının türü diyoruz. Yazı türleri kalıplaşmış, demirbaş biçimler değildir. Kimi türler birbirine iyice yaklaşır, birçok benzerlik gösterir; ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| YAZI TÜRLERİ Bir yazının biçimsel ve içerikle ilgili özelliklerine göre, girdiği bölüme o yazının türü diyoruz. Yazı türleri kalıplaşmış, demirbaş biçimler değildir. Kimi türler birbirine iyice yaklaşır, birçok benzerlik gösterir; kimileri de ötekilerden kalın çizgilerle ayrılır. Yazı türlerini üç ana grupta inceleyebiliriz:
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| I. YAZINSAL (EDEBİYATLA İLGİLİ) TÜRLER 1. ÖYKÜ (HİKÂYE) Gerçek veya gerçeğe uygun biçimde tasarlanmış bir olayı, zaman ve mekâna bağlı olarak anlatan kısa yazılara öykü denir. Bu anlamda, öykü serim, düğüm, çözüm bölümlerinden oluşur. Öykü, genelde bir olaya dayanır. Romanlarda olaylar oldukça geniş bir zaman dilimine yayılmasına rağmen, öykülerde zaman daha kısadır. Öyküdeki olaylar, belli bir mekanda geçer; birinci şahıs ya da üçüncü tekil şahıs ağzından anlatılır. Dünya edebiyatında iki ayrı tarzda öykü anlayışı vardır: a) Olay Öyküsü: Bu tarz öykülerde anlatılan olaylar kişi, zaman ve mekan unsurlarına bağlı olarak verilir. Merak unsuru ön plandadır. Giriş bölümünden sonra olay veya olaylar gelişmeye başlar, merak unsuru yoğunluğunu artırır, düğüm ya da düğümler atılır. Sonuç bölümünde ise düğümler çözülür, merak giderilir ve oiay bir sonuca bağlanır. Bu teknik, Fransız edebiyatının önde gelen isimlerin*den Guy de Maupassant (Guy dö Mopasan) tarafından geliştirildiği için bu çeşit öykülere "Ma*upassant tarzı öykü" de denir. Edebiyatımızda Ömer Seyfettin bu tarza uygun öyküler yazmıştır. b) Durum (Kesit) Öyküsü : Durum (kesit) öyküsünde anlatılanlar bir sonuca bağlanmayabilir ve böylece okuyucu üzerinde farklı çağrışım ve izlenimler yaratılır. Kişiler, yer ve zaman gibi unsurlar genellikle sezdirme yoluyla okuyucuya anlatılır. Öyküde esaslı bir olay yoktur. Bu tarz öykülere, ünlü Rus hikayecisi Anton Çehov tarafından yaygınlaştırıldığı İçin "Çehov tarzı öykü" de denir. Edebiyatımızda Sait Faik Abasıyanık ve Memduh Şevket Esendal bu tarzda öyküler yazmıştır. Türk edebiyatında öykü: Türk edebiyatında Batılı anlamdaki ilk öyküler Tanzimat döneminde yazıldı. İlk öykü yazarları, Ahmed Midhat, Emin Nihat, Samipaşazade Sezai ve Nabizade Nazım'dır. Türk öykücülüğünü yetkinliğe kavuşturan yazar ise Halit Ziya Uşaklıgil oldu. Edebiyat-ı Cedide döneminde öykü türünde yalın diliyle dikkat çeken Uşaklıgil, titiz gözlemcill-ğiyle gerçekçi öykü geleneğini başlatan yazardır. Bu dönemin diğer yazarları Hüseyin Rahmi Gürpınar, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın ve Ahmet Hikmet Müftüoğlu idi. Meşrutiyet'in ilanından sonra gelişen yeni edebiyat akımıyla birlikte öyküde toplumsal ve siyasi sorunlar işlenmeye başlandı. Türkçede yabancı sözcüklerin temizlenmesi, yazında konuşma dilinin hakim olması, taşra yaşamının gerçekçi bir üslupla edebiyata taşınması gibi özelliklerle bilinen bu dönemde Ömer Seyfettin, Türk öykücülüğünde yeni bir çığır açtı. Onu Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay izledi. Sabahattin Ali, Kenan Hulusi Koray, Memduh Şevket Esendal Cumhuriyet dönemi öykücülüğünü hazırlayan isimlerdir. Cumhuriyet dönemi, 1930'lar sonrasını kapsar. Bu dönemde alışılmışın dışında bir öykü dün*yası kuran Sait Faik Abasıyanık, Halikarnas Balıkçısı (Cevat Şakir Kabaağaç), diyalogların usta yazarı Orhan Kemal, Samet Ağaoğlu,Tarık Buğra, Haldun Taner, Kemal Tahir ve Ahmet Hamdi Tan-pınar öykü yazarları olarak ön plana çıktı. Günümüzde Türk öykücülüğü geniş bir konu ve üslup zenginliğiyle sürmektedir.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #3 (permalink) |
| 2. ROMAN Olmuş ya da olabilecek birtakım olayların gerçeğe uygun bir biçimde, zaman, mekân ve kişi unsurlarına bağlı olarak anlatıldığı yapıtlara roman denir. Roman, bizim edebiyatımıza Batı edebiyatından girmiştir. İlk olarak Fransız yazarı Fene-lon'un "Telemak" adlı eseri Yusuf Kamil Paşa tarafından Türkçeye çevrilmiştir. Şemsettin Sami'nin "Taaşşuk-u Talât ve Fıtnaf'ı İlk yerli roma-nımızdır. Türk romanı asıl Tanzimat döneminde gelişti. Recaizade Mahmud Ekrem'in "Araba Sevdası" yeni teknikler kullanılan Batılı anlamda türüne en yakın ilk Türk romanıdır. Servet-i Fünun edebiyatı döneminde ilk usta romanlar ve romancılar kendilerini gösterdi. "Sanat sanat içindir" tezini savunan bu yazarlar aşk ve acıma gibi konuları İşledi. Halit Ziya Uşaklıgll bu dönemin en önemli romancısı sayılır. Uşaklı-gil'in "Aşk-ı Memnu" (1925) adlı romanı günü*müzde de en başarılı Türk romanlarından biri olarak kabul edilir. 