Türkiyenin En Kaliteli Forumu - Sensizlik Sokagi

 

Türkçe Ders Notları

E-Edebiyat icinde Türkçe Ders Notları konusu , Birçok Kişiye Faydalı Olabilecek enfes bir çalışma teşekkürler...


Geri Dön   Türkiyenin En Kaliteli Forumu - Sensizlik Sokagi > Kültür & Sanat > Genel Kültür > E-Edebiyat

Kayıt ol Albümler Yardım Üye Listesi Ajanda Forumları Okundu Kabul Et


Yeni Konu aç Cevapla
 
LinkBack Seçenekler Stil
Alt 08-04-2007, 23:14   #11 (permalink)
Standart

Birçok Kişiye Faydalı Olabilecek enfes bir çalışma teşekkürler
__________________

+ Üyeler içindir. üye olun...
ERROR: If you can see this, then Üyeler içindir. üye olun... is down or you don't have Flash installed.




Toynak sesi duyduğunda atları düşün, zebraları değil....
Çünkü bildiklerin doğrudur, bilmediklerin yanıltır seni...
SHADOWS isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 08-04-2007, 23:44   #12 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart

SÖZCÜĞÜN YAPISI


* KÖKLER
* YAPIM EKLERİ
* ÇEKİM EKLERİ
* YAPILARINA GÖRE SÖZCÜKLER

K Ö K L E R

Kök, sözcüğün anlamı ve yapısı bozulmadan daha küçük ayrılamayan bölümüdür. Bir başka deyişle kök, sözcüğün bölünemeyen, anlamlı en küçük birimidir. ‘’Kök’ ten tek bir ses çıkarılamaz, çıkarılırsa anlam kaybolur.

Kökler, önceden var olan söz birlikleridir.
Kökler, türleri açısından ikiye ayrılır.

1- AD KÖKLER
EYLEM KÖKLERİ

Ortak kök (İKİLİ KÖK) ; Hem ad, hem eylem olarak kullanılabilen, sınırlı sayıda sözcük kökleridir.

AD KÖKLERİ

Varlıkların, kavramların adı olan köklere AD KÖKÜ denir. Ad, zamir, sıfat, zarf, edat, bağlaç, ünlem gibi sözcükler sözcük türetmede AD köküne girer. Kalem, biz, güzel, gibi, fakat,vah....

EYLEM KÖKLERİ

Varlıkların hareketlerini (iş, kılış, durum, oluş) tanıtan sözcüklere EYLEM KÖKÜ denir. Ad kökü tek başına bir varlığı,bir kavramı düşündürebilir; ancak eylem kökleri bir varlığa bağlanmadan, tek başlarına düşünülemezler; Oku, çöz, gel.....

ORTAK KÖK (İKİLİ KÖK)

Kimi sözcükler dilimizde hem AD, hem de EYLEM KÖKÜ olarak kullanılır; Güreş, güreş...

DİKKAT; Ortak kökte anlam ilgisi mutlaka bulunmalıdır.

Boya Boya su istiyor. Duvarı boyadık.

Kuru Kuru odunları yak. Çamaşır kurumuş mu?

Eski Eski giyisiyi yama. Giyisiler eskiyecek.

Güven Sana güveni yok. Sana güvenmez.

AD KÖKÜ EYLEM KÖKÜ


Anlam İlgisi ; KÖKTEŞLİK

Koyu yazılan sözcüklerden ilk cümlelerdekiler ad soylu (ad veya sıfat), ikinci cümlelerdekiler ise eylemdir ve aralarında anlam ilgisi vardır.

Sesteş sözcükler ortak kök sayılmaz. Ortak kökle sesteş sözcükleri birbirine karıştırmamalı.

EK ; Sözcüklerin kök ya da gövdelerine eklenen anlamsız parçacıklara EK denir.
Dilimizde tüm ekler sona eklenir. Öne eklenen yalnızca pekiştirme ekleridir.

Ekler, eklendikleri sözcüklere ya yeni anlamlar katar ya da onların anlamını değiştirmeden cümledeki görevlerini belirler.

Tanımlardan ve açıklamalardan da anlaşılacağı gibi ekler genel olarak ikiye ayrılır.

1- YAPIM EKLERİ
2- ÇEKİM EKLERİ

YAPIM EKLERİ

Eklendikleri sözcüklerin anlamlarını, bazı durumlarda da türlerini değiştiren eklerdir. Köklere eklenen yapım ekleri türemiş sözcükler oluşturur. Bu yolla oluşmuş sözcüklere GÖVDE denir ve yapım ekleri de bazı çeşitlere ayrılır.

A) Addan ad yapanlar

-lik (yol-luk)
-ci (iş-çi)
-li (can-lı)
-siz (aman-sız)
-daş (arka-daş)
-aş (ad-aş)
-cil (balık-çıl)
-ce (Türk-çe)
-il (ad-ıl)
-cik (bağ-cık)

B ) Addan eylem yapanlar

-e (dil-e)
-el (yön-el)
-le (diş-le)
-len (dış-lan)

C) Eylemden ad yapanlar

-me (kaz-ma)
-mek (ağla-mak)
-iş (uç-uş)
-gi (sev-gi)
-k (tara-k)

D) Eylemden eylem yapanlar

-n ((koru-n)
-l (saç-ı-l)
-t (yürü-t)
-ş (vur-u-ş)

ÇEKİM EKLERİ

Sözcük kök ve gövdelerine eklenerek onlara yeni bir biçim kazandıran eklerdir. Çekim ekleri sözcüklerin ne anlamlarını ne de türlerini değiştirmezler. Yalnızca cümledeki görevlerini belirlerler.

T Ü R L E R

1-Ad (isim) Durum (hal) Ekleri ;

Bu ekler adın yalın durumunun dışındaki durumlarının ekleridir.


-i (-ı, -u, -ü) : yol – u

-e(-a) : yol – a

-de (-da) : yol – da

-den (-dan) : yol – dan


2-Çoğul Ekleri

Dilimizdeki tek çoğul eki ‘’-ler’’ dir. Görevi, sözcükleri çoğullamaktır.

Öğrenci – ler, okul – lar (Yapım eklerinden sonra diğer kullanımlarına da değinilecektir.

3-Belirten (tamlayan) Eki;

Arkalarına eklendikleri sözcükleri belirten ya da tamlayan durumuna sokan eklerdir. Bunlar ‘’-im, -in’’ ekleridir.

-im ; Ben-im kalemim, biz-im evimiz.
-in ; Sınıf-ın kapısı, siz-in fikriniz.

4-Belirtilen (tamlanan, iyelik) Eki;

Eklendikleri sözcüklerin karşıladıkları nesnelerin kime ait olduğunu gösteren eklerdir. Bunlar kişilere göre ‘’-(i)m, -(i)n, -i, -(i)miz, -(i)niz, -leri’’ olarak eklenir. Ünsüzle biten sözcüğe getirilirken, ayraç içindeki ‘’i’’ yle kullanılır.

Silgi-m, akl-ın, dil-i, top-umuz, ev-iniz, arazi-ler.



5-İlgi Zamiri

Eklendikleri sözcüklerin hangi kişi veya varlıkla ilgili olduğunu bildiren ‘’-ki’’ ekidir ve ‘’-im -in’’ i izler.
Serap’ın-ki (resim) güzel olmuş.
Bizim-ki (düşüncemiz) kuruntu galiba.

6-Eylemlerde Kip ve Kişi Ekleri;

Eylemlere zaman ve kişi kavramı kazandıran eklerdir. Eylemleri çekimlemek için kullandığımız tüm kip ve kişi ekleri, eylem çekim ekleridir.

Ağla – dı - m
Kip eki kişi eki
Koş – malı - sınız

7-Olumsuzluk Eki ;

Eylemlere getirilerek onların yapılmadığını, olmadığını anlatan ‘’-me’’ ekidir.

8-Soru Eki

Sözcüklerden sürekli ayrı yazılan bu ek, ad ve eylem cümlelerini soru cümlesi biçimine dönüştürür.

Bu gün kursa geldin mi?
O kız dediğin kadar güzel mi?

* Bu ek, diğer kullanımlarda da ayrı yazılır : Kış geldi mi giyersin onu.
* Cümlelere şaşma, alay anlamları da katar. ; Bu mu iyi dediğin ?

9-Ek Eylemler (Ek Fiiller)

Adlara ve ad soylu sözcüklere eklenerek onları eylem gibi (yüklem olarak) kullanmamızı sağlayan eklerdir. Ek eylemin geniş zaman, hikaye, rivayet, şart (koşul) çekimleri vardır.