1910'dan sonra milli duyguların ağır basmasıyla birlikte "Genç Kalemler" dergisi çevresinde Türkçülük akımı gelişti. Milli romanların yazılması bu dönemde başladı. Halide Edip Adıvar'ın "Vurun Kahpeye", Reşat Nuri Güntekin'ln "Çalıkuşu" romanları bu dönemin örneklerindendir. Cumhuriyet döneminde çağdaş Türk romanı ortaya çıktı. Toplumsal ve sosyal gelişmeleri konu alan romanlar yazıldı. Romanlar; konu, üslup, yazıldığı dönem bakımından çeşitli türlere ayrılabilir. *Üslup Bakımından Romanlar: Romantik Roman: Kişilerin duygularını, arzularını, düşüncelerini yalnızca kendilerine ait, içten gelen doğal ve ger*çek olgular gibi görür. Örneğin Sir Walter Scott'un tarihsel romanları ve Goethe'nin "Genç Werther'in Acıları" romanı gibi. Gerçekçi Roman: Romantik romandan ayrı olarak kuru ve kuşkucu bir anlatım ve düşünce yapısı taşır. Balzac ve Stendhal'in romanları bu üsluptadır. Doğalcı Roman: Üslup bakımından gerçekçi romana benzer. Olanın olduğu gibi yazılmasını öngörür. Emile Zola ve Guy de Maupassant romanları doğalcı romanlardır. Estetik Roman: Belli biçim ve anlatım kaygıları ile yazılmış romanlardır. Gustave Flaubert, estetik romanın en önemli yazarıdır. İzlenimci Roman: Diğer üsluplardan ayrı olarak eşyanın ve dış olayların kendi nesnel gerçeklikleriyle insanların bunları algılama biçimleri arasındaki farkları ortaya çıkarmaya yönelir. Yani dış gerçeklerden çok, duyu ve duygulara, iç yaşantının betimlenmesine öncelik verir. Dışavurumcu Roman: 20. yüzyılda ortaya çıkmıştır. Dışavurumculuk toplumsal kimliklerin reddedilmesi ve insan yaşamını belirleyen toplum karşıtı ya da uygarlık karşıtı güçlerin öne çıkarılmasıyla belirlenir. Dos-toyevski, Franz Kafka, Samuel Beckett ve Bertold Brecht'in romanları bu türün örneklerindendir. *Konu Bakımından Romanlar: Konusu bakımından romanları aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz: Tarihsel Roman: Uzak bir geçmişte yaşanan olayları konu alır. Ama tarihten daha derinlerde yatan insanla ilgili daha evrensel bir gerçeği araştırmak amacıyla da yazılmış olabilirler. Tarihi romanların örnekleri arasında Walter Scott'un romanlarını, Tolstoy'un "Savaş ve Barış"ını, Stendhal'in "Parma Manastırı"™ sayabiliriz. Duygusal Roman: İnsanın duygusal yaşamını yüksek ve özenli bir üslupla betimleyen romanlardır. Bazen bu türde yazarın kendi duygularıyla, okurun duygularını sömürmesi ön plana çıkar. Fransız edebiyatında Madame de La Fayette'in "Prenses de Cleves" adlı romanı bu türe örnek gösterilebilir. Gotik Roman: Gotik roman, İngiliz ve Amerikan romancılığına özgü, 18. yüzyılın akılcılığına karşı çıkan bir tür*dür. Karanlık, korkutucu, çılgınlıklarla dolu bir ortamda geçen kanlı, şeytani, büyülü olayları konu alır. Gotik romanın günümüzdeki uzantıları, bilimkurgu ve fantastik roman olarak gösterilebilir. Psikolojik Roman: Kişilerin ruhsal durumlarını ayrıntılarıyla çözümlemeye çalışan romanlardır. Daha serinkanlı ve de netimli oluşuyla duygusal romandan ayrılır. Abbe Prevost'un "Manon Lescaut" adlı yapıtıyla Fransız edebiyatında açılan psikolojik roman çığırı, diğer ülke romancılarını da etkilemiştir. Bizde Mehmet Rauf'un "Eylül"ü, Peyami Safa'nın "9. Hariciye Koğuşu" buna örnektir.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #4 (permalink) |
| 3. MASAL VE FABL : Olağanüstü kahraman ve olaylara yer veren öykülere masal denir. Masal terimi öncelikle, sözlü geleneğin ürünleri olan halk öykülerini kapsar. Ama sözlü gelenekle ilişkisi olmayan edebi yönü ağır basan bazı yapıtlar da bu türün içinde yer alır. Halk masalları dört temel grupta toplanır: hayvan masalları, olağanüstü ve gerçekçi masallar, güldürücü masallar, zincirlemeli masallar. Hayvan masalları genellikle kısa masallardır. La Fontaine masalları bu türün en güzel örnekleri*dir. Olağanüstü masallarda, olağan varlıkların yanı sıra cin, peri, dev, ejderha gibi olağanüstü varlıklara da yer verilir. Gerçekçi masalların başlıca kahramanları ise padişahlar, vezirler, prens ve prensesler, zenginler, hırsızlar ya da haydutlar gibi gerçek hayattaki kişilerdir. Güldürücü masallar, okuyan ve dinleyeni eğlendirmeyi amaçlayan masallardır. Zincirleme masallarda sıkı bir mantık bağıyla birbirine bağlanan, küçük ve önemsiz bir dizi olay art arda sıralanır. Masalların, insan ve hayvan davranışlarından harekete geçerek toplumda görülen aksaklıkları yermek ve gerçek İnsanlara bir ahlak, düzen dersi vermek gibi amaç güdenleri de vardır. Manzum olarak yazılan bu masallara fabl denir. Bilinen ilk masalların Hintlilere ait olduğu kabul edilir. Hint masalcısı Beydeba'nın "Kelile ve Dimne" adlı yapıtı masalların bilinen ilk kaynağıdır. Yunan edebiyatında Aisopos (Ezop) masalla*rıyla ünlüdür. Batı'da La Fontaine ise fabl türü masalın en ünlüsüdür. 