Geniş Zamanın Ekleri ; -im, -sin, -dir, -iz, -siniz, -dirler, ; mimar – ım
Hikaye Eki ; -di ; Pazar – dı, hazır-dık, dostum-dun
Rivayet Ekleri ; -miş ; serin – miş, iyi-y-mişsiniz, camdan – mış
Şart (Koşul) Eki ; -se; sıcak – sa, dayım – sınız, yakın – sak

BAŞLICA YAPIM EKLERİ

Ad Soyludan Ad Soylu Türetenler

-lik
-daş
-ce
-ci
-cik
-li
-siz
-den
-(i)nç ; ilgi-nç
-ki
-lik
-cil
-cesine
-cek
-in
-leyin

Ad Soyludan Eylem Türetenler

-el
-le
-e
-len
-er
-leş
-se
-de
-kir
-(i)r ; deli-r - üf-ür
-ik

Eylemden Ad Soylu Türetenler

-me
-mek
-iş
-ge
-geç
-i
-im
-in
-it
-inç
-(e)k ; ele–k, barın-ak
-ik
-inti
-gin
-amak
-inci
-ti
-enek
-gen
-gi
-e
-en
-miş
-(i)r ; gel-ir, gül-er (yüz)
-ecek
-esi
-(i)li ; dik-ili, az-ılı
-(e)meç ; dön-emeç, yırt-maç
-mece

Eylemden Eylem Türetenler

-(i)l ; aç-ıl, as-ıl
-(i)n ; tap-ın, böl-ün
-(i)ş ; yat-ış, bak-ış
-iştir
-dir
-(i)t ; yürü-t, ara-t
-ele
-ikle ; dürt-ükle, çent-ikle
-i

ÇOĞUL EKİNİN KULLANIM ÖZELLİKLERİ

Sözcüklerin birden çok olduğunu anlatan yani onları çoğullayan ‘’-ler’’ ekinin değişik kullanımları vardır.

1-Ayni adı taşıyanları bir arada söylemek için kullanılır. ; Sınıftaki Ali’ler gelsinler.
2-Özel adların arkasına gelerek onlara benzerleri anlamını katar.
3-Eklendikleri adların değil de sahiplerinin çokluğunu anlatır. ; Tek evlerini de sattılar.
4-Eklendiği sözcüğe aile, ulus anlamı katar.; Seraplar bize gelecek.
5-Eklendiği sözcüğe çokluk, abartma anlamı katar. : Çocuk ateşler içinde yatıyor.
6-Tekil öznenin yükleminde saygı amacıyla kullanılır.: Cumhurbaşkanı fabrikayı açtılar.
7-Tekil öznenin yükleminde alay amacıyla kullanılır.: Çalışkan öğrencimiz soruyu bir saatte çözdüler.
8-Eklendiği sözcüklere aşağı-yukarı, ona yakın anlamı katar. : Bu günlerde gelir.
9-Eklendiği sözcüğe ‘’her’’ anlamı katar. : Yazları Akçay’ a gidip iki ay kalır.

YAPILARINA GÖRE SÖZCÜKLER

Türkçede sözcükler yapılarına göre üçe ayrılır.

1- Basit sözcükler
2- Türemiş cözcükler
3- Bileşik sözcükler

BASİT SÖZCÜKLER (KÖK)

Yapım eki almamış, bir başka deyişle kök anlamı değişikliğe uğramamış sözcüklere denir. Bu tür sözcüklere KÖK de denir. : Ağaç, taş, çiçek, oku, kadar....
Türkçe yapım eki almamış yabancı sözcüklerde basit sözcüklerdendir. ; Hürriyet, asayiş, medeniyet.




TÜREMİŞ SÖZCÜKLER (Gövde)

Kök durumundaki sözcüklerin yapım ekleri alarak yeni anlamlar kazanmış biçimidir. Türeyen sözcüğün anlamının yanı sıra türü de değişebilir.

Söz – lük
Top – çu
Kay – gan

Dilimizde bir kökten türetilen yeni anlamdaki sözcüklere, o kökün türevleri denir.

Yaz
Yaz-ı
Yaz-man
Yaz-ar
Yaz-ışma

Bir kökten türemiş sözcüklere gövde denir. Kökten gövde türetildiği gibi gövdeden de türetilebilir.

Bil – gi (Kökten türedi)
Bilgi-siz (Gövdeden türedi)
Bilgisiz-lik (Gövdeden türedi)

Dilimizde sözcük türetmesi genel olarak dört yolla yapılır.

1- Addan ad türetme ; su-cu, göz-lük, aş-çı
2- Addan eylem türetme ; söz-leş, su-la, yaş-a
3- Eylemden ad türetme ; say-gı, dal-gıç, gez-gin
4- Eylemden eylem türetme ; aç-ıl, söyle-t, bil-dir

BİLEŞİK SÖZCÜKLER (Gövde)

İki ya da daha çok sözcüğün yeni bir anlamı karşılamak için birleşip kaynaşmasıyla oluşan sözcüklerdir. Bileşik sözcükler de gövdedir.

Cumartesi – bakakalmak – boşboğaz.....

Bileşik sözcükleri oluşturan sözcükler iyice kaynaşmış (bitişik) olabilecekleri gibi gereği kadar kaynaşmamış (ayrı) da olabilir.

Göz-at, mutlu-ol, göç-et


YAPILIŞLARI YÖNÜNDEN BİLEŞİK SÖZCÜKLER

Bileşik sözcükler oluşturulurken değişik sözcük türleri kullanılır. Bileşik adları buna göre inceleyelim.

İki yalın addan yapılanlar ; anneanne, anayurt, demirbaş
Belirtisiz ad tamlaması biçiminde yapılanlar ; hanımeli, aslanağzı
Sıfat tamlaması biçiminde yapılanlar ; Kızılırmak, karaciğer
İki eylemden yapılanlar ; gelgit, uyurgezer
Bir adla bir eylemden yapılanlar ; söz vermek , adam olmak
İki sıfattan yapılanlar ; uzun boylu, tok gözlü
Bir adla bir çekimli eylemden yapılanlar ; (cümle biçiminde) güngörmüş, ayakbastı
Deyim biçiminde yapılanlar ; gözü dönmüş, eli uzun
Ses değişikliği ile yapılanlar ; emretmek, hissetmek
Bir adla bir eylemsiden yapılanlar ; başbakan, cankurtaran

ANLAMSAL YÖNDEN BİLEŞİK SÖZCÜKLER

Bileşik sözcük oluşturulurken kullanılan sözcük her zaman gerçek anlamını korumaz. Çoğu zaman sözcükler anlamlarını yitirirler. Böylece anlamlarında bir kayma da oluşabilir.

Anlamsal yönden bileşik sözcükler dört biçimde oluşur.

1- İki sözcüğün de anlamını yitirmesi ; demirbaş, hanımeli
2- İki sözcüğün de anlamını koruması ; dilpeyniri, kolsaati
3- Birinci sözcüğün anlamını yitirmesi ; ateş böceği, deve kuşu
4- İkinci sözcüğün anlamını yitirmesi ; cezaevi, düzayak

Türleri yönünden bileşik sözcüklere baktığımızda değişik türlerle karşılaşırız.


Onbaşı........... Ad

Boşboğaz .......... Sıfat

Birdenbire ......... Zarf

Veya .......... Bağlaç

Eyvah ........ Ünlem

Bakakalmak......... Eylem


Bileşik sözcükler genellikle ses kurallarına uymaz. Özellikle büyük ve küçük ünlü uyumu bu yüzden bileşik sözcüklerde aranmaz.

Ceylanpınar
Otlukbeli
  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-04-2007, 01:24   #13 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart

CÜMLENİN ÖĞELERİ


ÖĞE : Sözcüklerin cümlede tek başlarına veya öbekleşerek eleman olarak yaptıkları göreve öğe denir. Öğeler ikiye ayrılır ;

1- Temel Öğeler
a) Yüklem
b ) Özne

2- Yardımcı Öğeler
a) Düz tümleç (Belirtili ve Belirtisiz Nesne)
b ) Dolaylı Tümleç
c) Zarf Tümleci
d) Edat Tümleci

Y Ü K L E M

Yargı bildiren sözcük veya söz öbeklerine yüklem denir. Yüklemsiz cümle olmaz. Yüklem cümlenin temel öğesidir. Cümlenin tümüne ‘’yapılan ne, olan ne’’sorularının yöneltilmesi bize cevap olarak yüklemi verir.

Örnek ; Güzel günler bizi bekliyor.

Yüklem, daima cümlenin sonundadır ve çekimlenmiş eylemler, ek eylem almış ad soylu sözcükler ve söz öbekleri yüklem görevi üstlenirler.

Babadan kalma mirası har vurup harman savurdu
Üzgün arkadaşını saatlerce teselli etti
Benim sadık yarim kara topraktır.
Bu belge suçsuzluğumun kanıtıdır.
Burada sözü en çok dinlenen kişi odur.
Mavi, en çok sevdiğim renktir.
O her zaman mutsuz ve yalnızdır.

Ö Z N E

Yüklemin bildirdiği eylemi yapan veya kendisiyle ilgili bir durumu üzerine alan öğeye özne denir. Özne, cümlenin ikinci temel öğesidir. Yükleme sorulan ‘’Yapan kim, olan ne’’ sorularının yanıtı öznedir. Özne görevindeki sözcük ad durum eklerinin hiçbirini almaz. Adların aldığı diğer çekim eklerini alabilir.

Handan Salı günleri çok yoruluyor.
Yağmur üç gündür yağıyor.
Aklından geçenler beni korkuttu.
Türkçe dillerin en güzelidir.


Özne cümlede bulunabilir.

Sen, olayın önemini kavrayamadın
Sigara sağlığa zararlıdır.

Yüklemdeki kişi ekiyle belirlenen, cümlede sözcük olarak bulunmayan özne, gizli öznedir.

Herkese farklı davranıyor. (O- Gizli özne)
Gecikmeden sorumlu değilim. (Ben- Gizli özne)

Edilgen çatılı cümlelerde, aslında nesne olup, özne görevini üstlenmiş sözcük sözde öznedir.

Bu konu uzun süre tartışılacaktır.
Ben de oyuna getirildim.

Birden çok yüklemin bağlandığı özne, ortak öznedir. Sıralı ve bağlı cümlelerde bulunur.

Şafak, olayı duymuş; bize söyledi.
Kitap, kafaları aydınlatır ve yarınları güzelleştirir.

Özneyle beraber dönüşlülük zamirinin kullanılmasıyla oluşan özneye, pekiştirilmiş özne denir.

Evimi ben kendim temizledim.
Paranın hesabını sen kendin tutmalısın.

Edilgen çatılı cümlelere bazı ek ve sözcüklerle katılan öznelere örtülü özne denir.

Bakanlığımızca bu olayın detayları araştırılıyor.
Çiçekler, dershane tarafından gönderilmiş.

Cümledeki ara söz özneye yönelikse buna açıklamalı özne denir.

Annem, evimizin direği, babamın yokluğuna dayanamadı.
O adam, demin konuştuğum, babamın eski bir dostudur.



DÜZ TÜMLEÇ (NESNE)

Yüklemin bildirdiği, öznenin gerçekleştirdiği eylemden etkilenen varlık nesnedir. Cümlede gerçek anlamda nesnenin olabilmesi için öznenin bulunması gerekir. Yüklemdeki işi gerçekleştiren gerçek öznenin bulunmadığı cümlelerde nesne bulunmaz.

Günlerce su içmedi.
Üç çeşit yemeği bir saatte pişirdi.
Ona güvendiğim için istediği parayı verdim.

Yalın durumdaki, belirsiz, genel bir varlığı veya kavramı gösteren nesne belirtisiz nesnedir.Yüklemle özneye, ikisine birlikte, sorulan ‘’ne’’ sorusunun yanıtıdır.

Yazar, üç yılda beş kitap yazdı.
Her gün gazete okur musunuz?

Eylemden etkilenen nesne, bilinen bir varlığı veya kavramı anlattığında belirtili nesnedir. Bu durumdaki nesne ‘’-i’’ durum ekini alır. Yükleme sorulan ‘’neyi, kimi’’ sorularının yanıtıdır.

DİKKAT; Sözcüğün sonundaki ‘’-i’’ ekinin belirtme durum eki olması gerekir. Eğer ‘’-i’’ eki III. Tekil iyelik eki görevindeyse sözcük veya sözcük grubu ÖZNE olur.

Bu diziyi herkes seviyormuş.
Yaptıklarını biliyoruz, destekliyoruz.


Özel adlar ve kişi zamirleri, belirtili nesne görevinde kullanılır; belirtisiz nesne olmaz.

Ömer’i her yerde aradık.
Annen seni bekliyordu.



DOLAYLI TÜMLEÇ

Adın yönelme, bulunma ve ayrılma durumlarındaki sözcüklerin üstlendiği görevdir. Yüklemin yöneldiği, bulunduğu, ayrıldığı kavramı, varlığı veya yeri anlatır.

Hepinize selam gönderdi.
Akşam evde yoktu.
Ankara’dan bir haftalığına ayrıldım.

Yüklemin ‘’kime, neye, nereye’’ yöneldiğini anlatan dolaylı tümleç ‘’-e’’ durum ekini alır.

Çiçekleri eve götürdüm.
Bu sonucu sana borçluyum
Kötü günlerin geçtiğine inanıyorum.

Yönelme durum ekini alan sözcük zaman anlatıyorsa, zarf tümleci görevini üstlenir.

Sabaha sizi ararız.
Modül yarına yetiştirilecek.

Yüklemin ‘’nerede-kimde,nede’’ olduğunu anlatan dolaylı tümleç ‘’-de’’ durum ekini alır.

Dostlukta yalana yer yoktur.
İstediğin kitabı, kitapçılarda bulamadım.
Handan’ da gömleğim kalmış.

Bulunma durum ekini alan sözcük, zaman anlatıyorsa, zarf tümleci görevindedir.

Bayramda seni bekliyorum.

Yüklemin ‘’nerede, kimden, neden’’ uzaklaştığını, ayrıldığını anlatan dolaylı tümleç ‘’-den’’durum ekini alır.

Yalandan nefret ederim
Sizden bunu beklemezdim.
Didim’ den bir hafta önce geldim.

Ayrılma durum ekini alan sözcük de zaman anlattığında zarf tümleci görevindedir.




ZARF (BELİRTEÇ) TÜMLECİ

Yüklemi çeşitli yönlerden tamamlayan ve genellikle zarf görevli sözcüklerin üstlendiği öğe özelliğidir. Yükleme sorulan ‘’nasıl’’, ‘’ne zaman’’, ‘’ne yöne’’, ‘’ne kadar’’ sorularına yanıt verir.

Kitabı bu gün bitirmeliyim.
Arkadaşlarından ağlaya ağlaya ayrıldı.
Seni görünce içeri gelmedi
İstanbul’da fazla kalmam.

Yer yön anlamlı sözcükler ad durum eklerini aldıklarında zarf tümleci görevinde olmaz. Yer-durum zarfı olmaları için yalın durumda olmaları gerekir.

Saatlerce dışarıya baktı.
İşlerimi bitirince aşağı inerim.
İçeriyi sonra temizlerim.



EDAT (İLGEÇ) TÜMLECİ

Yüklemi ‘’ile, için, gibi’’ edatlarıyla birleşerek araç, neden, birliktelik, benzerlik yönlerinden tamamlayan söz öbekleridir.

İzmir’e uçakla bir saatte gidebilirsin.
Sinemaya Handan’ la gitmedim.
Bu şiiri oğlu için yazmış.

UYARI ; ‘’Gibi’’ edatı eylemi nitelerse cümlenin zarf tümleci olur.

İyileştikten sonra çocuk gibi yürüyordu.

Fiil cümlelerinde, yüklemden önceki öğe, vurgulanan öğedir.

ÖZNE – YÜKLEM UYGUNLUĞU

Yüklemle özne arasında iki yönden uygunluk aranır.

1-Tekillik Çoğulluk Yönünden Uygunluk

a)Organ, eylem, cansız varlık, bitki, hayvan, topluluk adı, soyut ad ve zaman adları özne olduklarında tekil de olsalar çoğul da olsalar yüklem tekil olur.

Saçları aklaşmış, dişleri dökülmüş.
Sular mı yandı
Sallanıyor yapraklar ağaçlarda.
Köpekler kedinin etrafını sardı
Umut çiçekleri açacak bahçemizde.
Gençlerin düşünceleri değişiyor.
Kalabalık bir türlü dağılmıyordu.
Saatler geçmek bilmiyor.

b )Sayılar ve belgisiz sözcüklerle kurulmuş öznelerin yüklemleri genellikle tekil olur.

Sınavda yüz öğrenci ter döktü.
Herkes işlerin ters gittiğini biliyordu.
Pek çok anne ayni konudan yakınıyor.

c)Özne çoğul insan da olsa ‘’var’’, ‘’yok’’ sözcükleri yüklem olduğunda tekil kullanılır.

Evde kimseler yoktu.

d)Özne insan olduğunda çoğulsa yüklem de çoğul, tekilse yüklem de tekil olur.

Çocuklar güle oynaya geliyorlar.
Doktorlar ameliyat için hazırlanıyorlar.
Bebek yatağında mışıl mışıl uyuyor.
Çoğul öznelerin kişileri bir bütün olarak düşündürülmek istendiğinde yüklem tekil olur.
Bakanlar, Gümrük Birliğini görüşüyor.

İnsan dışındaki çoğul özneler teker teker düşündürülmek istendiğinde yüklem çoğul kullanılabilir.

Sazlar gizli figanlarla titreştiler.

2-Kişi Yönünden Uygunluk

a)Cümlede tek özne varsa yüklemdeki kişi eki ona uygundur.

Biz sizin düşüncelerinize katılmıyoruz.
Siz çalışacaksınız, onlar dinlenecekler.

b )Cümlede birden fazla özne varsa;

Öznelerden biri birinci tekil veya çoğul kişi zamiriyse, yüklem birinci çoğul
kişi zamiri olur.

Handan, ben ve Ayşe tiyatroya gideceğiz.
Mehtap ve ben öyle düşünmüyoruz.

Öznelerden biri ikinci tekil veya çoğul kişi zamiriyse, yüklem ikinci çoğul kişi olur.

İnan’ la sen yaramazlık yapmayacaksınız.
Avukatla siz erkenden geleceksiniz.