4. TİYATRO Tiyatro, insan yaşamını söz ve eyleme dayanarak anlatan bir gösterim sanatıdır. Toplumsal bir sanat olduğu için toplumsal yapı ve yaşamdaki değişmeler doğrultusunda tiyatro da gelişmiş, değişmiştir. Edebiyat tarihçileri, tiyatronun Eski Yunan'da, şarap tanrısı Dionysos adına düzenle*nen törenlerden doğduğunu belirtmişlerdir. Başlıca tiyatro türleri şunlardır: a) Tragedya: İlk örnekleri MÖ 6. yüzyılda Eski Yunan'da görülür. Klasisizm akımı içinde Fransa'da yeniden canlılık kazanmış 19. yüzyılın ortalarına kadar var- lığını sürdürmüştür. Tragedya (trajedi), kısaca "acıklı olayları ele alıp anlatan oyun" olarak ta*nımlanabilir. Tragedyanın özelliklerini şöyle belirtebiliriz : -Eser baştan sona ağırbaşlı, ciddi bir hava içinde geçer. -Erdeme ve ahlâka büyük değer verilir. -Konularını mitolojiden ve tarihten alır. -Kahramanları tanrılar, tanrıçalar, krallar vb. varlıklardır. -Diyalog ve koro bölümlerinden oluşur. -Üç birlik kuralına (yer, zaman, olayda birlik) uygun yazılır. -Vurma, yaralama, öldürme olaylarına sahnede yer verilmez. -Şiirle oluşturulan; ağırbaşlı bir üslup kullanılır. ■ Sophokles, Racine, Corneille... önemli yazarlarıdır. b) Komedya : Olayların, durumların ve İnsanların gülünç yönlerini ortaya koyan oyun türüdür. Güldürerek düşündürmeyi amaçlar. Eski Yunan edebiyatında Aristophanes'in "Eşek Arılan"; Fransız edebiyatında Moliere'in "Gülünç Kibarlar" adlı yapıtları birer komedya örneğidir. Konuları bakımından üç türlü komedi vardır: Töre komedisi : Şair Evlenmesi (Şinasi) Karakter komedisi; Cimri (Molière) Entrika komedisi: Scapln'in Dolapları (Molière) Komedyaların özellikleri şunlardır: -Konularını günlük yaşamdan alır. -Kişiler halk arasından seçilir. -Halkın konuşma diliyle yazılır; soylu bir üslup kaygısı güdülmez. -Birbirini izleyen diyalog ve koro bölümlerinden oluşur. -Üç birlik kuralına uyulur. c) Dram : 18. yüzyılda Fransız filozofu Diderot, Beaumarchais ve bazı yazarların uzun tragedyaya karşı çıkmaları, günlük olayları işleyen oyunları tercih etmeleri üzerine doğdu. Dram ismini de bu filo*zoflar verdi. Dram türü oyunlar acıklı ve gülünç olayları bir arada işliyordu. İngiliz yazar Shakespeare klasik tiyatronun üç birlik kuralını hiçe sa*yan dramlar yazdı. Victor Hugo ise 19. yüzyılda Romantik dramın beyannamesi sayılan "Crom*well" adlı yapıtının önsözünde bu türün özelliklerini açıkladı. Romantik dramla birlikte modern tiyatroya geçiş sağlandı. Romantik dramın başlıca özellik*leri şunlardır: -Üç birlik kuralına uyulmaz. -Hem acıklı hem gülünç olaylar işlenir. -Olaylar tarihten ya da günlük hayattan alınabilir. -Kişiler her sınıf halktan seçilebilir. -Yerli özelliklerin işlenmesine önem verilir. -Her türlü olay sahnede gösterilebilir. -Nazım veya nesir biçiminde yazılabilir.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #5 (permalink) |
| 4. ŞİİR Şiir; zengin imgelerle (hülya, hayal), ritimli sözlerle; seslerin uyumlu kullanımıyla ortaya çıkan bir edebi anlatım biçimidir. Şiir, bilgi aktarmak amacıyla yazılmaz. Şiir, bilgi değil, duygu aktarır. Duygulardan, imgelerden, düşlerden, özlemlerden oluşmuş bir yaşantı birikiminin ürünüdür. Ozan, şiiri aracılığıyla bu ya*şantıyı okuyucuyla paylaşır. Konularına göre şiir türleri şunlardır: A) Epik Şiir: Bir ulusun yaşamını yakından İlgilendiren, tarih ve toplum olaylarına ait kahramanlıkları anlatan şiirsel öykülere epik şiir denir. Uzun manzum hikaye olarak en eski biçimleri destanlardır. Epik şiirde yiğitçe bir söyleyiş vardır. Bu şiirin konusu hem efsanelere hem de gerçek olaylara dayanır. Yapısında masalla tarih, gerçekle düş yan yanadır. Ayrıca "epope" de denilen epik şiirde tarihsel bir gerçek vardır. *Epopeler iki türlüdür: -Doğal Epopeler (Destanlar): Çok eski çağlarda ulusların vicdanında derin izler bırakan olayların kuşaktan kuşağa aktarılması, daha sonra bir saz şairinin bunları derlemesiy-le oluşan destanlardır. Halkın ortak malıdır (ano*nim). Başlıca doğal destanlar: lliada ve Odysseia :.............Yunan edebiyatı Şehname...........................Fars edebiyatı Kalevala............................Fin edebiyatı Mahabharata - Ramayana.....Hint edebiyatı Le Cid....................................İspanyol edebiyatı Nibelungen........................Alman edebiyatı Chansen de Röland.............Fransız edebiyatı Beovvulf...........................İngiliz edebiyatı Igor........................................Rus edebiyatı Şinto......................................Japon edebiyatı -Yapay Epopeler (Destanlar): Yeni ve yakın çağlarda herhangi bir tarih olayının bir ozan tarafından destan kurallarına uygun olarak yazılmış biçimidir. Bunlar bireysel üründür. Başlıca yapma destanlar şunlardır: Destan adı Şair - Ulus Kaybolmuş Cennet........... Milton.......İngiliz İlahi Komedya................. Dante........İtalyan Çılgın Orlando................. Ariosto......