Öznelerden biri üçüncü tekil veya çoğul kişi zamiriyse, yüklem üçüncü çoğul kişi olur.

Emre, Özlem ve o seni bekliyorlar.
Teyzem ve onlar evi beğenmediler.

Kimi, bazı .... gibi belgisiz zamirler, birinci çoğul kişi ekini alıp özne olduklarında yüklem üçüncü tekil kişi olabilir.

Bazılarımız ona hiçbir zaman güvenmedi.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-04-2007, 01:37   #14 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart

CÜMLEDE ANLAM


CÜMLE : Bir duyguyu,bir düşünceyi, isteği, durumu, olayı anlatan-yargı değeri taşıyan- sözcük veya sözcük dizisidir. Cümleler, amacın anlatılmasında en önemli yapı taşlarıdır. Cümlelerin anlamı, yüklemin bildirdiği özelliğe bağlıdır. Yüklemlerin bildiriş farklılıkları Cümlenin amacını yansıtır.

Cümlenin amacı bazen bir işin yapılması, bazen de yapılmaması yönündedir; bir durum ya da olayı soru yoluyla öğrenmek, kimi kez de duyguları dile getirmek ya da bir isteği belirtmektir. Bu özellikler cümlenin taşıdığı anlamı belirler.

OLUMLU CÜMLE

Eylemin gerçekleştiğini veya gerçekleşeceğini, yargının doğruluğunu anlatan; içinde ‘’-me’’ ‘’siz’’, ‘’yok’’, ‘’değil’’ ek veya sözcüklerinden herhangi birinin bulunmadığı cümlelerin anlam özelliğidir.

Yazdığım öyküler insanları etkilediğinde mutlu oluyorum. (Olumlu)
Okuma ile düşünme arasında doğal ve çok sıkı bir bağ vardır. (Olumlu)
Günümüz insanı, dünyayı ve yaşamı iletişim araçlarıyla algılamaktadır. (Olumlu)

OLUMSUZ CÜMLE

Eylemin gerçekleşmediğini veya gerçekleşemeyeceğini, yargının doğru olmadığını anlatan; içinde ‘’-me’’, ‘’-siz’’, ‘’yok’’, ‘’değil’’ ek veya sözcüklerinden herhangi birinin bulunduğu cümlenin anlam özelliğidir.

Davranışlarıyla düşünceleri birbirini tutmuyor. (Olumsuz)
Bu olaydan haberi yokmuş.(Olumsuz)
Söylemek istediğim bu değildi.(Olumsuz)

BİÇİMCE OLUMSUZ, ANLAMCA OLUMLU CÜMLELER

Bazı cümleler olumsuz yapıda olmalarına karşın anlamca olumlu özelliktedir. Cümlede birden fazla olumsuzluk taşıyan ek veya sözcük varsa cümlenin anlamı olumluya kayar.

Olumsuzluk eki almış eylemden sonra ‘’değil’’ sözcüğü kullanılarak;
- Onun durumunu anlamıyor değilim.(Anlıyorum)

‘’Yok’’ sözcüğünden sonra ‘’değil’’ sözcüğü kullanılarak ;
- Evde kimse yok değildi.(Vardır)

Olumsuzluk eki almış iki eylem kullanılarak;
- Sizinle gelmem demedim. (Gelirim)

Olumsuzluk taşıyan bazı soru cümleleri de anlamca olumludur.
- Onun ne dolaplar çevirdiğini anlamaz mıyım? (Anlarım)
- Bize ayıracak zamanı mı yok? (Var)


‘’Yok’’ sözcüğü üst üste kullanılarak ;
- Bu mağazada yok yok. (Her şey var)

BİÇİMCE OLUMLU ANLAMCA OLUMSUZ CÜMLELER

Kimi cümleler olumlu yapıda olmalarına karşın -cümlede olumsuzluk yaratan ek veya sözcük yokken- anlamca olumsuz özelliktedir.

Yüklemi olumlu cümlelere ‘’ne....ne’’ bağlacı getirilerek..
- Ne beni ne de babasını aradı.(Aramadı)
- Ne parası vardı ne de gidecek yeri.(Yoktu)

‘’mez’’ ekiyle türetilmiş ortaçlardan sonra olmak eylemi kullanılarak;
- Eve barka uğramaz oldu. (Uğramıyor)
- Hareketlerini kontrol edemez oldu. (Edemiyor)

Ayni eylemin hem koşul, hem yeterlilik biçiminde emirle kullanılmasıyla;
- Gece tek başına sokağa çıkabilirsen çık. (Çıkamazsın)

Cümleye ‘’de’’ bağlacının getirilmesiyle.;
- Tüm olanlardan sonra gel de ona inan.(İnanamazsın)

Emir kipiyle çekimlenmiş bazı olumlu cümleler, anlamca olumsuzdur.
- Cesaretin varsa gel! (Gelemezsin)

Dilek kipiyle çekimlenmiş ve ‘’e’’ ünlemini almış bazı cümleler de biçimce olumlu, anlamca olumsuzdur.
- Kendine güveniyorsan konuşsana! (Konuşamazsın)

Bazı olumlu soru cümleleri de anlamca olumsuzdur.
- İnsan dostlarına kötülük eder mi? (Etmez)
- Olayları saklamam iyi mi oldu? (Olmadı)

SORU CÜMLELERİ

Bilgi almayı, bir kuşkuyu gidermeyi, eylemin veya yargının gerçekleşip gerçekleşmediğini öğrenmeyi amaçlayan cümlelerin anlam özelliğidir. Soru cümleleri ‘’mi’’ veya soru anlamlı sözcüklerle kurulur. Soru sözcükleriyle kurulan cümlelerde, soru sözcüğü hangi öğenin yerine geçmişse onun yanıtı; ‘’mi’’ ile kurulan soru cümlelerinde ise ‘’mi’’ den önceki öğenin yanıtı isteniyor demektir.

Yarınki toplantıya sen mi katılacaksın ?
Bu romanı kim yazmış ? (Özneyle ilgili)

İçeride kitap mı okuyor?
Sana ne getirmiş ? (Nesneyle ilgili)

Planlarını ona anlattın mı ?
Akşamki yemek nasılsı (Yüklemle ilgili)

Tatilde Kuşadası’na mı gideceksin?
Yarın nerede buluşacağız? (Dolaylı tümleçle ilgili)

Ankara’ya yarın mı dönecek?
Onu ne zaman gördün? (Zarf tümleciyle ilgili)

İçinde ‘’mi’’ bulunan her cümle, soru anlamı taşımaz.

Kış bastırdı mı bu yollar kapanır. (Zaman anlamı)
Soğuk mu soğuk bir su istiyorum. (Pekiştirme anlamı)

Yanıt gerektirmeyen soru cümleleri biçimce soru cümlesidir. Böyle cümleler pek çok anlam özelliği taşır.

Bu işin başka çözümü var mıydı? (Onaylatma)
Bunların sorumlusu ben miyim? (Yalanlatma)
Beni de ara mı ki? (Olasılık)
Sen de mi gidiyorsun? (Beklenmezlik)
Buraların eski tadı mı kaldı? (Özlem)
Üç saat önce gelmeyecek miydin? (Sitem)
Var mı bize karşı gelen? (Böbürlenme)
Sizi tanımaz olur muyum? (Kesinlik)
Artık sözlerinizi bitirir misiniz? (Buyruk)

ÜNLEM CÜMLELERİ

Duyguları ve coşkuları anlatan, ünlemlerle kurulan cümlelerdir. Ünlem cümlelerinde amaç duyguların vurgulanmasıdır. Yüklemi olmayan ünlem cümlelerine;Yargısız Ünlem Cümlesi denir. Ünlem cümleleri – yargılı veya yargısız- beğenme, korkma, üzülme, sevinç, pişmanlık, tiksinme gibi çeşitli duyguları anlatır.

Senin için yaptıklarımıza yazıklar olsun! (Pişmanlık)
Ne garip bir yer! (Şaşkınlık)
Ah, ne günlere kaldık! (Üzüntü)
Öf, ne kötü koku! (Tiksinme)
Doğrusu sesi harikaydı! (Beğenme)
Eyvah, perdeler tutuşacak! (Korku)
Hey, buraya gel! (Seslenme)

BUYRUK CÜMLESİ

Eylemin gerçekleştirilmesini veya gerçekleştirilememesini buyruk biçiminde yargıya bağlayan cümlelerin anlam özelliğidir. Buyruk cümlelerinin yüklemi genellikle buyruk kipiyle çekimlenmiş bir eylemdir.

Beni yalnız bırakın
Kitaplarıma dokunma



Bazı cümleler, yüklemi buyruk kipiyle çekimlenmediği halde buyruk anlamı taşıyabilir.

Hemen yatağına yatacaksın. (Yat)
Bunun açıklamasını sen yaparsın. (Yap)

Buyruk cümleleri bazen rica, ilenme, uyarı, öğüt gibi anlamlar taşır.