İtalyan Kurtarılmış Kudüs............. Tasso........italyan Aenels.............................Vergilius....La tin Türk Destanları : Kronolojik sıraya uygun olarak İslamiyet öncesindeki Türk destanları şunlardır: Destan Adı Ait Olduğu Türk Topluluğu Şu Sakalar Alp Er Tunga Sakalar Oğuz Kağan Hunlar Bozkurt Göktürkler Ergenekon Göktürkler Türeyiş Uygurlar Göç Uygurlar İslamiyet'in kabulünden sonraki Türk destanları ise şunlardır: — Manas Destanı — Battal Gazi Destanı — Danişment Gazi Destanı — Köroğlu Destanı — Satuk Buğra Han Destanı — Genç Osman Destanı (Kayıkçı Kul Mustafa) — Üç Şehitler Destanı (Fazıl Hüsnü Dağlarca) Bunlardan Manas Destanı, Kırgız Türklerine alt bir destandır ve 400 bin dizeden fazladır. İlk kez Rus bilgini Radloff tarafından ve Kırgız halkının ağzından derlenmiş olan bu destan, dünyanın en uzun destanı niteliği taşır. B) Lirik Şiir: Duygu ve düşünceleri coşkulu bir dille anlatan şiir çeşididir. Eski Yunan edebiyatında ozanlar şiirlerini "Lyra" denen telli bir sazla söyledikleri için, bu tür şiirlere lirik denmiştir. Türk edebiyatında da "âşık" ya da "saz şairi" adı verilen halk ozanları şiirlerini hâlâ sazla söylemektedirler. Lirik şiirde toplumsal mutluluk ya da felâketlerden duyulan sevinç ya da acı gibi ortak duygular; ya da aşk, ayrılık, özlem, ölüm acısı gibi bireysel duygular anlatılır: sevmek kimi zaman rezilce korkuludur insan bir akşam üstü ansızın yorulur tutsak ustura ağzında yaşamaktan kimi zaman ellerini kırar tutkusu birkaç hayat çıkarır yaşamasından hangi kapıyı çalsa kimi zaman arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu (Attila İlhan) C) Pastoral Şiir: Doğa güzelliklerini, çoban yaşantısını, kır yaşamına duyulan özlemi işleyen şiir türüdür. Konu*ları yapmacıksız, özentisiz, sözcük oyunlarından uzak, yalın bir dili vardır. Saf, temiz, sakin yaşamı duyurmak amacıyla yazılır. Bu şiirin iki türü vardır: I) İdil: Bir kişinin ağzından kır yaşamının güzelliğini ve çoban aşkını anlatan şiirdir. II) Eglog : Birkaç çobanın aşk, kır yaşamı gibi konular üzerine karşılıklı konuşması yoluyla yazılan şiirdir. Ak tüylü köpektir koyun sürüsüyle Seğirtir kaval sesinde sağa sola Çobandır köyün yamacında Yayar davarı da çömelir Meşe dallarının altına D) Didaktik Şiir: Duygulara değil, düşüncelere seslenen şiirdir. Çünkü didaktik şiirin amacı güzellik oluşturmak değil, öğretmek ve bilgi vermektir. Bir düşünceyi aşılamak, övmek amacıyla yazılır. Bilim, sanat, felsefe, ahlâk, din... gibi temel kavramları ve kurallarını öğretmek amacıyla yazılır: Güvenme âlemde gençliğe çağa Gel gönül yapışma çürük budağa Ne evlâda güven ne bahçe bağa Becerip yemişin derebilmezsin E) Dramatik Şiir: Manzum tiyatro yapıtlarında kişilerin karşılıklı konuşmaları dramatik şiiri oluşturur. Eski Yunan edebiyatındaki manzum tragedyalar dramatik şiir sayılır. Günümüz edebiyatında terimsel anlamıyla dramatik şiir yazılmamaktadır. F) Satirik Şiir: Toplumdaki düzensizlikleri, tutarsızlıkları, kişilik çarpıklıklarını yerme amacıyla iğneli ve alaylı bir dille anlatan şiirlerdir. Yani bir çeşit yergi şiiridir. Divan edebiyatındaki "hicviye"ler ile Halk edebiyatındaki "taşlama"lar bu şiir türünün örnekleridir. Benim bu gidişe aklım ermiyor Fukara halini kimse sormuyor Padişah sikkesi selam vermiyor Kefensiz kalacak ölümüz bizim
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #6 (permalink) |
| II. ÖĞRETİCİ VE BİLGİLENDİRİCİ TÜRLER 1. DENEME Bir yazarın, serbestçe seçtiği herhangi bir konu üzerinde kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı yazılara deneme denir, insanı ve toplumu ilgilendiren her şey (yaşama, ölüm, aşk, sanat, felsefe, din, tarih, bilim, siyaset, kültür vb.) denemelerin konusu olabilir. Deneme türünün ilk örneklerini Epiktetos, Eflatun, Seneca, Çiçero vb. nin bazı eserlerinde görmek mümkündür. Batı edebiya-tınde en büyük deneme yazarları Montaigne (Monteyn) ve Bacon (Beykın)'dır. Türk Edebiyatın*da ise deneme türünde eser veren yazarlarımızdan bazıları şunlardır: Ahmet Haşim, Yakup Kadri, Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Suut Kemal Yetkin, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra, Mehmet Kaplan, Cemil Meriç, Vedat Günyol, Melih Cevdet Anday, Salah Birsel, Sezai Karakoç vb. Deneme yazılarında görülen özellikleri şöyle sıralayabiliriz: -Her konuda yazılabilir. -Zevkle okunan yazılardır. Okuyuculara okuma zevki aşılaması yanında, çok belli etmeden bazı gerçekleri öğretir, düşünceleri aktarır. -Felsefi ve bilimsel konuları ele almasıyla makaleye yaklaşır. Ancak makalede olduğu gibi ortaya konan fikirlerin ispatlanması mecburiyeti yoktur. -Ön planda olan, yazarın kişisel düşünceleridir. -Bir görüşü ispat etmek, kesin sonuçlara varmak, belgelerden faydalanmak gibi mecburiyetler yoktur. -Yazar, kendi kendisiyle konuşuyormuş gibidir. Deneme, bu yönüyle sohbete benzemesine rağmen, düşünceleri açıklayışı, çözümlemelere girişiyle sohbetten ayrılır. -Denemenin samimi, kıvrak, akıcı, güzel bir üslûbu vardır. 2. FIKRA: Güncel bir olayı (seçim, deprem, sel baskını, savaş...vb.) kişisel açıdan ele alıp yorumlayan' gazete yazılarına fıkra denir. Fıkralar, zamanla -güncel bir konuyu ele alıp işledikleri için - değeri*ni yitirebilir. Bir fıkra yazısında şu özellikler görülür: -Konu sınırlaması yoktur. Yani her konuda fıkra yazılabilir. -Bir yazarın günlük, sosyal ve kültürel olaylara ait herhangi bir konu üzerinde kişisel görüş ve düşüncelerini anlatan yazılardır. -Fıkra yazarlarının konularında tekrarlara düşmemesi ve geniş bir kültür birikimine sahip olması gerekir. -Fıkra, kısa ve etkili bir sonuca varmak amacını taşır. -Fıkra, kanıtlamak amacı gütmez ve fazlaca ayrıntıya inmez. -Fıkralar makale türüne göre daha sübjektiftir ve konuşma üslûbuna daha yakındır. 3. MAKALE Bilim ya da sanatla ilgili bir konuda bir görüş ileri sürmek, bir düşünceyi savunmak ve desteklemek amacıyla yazılan bilimsel yazılara makale denir.Bilgisayar teknolojisi, caz müziği, arkeolojik çalışmalar, kanserle ilgili buluşlar, Akdeniz Bögesi'nin jeolojisi ya da Malazgirt Savaşı makale konusu olabilir. Makalenin başlıca özellikleri şunlardır: -Makalede ileri sürülen düşüncelerin kanıtlanması esastır. -Yazar nesnel bir tutum takınmak zorundadır. -Ciddi ve terimlere dayalı bir dil kullanılır. Edebiyatımızda ilk makaleyi Şinasi Tercüman-ı Ahval gazetesinde yazmıştır. 4. RÖPORTAJ Bir gerçeği,bir doğruyu,inceleme,gezip görme ya da soruşturma yoluyla yansıtan yazılardır. Yazar, röportajı çoğu kez öyküsel bir anlatımla gerçekleştirir. Gerektikçe fotoğrafların tanıklığına başvurur. Böylece okuru gerçekle yüz yüze getirir, öğretmek istediğini yaşatarak öğretir. Rö*portajda bir yaşam gerçeğinden yola çıkılır. Bu gerçeğe yazarın yorumu katılmaz, yazar gerçek karşısında nesnel olmak zorundadır. İnandırıcılığı sağlamak amacıyla kullanılan belgelerin yanında, örnekleme, tanık gösterme gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurulur. Çok yönlü bir yazı türü olması öykülemeyle birlikte açıklamaya, tartışmaya, betimlemeye de yer vermeyi gerektirir. 5. ELEŞTİRİ (TENKİT) Bir yapıtın iyi ve kusurlu yönlerini gerçekçi bir şekilde belirten yazı türüdür. Eleştirmen, yazı*larıyla sanatçıya ışık tutar, yol gösterir; aynı zamanda okuyucuyu da aydınlatır. Gerektiğinde belgeler ve örnekler gösterilebilir. Eleştirmen, eleştirisinde kişisel görüşlere, düşünce ve duygu*lara yer verir. Bu açıdan hemen bütün eleştirilerde öznellik vardır. Ancak iyi bir eleştirmenden beklenen, mümkün olduğu kadar nesnel bir yaklaşım sergilemesidlr. Eleştiride daha çok tartışmacı anlatım biçimine yer verilir; açıklama, karşılaştırma, örnekleme gibi tekniklere başvurulur. Türk edebiyatında Nurullah Ataç, Sabahattin Eyüboğlu, Mehmet Kaplan, Fethi Naci, Rauf Mut-luay eleştiri yazılarıyla tanınmıştır. 6. SOHBET (SÖYLEŞİ) Düşünceleri fazla derinleştirmeden, bir konuşma havası içinde anlatan yazı türüdür. Her konuda yazılabilir. Okuyucuyu sıkmayan, konuşma diliyle ve samimi bir havada yazılan yazılardır. III. GERÇEK YAŞAMDAN SÖZ EDEN TÜRLER 1. GÜNLÜK Günü gününe tutulan notlardan oluşan yazılara günlük (günce) denir. Günlükler, bir kişinin geçmişine, yaşadıklarına ışık tutması bakımından önemli yapıtlardır. Eski dilde "rûznâme", yeni dilde "günce" de denilen bu yazı türü, gerçek yaşamdan kaynaklanır. Sıcağı sıcağına yazıldığı için anıdan ayrılır. Nurullah Ataç, Oktay Akbal gibi yazarlar günlükleriyle tanınmıştır. 2. ANI (HATIRA) Sanat, bilim ve meslek dallarında ün yapmış kişilerin, kendi başlarından geçen ve devirlerinde olup biten olaylarla ilgili duygu, düşünce, bilgi ve gözlemlerini anlatan yazılarına anı (hatıra) denir. Anı yazma, insanoğlunun yaşadığı, geride bıraktığı olay ve olguları anlatma, başkalarıyla paylaşma ihtiyacından doğmuştur. Anı türünün özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: -Yaşanılmakta olan zaman dilimini değil, yaşanılmış, geride kalmış zamanı anlatır. -Geçmişi anlattığı için tarihe ışık tutar. -Otobiyografi, doğrudan doğruya yazarın kendi hayatıdır. Anıda İse yazar, kendi hayatıyla birlikte devrini ve çevresini de anlatır. Bazı durumlarda anı yazarının kendini geriye çekip sadece çevresini anlattığı da olur. -Anıları yazmakta amaç, bir kişinin hayatını anlatmaktan çok, bir döneme ayna tutmaktır. -Anı yazarken, abartılı, yapay bir anlatımdan sakınılır; içten, akıcı, açık ve anlaşılır bir dil kullanılır. 3. MEKTUP Birbirlerinden uzakta olan insanların veya yazı yoluyla karşısındakine duygu, düşünce ve is*teklerini duyurmak isteyenlerin haberleşmek için kullandıkları bir yazı türüdür. Mektupların konuları oldukça bol, bağımsız; ufukları alabildiğine geniştir. Gönderdiğimiz mek*tubun türü, gönderdiğimiz kişiyle olan yakınlık derecemiz, mektuptaki samimiyetin ölçüsünü tayin eder. Yakın arkadaşlarımıza, dost ve sevdiklerimize gönderdiğimiz mektuplarla, aramızda saygı sınırı ve resmiyet bulunan kişilere gönderdiğimiz mektuplar birbirine benzemez. 4. BİYOGRAFİ (Yaşamöyküsü) Kişilerin hayatlarını anlatan yazılara biyografi (yaşamöyküsü) denir. Biyografiler, bilim ve sanat dallarında ün yapmış, insanlığa hizmet etmiş, sevilen, sayılan kişilerin hayatlarını, nasıl ve hangi yolda başarı sağladıklarını anlatan yazılardır. Biyografi yazmak, birtakım hazırlıklar yapmayı gerektirir. İlk iş olarak, biyografisi yazılacak kişiyle ilgili belgeler, kaynaklar ve bilgiler toplanır. Daha sonra o kişiyi tanıyan, bilen kişilerle konuşulur; onun yaşadığı ortamın şartları tanınmaya çalışılır. Biyografinin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz : -Biyografi, kişiyi bütün yönleriyle ele alır. -Biyografide kişinin doğumundan ölümüne kadar yaşadıkları (doğduğu çevre, çocukluk dönemi, öğrenimi, mesleği, arkadaşları...vb) kronolojik bir sırayla aktarılır. er öyküleyicl anlatım biçimiyle yazılır. Bir kişinin kendi yaşamını kendisinin yazmasıyla ortaya çıkan yapıtlara otobiyografi (özya-şamöyküsü) denir. 