Bu konuyu bir daha açma. (Uyarı)
Artık sus, onu dinle. (Azar)
İşiniz bitince beni arayın. (Rica)
Beslenmene ve uykuna dikkat et. (Öğüt)

DİLEK CÜMLELERİ

İstekleri, özlemleri dile getiren cümlelerdir. Dilek cümleleri, dilek, koşul, istek ve bunların Bileşik zamanlarıyla çekimlenmiş eylemlerden kurulur. Dilek cümleleri de sevinç, üzüntü, Kuşku, umutsuzluk gibi anlam özellikleri taşır.

Bir martı olsam Akdeniz’de
Ya zamanında gelmezse.
Onu görmeye ben de gideyim.
Bu sorunla sen ilgilenirsin.

KOŞULLU CÜMLELER

Bir eylemin gerçekleşmesinin, bir yargının doğruluğunun başka bir eyleme veya yargıya bağlı Olduğunu bildiren cümlelerdir. Bu cümleler, ‘’mi’’ koşul ekleri ve kimi bağlaçlarla kurulur.

Soğuk su içmezse hasta olmaz.
Akıllı davranırsa başarılı olur.
Kendi evine taşındın mı oturmaya geliriz.
İyilik et ki iyilik görebilesin.
Yemeğini ye de bulaşıkları yıkayabileyim.

GEREKLİLİK CÜMLESİ

Eylemin yapılmasının veya yapılmamasının gerekli olduğunu bildiren cümlelerdir. Gereklik cümleleri, gereklik kipiyle, ‘’gerek’’ veya ‘’lazım’’ sözcükleriyle kurulur.

Meclis, bu konuyu karara bağlamalı.
Kimsesiz çocuklara yardım etmemiz gerek.

CÜMLEDEN YARGI ÇIKARMA

Kimi cümleler tek yargı içerirken kimileri birden fazla yargı içerir. Bu cümle kalıbı içindeki birden fazla yargı birbirine çeşitli anlam ilişkileriyle bağlıdır.

Özlemlerini şiirlerinde dile getiriyor. (Tek yargı)
Birazdan gelecek adam, dün kaybettiğim cüzdanı getirecekmiş.(Üç yargı taşıyor) Bir cüzdan kaybetmiş, bir adam gelecek, bir cüzdan getirecek.

CÜMLEYİ TAMAMLAMA

Cümlenin anlamına ve bildirdiği yargıya göre bir bölümü boş bırakılmış veya tamamlanmamış cümleye uygun sözcüklerin eklenmesidir. Cümleyi tamamlayacak sözler öznel veya nesnel olabileceği gibi mecaz anlamlı kalıp sözler de olabilir.

Olayı duyunca öyle sinirlendi, öyle sinilendi ki....
Küplere bindi. (Mecaz anlamı)
Karşılaştığı herkese bağırdı, çağırdı. (Nesnel anlamı),

KARŞIT ANLAMLI CÜMLELER

İçerdiği düşünce yönünden birbirine zıt olan cümlelerin anlam özelliğidir.

KESİN ANLAMLI CÜMLELER

Farklı yorumlamaların yapılamadığı, iletilen yargının kuşku yaratamadığı cümlelerdir. Cümle ‘’kesinlik’’ anlamı taşır. Bu özellik ‘’-dır’’ eki, buyruk ve gereklilik kipi, ‘’mi’’ ve ‘’değil mi’ sözcüklerinin kullanımıyla sağlanır.

Benim için konu kapanmıştır.
Bu çiçeği her gün sulamalısın.

ANLAMDAŞ CÜMLELER

Ayni anlamı içeren, ayni yargıyı taşıyan birden fazla cümlenin arasındaki anlam ilişkisidir.
Anlamdaş cümlelerde biçimsel özellikler belirleyici değildir. Cümlelerin taşıdığı anlam özellikleri belirleyicidir. Yakın anlamlı cümleler de anlamdaş cümle kapsamındadır.

Evimi mavi ve siyah eşya ile döşedim. (Evimi döşerken sadece mavi ve siyah eşya kullandım)
Bursa’ya her zaman yalnız giderim.(Bursa’ya giderken kimseyi götürmem.)




  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-04-2007, 01:47   #15 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart

ANLATIM YÖNTEMLERİ VE ÖZELLİKLERİ


T A N I M L A M A

Bir varlığı, bir olayı veya bir kavramı temel ve ayrıca özellikleriyle tanıtmaktır. Düşünceleri doğrudan aktarabilmenin bir yoludur. Yalın bir anlatımla ve ayrıntılara inilmeden, düşünce doğrudan ortaya konur.
Tanımlama “Su nedir?”’ sorusunun yanıtıdır.

TANIMLAMA ÖRNEĞİ

Bir toplumda herkesçe kullanılan dilden ayrı olarak belirli kesimlerce kullanılan, ancak genel dilin içinde yer alan ve ondan türemiş olan özel dile “argo” denir. Kaba, teklifsiz, senli benli konuşma biçimlerini içeren argo, genellikle eğretilemelerden oluşur; kendine özgü sözcük ve deyimler üzerine kurulur. Belirli çevrelerde kullanılır.
Hırsız argosu, öğrenci argosu, şoför argosu....

Ö R N E K L E M E

Soyut kavramların anlaşılmasını kolaylaştırmak ve düşünceye inandırıcılık kazandırmaktır. Örnekleme, düşünceye sorumluluk kazandırarak okuyucunun belleğinde canlanmasını, belirginleşmesini sağlar.
Örnek, okuyucuyu doğrudan savunulan düşünceye ulaştırır.

ÖRNEKLEME ÖRNEĞİ

Kuşkusuz her insanın belli bir işi, uğraşısı yanında yapması gereken başka işleri de vardır. Önemli olan; kişinin hem mesleğini, hem de diğer işlerini yapmasıdır. Söz gelimi bir doktor hastalarıyla uğraşmasının yanı sıra bir mektubu zamanında yanıtlayabilmeli, günlük gazeteleri zamanında okuyabilmelidir. Böyle davranmazsa belki yarın daha önemli bir işle uğraşacak, bu günkü işlerini yapmaya zaman bulamayacaktır.


TANIK GÖSTERME

Savunulan görüşle ilgili olarak, o alanda yetkin bir kişinin sözlerini alıntılayarak kullanmaktır. Düşünceyi pekiştirmek, başkalarının düşünceleriyle desteklemek amacına yönelik bir yoldur. Sözlerine tanık olarak başvurulan kişinin işlenen konuda tanınmış ve güvenilir olması gerekir. Sıradan tanıklar, düşünceyi pekiştirmede ve inandırıcı kılmada etkili olamazlar.


TANIK GÖSTERME ÖRNEĞİ

Yeryüzünde salt doğru yoktur. Doğru bilinenlerin hepsi de aklın ışığında yeniden denenmelidir. Belki de en doğru olanı; deney sonucu bulgulara varmak, neden sonuç arasındaki bağı ortaya koymaktır. Bu da bizi tek güvenilecek doğrunun, sonuçları tartışmaya açık da olsa bilim olduğu sonucuna götürür. Atatürk boşuna ‚’Hayatta en hakiki mürşid ilimdir, fendir.’’ Dememiş.


K A R Ş I L A Ş T I R M A

İki varlık veya nesnenin benzerlik ve karşıtlarını ortaya koyarak düşüncenin geliştirilmesidir. Karşılaştırmayla düşünce, daha net olarak ortaya konmuş olur. Böylece okuyucunun belleğinde kolayca yer edinir. Oysa, ise, oysaki, ne var ki, ise gibi karşılaştırma bağlaçları çokça kullanılır.

KARŞILAŞTIRMA ÖRNEĞİ

Günlük de anı gibi bir kişinin yaşamından beslenen bir yazı türüdür. Anılardan ayrılan yanı, günlüklerin yaşarken yazılmış olmasıdır. Oysa anıları yazanlar gözlerini geçmişe çevirirler. Günlükler, günü gününe tutulduğu halde, anılar genellikle yaşlılık döneminin ürünleridir.

B E N Z E T M E

Düşünceyi somutlaştırmak, ona açıklık kazandırmak için herhangi bir yönü güçlü olanla, zayıf olanı bir arada vermektir. Benzetmede; gibi, sanki, kadar, tıpkı gibi sözcüklerden yararlanılır.


BENZETME ÖRNEĞİ

Bahçeye girince insan, bir renk cennetine girmiş gibi olur. Giriş yolu boyunca yediveren gülleri, ortancalar, gecesefaları, sağlı sollu sanki insana gülümser. Mavi, kırmızı, beyaz iç içe girmiştir. Ara kapının rengi de senin çok sevdiğin bir renk; güvercin mavisi. Sanki kapı değil gökyüzüdür karşıda duran.

SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA

Savunulan düşüncenin sayısal verilerle desteklenmesidir. Nesnelerin veya olayların niceliği belirtilerek düşünce kesinleştirilir.

SAYISAL VERİLERDEN YARARLANMA ÖRNEĞİ

Eskisi gibi, şu ya da bu büyük adam için kitap yazanlar, okuyucuya boş verenler kalmadı pek. Halk için, bütün insanlar için yazıyorlar. Kendilerine sorarsanız böyle. Gerçekte ise pek öyle değil. Sanat dergileri beşyüz ile ikibinbeşyüz, en baba yiğit kitap da üç bin adet satılıyor. Kim bu üç bin kişi? Sanatçılar, yazarlığa özenenler, sanata önem veren aydınlar. Yedi sekiz kitap yayımlamış yazarları bile halk tanımıyor.