5. GEZİ (SEYAHAT) Bir yazarın, yurt İçinde ya da yurt dışında gezip gördüğü yerlerin ligi çekici yanlarını tanıtmak amacıyla canlı ve edebi bir üslûpla kaleme aldığı yazılara gezi (seyahat) yazısı denir. Gezi yazılarının bir adı da "Seyahatname" dir. Gezi, yazarlarının doğrudan gözlemlerine, bizzat duy*duklarına, araştırmalarına dayandığı İçin tarih, coğrafya, sosyoloji, hukuk gibi bilim dallarına kaynaklık eder. Gezi yazılarının özelliklerini şöyle sıralayabiliriz: -Gezi yazıları, gözlem gücünün ürünüdür. -Gezilen yerlerin başka yerlere benzemeyen görüntüleri tasvir edilir. Gezilen yerlerde yaşayan İnsanların ırklarından, dillerinden, yaşayışlarından, inançlarından vb. söz edilir. -Okurun çevresinde bulunan, her gün gördüğü şeylerden değil ilgi, çekici şeylerden söz edilir. -Anlatımda betimlemlerden, benzetme ve diğer sanatlardan yararlanır. -Açık, akıcı bir dil kullanılır. -Mümkünse yazılanlar fotoğraflarla desteklenir. -Okuyanda gezip görme isteği uyandırır. 6. SÖYLEV (NUTUK) Belli bir düşünceyi anlatmak, bir ülküyü aşılamak ya da toplulukları ikna etmek, coşturmak amacıyla söylenen sözlere söylev (nutuk); bu sözleri söyleyen kişiye hatip, söz söyleme sanatı*na ise "hitabet" denir. Hitabetin özelliklerini şöyle sıralayabiliriz : -Hitabetin gerçekleşmesi için, konuşmacı ile dinleyicilerin bir arada bulunması gerekir. -Topluluğu heyecanlandırmak, coşturmak; bir fikri, bir davayı açıklamak, anlatmak ve be*nimsetmek için yapılır. -Cümlelerin kolay anlaşılır, açık, kesin, kısa olması gerekir.Hatibin; dilini iyi kullanması, konuya hâkim olması, sesinin güzel ve etkili olması, topluluğa güven vermesi gerekir. -Diğer yazı türlerinde olduğu gibi, hitabette de "giriş, gelişme ve sonuç" bölümleri bulunur.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #7 (permalink) |
| çözümlü"örnekler ÖRNEK -1 (ÖSS - 2006): Bu, son bir yıl içinde okuduğum romanlar arasında etkisinden uzun süre kurtulamadığım bir çeviri roman. Yazar, bu romanında öncekilerden farklı bir yol izlemiş. Bir kahramanın çevresinde gelişen bir öykü kurgulamış. Abartıyla yalınlığı, komediyle trajedinin özelliklerini bir arada kullanmış. Bir yıl gibi bir zaman dilimini çok az geri dönüşlerle anlatmış. Haftalarca "çok satanlar" listesinde yer alan bu çeviri yapıt, Türk okurundan gördüğü ilgiyi Fransız ve İngiliz okurlardan görmemiş. Bu durum, çevirmenin başarısı olarak değerlendirilebilir. Bu parçada aşağıdaki yazı türlerinden hangisine ait özellikler ağır basmaktadır? A) Makale B) Deneme C) Eleştiri D) Fıkra E) Günlük ÇÖZÜM ; Verilen parçada bir roman üzerine yapılan değerlendirmeler var. Yazar, söz konusu roman ve ya*zarına ilişkin düşüncelerini belirtmiş. Bir yapıtın değişik yönlerini içeren böyle değerlendirmelere eleştiri denir. Doğru cevap (C) seçeneğidir. ÖRNEK - 2 (ÖSS - 2006): Kaman civarına bahar gelince Yıkılır ovadan yörük çadırları, Yücesinde pare pare duman tutmuş Düldül Dağ'm yaylasında mekân kurulur. Hoş gelmişsin ilkbahar! Nisan ayı içinde donanır dağlar, Donanır yeşilinden, alından Bu dizelerde aşağıdaki şiir türlerinden hangisine özgü nitelikler ağır basmaktadır? A) Lirik B) Pastoral C) Epik D) Didaktik E) Dramatik ÇÖZÜM: Verilen parçada, ilkbaharın Orta Anadolu'ya gelişi şiirleştirilmiş. Şiirin asıl temasını doğa ve doğaya ait unsurlar oluşturuyor. Böyle şiirlere pastoral şiir denir. Doğru cevap (B) seçeneğidir. ÖRNEK - 3: Yazarın, özgürce seçtiği bir konuda iddia ve ispatlama kaygısı gütmeden düşüncelerini konuşma havası içerisinde "ben"li bir anlatımla oluşturduğu yazı türüne ne ad verilir? A) Deneme B) Anı C) Eleştiri D) Röportaj E) Makale ÇÖZÜM: Deneme türünde belli bir konu yoktur. Makalede olduğu gibi bir görüşü ileri sürme ve kanıtlama kaygısı da yoktur. Ayrıca denemede yazar kendi kendisiyle konuşuyormuş gibi "ben"li bir anlatımı seçer. Bu özelliklerin tümü sorudaki parçada verilmiştir. O halde burada sözü edilen yazı türü denemedir. Doğru cevap (A) seçeneğidir. ÖRNEK - 4: Aşağıdaki destanlardan hangisi, birlikte verildiği ulusa ait değildir? A) Manas - Iran B) Ramayana - Hint C) Nibelungen - Alman D) Kalevala - Fin E) Ergenekon - Türk ÇÖZÜM: Manas destanı İranlılara değil; Kırgız Türklerine aittir ve dünyanın en uzun destanı olma niteliğini taşır. B, C, D ve E'deki eşleştirmeler doğrudur. Doğru cevap (A) seçeneğidir. ÖRNEK - 5: Tanzimat'a kadar Türk toplumunda onun yerini destanlar, efsaneler, mesneviler ve halk hikayele*riyle masallar tutmuştur. Bir edebiyat türü olarak bize Tanzimat'tan sonra Batı'dan gelmiştir, ilk örnekler de Fransız edebiyatından yapılma çevirilerdir. Bunlardan ilk tanıdığımız yapıt, Yusuf Kamil Paşa'nın bir çevirisidir. Bu parçada sözü edilen edebiyat türü aşağı-dakilerden hangisi olabilir? A) Hikaye B) Tiyatro C) Gezi D) Anı E) Roman ÇÖZÜM; Bir edebiyat türü olarak bize Tanzimat'tan sonra Batı'dan gelen edebiyat türü romandır, ilk tanıdı*ğımız yapıt da Yusuf Kamil Paşa'nın Fenelon'dan çeviri yaptığı "Telemak" adlı eserdir. Doğru cevap (E) seçeneğidir. Örnek - 6; Aşağıdakilerden hangisi "deneme" türünün belirleyici özelliği olamaz? A) Konuşma ve tartışma havası taşıması B) Söyleyiş kaygısının ağır basması C) İleri sürülenlerin kanıtlanması D) Anlatıcının, anlatımına kendi "ben"ini katması E) İnsanlara yeni bakış açılan kazandırma amacı taşıması ÇÖZpM; A, B, D ve E seçeneklerinde verilenler deneme türünün özelliklerindendir. Ancak denemelerde "ileri sürülenlerin kanıtlanması" gibi bir özellik yoktur. Deneme yazarı bir kanıtlayıcı olmaktan çok yeni bir ufuk açmak, "böyle de düşünülebilir-miş" dedirtmek amacındadır. Doğru cevap (C) seçeneğidir.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #8 (permalink) |
| TEST 1. Deneme, edebiyatın en zor dallarından biri. Çünkü günümüzde yazılmış en uysal deneme bile özünde bir karşı çıkma tohumu taşıyor. İkinci güçlük, sesin tınısını bulmak. Azarlayıcı bir tınıyla mı sesleneceksiniz okura, kendi eşitiniz olarak mı? Denemeden başka ürün vermemişseniz işinize bir güçlük daha katılır. Okur, tanımadığı, kişisel değerlerinin neler olduğunu bilmediği biriyle karşı karşıyadır çünkü. Sırma Koksal, "Okumanın Halleri" adlı yapıtında, deneme'ye özgü bu pürüzlerin altından başarıyla kalkıyor. Daha ilk sayfalardan, Türkçenin kıvraklıklarını algılamış bir yazarla karşılaşıyorsunuz. Onun yazılarında adlarını verdiği, alıntılar yaptığı kitaplar ve yazarlar, okuru kültür açısından sindirmeye yönelik baskı öğeleri değil. Ufak ayrıntılardan örülmüş bu yazılar, deneme yoluyla bir özyaşam yazılabildiğinin de önemli bir örneği. Bu parça, hangi tür bir yazıdan alınmış olabilir? A) Fıkra B) Sohbet C) Makale D) Deneme E) Eleştiri 2. Seyircide "acıma ve korku" duyguları uyandıran, ruhu tutkulardan temizlemek amacıyla yazılan ve kendine özgü sıkı kuralları olan tiyatro türüdür, ilk örnekleri eski Yunan edebiyatında görülmüştür. Konu, mitolojiden ve tarihten alınır. Oyun, bir bütün halinde aralıksız oynanır. Bu parçada sözü edilen tiyatro türü aşağıdakilerden hangisidir? A) Dram B) Komedya C) Tragedya D) Feeri E) Ortaoyunu 3. Gazetemdeki köşemde her gün yazıyorum. Herkes benim köşemin adını bilir. Okuyuculara bazı günlük sorunlar hakkındaki düşüncelerimi belirtirim.Yazdıklarımı herkes anlasın diye basit bir dille, ayrıntıya girmeden veririm. Kısa, yoğundur anlattıklarım; yazdıklarımın doğruluğunu kanıtlamak gibi bir derdim yoktur benim. Böyle konuşan birinin aşağıdaki türlerden hangisinde yazdığı söylenebilir? A) Fıkra B) Deneme C) Makale D) Günlük E) Eleştiri 4. (I) Olay öyküsünde yazar, okuyucuyu "çarpıcı bir olay" anlatarak öyküye bağlamaya çalışır. (II) Öykücü; giriş, gelişme ve sonuç bölümleri içinde olayı aktarır. (III) Böylece önce gerilimi artırır, sonra düşürür. (IV) Bu öykü türünün dünya edebiyatındaki öncüsü, Rus yazar A. Çehov'dur. (V) Bizim edebiyatımızda ise Ö. Seyfettin, Hüseyin Rahmi, Sabahattin Ali gibi yazarlar olay öyküsünün başarılı örneklerini vermişlerdir. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerin hangisinde bir bilgi yanlışı yapılmıştır? A)V. B)IV. C) İli. D) II. E) I. 5. Aşağıdakilerden hangisi trajedinin özelliklerinden değildir? A) Konular, tarih ve mitolojiden alınır. B) Seyircide acıma ve korku gibi duyguları uyandırır. C) Nazım ve nesir karışık yazılır. D) Beş perdeliktir ve üç birlik kuralına uyulur. E) Üslupta kaba sayılacak sözlere yer verilmez. 6. Tahsildar da çıkmış köyleri gezer Elinde kamçısı fakiri ezer. Yorganı, döşeği mezatta gezer Hasırdan serilir çulumuz bizim. Bu dörtlük aşağıdaki şiir türlerinden hangisini örneklendirir? A) Dramatik şiir B) Lirik şiir C) Epik şiir D) Pastoral şiir E) Satirik şiir 7. Dün, Rize halkı yine bir felaketle karşı karşıya kaldı. Üç gün aralıksız yağan yağmur ne*ticesinde şehrin sularını denize taşıyan dereler taştı. Çamur deryasına dönen şehirde yaşam felç oldu. Buna toprak kayması da eklenince yamaç köyleri zor anlar yaşadı. Bütün bu olumsuzlukları doğal koşullara bağla-mayıp plansız yerleşim ve altyapı eksikliği konularında özeleştiri yapmak uygun bir davranış olur. Bu parça, aşağıdaki yazı türlerinden hangisini örneklemektedir? A) Deneme B) Makale C) Fıkra D) Eleştiri E) Röportaj 8. — Acıklı ve gülünç olaylar bir arada işlene- bilir. — Kişiler, halk arasındaki her tabakadan seçilebilir. — Perde sayısı, yazarın isteğine bağlıdır. — Üç birlik kuralı aranmaz. Yukarıda özellikleri verilen tiyatro türü aşağıdakilerden hangisidir? A) Dram B) Komedya C) Tragedya D) Melodram E) Feeri 9. Aşağıdakilerden hangisi "fabl" için söylenemez? A) Didaktik (öğretici) şiir özelliği taşır. B) İnsanlara ders verme amacıyla yazılır. C) Kahramanları bitkiler, hayvanlar olmasına rağmen asıl anlatılan insandır. D) Söz sanatlarına dayalı bir anlatımı vardır. E) Dünya edebiyatında en güzel örneklerini Moliere vermiştir. 