D U R U L U K

Gereksiz sözcüklerden arınmış anlatımdır. Türkçe karşılığı bulunan yabancı sözcükler ve yabancı dil kurallarıyla kurulmuş tamlamaların olmamasıdır.



Y A L I N L I K

Süslü ve sanatlı söyleşi özentilerinin, gereksiz ayrıntıların bulunmamasıdır. Anlatım gereksiz uzatmalardan uzak ve kolay anlaşılır özelliktedir.


A K I C I L I K

Dilin takılacağı söyleyiş pürüzlerinin olmamasıdır. Cümleler, dile takılmayacak, söylenişi güç olmayan sözcüklerden kuruludur.

A Ç I K L I K

Anlatımın kolay anlaşılması ve çeşitli anlamlara gelmemesidir. Kısa ve yalın cümlelerden kurulu, noktalama yanlışları olmayan, öğeleri yerli yerinde olan anlatımdır.

D O Ğ A L L I K

Anlatımın içten, yapmacıksız ve duyarlı olma özelliğidir.

S O M U T L A M A

Görünür olmayan, soyut kavramları ve varlıkları kolay kavranır duruma getirmek için somut örneklerden yararlanmadır.

S O Y U T L A M A

Somut bir kavramı veya varlığı soyut bir duruma getirme özelliğidir.

DOLAYLI ANLATIM

Başkalarına ait sözlerin yazarın kendi sözleri içinde verilmesidir.

DOĞRUDAN ANLATIM

Başkasına ait sözlerin olduğu gibi aktarılmasıdır.

KARŞITLARDAN YARARLANMA

Bir kavramı daha iyi anlatabilmek için karşıt kavramları kullanmaktır.

İLGİ KURMA

Bir olay veya kavramın, başka bir olaya veya tanık olunmuş olana değinilerek açıklanmasıdır.

Ö Z G Ü N L Ü K

Başkaları gibi olmayan, yalnız o yazarda görülen anlatımdır.

İ L G İ N Ç L İ K

Daha önce duyulmamış, ilk kez duyulan ve beğenilen anlatımdır.

B Ü T Ü N L Ü K

Sözü edilen konudan uzaklaşmayan, aynı konuyu anlatan parçalardan oluşma özelliğidir.

Y O Ğ U N L U K

Az sözle çok düşünceyi anlatmak.

T U T A R L I L I K

Anlatımda çelişkilerin olmaması, konunun tek doğrultuda olmasıdır.


  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-04-2007, 02:20   #16 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart

ANLATIM TÜRLERİ VE BİÇİMLERİ


DÜZ ANLATIM

Anlatım türlerinin birinci sırasında ele alacağımız bu tür, düşünce aktarmayı amaçlayan bir anlatım türüdür. Hemen hemen herkesin kabul edeceği doğruları işler. Sözcükler gerçek anlamları ile kullanılır. Kurallı cümlelerden kurulu, nesnel bir dili vardır. Açıklayıcı ve tartışmacı diye iki biçimi vardır.

DÜZ ANLATIMA ÖRNEK

Hurma ağacının boyu 15 – 20 metreyi bulur. ‘’Ayağı suda, tepesi ateşte’’ diye nitelenen bu ağaç, nemli toprak ve kuvvetli güneş ister. 15 ile 30 derece enlemleri arasında yetişir. Etli, tatlı ve besleyici meyveleri vardır. On ikinci yıla doğru meyve verir. Bir hektara genellikle 200 ağaç dikilir. Odunu yakacak olarak işe yarar. Öz suyundan palmiye şarabı, yapraklarından hasır ve sepet yapılır. Güney Cezayir, Tunus, Mısır, Arabistan, İran gibi ülkelerde çok yetiştirilir.
(Meydan Larousse VI. C. 59.s.)



SANATLI ANLATIM

Duyguları harekete geçirmeyi, izlenim kazandırmayı amaçlayan anlatımdır. Söz sanatlarından ve mecazlardan çokça yararlanılır. Anlatımı özneldir. Öyküleyici ve betimleyici diye iki ayrı biçimi vardır.

SANATLI ANLATIMA ÖRNEK

Soğuk bir kış günü, karanfil almak için çiçekçi dükkanına girdim. Tatlı bir yaz sıcaklığıyla ısıtılan bu yerin havası, bitkisel özsuların hafif, sert ve yeşil buğularıyla doluydu. İstediğim çiçeklerin destelenmesine kadar bana gösterilen sandalyeye oturdum. Mutlu bir insanın hayal evi gibi, mevsim yer ve zaman dışında, istenilebilecek her türlü renkte otlar, yapraklar ve çiçeklerle dolu olan bu adeta sihirli dükkanda sessiz bir hayat ile nefes aldığı hissedilen karanlık yapraklı, bodur bir hurma ağacından başka hiçbir şeyle ilgilenmedim. Hayalim sanki güçsüz bir sinekti ve bitkisel örümcek onu birden ağlarıyla avlamıştı. Hareketsiz duran sert ağaca baktım ve düşündüm. Bir limonlukta hapsedildiği için uzaklarda kalan öteki cinsdaşları gibi öğle güneşlerinde sıcak toprağa gölge salamayan, yağmurlarla ıslanamayan, fırtınalarda sarsılamayan, gökyüzünü, yıldızları, ayı göremeyen, unutan şu ağaç, bulunduğu köşede acaba mutlu muydu?
Ahmet HAŞİM – Gurabahane-i Laklakan



NESNEL ANLATIM

Akla ve mantığa dayalı anlatımdır. Bilimsel verilere ve gözleme dayalı, ölçülebilir ve kanıtlanabilir niteliktedir. İletilen yargı kişiden kişiye değişmez. Kişisel duygulara ve kanılara yer verilmez.

NESNEL ANLATIMA ÖRNEK

‘’Fuzuli’’ takma adıyla tanınan Süleyman oğlu Mehmet’in nerede ve ne zaman doğduğunu kesin olarak bilmiyoruz. Yaklaşık olarak XV. Yüzyılın sonlarında Kerbela’da ya da Hille’da doğduğu söylenebilir. Bayat adında eski bir Türk aşiretine mensuptur. Safevi emirlerinden İbrahim Han’ın yanında bir aralık Bağdat’a gelmiş, sonra Hille’ye dönerek orada öğrenimini tamamlamıştır.
(Fuat Köprülü – Divan Edebiyatı Antolojisi)



ÖZNEL ANLATIM

Kişisel duygulara ve kanılara dayalı bir anlatımdır. Yargılar kişiden kişiye değişir niteliktedir. Kanıtlanabilir özellikler taşımaz. Nesnelerin gerçeği değil, kişilerin beğenisi bu anlatımın belirleyici özelliğidir.

ÖZNEL ANLATIMA ÖRNEK

Leylek, yaz mevsiminin kuşu değil, kendisi yazdır. Bir baca üstünden ufka izdüşümü düşen bir leylek şekli, hayal etme yetisine neler hatırlatmaz.; Maviliği içi bayıltan sonsuz bir gök. Yeşil bir vadide gizlenmiş, minareli, küçük beyaz bir şehir. Yarasaların uçuştuğu, kavak ağaçlarının hafif hafif sallandığı yeşil bir akşam. Alçak bir gece semasına serpilmiş büyük yıldızlar. Bütün bu yıldızlar içinde bir leyleğin düşünen gagası. Gerçekten leylek, ressam ve şairi bir takım girişik ve uyumlu hayal kurmalara çağırmak üzere yaratılmış bir kuştur.
Ahmet HAŞİM. (Leylek)



AÇIKLAYICI ANLATIM

Bilgi verme ve öğretme amacına dayalı anlatımdır. Konuları açıklığa kavuşturmak için kullanılır. Anlatım nesneldir. Tanımlamalardan, karşılaştırmalardan, benzetmelerden ve örneklemelerden yararlanılarak konu somutlaştırılır. Ele alınan konunun ne olduğu ayrıntılarıyla netlik kazanır. Bilgi vermeyi, aydınlatmayı, öğretmeyi amaçlayan her tür yazıda kullanılan bir anlatım türüdür.

AÇIKLAYICI ANLATIMA ÖRNEK

Eğitim, aslında kişinin ‘’yaşama’’ etkin biçimde uyumunu sağlayan bir etkinliktir. Bu dünya Kurulduğundan beri şu ya da bu biçimde süregelmiştir. Ailede ana ve babanın, okulda öğretmenin, toplumda yöneticilerin asıl ödevi, çocuğun günlük yaşama daha iyi uyum sağlayabilmesi için uygun ortamı sağlamaktır. Bu bakımdan eğitim, yaşama başarıyla uyum sağlayacak insan yetiştirme bilim ve sanatı olarak da düşünülebilir.
(Eğitim Psikolojisi – Cavit BİNBAŞIOĞLU)



TARTIŞMACI ANLATIM

Düşünce tartışmasından doğan bir anlatım biçimidir. Kanıların değiştirilmesini, çürütülmesini amaçlar. Bu iddiaya ve iddianın kanıtlanmasına dayalıdır. Karşıt iki düşünceden yeğlenenin neden doğru olduğu tanık gösterilerek, örnekler verilerek, karşılaştırmalar yapılarak kanıtlanması temeline dayanır. Yapılan yeğleme inandırıcı ve akılcı nedenlere dayandırılır. Okuyucunun düşüncelerini değiştirmeyi amaçlayan yazılarda kullanılır.

TARTIŞMACI ANLATIMA ÖRNEK

Bu memleket niçin bizim? Dört yüz atlıyla Orta Asya’ dan gelip fethettiğimiz için mi? Böyle diyenler gerçekten benimsemiyor, anayurt saymıyorlar bu memleketi. Gurbette biliyorlar ken-dilerini yaşadıkları yerde. Frigyalılar, Yunanlılar, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Moğollar’da fethetmişler Anadolu’ yu. Ne olmuş sonunda? Anadolu onların değil, onlar Anadolu’nun malı olmuş. Bu memleket bizim olduğu için bizim. Fethettiğimiz için değil.
(Sabahattin EYÜBOĞLU – Mavi ve Kara)



BETİMLEYİCİ (TASVİR EDİCİ) ANLATIM

Okuyucunun düş gücünü kamçılama ve düşüncelere görünürlük kazandırmayı amaçlayan bir anlatımdır. Nesnelerin niteliklerini ve bu niteliklerin yarattığı izlenimleri okuyucunun belleğinde canlandıracak biçimde anlatmadır. Nesnenin gerçeğine, genel ve ayırıcı niteliklerine göre yapılan, açıklayıcı betimlemedir. Kişisel duygulanımların ve yorumlamaların ağırlıkta olduğu betimleme ise izlenimseldir. Betimleme duygulara yönelik bir anlatımdır. Her tür yazıda kullanılabilir. Betimleme bir resim karesi gibidir. Bir olay ya da sav içermez.

BETİMLEYİCİ ANLATIMA ÖRNEK

Evler hep ahşap ve iki katlı. Köhne çatılar, karşıdan karşıya birbirinin üzerine abanır gibi abanır gibi uzanmış eski zaman saçakları. Ortada baştan başa uzanan bir aralık kalmış olmasa sokak, üstü kemerli, karanlık bir geçit olacak. Doğuda, batıda bu aralık renkten renge giren bir ışık yolu olur. Fakat sokağın yanları her zaman serin ve loştur. Köşenin başında durup bakarsanız her pencerede kırmızı toprak toprak saksılar ve kararmış gaz sandıkları görürsünüz. Saksılarda al, beyaz, mor sardunya, küpe çiçeği, karanfil; gaz sandıkları da öbek öbek yeşil fesleğenle dolu.
(Halide Edip Adıvar – Sinekli Bakkal)

Boğaz’ da 400 metre kare süper lüks villa satılık. Villa Avrupa mutfak, banyo, halı ve perdelerle döşenmiştir. Bahçesinde 30 metre karelik bir havuz ve büyük bir garaj bulunmaktadır. Denize uzaklığı 100 metredir.
(Gazete)



ÖYKÜLEYİCİ ANLATIM

Okuyucuya olayları yaşatmak amacına dayalı devingen bir anlatımdır. İşlenen düşünce olayların içindedir. Olaylar, yere, zamana ve kişilere bağlı olarak birbirini izleyecek şekilde gelişir. Bilgilendirme amacıyla yazılanlarına, açıklayıcı öyküleme denir. Tarih kitaplarında ve kullanma kılavuzlarında bu öyküleme kullanılır. Roman, öykü gibi türlerde kullanılan ise sanatsal öykülemedir. Yer, zaman ve kişileri belirleyen yazardır. Betimleme bir resim karesine benzerken, öyküleme televizyonda izlediğimiz diziler gibi hareketlidir. Her öyküde genellikle betimleme de bulunur.

ÖYKÜLEYİCİ ANLATIMA ÖRNEK

Hacı Süleyman yürüye yürüye, dik bir kayalığın dibine vardı. Her yan keklik ötüşü kesilmişti. Ancak, binlerce kekliğin bir taneciği bile ortada yoktu. Hacı Süleyman köpeğine kızdı.: ‘’Senin burnun yok mu be? A it oğlu it!’’ diye çıkışarak köpeğe bir tekme attı. Köpek kuyruğunu ardına kıstı ve beş on adım öteye kaçtı. Hacı Süleyman’ ın gözlerini kan bürümüştü. Bu keklik bolluğunda üç beş çift olsun vurmasın ha? Elinden gelseydi, çifteyi güneşe tutup öldürücülük hırsını doyurmak için ateş edecek ve güneşi kör edecekti. Gözleriyle dört bir yanı arıyordu. İsterse keklik olmasın, canlı bir şey vurup öldürebilseydi, içi oldukça, rahat edecekti.
(Halikarnas Balıkçısı – Ege’ den)



  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-04-2007, 02:57   #17 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart




P A R A G R A F


Bir düşüncenin anlatıldığı cümle ya da cümleler topluluğudur. Biçimsel olarak bir yazının satır başlarıyla ayrılan her bölümüne paragraf denir. Paragrafı oluşturan cümleler hem biçimce hem de anlamca bir bütünlük oluşturur. Eğer paragrafta düşüncenin yönü birden değişmişse ve bağlayıcı öğeler paragrafın temel çizgileriyle uyum içinde değilse paragrafta aksaklık var demektir. Paragrafın giriş, gelişme ve sonuç bölümleri bulunur. Giriş ve sonuç bölümleri genellikle tek cümledir. Paragrafın ana düşüncesi giriş veya sonuç cümlesinde olabilir. Gelişme bölümünde de bir cümle halinde verilebilir. Açıkça belirtilmemişse paragrafta sindirilmiş de olabilir.


PARAGRAF OLUŞTURMA

Paragrafı oluşturan cümlelerin arasında biçimsel ve anlamsal yönden birlik ve bütünlük olmalıdır. Cümleler, yargıların öncelik-sonralık sırasına; dilsel ve anlamsal ilgilerine göre birbirini izlemelidir. Kendinden önce bir cümle olması gerektiğini düşündürmeyen, konunun ne olduğunu anlatan cümle giriş cümlesidir. Bu cümledeki konuyu geliştiren cümleler gelişme bölümünde bulunur. Sonuç cümlesi ise söylenenlere kesinlik kazandırır. Cümleler bu özelliklere göre sıralandığında paragraf oluşur.


PARAGRAFTA KONU

Üzerinde durulan, paragrafta işlenen düşünce konudur. Konu, yargı niteliği taşımaz. Konu, genellikle ilk cümlede verilir. Çok az da olsa ikinci cümlede bulunabilir. Paragrafın doğru kavranması, ele alınan konunun doğru belirlenmesine bağlıdır. “Bu paragraf neyi ele alıyor?” sorusunun yanıtı konudur.


PARAGRAFTA BAŞLIK

Konunun ne olduğunu sezdirici niteliktedir. Başlıktan konunun anlaşılması gerekir. Başlık, konunun özetidir. Yazının, konuyla ilgisi olmayan bir başlığı olamaz. Konunun doğru belirlenmesi başlığın belirlenmesini sağlar.


PARAGRAFTA GİRİŞ CÜMLESİ

Konunun ortaya konduğu cümledir. Dil ve düşünce yönünden bağımsızdır. Kendinden önce bir cümle olduğu izlenimi vermez. Daha sonraki cümlelerin hepsi giriş cümlesine bağlıdır. Tümevarım yöntemiyle yazılmış paragrafta, giriş cümlesi sadece konuyu içerir. Tümdengelim yöntemiyle yazılmış paragrafta ise giriş cümlesi aynı zamanda ana düşünceyi yansıtır.

PARAGRAFTA GELİŞME CÜMLELERİ

Giriş cümlesindeki konunun açıklandığı cümlelerdir. Giriş ve sonuç cümleleriyle dilsel ve anlamsal bağlantı gösterir. Yardımcı düşünceleri içerir. Çok az da olsa ana düşünce bu bölümde cümle olarak bulunabilir. Düşünceyi geliştirme yolları genellikle gelişme cümlelerinde kullanılır.


PARAGRAFTA SONUÇ CÜMLESİ

Paragraftaki düşünceleri özetleyen genellikle kesin yargılı bir cümledir. Dil ve düşünce akışı yönünden kendinden önceki cümleye bağlıdır. Paragrafta tümdengelim yöntemi uygulanmışsa sonuç cümlesi ana düşünceyi içermez, sadece bir ayrıntıyı ortaya koyar. Tümevarım yöntemi uygulanan paragraflarda ise sonuç cümlesi ana düşünceyi yansıtır.


PARAGRAFTA ANA DÜŞÜNCE

Ele alınan konunun işlenişinde temel tutulan düşüncedir. Yazarın konuya bakış açısı, konuyu açıklama yönü ana düşünceyi saptar. Ana düşünce yazının özü ve omurgasıdır. Ana düşünce, konu değildir. Konu anlatılan, üzerinde durulan; ana düşünce ise anlatılanlardan çıkan sonuçtur. Tümdengelim yöntemiyle kurulan paragraflarda giriş cümlesi aynı zamanda ana düşünce cümlesidir. Tümevarım yöntemiyle kurulan paragraflarda ana düşünce sonuç cümlesindedir. Ana düşünce paragrafta açıkça verilmemişse paragrafın bütününe sindirilmiş demektir. “Paragrafta özellikle işlenen düşünce nedir?” “Yazarın anlatmak istediği nedir?” “Bu konunun işlenmesiyle ne amaçlanıyor?” sorularının yanıtı ana düşüncedir.

PARAGRAFTA YARDIMCI DÜŞÜNCE

Ana düşünceyi çeşitli yönlerden destekleyen ve tamamlayan düşünceler yardımcı düşüncelerdir. Yardımcı düşüncelerin tek başlarına değeri yoktur. Ancak ana düşünceyle bağlantıları ölçüsünde değer kazanır, ana düşünceyle yardımcı düşünceler arasında mantıksal uygunluk bulunmazsa, yazı bütünlük göstermez. Yardımcı düşüncenin saptanması için paragrafın içeriği iyi kavranmalıdır. İçerikle bağdaşmayan görüşler, içerikten çıkmayan yargılar yardımcı düşünceler değildir.


PARAGRAFTAN YARGI ÇIKARMA

Paragraftan hareketle paragraftaki düşünceyle ilgili bazı kanılara varmaktır. Paragraftaki düşünceyi yorumlamayla yargılara ulaşılır. Anlatılanların, neyi düşündürmek istediğine ve hangi amaca yönelik olduğuna göre yorumlanması olumlu veya olumsuz yargıları saptar.


PARAGRAFTAKİ KİŞİLERİN ÖZELLİĞİ

Paragraftaki kişi veya kişilerin fiziksel ve ruhsal durumlarının belirlenmesidir. Anlatılanlardan hareketle –genellikle- kişilik özellikleriyle ilgili yorumlar yapılır. Yargılar çıkarılır.

PARAGRAFTA SÖZ GRUBUNUN ANLAMI

Paragraftaki bir söz grubunun veya cümlenin yorumlanmasıdır. Genellikle sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılmamıştır. Bu bölümün yerine geçebilecek aynı anlamdaki veya karşıt anlamdaki cümlenin saptanmasında bu özelliğe dikkat edilmesi gerekir.



PARAGRAFLA İLGİLİ TAMAMLAYICI BİLGİLER

PARAGRAF TÜRLERİ ;

OLAY PARAGRAFI

Bir olayı ve onun gelişimini anlatan paragraftır. Olayın geçtiği yer, zaman ve olayı yaşayan kişiler anlatılır. Olayla ilgili örnekler verilir ve olay sonuca bağlanır.

DÜŞÜNCE PARAGRAFI

Ortaya bir konunun atıldığı ve konuyla ilgili görüşlerin aktarıldığı paragraflardır.

BETİMLEME PARAGRAFI

Varlıkların veya kavramların özel ve genel niteliklerini anlatır.

ÇÖZÜMLEME PARAGRAFI

Anlatılanın iyi kavranabilmesi için ayrıntıların verildiği, nedenlerin irdelendiği paragraftır. Bütünü oluşturan parçalar arasında ilgi kurulması, nedenlerden sonuçlara ulaşılmasıdır.

PARAGRAF ÖZELLİKLERİ

Planlı Paragraf

Giriş – gelişme ve sonuç cümlelerinden oluşur.

Plansız Paragraf

Tek cümlelik paragraftır. İki paragraf arasında ilgi kurar.

Yarı Planlı Paragraf

Gelişme bölümü olmayan yalnızca giriş ve sonuç cümlelerinden oluşan paragraftır.





  Alıntı ile Cevapla
Alt 09-04-2007, 03:12   #18 (permalink)
GECEM_EFSUN
Standart


ANLAMSAL BOZUKLUKLAR


YANLIŞ ANLAMDA KULLANILAN SÖZCÜK

Doğru bir anlatımda her sözcük verilmek istenen düşünceyi tam karşılamalıdır. Aynı kökten türeyen veya birbirini andıran sözcüklerin anlamlarına dikkat etmek gerekir. Anlamları ayrı olan bu tür sözcüklerin birbirinin yerine kullanılması veya sözcüğün karşıladığı kavrama uygun olmayan biçimde kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

Bu sözcük Türkçe sözcüklerin tümünü kaplıyor.
Kapsıyor


Zamanında haberimiz olması yüzünden olay büyümedi
Olduğu için


Söylediğin olay, 13 Ekim 1991 yılında yaşanmıştı
tarihinde


Ağacın altına yayılıp güzel bir uyku çekti
Uzanıp




ANLAMCA ÇELİŞEN SÖZCÜKLERİN KULLANILMASI


Bir anlatımda düşünceyi ileten sözcüklerin birbiriyle çelişmemesi gerekir.
Anlamca çelişen sözcüklerin birlikte kullanılması anlatım bozukluğunun nedenlerinden biridir.

Belki onun da seni aradığından eminim.
Olasılık kesinlik


Annenin sana asla kızacağını sanmıyorum
Kesinlik olasılık


Hiç şüphesiz olan biteni duymuş olmalı
Kesinlik olasılık



GEREKSİZ SÖZCÜK KULLANILMASI

Doğru bir anlatımda her sözcük, düşünceyle ilgili bir kavramı karşılamalıdır. Aynı kavramı karşılayan birden fazla sözcüğün, işlevi olmayan bir sözcüğün veya ekin; yardımcı eylemlerin gereksiz kullanılması anlatım bozukluğuna neden olur.

Son sözleri hepimizi öfkeli kıldı.
Öfkelendirdi


Geçen hafta hastaydı; ama şimdi iyi oldu
İyileşti.


Üç gün süreyle ondan haber bekledik.
(Gereksiz)




DEYİM ve ATASÖZÜ YANLIŞI

Gerek deyimler, gerekse atasözleri kalıplaşmıştır. Yerine anlamdaşları konarak bile sözcükleri değiştirilemez. Atasözlerinin çekimlenmesi de olanaksızdır. Bunlar yapıldığı takdirde iletilmek istenen anlam zayıflar ya da yok olur. Bu da anlatım bozukluğuna yol açar.


Fasulye oda bakla sofa - yanlış
Nohut oda

Onu elinde oynatırsın - yanlış
Parmağında

İşe girdim ama bacım ağladı - yanlış
Anam


MANTIK YANLIŞI

Bilinenlere aykırı bilgiler mantıksızdır. Ayrıca kavram ve durumların da önemliden önemsize veya önemsizden önemliye sıralanması gerekirken tersi yapılırsa bu da mantık yanlışına yol açar.

Araba geri kaçınca vitesi boşa aldı. Yanlış
Vitesi boşa alınca araba geri kaçtı. Doğru

Ankara’nın muhtarı karşılandı – Yanlış
Ankara’nın valisi karşılandı – Doğru

Konuşabilirsin, hatta ağzını açabilirsin – Yanlış
Ağzını açabilirsin; hatta konuşabilirsin – Doğru

Şeftaliye dokunamam, onu yemem bile – Yanlış
Şeftali yemem; ona dokunamam bile – Doğru

  Alıntı ile Cevapla
Yeni Konu aç Cevapla

Bookmarks

Etiketler
notlari, ders, turkce


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
PLC s7- 300 Ders Notları SHADOWS Dökümanlar 0 16-12-2007 23:06
Güç Elektroniği Ders Notları SHADOWS Dökümanlar 2 31-10-2007 11:07
KPSS Türkçe Ders Notları 2.0 SHADOWS ÖSS - KPSS - LGS - DGS - ÖSYM 0 29-08-2007 20:38
KPSS Türkçe Ders Notları 2.0 SHADOWS ÖSS - KPSS - LGS - DGS - ÖSYM 1 01-04-2007 03:32


Türkiye +3. Şuan Saat: 08:48.


Sensizliksokagi.org MSN ve Mail adresi Almak İçin Tıklayınız.

Powered by vBulletin® Version 3.7.2
Copyright ©2000 - 2008, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Friendly URLs by vBSEO 3.2.0
Alexa Toolbar Rss, site map Google Arama Motoru Message Board Statistics
eXTReMe Tracker

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187 188 189 190 191 192 193 194 195 196 197 198 199 200 201 202 203 204 205 206 207 208 209 210 211 212 213 214 215 216 217 218 219 220 221 222 223 224 225 226 227 228 229 230 231 232 233 234 235 236 237 238 239 240 241 242 243 244 245 246 247 248 249 250 251 252 253 254 255 256 257 258 259 260 261 262 263 264 265 266 267 268 269 270 271 272 273 274 275 276 277 278 279 280 281 282 283 284 285 286 287 288 289 290 291 292 293 294 295 296 297 298 299 300 301 302 303 304 305 306 307 308