10. Artık bir gazete için değil, kendim için yazıyorum. Hem de konu, üslûp sıkıntısı çekmeden. Aklıma ne gelirse, içime doğduğunca yazıyorum. Yazdıklarımın bazıları sanatla edebiyatla İlgili dergilerde yayımlanıyor. Böyle konuşan bir sanatçının hangi türde yazdığı söylenebilir? A) Makale B) Günlük C) Anı D) Deneme E) Öykü 11. (I) Masallarda anlatılan olaylar herhangi bir atlas ya da haritada bulabileceğimiz bir yerde geçmez. (II) Yer gibi zaman öğesi de belirsizdir. (İN) Anlatım alabildiğine yoğundur. (IV) Masallarda düşsellik nasıl belirleyici bir özellikse dil ve anlatım da masalı diğer anlatım türlerinden ayırır. (V) Ulusal ve dinsel motifler de masallarda en geniş biçimde kullanılır. Bu parçadaki cümlelerin hangisinde masala ilişkin bir bilgi yanlışı vardır? A)V. B)IV. C) III. D) II. E) i. 12. Aşağıdakilerden hangisi klasik tragedyanın özelliklerinden biri değildir? A) Oyun, baştan sona ciddi bir hava içinde geçer. B) Erdeme ve ahlaka çok değer verilir. C) Seyircide acıma ve korku duyguları uyandırılarak ruhu kötülüklerden kurtarma amaçlanır. D) Toplumsal bozukluklar ele alınarak seyirci ve toplum doğru yola çekilmeye çalışılır. E) Kişiler doğaüstü varlıklardan ve yüksek tabakadan seçilir. 13. Aşağıdakilerden hangisi romantik dramın bir özelliği değildir? A) Hem nazımla hem nesirle yazılabilir. B) Her kesimden insan dramda yer alabilir. C) Acı veren olaylar sahnede gösterilebilir. D) Üç birlik kuralına uyulur. E) Hem acıklı hem gülünç olaylar bir arada bulunur. 14. Kemaliye'den sonra Elazığ - Harput yolları... Harput Kalesi'nden şehre bakış, Hazar Gö-lü'ne. Ve gündoğumunu izlemek üzere Nemrut yolculuğu... Tüm gece yol alıp, sabaha karşı 03 civarı Nemrut'a tırmanma, 2150 metre yükseklikte, sabahın kör saatlerinde yüzlerce İnsan gündoğumunu bekliyor, battaniyelere sarınmış olarak. Güneş ortalığı ay-dınlatsa da dağların arkasından 5.20 civarı gösteriyor yüzünü... Sonra herkes 2000 yıl önce yapılmış dağın tepesindeki heykellere dönüyor, fotoğraf çektirmeye... Kommagene Kralı'nın ölümsüzlük isteğine. Kendisinin ve tanrıların heykellerini yaptırıyor 9 -10 m yükseklikte. Doğu ve batı sentezi İsteyen Antl-ochos'un yaptırdığı suni bir tepenin doğu ve batı tarafına yaptırdığı muhteşem heykeller. Tahtlarına oturmuş tanrılar.. Ne yazık ki sağlam değiller, başları kopmuş ve önlerine düşmüş. Yine de muhteşem... Bu parça, hangi tür bir yazıdan alınmış olabilir? A) Gezi B) Fıkra C) Makale D) Deneme E) Eleştiri 15. Geceleyin bir ses böler uykumu İçim ürpermeyle dolar: - Nerdesln Arıyorum yıllar var ki ben onu Aşıkıyım beni çağıran bu sesin Yukarıdaki dörtlük konusu bakımından aşağıdaki şiir türlerinden hangisini örneklendirir? A) Lirik şiir B) Didaktik şiir C) Pastoral şiir D) Epik şiir E) Satirik şiir 16. Düşünce, sanat ve edebiyat yapıtlarını açıklama, çözümleme ve değerlendirmeye yönelik bir yazı türüdür. Sanatçının veya düşün adamının yaratısından daha iyi anlaşılmasını, kavranmasını sağlar. Türün bu İşlevini yerine getirmesi, yazarın ele aldığı yapıta bağlı kalmasına, ona Önyargılarla yaklaşmamasına, açıklama, çözümleme ve değerlendirme yolunda sürekli çaba göstermesine bağlıdır. Bu parçada sözü edilen edebiyat türü aşağıdakilerden hangisidir? A) Fıkra B) Makale C) Deneme D) Günlük E) Eleştiri 17. Aşağıdakilerin hangisinde yapay destanlar bir arada verilmiştir? A) Miada, Aeneis, Oğuz Kağan B) Şehname, Kurtarılmış Kudüs, Kalevala C) Kaybolmuş Cennet, Cid, İlahi Komedya D) Beowulf, Nibelungenlied, Üç Şehitler Destanı E) Kurtarılmış Kudüs, İlahi Komedya, Üç Şehitler Destanı 18. Bir kuş ötecek şimdi.., Havada bir durgunluk, Mermeriyle konuşan açık kalmış bir musluk, Beyaz çiçeklerini tek tük düşüren kiraz. Bahar pınarlarından içime damlayan su, Bembeyaz çiçeklerin ıslak, temiz kokusu. Kış bitti... Uzaklarda ilk ümitler gibi yaz. Bu dizelerde aşağıdaki şiir türlerinden hangisine özgü nitelikler ağır basmaktadır? A) Lirik B) Pastoral C) Epik D) Didaktik E) Dramatik 19. Aşağıda yazarları belirtilen yapıtlardan hangisi gezi türünde yazılmamıştır? A) Ankara- Yakup Kadri Karaosmanoğlu B) Hac Yolunda- Cenap Şehabettln C) Frankfurt Seyahatnamesi- Ahmet Haşlrn D) Tuna Kıyıları- Fal Ih Rıfkı Atay E) Anadolu Notları- Reşat Nuri Güntekin 20. Türk edebiyatı, bu türle Tanzimat'tan sonra tanıştı. İlk örnekler genellikle tercümeydi. Bizim sanatçılarımızın yazdığı ilk örneklere bakılınca bu türün basit, sıradan prototipleri gibi görünür. Namık Kemal İntibahla ilk edebi örneğini verdi bu türün. Halit Ziya ise Servet-! Fünun döneminde bu türün daha yetkin örneklerini ortaya koymuştur. Yukarıdaki sözü edilen edebi tür aşağıdakilerden hangisidir? A) Öykü B) Deneme C) Makale D) Tiyatro E) Roman Cevap anahtarı : 1)E 2)C 3)A 4)B 5)C 6)E 7)C 8)A 9)E 10)D 11)A 12)D 13)D 14)A 15)A 16)E 17)E 18)B 19)A 20)E
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |