E-Edebiyat icinde Türkçe Ders Notları konusu , ÇEŞİTLİ YÖNLERİYLE DİL Bu bölüm,dilin tanımı ile birlikte bir dilin ulus yaşamındaki yerine ve dil kültür ilişkisi içinde Türkçe’nin tarihi gelişimine kısaca bir bakışı kapsamaktadır. Filozof Konfüçyus’a sormuşlar; “Sizi devletin ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| ÇEŞİTLİ YÖNLERİYLE DİL Bu bölüm,dilin tanımı ile birlikte bir dilin ulus yaşamındaki yerine ve dil kültür ilişkisi içinde Türkçe’nin tarihi gelişimine kısaca bir bakışı kapsamaktadır. Filozof Konfüçyus’a sormuşlar; “Sizi devletin en üst makamına getirseler,ne yaparsınız?” Konfüçyus; ‘’Ülkedeki bütün dil bilginlerini toplar,dili gözden geçirmelerini isterdim’’, demiş. Bu cevaba şaşıran insanlar; ‘’Sağlık,ekonomi,eğitim gibi sorunlar dururken neden dil?’’ diye sormuşlar. Konfüçyus; “Bir ulus dilini doğru bilmiyor ve kullanmıyor, kullanamıyorsa hiçbir kurum görevini yerine getiremez!... Hasta derdini,öğretmen dersini anlatamaz, sanık koltuğunda oturan insan savunmasını yapamaz. İnsanlar birbirlerini anlamayınca da kargaşa doğar. Bunu önlemek için dili iyi öğretmeliyiz. Çünkü dil insanlar arasında anlaşmayı sağlar.” Konfüçyus’un bu sözlerini düşünüp değerlendirmek lazım! A- DİL NEDİR ? DİLİN ÖZELLİKLERİ NELERDİR ? Konfüçyus, dilin anlaşmayı sağlayan bir araç olduğunu belirtmekte fakat biz anlaşmayı sağlayan araçların hepsine birden DİL diyemeyiz. Mutluluk içten bir gülüşle anlatılabilir. Kızgınlık, çatık kaşlarla ifade edilebilir fakat DİL, konuşmanın ötesinde yazı ile anlaşmayı sağladığı kadar geçmişi geleceğe de taşıyabildiği için samimi bir gülüşle çatık bir kaştan ayrılmaktadır. Kendi aramızda şifrelerle anlaşmayı sağlayabiliriz. Bu tür bir anlaşma da dil değildir. Çünkü dilin kendine özgü kuralları vardır. Dil nasıl doğmuş, nerede doğmuştur ? Kuralları ne zaman kimler tarafından belirlenmiştir ? Bu tür soruların cevapları da hala kesin olarak bilinmiyor. Ancak kesin olarak bilinen bir gerçek şu ki, dil insanla birlikte var olmuştur. İlk çağlarda taşları yontarak silah yapan insan, günümüzde uzaya uydular göndermektedir. Çağlar boyunca insanın gösterdiği gelişimi dil de kendi kurallarını geliştirerek göstermiştir. Bu kurallara bağlanarak gelişimini sürdüren ve sürdürmekte olan DİL insan gibi YAŞAYAN CANLI BİR VARLIKTIR. Dil öncelikle toplumları birleştirerek ulus (millet) basamağına çıkartan ve bir ulusun kültürünü gelecek nesillere taşıyan bir köprüdür. Kısaca DİL ; yazı ve konuşma ile insanların anlaşmasını sağlayan,ses işaretlerinden oluşan bir SİSTEM dir. DİLİN ÖZELLİKLERİ Dil, ses işaretleriyle insanlar arasında karşılıklı anlaşmayı sağlar. Dil, toplumlara ulus (millet) olma bilincini vererek, o ulusun kültürünü gelecek nesillere taşır. Dilin, kendine ait kuralları vardır; dil bu kurallar çerçevesinde gelişen canlı bir varlıktır. B- DİL-KÜLTÜR İLİŞKİSİ Sabah erken kalktım sütü pişirdim Sütün kaymağını yere taşırdım Burçak tarlasında aklım şaşırdım Ah ne yaman zormuş burçak yolması Burçak tarlasında gelin olması (Burçak Tarlası-anonim türkü) Ana başta taç imiş Her derde ilaç imiş Bir evlat pir olsa da Anaya muhtaç imiş (Mani-anonim) Belimizde kılıcımız kirmani Taşı deler mızrağımın temreni Hakkımızda devlet etmiş fermanı Ferman padişahın dağlar bizimdir. Dadaloğlu Yukarıdaki dizeleri Türkleri hiç tanımayan, fakat Türkçe bilen bir yabancıya okutsak; Türklerin tarımla uğraştığını, kadınların tarlada çalıştığını, annenin Türk kültürü içinde çok önemli bir yerinin olduğunu belirterek, bir dönem padişahlıkla yönetildiğini söyleyebilir bize. Okuduğu şiirlerden bu sonuca ulaşması hiç de zor olmasa gerek. Görülüyor ki, bir ulusun (millet) yaşam biçimini,dünya görüşünü, yaşadığı toplumsal çalkantılarını, özlemlerini gelenek ve göreneklerini DİL aracalığıyla meydana getirilen eserlerden öğrenebiliriz . Bu da demektir ki ; DİL,TOPLUMUN AYNASIDIR.TOPLUMLAR KÜLTÜRLERİNİ ANCAK DİL İLE GELECEK NESİLLERE AKTARABİLİRLER. C- DİLİN BİR ULUSUN (milletin) HAYATINDAKİ YERİ ve ÖNEMİ Yabancı bir ülkede olduğumuzu düşünelim ve çevremizde de hiç anlamadığımız bir dille konuşan yığınla insan olduğunu. Kesinlikle yalnız, yapayalnız olduğunu düşünür herhalde insan. Hem de öyle bir yalnızlık ki ! Etrafınızda yüzlerce insan var fakat siz hiçbirisi ile konuşamıyor ve birisine olsun derdinizi anlatamıyorsunuz. Konuşamıyor, kendinizi ifade edemiyorsunuz. Sizi anlayabilecek hiçbir kimse yok. Bu bir felakettir herhalde! İşte önce insanı boşlukta asılı kalakalmış gibi bir yalnızlıktan kurtaran ve gittikçe bir ulus (millet) olma haline getiren DİL’ in özellikle de ANADİL in önemi ! Anlaşılıyor ki ; toplumları ulus haline getiren en önemli öğedir DİL. Dil ile meydana getirdiğimiz ninniler,şarkılar,türküler,fıkralar,masallar değil midir bizi birbirimize bağlayan? Ve yine ; ‘’Çanakkale içinde vurdular beni Ölmeden mezara koydular beni Gençliğim eyvah!...’’ diyen o hüzünlü sesi, DİL değil midir geçmişten bize taşıyarak bizden de geleceğe götürecek olan ? D- BAŞLICA DİL GRUPLARI ve TÜRKÇENİN DÜNYA DİLLERİ ARASINDAKİ YERİ (Kısaca Bakış) Dünyada 3000’e yakın DİL olduğu bilinmekte. Bu dillerin pek çoğunun da birbirine yakın, benzerlikler taşımakta olduğu. Örneklemek gerekirse ; Türkçe-Kazakça-Özbekçe-Türkmence benzerliği gibi... Hatta bu benzerliğin Almanca Fransızca-İngilizce ve İtalyanca arasında da olduğu gözlemlenebilir. Dil bilginleri, dillerin hangi özellikleriyle birbirlerine benzediğini araştırmışlar ve bu araştırmaların sonunda da dilleri ikiye ayırmışlar. Yapı Bakımından Diller Köken Bakımından Diller Şimdi YAPI BAKIMINDAN DİLLER’ e örnekle bakacak olursak ; Örneğin; Türkçe ve İngilizce’de ayni anlama gelen iki fiil çekimine bakalım. TÜRKÇE İNGİLİZCE görmek to see Şimdiki zamanda görüyor see Di’li geçmiş zamanda gördü saw Miş’li geçmiş zamanda görmüş seen Türkçede GÖR kökü değişmedi sadece ek aldı. İngilizce’de ise see kökü değişerek saw ve seen şekline dönüştü. - İngilizce’de olduğu gibi köklerden değişik şekillere girerek sözcük türeten dillere ÇEKİMLİ DİLLER - Türkçe’de olduğu gibi köklere ekler getirilerek sözcük türeten dillere ise EKLEMELİ ya da BİTİŞKEN DİLLER - Japonca’da olduğu gibi tek heceden oluşan sözcüklerin cümle içinde yerini değiştirerek yeni sözcükler türeten dillere ise TEK HECELİ DİLLERdenilmektedir. Yukarıdaki örneği, YAPI BAKIMINDAN DİLLER’ in daha iyi anlaşılması için verildiği malumunuzdur. Bu örneğin amacını kısaca açıkladıktan sonra, Yapısına Göre Dilleri sıralayabiliriz artık. 1-) YAPI BAKIMINDAN DİLLER 1-a) Çekimli Diller (İngilizce-Arapça vb.) 1-b ) Eklemeli Diller (Türkçe vb.) 1-c) Tek Heceli Diller (Japonca vb) Not : Türkçe’de ekler, sözcüğün sonuna geldiği için Türkçe Son Eklemeli bir dildir. 2-) KÖKEN BAKIMINDAN DİLLER Kardeşine benzediğini düşünenler olduğu gibi hiç benzemediğini düşünenler varsa bile ağzının,gözünün ya da saçının olsun, bir yerlerinin benzediğini gizli gizli de olsa mutlaka düşünüyordur . Örneğin; Ana Türkçe’den ayrılan Macarca ile bugünkü dilimiz arasında benzerlikler çok azdır. Azeri Türkçesi ile Türkiye Türkçesinin ortak özelliği çok fazladır. Yani Dünyada aynı kökten türeyen pek çok dil vardır. Bu nedenle dil bilimciler köken bakımından da dilleri sınıflandırmışlardır. 2-a) Sami Dil Ailesi Hami-Sami-İbranice 2-b ) Bantu Dil Ailesi Afrika’nın güney bölgesinde ve Ümit Burnu çevresinde konuşulan diller 2-c) Ural-Altay Dil Ailesi Türkçe-Macarca vb. 2-d) Çin-Tibet Dilleri 2-e) Hint-Avrupa Dil Ailesi İngilizce-İtalyanca-Fransızca vb. Görüldüğü gibi ve sanırım anlaşıldığı üzere,Türkçe son eklemeli bir dil olduğu gibi Ural-Altay Dil Ailesinin de bir üyesidir: E- TÜRK YAZI DİLİNİN TARİHİ GELİŞİMİ (KISA BİR BAKIŞLA) Geçmişten günümüze,Türkçe pek çok aşamalardan geçmiş,pek çok lehçelere ayrılmıştır. Bunun en önemli nedeni ise Orta Asya Göçleridir. Türklerin Orta Asya’da kullandıkları Türkçe, Eski Türkçe’dir. Göktürk Yazıtları ve Uygurca’dan kalan eserler bu döneme aittir. Eski Türkçe bilinmeyen bir tarihten başlar ve 11.yy.a kadar sürer. 11.yüzyıldan sonra farklı coğrafyalarda yaşayan Türkler arasında,Türkçe’nin lehçelere ayrılmaya başladığı görülür. Bu döneme ‘’ORTA TÜRKÇE’’ denir. 11. yy’ dan 19. yy’ a kadar devam eden bu dönemde Türkçe, Kuzey Doğu Türkçesi ve Batı Türkçesi olarak ikiye ayrılır. 19. yy’ da ise Modern Türkçe (Yeni yazı dilleri devresi) dediğimiz dönem başlar. Bu dönemlere de topluca bakacak olursak ; 1- ESKİ TÜRKÇE Göktürkçe Uygurca 2- ORTA TÜRKÇE (11. yy – 19. yy) a) Kuzey – Doğu Türkçesi Kuzey = Kıpçakça Doğu = Hakaniye (11. yy – 15. yy) – Çağatayca (15. yy) b ) Batı Türkçesi Azeri Türkçesi (Azerice) Anadolu Türkçesi (Oğuzca-Osmanlıca –13. yy – 20. yy ) Türkiye Türkçesi (20. yy) NOT : Modern Türkçe döneminde Türkçe 20 yazı diline ayrılmıştır. Bu yazı dillerinin hepsi burada gösterilmemiştir. Karaçayca – Nogayca – Başkutça gibi. F – TÜRKLERİN KULLANDIĞI ALFABELER Yukarıda dili tanımlarken,anlaşmayı sağladığını ve ses işaretlerinden meydana gelen bir sistem olduğunu vurgulamıştık. ALFABE de,işte bu ses işaretlerinin yazıdaki şeklidir ve toplumlar yazıyı kullanırken değişik alfabeler de kullanmışlardır. Türkler de tarih boyunca değişik alfabeler kullanmışlardır. İlk alfabenin GÖKTÜRK alfabesi olduğu bilinmektedir. Orhun Kitabeleri (Anıtları ya da Göktürk Yazıtları) bu alfabe ile yazılmıştır. Bu alfabe 38 harften meydana gelmiş,yukarıdan aşağıya doğru yazılarak kullanılmıştır. Türklerin kullandığı ikinci alfabe ise 18 harften oluşan UYGUR Alfabesidir. Türkler müslüman olduktan sonra 32 harften oluşan ARAP Alfabesini kullanmışlardır. Cumhuriyet döneminde ise LATİN Alfabesine geçilmiştir. Bu alfabe bilindiği gibi 29 sesten oluşmuştur. Toparlarsak ; Türkler tarih boyunca dört değişik alfabe kullanmışlardır. Göktürk Alfabesi - 38 Harf Uygur Alfabesi - 18 Harf Arap Alfabesi - 32 Harf Latin Alfabesi - 29 Harf Sovyetler Birliği kurulduktan sonra, orada yaşayan Türkler KİRİL alfabesini kullanmışlardır. Ancak Türk boylarını birbirinden ayırmak için 20 değişik KİRİL Alfabesi hazırlanmıştır. Günümüzde,Türk Cumhuriyetlerinde de LATİN Alfabesine geçilmektedir. G – DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ Türk Dilini yani GÜZEL TÜRKÇEMİZİ doğru ve düzgün kullanmak onun cümle kuruluşunu,sözcük yapısını iyi ve doğru bilmek, tanımakla mümkündür. Öyle ise ‘’Türkçemizi doğru ve güzel kullanmak için ne yapmalı nelere dikkat etmeliyiz?’’ ‘’Dilimizin cümle yapısı nedir,nasıldır?’’ gibi soruların cevabını araştıran bilim dalıdır da diyebiliriz DİLBİLGİSİ ne. Daha derli toplu tanımlamak gerekirse ; DİLİN YAZMADA ve KONUŞMADA UYULMASI GEREKEN KURALLARINI ARAŞTIRAN, ÖĞRETEN BİLİM DALINA DİLBİLGİSİ DENİR. DİLBİLGİSİNİN AMACI ; Bir ulusu ulus yapan temel öğelerden biri olan DİL KURALLARINI gelecek nesillere de taşınacak biçimde öğreterek, güzel ve doğru kullanımını sağlamaktır. DİLBİLGİSİ dilin kurallarını araştırırken çeşitli bölümlere ayrılır. Biz bunu TÜRKİYE TÜRKÇESİ kısmında Bölüm bölüm ele alarak haftalık periyodlarla işleyeceğiz. Bu bölümü, DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ ile şimdilik sonlayacağız. DİLBİLGİSİNİN BÖLÜMLERİ 1- SES BİLGİSİ - Fonetik Dilin ses özelliklerini ve sesle ilgili kurallarını inceler. Türkçe de 8 ünlü,21 ünsüz vardır. 2- SÖZ DİZİMİ - Sentaks Dilin cümle kuruluşu ile ilgili kurallarını,sözcük gruplarını bir araya getiren kalıpları araştırır. Cümlenin öğeleri gibi 3- YAPI BİLGİSİ - Morfoloji Dilin sözcük türetme yollarını inceler. Yapısına göre sözcükler gibi. 4- ANLAM BİLİM - Semantik Sözcüklerin anlam özelliklerini inceler. Deyim,mecaz gibi. 5- KÖKEN BİLİM - Etimoloji Sözcüklerin kökünü araştıran bilim dalıdır. | |
|
| | #2 (permalink) |
| SÖZCÜKTE ANLAM SÖZCÜKLERİN ANLAM ÇEŞİTLERİ a) GERÇEK ANLAM Sözcüğün tek başına ele alındığında düşündürdüğü anlam, uyandırdığı izlenim, o sözcüğün gerçek anlamıdır. Kimi sözcüklerde tek bir gerçek anlam varken kimilerinin birden fazla gerçek anlamı vardır. Bu özellik nedeni ile GERÇEK anlam, TEMEL ve YAN ANLAM olmak üzere ikiye ayrılır. Duyunca köpürmek Boş yere incitmek Keskin bir bakış atmak Kirli düşüncelerden kurtulamamak Elleri uyuşmak a-1) TEMEL ANLAM Sözcüğün belirttiği ilk ve asıl anlamdır. Çekirdek anlam, asıl anlam adı da verilir. Sözcüklerde, sözcük açıklanırken birinci sırada verilen anlamdır. Boğaz : Boynun ön kısmı Diş : Çene kemiklerine dizilmiş çiğnemeye yarayan beyaz sert organlardan her biri Adamcağız çok acı çekti Söylediği sözler çok acı verdi Düştüğü durum çok acıydı Acı günlerini geride bırakmak istiyordu Biberin tadı diğerlerine göre acı a-2) YAN ANLAM Sözcüğün temel anlamına bağlı olarak uyandırdığı izlenimlerin her biridir. Kullanılış anlamı da denilir. Anlamı bir kavramlar zincirine benzetecek olursak, ilk halka temel, diğer halkalar yan anlamdır. Boğaz; Bazı nesnelerin ağzına yakın dar kısmı Diş ; Çark, testere gibi nesnelerdeki çıkıntılardan her biri Uzun zamandır orada durmak Kapının önünde durmak Söylenen yerde durmak Saatlerdir lokanta önünde durmak Gittiği yerde çok durmak B ) MECAZ ANLAM Sözcüğün gerçek anlamlarından sıyrılarak, başka bir sözcük ya da kavram yerine kullanılmasıyla kazandığı anlamdır. Boğaz tokluğuna çalışmak Nedensiz diş bilemek B ) TERİMSEL ANLAM Sözcüklerin bir bilim, meslek, spor ve sanat dalında özel ve belirli bir kavramı karşılayan anlamlarıdır. Faul-ofsayt-penaltı (spor) Çıkarma-üçgen-açıortay (matematik) c) ARGO ANLAM Aynı meslek veya topluluktan kişilerin kullandığı, özel anlamlar kazanmış sözcüklerin oluşturduğu dildir. Sakız ; Yapışkan Matiz Olmak ; Sarhoş olmak d) ANLAMDAŞ SÖZCÜKLER Anlam yönünden birbirinin yerini tutabilecek sözcüklerdir. Hür-özgür/misafir-konuk/misal-örnek/bina-yapı/taviz-ödün NOT. Gerçek anlamdaşı olan bazı sözcükler aynı cümlede birbirlerinin yerine kullanılmayabilir. Gür ve siyah/kara saçları vardı. Ak/beyaz saçlar yaşlılığın kanıtı mıdır Alnı ak/beyaz neden utansın e) SESTEŞ SÖZCÜKLER Anlamları farklı, sesleri aynı olan sözcüklerdir. Sesteş sözcükler yalnızca ad anlamlı olabilecekleri gibi hem ad, hem de eylem anlamlı olabilir. Gül : Çiçek adı Gül : Eylem Dik : Yatık veya eğik olmayan Dik : Eylem Ak : Renk adı Ak : Eylem f) KARŞIT ANLAMLI SÖZCÜKLER Anlamca birbirinin tam tersi kavramları anlatan sözcüklerdir. Dost-düşman/İyi-kötü/Uzak-yakın/Karanlık-aydınlık NOT . Anlamca ters yönde olup da karşıt olmayan sözcükler uzak anlamlıdır. Zayıf sözcüğünün karşıt anlamlısı şişman sözcüğüdür. Dolgun sözcüğü ise zayıf sözcüğünün uzak anlamlısıdır. g) SOYUT ve SOMUT ANLAMLI SÖZCÜKLER Duyu organlarının en az biriyle algılanabilen, zihinde belli bir imgeyi kesin olarak canlandıran kavramları karşılayan sözcükler somut anlamlıdır. Varlığı kabul edilen ancak duyu organlarıyla algılanamayan kavramları karşılayan sözcükler ise soyut anlamlıdır. Ses-ışık-kitap-uçak somut anlamlı Dostluk-Özgürlük-Aşk-Özlem soyut anlamlıdır. h) DOLAYLAMA Tek sözcükle anlatılabilecek bir kavramın birden çok sözcükle anlatılmasıdır. Derya kuzuları taze mi / Yazarın romanı beyaz perdeye aktarıldı. / Kaleci meşin yuvarlağı son anda yakalar. I DEĞİŞMECE – Mecaz-ı Mürsel Bir kavramın, benzetme amacı güdülmeden, bağıntılı, ilgili olduğu başka bir kavramı karşılayan sözcükle anlatılmasıdır. Bu duruma AD AKTARIMI da denir ve kavramlar arasında çeşitli ilişkilere dayanır. * PARÇA – BÜTÜN İLİŞKİSİ Saçlarını kestirince gözlerinin ortaya çıkması (Bir bölümünü) Atalarımız canlarını hilal uğruna feda ettiler. ( Bayrak) * İÇ – DIŞ İLİŞKİSİ Reçeli dolaba koymayı unutmuş (Reçel kavanozunu) Tencereyi çöpe dökmelisin (Tenceredeki yemeği) * NEDEN – SONUÇ İLŞKİSİ Bereketin yağması köylüyü güldürdü (Yağmur) Tatilin yağmasına hepimiz sevindik (Kar) * SANATÇI – YAPIT İLİŞKİSİ Orhan PAMUK’ u daha evvel okudum (Romanlarını) Mozart’ ı dinlerken kendimden geçiyorum. (Bestelerini) * SOYUT – SOMUT İLİŞKİSİ Bu konu kafamda netleşince söylerim. (Zihnimde) Türk gençliği ilkelerinden ödün vermez (Genç insanlar) i) YAKIŞTIRMA Öz adı olmayan ya da bilinmeyen varlıkların, çeşitli yönlerden yakışan sözcüklerle adlandırılmasıdır. Sözcüklerin yan anlam kazanması bu yolla gerçekleşir. Uçağın kanadı kuleye çarptı Masanın ayağı kırılmış Makinenin kolunu hızlı çevirmeli j) EYLEM ve DUYU AKTARIMI Bir varlığa ilişkin bir eylemin,başka bir varlığa; duyuya ilişkin kavramın,başka bir duyuya aktarılmasıdır. Tatlı sözleri ile gönlümüzü kazandı. (Tatmadan işitmeye) Soğuk bakışları sorun olduğunu anlatıyordu. (Dokunmadan görmeye) Buraya gelmek aklına nereden esti (Eylem aktarımı) Onurumu kimsenin ayakları altına sermem (Eylem aktarımı) k) GÜZEL ADLANDIRMA Söylenmesi sakıncalı, ürkütücü ya da hoş olmayan sözcüklerin yerine onlardan daha güzel olduğu varsayılan sözcüklerin kullanılmasıdır. Korkunç bir kazada yaşamını yitirdi. (Öldü) Gelecekte kötü hastalığın çaresinin bulunacağına inanıyorum. (Kanser) İki gün sonra toprağa verilecek. (Gömülecek) l) GENEL ANLAM ve ÖZELLİKLERİ Nesneler sınıfının tüm özeliklerini yansıtan kavramlar, genel; tek bir nesnenin özelliklerini yansıtan kavramlar özel anlamlıdır. Ancak sözcüğün genel bir anlam mı, özel bir anlam mı taşıdığı cümledeki kullanımıyla belirlenir. Bütün canlıları, hayvanları, köpekleri çok severim. (Genelden özele) Menekşeye, çiçeklere, bütün bitkilere ışık ve su hayat verir. (Özelden genele) Dağa tırmanmayı seviyor. (Genel) Bizim köyün yolunu kısaltmak için dağa tünel yapılacak. (Özel) m) SÖZCÜKLERDE ÇOK ANLAMLILIK Bir sözcüğün temel anlamını yitirmeden, temel anlamıyla ilgili yeni kavramları anlatacak biçimde kullanılmasıdır. Çok anlamlılık, soyut kavramları anlatan sözcüklerde görülür. Yan anlamları olan bütün sözcüklerde çok anlamlılık vardır. Göz Temel anlamı ; Görme organı Yan anlamları ; Suyun gözü (Kaynak), İğnenin gözü (Delik), Masanın gözü (Çekmece) n) BENZETME Bir varlığın herhangi bir niteliğini belirginleştirmek amacıyla başka bir varlığın örnek gösterilmesidir. Varlıklar arasında ortak yön ilişkisiyle söz, etkili ve güçlü kılınır. Nefret, kezzap gibidir. Ondan uzak durmalısın. Oturduğu ev sanki mağaraydı. o) EĞRETİLEME Bir sözcüğün benzetme ilişkisiyle başka bir sözcük yerine kullanılmasıdır. Babam yine kükrüyor (Aslan gibi) Haberi duyunca uçarak geldim (Kuş gibi) Meşin eldivenlerimiz üç madalya kazandı (Boksörlerimiz) ö) ABARTMA Bir sözcüğün etkisini güçlendirmek amacıyla ya olmayacağı biçimde, ya da olduğundan az veya çok gösterilmesidir. Bu işin de üstesinden gelir, gözünü budaktan sakınmaz. Sesleri duyunca yüreğim ağzıma geldi. p) DEĞİNMECE - DEĞİŞMECE Bir sözcüğün hem gerçek, hem de değişmece anlamını çağrıştıracak biçimde kullanılmasıdır. Bir günde dört kapı yaptı. - (Dört kapı imal etti, gerçek anlamı (Dört yere gitti – Değişmece) Adamın yüzü kızardı. – (Yüzünün rengi değişti , gerçek anlamı) (Utandı – Değişmece anlamı) q) YANSIMA SÖZCÜKLER Ses taklidi yoluyla doğadaki seslerden türetilen sözcüklerdir. Horultu – mırıltı – cızırtı – fısıltı q) İKİLEMELER Anlatımın gücünü arttırmak, anlamı pekiştirmek amacıyla aynı sözcüğün yinelenmesi, aralarında ses veya anlam ilgisi bulunan iki sözcüğün yan yana kullanılmasıdır. İkilemeyi oluşturan sözcükler arasında çeşitli ilgiler vardır. * Ayni sözcüğün yinelenmesiyle Buzlu buzlu sulardan doya doya içti * Anlamdaşı sözcüklerin kullanılmasıyla Herkeslerden köşe bucak kaçıyor * Yakın anlamlı sözcüklerin kullanılmasıyla İlacı içince ağrı sızı kalmadı * Karşıt anlamlı sözcüklerin kullanılmasıyla Onunla iyi kötü günler yaşadık * Bir sözcüğü anlamlı olan ikilemeler Eski püskü arabayla oraya gidemezsiniz * İki sözcüğü de tek başına anlamlı olmayan ikilemeler Bunun da ıcığını cıcığını çıkardın r) DEYİMLE En az iki sözcüğün gerçek anlamlarından sıyrılarak bir varlığı, bir durumu daha etkili ve güçlü biçimde anlatmasını sağlayan kalıplaşmış sözlerdir. Deyimlerin biçimsel ve anlamsal özellikleri vardır. Bu özellikler onların diğer kalıplaşmış sözlerle karşılaştırılmasını engeller. Kısa ve öz anlatımlıdırlar. Yol gösterici veya öğüt verici özellikleri yoktur. GÖZE GELMEK Deyimi oluşturan sözcüklerin yerleri değiştirilemez, sözcükler anlamdaşlarıyla yer değiştiremez. Kafa tutmak – Baş tutmak olmaz. Deyimler çoğunlukla mastar halinde bulunur. Zaman ekleriyle kişilere göre çekimlenebilirler. Dönmesini dört gözle bekliyorum. Deyimi oluşturan sözcükler az veya çok gerçek anlamlarından sıyrılmıştır. Bu iş gerçekleşirse köşeyi döneriz. s) ATASÖZLERİ Uzun denemeler ve gözlemler sonucu söylenmiş, toplumun malı olmuş, söyleyeni belli olmayan, genel kural niteliği taşıyan, kalıplaşmış sözlerdir. Derdini söylemeyen derman bulamaz. Taşıma su ile değirmen dönmez. Kardeş kardeşi atar, yar başında tutar. * Atasözlerinin biçimsel ve anlamsal özellikleri, onların – özellikle – deyimlerle karıştırılmasını önler. * Deyimler gibi kalıplaşmış sözlerdir. * Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, hiçbir sözcüğün yerine anlamdaşı kullanılmaz. * Kısa ve özlü sözlerdir. * Yol gösterici, öğüt verici; gelenekleri, inançları, doğa olaylarını anlatan, genel kural özelliği taşıyan sözlerdir. Deyimler gibi anlık değildir. * Deyimlerde olduğu gibi sözcükler gerçek anlamlarıyla kullanılmazlar. Ancak çok az sayıdaki atasözünün kalıplaşmış anlamı sözcüklerin gerçek anlamıyla aynı doğrultudadır. ANLAM ÖZELLİKLERİ İLE İLGİLİ TAMAMLAYICI BİLGİLER * Anlam Daralması Sözcüğün önceden pek çok kavramı karşılarken zamanla birini karşılayacak şekilde kullanılmasıdır. YEMİŞ ; Bütün meyveler – Geniş İNCİR ; Dar anlamlı * Anlam Genişlemesi Sözcüğün zamanla yeni anlamlar kazanmasıdır. ÖDÜL ; Güreşçilere verilen armağanlar – Dar – Özendirici bütün armağanlar – Geniş – * Anlam Kayması Yeni bir kavramı karşılayacak şekilde sözcüklerin gerçek anlamlarından sıyrılarak kalıplaşmasıdır. Bileşik sözcüklerde genellikle bu özellikler vardır. İmambayıldı ; Sözcükler gerçek anlamlarından sıyrılmış bir yemeğin adı olmuştur. * Öznel ve Nesnel Anlam Sözcüğün anlamları kişiden kişiye değişiyorsa, öznel; değişmiyorsa, nesneldir. Çekiç ; nesnel / Utanç ; öznel | |
|
| | #3 (permalink) |
| SES BİLGİSİ ve YAZIM KURALLARI A) Ünlü Uyumları B ) Ünsüz Değişmeleri C) Ses Olayları D) Yazım Kuralları Bir dilin seslerini ve seslerle ilgili özelliklerini inceleyen dilbilgisi dalına SES BİLGİSİ (Fonetik) denir. Dilimizde sesleri karşılayan 8 ünlü (sesli), 21 ünsüz (sessiz) harf vardır. Sesler heceleri, heceler de sözcükleri oluşturur. Ünlülerin hece değeri vardır. Ünsüzlerin hece değeri yoktur. Sözcükteki ünlü sayısı hece sayısını belirler. ÜNLÜ UYUMLARI 1- Büyük Ünlü Uyumu : Türkçe bir sözcüğün ilk hecesinde ince ünlü varsa, diğer hecelerinde de ince; kalın ünlü varsa, diğer hecelerinde de kalın ünlü bulunmasıdır. İlk Hece Sonraki Hece Kalın Kalın (a, ı, o, u) (a, ı, u) İnce İnce (e, i, ö, ü) (e, i, ü) 2- Küçük Ünlü Uyumu : Türkçe sözcüklerde, her düz ünlüyü düz ünlüler; yuvarlak ünlüleri de ya düz geniş (a, e) ya da dar yuvarlak (u, ü) ünlüler izler. Küçük ünlü uyumuna ‘’Düzlük-Yuvarlaklık Uyumu’’ da denebilir. İlk Hece Sonraki Hece Düz Düz (a, e, ı, i) (a, e, ı, i) Yuvarlak Dar-Yuvarlak, Düz-Geniş (o, ö, u, ü) (a, e, u, ü) * ‘’O, ö’’ sesi yalnızca ilk hecede bulunur; sonraki hecelerde bulunmaz. * ‘’-yor’’ ekindeki ‘’o’’ sesi bu kuralı bozar. (Bilmiyor – Gülmüyor...) * Kamyon , radyo, doktor, horoz, motor, sözcükleri Türkçe değildir. * Çamur, yağmur, tavuk, kabuk, kavun, gibi sözcükler Türkçe olmalarına karşın küçük ünlü kuralına uymaz. DİKKAT ; Bileşik sözcüklerde ünlü uyumu aranmaz; gerekirse her sözcükte ayrı ayrı aranır. * Ünlü Uyumları Türkçe Sözcüklerde Aranır. ‘’ Kalem, cihan, adalet, şükran, insan, mecmua....’’ sözcükleri yabancı kökenli olduğu için bu kuralın dışındadır. * Anne, elma, kardeş, hangi sözcükleri (ana-alma-kardaş-kangı) gerçek biçimlerinden uzaklaştıkları için büyük ünlü uyumuna aykırı gibi görünürler. Bu sözcükler Türkçedir. BÜYÜK ÜNLÜ UYUMUNA UYMAYAN EKLER - yor = geliyor, seviyor, gülüyor - ken = koşarken, ağlarken, bakarken - ki = yukarıdaki, ondaki, dosyadaki - leyin= akşamleyin, sabahleyin - imtrak=yeşilimtrak, ekşimtrak - daş = gönüldaş, ülküdaş ÜNSÜZ DEĞİŞMELERİ 1- Ünsüz Yumuşaması : Sözcüğün sonundaki p, ç, t, k, ünsüzlerinin, ünlü ile başlayan ek aldıklarında b, c, d, g, ğ ünsüzlerine dönüşmesidir. Kürek + i = Küreği Umut + u = umudu Çorap + ı = Çorabı Sevinç + i = Sevinci * Tek hecelilerin ve –t ekiyle türemiş sözcüklerin çoğu bu kurala uymaz. Sırt + ı = Sırtı Sap + ı = Sapı Anıt + a = Anıta Yakıt + ın = Yakıtın * Yabancı sözcüklerin çoğunda da aynı durum vardır. Millet + in = Milletin Saat + e = Saate 1- Ünsüz Sertleşmesi : Dilimizdeki ; c, d, g, ünsüzleriyle başlayan eklerin sert ünsüzlerle biten sözcüklere eklendiklerinde ; ç, t, k ünsüzlerine dönüşmesidir. çiçek + ci = çiçekçi sert + ce = sertçe beş + de = beşte sus + gun = suskun hafif + dir = hafiftir dolap + dan = dolaptan ağaç + da = ağaçta külah + cı = külahçı * Bileşik sözcüklerde diğer kuralların yanı sıra bu kuralın da aranmaması gerekir ; Akdeniz, üçgen, akciğer SES DÜŞMESİ 1- Ünlü Düşmesi : İki heceli olup ikinci hecesinde dar ünlü (ı, i, u, ü) bulunan sözcüklere ünlüyle başlayan A- Akıl-ı = Aklı Şehir-i = Şehri Beyin-imiz = Beynimiz B- Sızı-la-mak = Sızlamak Koku-la-mak = Kokmak Yumurta-la-mak = Yumurtlamak C- Sarı-ar-mak = Sararmak Yeşil-er-mek = Yeşermek Kara-ar-mak = Kararmak D- Kimi eylemlerden ad yapılırken ünlü düşmesi görülebilir ; Ayır-mak = Ayrım Kıvır-mak = Kıvrım Sıyır-mak = Sıyrık E- Söyleyiş kolaylığından kaynaklanan ünlü düşmesi görülebilir. Orada = Orda Burada = Burda Şurada = Şurda F- Kimi bitişik yazılan bileşik eylemlerde ünlü düşmesi görülebilir. Kayıp-olmak = Kaybolmak Zehir-olmak = Zehrolmak Hapis-etmek = Hapsetmek 2. Ünsüz Düşmesi Bazı sözcüklerin yapım eki alırken sonlarındaki ‘’k’’ sesini kullanmamalarıdır. Alçak-al-mak = alçalmak Ufak-cık = ufacık SES AŞINMASI Bileşik sözcüklerde ilk sözcüğün son hecesi ile ikinci sözcüğün ilk hecesindeki ses benzerliğinin kaynaşması sonucu oluşur. Pazar-ertesi = Pazartesi Ne-için = niçin Ne-asıl = nasıl Bu-ara = bura Bazı sözcüklerin de başındaki veya sonundaki ses zamanla aşınmıştır. Isıcak = sıcak Isıtma = sıtma Kışlak = kışla Kadıköyü = kadıköy SES TÜREMESİ (Ünlü türemesi) Bazı sözcüklerde sözcük yapım eki alırken,pekiştirilirken veya bileşik sözcük oluşturulurken bir, ya da Birden fazla sesin türemesidir. Genç+cik = gencecik Düp+düz = düpedüz Bir+cik = biricik Sırsıklam = sırılsıklam ÜNSÜZ TÜREMESİ Bitişik yazılan bileşik eylemlerde görülür. Af etmek = affetmek His etmek = hissetmek Hal etmek = halletmek Zan etmek = zannetmek Ret etmek = reddetmek Haz etmek = hazzetmek ÜNLÜ DARALMASI A ve E ünlüleri ile biten eylemlere şimdiki zaman eki ‘’-yor’’ getirildiğinde eylemin ünlüsü ‘’ı, i, u, ü’’ ye Dönüşür. Bekle-yor = bekliyor Özle-yor = özlüyor Kokla-yor = kokluyor * Kaynaştırma harfi ‘’y’’ nin daraltıcı özelliği yoktur. Söyle-ecek = söyleyecek Gözle-en = gözleyen U L A M A Ünsüzle biten sözcükten sonra ünlüyle başlayan sözcük geldiğinde sözcüklerin birbirlerine eklenerek Söylenmeleridir. Sizden + aldığım + elmalar + ekşiymiş Sözcükler arasında noktalama işareti varsa eklenerek okunmaz, yani ulama yapılmaz. ; Annem, onu hiç beğenmemiş. KAYNAŞMA Ünlüyle biten sözcük ünlüyle başlayan bir ek aldığında arada ‘’y, ş, s ,n’’ ünsüzlerinden birinin kullanılmasıdır. Sevgi + in = sevginin Etki + i = etkisi Başla + an = başlayan İki + er = ikişer * Ünlüyle biten bazı sözcüklere ‘’-de, den’’ eki getirildiğinde de kaynaştırma harfi kullanılır. O + da = onda Bu + dan = bundan * ‘’İle’’ sözcüğü, ünlüyle biten sözcüğe ulandığında ‘’i’’ sesi ‘’y’’ sesine dönüşür ünlü ile = ünlüyle babası ile = babasıyla BÜYÜK HARFLERİN KULLANILMASI 1- Cümlelerin ilk sözcüğünün başında kullanılır 2- Dizelerin ilk sözcüğü de büyük harfle başlar. 3- Her türlü özel adın başında kullanılır 4- Özel adlarla kullanılan lakaplar ve unvanlar, büyük harfle başlar 5- Belli bir tarih bildiren ay ve gün adları büyük harfle başlar 6- Ulusal ve dinsel bayramlarda, bayram niteliği kazanmış günlerin adları büyük harfle başlar 7- Dünya,güneş,ay sözcükleriyle gezegen adları gökbilim ve coğrafya terimi olarak kullanıldıklarında büyük harfle başlar. 8- Gazete,dergi,kitap adlarının ve yazı başlıklarının her sözcüğü büyük harfle başlar 9- Yazışmalarda hitaplar ve adresler büyük harfle başlar 10- Yön bildiren adlar ve ‘’aşağı, orta, uzak, iç, eski’’ gibi sözcükler özel adlarla kullanıldıklarında büyük harfle başlar. Orta Anadolu / Güney Avrupa / Aşağı Ayrancı / Küçük Menderes / Eski Kızılelma 11- Levhalar ve açıklama yazıları 12- Özel adlardan türetilen sözcükler 13- Bir tür adıyla oluşan özel adların ilk harfi büyük olur. Lozan Anlaşması / Kurtuluş Savaşı gibi. ÖZEL ADLARIN YAZIMI * Özel adlar büyük harfle başlar ve çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılarak yazılır Belediye Atatkule’yi satacakmış. * Özel adlara getirilen yapım ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz. On bir yıldan sonra artık Ankaralı sayılmalıyım. * Eklendiği sözcüğe ulus veya aile anlamı katan ‘’-ler’’ eki kesme işaretiyle ayrılmaz. İngilizler 1. Dünya Savaşı’nda gerçek yüzlerini gösterdiler. Leylalar yarın dönecek mi? BİLEŞİK EYLEMLERİN YAZIMI 1. Yardımcı eylemle bir ad soylu sözcükten kurulan bileşik eylemler bazen bitişik, bazen de ayrı yazılır. Ad soylu sözcükte ses düşmesi veya türemesi olursa, bitişik yazılır. Kendini günlerce eve (hapsetti) Onu görünce sevineceğini (zannediyorum) Ad soylu sözcükte ses düşmesi veya türemesi olmazsa, ayrı yazılır. Hiçbir şey onu (teselli etmedi) Herkes bu olaydan (söz ediyor) 2. İki eylemden oluşan özel bileşik eylemler bitişik yazılır ; Yazabilmek – uyuyakalmak – yıkayıvermek – süregelmek – bayılayazmak EKEYLEMLERİN YAZIMI * Ekeylemler bitişik veya ayrı yazılabilir. Genel eğilim bitişik yazma yönündedir. * Ünsüzle biten sözcüklere eklendiklerinde başındaki ünlü düşer. Tuzsuz idi tuzsuzdu Islak imiş ıslaktı Açık ise açıktı * Ünlüyle biten sözcüklere eklendiklerinde başındaki ‘’i’’ ünlüsü y’ye dönüşür. Silgi idi silgiydi Ekşi imiş ekşiymiş Sarı ise sarıysa * Sert ünsüzle biten bir sözcüğe eklenen ‘’idi’’ ekeyleminin ünlüsü düşerken ünsüzü de sertleştirir ; Çocuk idi çocuktu Boş idi boştu PEKİŞTİRİLMİŞ VE BİLEŞİK SÖZCÜKLERİN, İKİLEMELERİN YAZIMI 1- Dilimizdeki bütün ikilemeler ayrı yazılır, aralarında noktalama işareti kullanılmaz ; Konuşa konuşa / allak bullak / el ele / boşu boşuna / karış karış / konu komşu 2- Anlam kayması veya ses düşmesi yoluyla oluşan bileşik sözcükler bitişik yazılır. Sütlü aş sütlaç Ne için niçin Katırtırnağı/devetabanı/danaburnu * Terim olan bileşik sözcükler anlam kayması olmasa da bileşik yazılır. Buzdağı / bezdoku / takımada / çanak yapraklılar * Terimlerde niteleyici, belirtici sözcükler ayrı yazılır. Doğru orantı / sabit çarpan / içbükey ayna / en küçük ortak kat * Pekiştirilmiş sözcükler her zaman bitişik yazılır ; Paramparça / yemyeşil / kupkuru / apaçık ‘’İ L E’’ SÖZCÜĞÜNÜN EK OLARAK YAZIMI İle sözcüğü, sözcüklerden ayrı veya sözcüklere bitişik yazılabilir. * Ünsüzle biten sözcüğe ek olarak getirildiğinde başındaki ünlü düşer, büyük ünlü uyumuna uyar ; Çiçek ile çiçekle Uçak ile uçakla * Ünlüyle biten sözcüklere eklendiğinde başındaki ‘’i’’ ünlüsü y’ye dönüşür; Sevgi ile sevgiyle Tatlı ile tatlıyla ‘’ K İ’’ BAĞLACININ ve ‘’K İ’’ EKİNİN YAZIMI 1- Bağlaç olan ‘’Kİ’’ , ayrı yazılır ; Ağır git ki yol alasın Ki bağlacı birkaç sözcükte kalıplaşmış olarak bitişik yazılır ; mademki / sanki / halbuki / oysaki 2- -Ki eki sözcüğe bitişik yazılır ve ünlü uyumlarına uymaz Geçmişteki hatalardan ders almalıyız. Onunki buluttan nem kapmak * Birkaç sözcükte –ki eki küçük ünlü uyumuna uyar ; O günkü , dünkü , öbürkü ‘’DE’’ BAĞLACININ VE ‘’-DE’’ EKİNİN YAZIMI 1- Bağlaç olan DE, ayrı yazılır; kendinden önceki sözcüğün son ünlüsüne göre büyük ünlü uyumuna uyar. Geleceğimi biliyordu da beklememiş. Çiçek de çocuk gibidir. 2- Ek olan –de, sözcüğe bitişik yazılır; büyük ünlü uyumuna uyar. Sobada pişirilen güvecin tadına doyum olmaz. Törende konuşmak istemiyormuş * Sert ünsüzle biten sözcüklere eklenen –de ekinin ünsüzü sertleşir. Bu saatte kimseyi bulamayız Güneşte fazla kalınca bayılmış. ‘’Mİ’’ NİN YAZIMI * Her zaman kendinden önceki sözcükten ayrı yazılan ‘’mi’’, büyük ve küçük ünlü uyumlarına uyar. Annenin söylediklerini duydun mu ? Gazete aldın mı ? İlaçlarını içtin mi? * Cümleye soru anlamı katılmadığında da Mİ , kendinden önceki sözcüğe bitişik yazılmaz; cümlenin sonuna da soru işareti konulmaz. Bebek annesini gördü mü gülüyor. İnsan direndi mi her güçlüğü yener. KISALTMALARIN YAZIMI 1- Kurum ve kuruluş adları, her sözcüğün ilk harfi alınarak ve büyük yazılarak kısaltılır. Türk Dil Kurumu / TDK Devlet Su İşleri / DSİ Bu kısaltmaların sonuna nokta koymak yanlıştır. Kısaltmaya getirilen ek, son harfle uyumludur ve kesme işareti ile ayrılır. Sonunda ODTÜ’yü kazandı 2- Bileşik sözcükler, ilk sözcüğün ilk üç harfiyle ikinci sözcüğün ilk harfi alınarak ve sonuna nokta konularak kısaltılır. Anlambilim = anlb. Dilbilim = dilb. 3- Diğer sözcükler, ilk harfleri, ilk iki veya ilk üç harfleri alınarak ve sonuna nokta konularak kısaltılır. Özel adların kısaltması büyük harfle başlar. Cilt = c. Sayfa = s. İstanbul = İst. Ankara = Ank. * Makam ve san bildiren sözcüklerin kısaltmaları da büyük harfle başlar. Dr. Ayhan DEMİR Binb. Yücel ÖZDEN SAYILARIN YAZIMI Sayılar yazıyla ya da rakamla yazılır. Sayıların ne zaman yazıyla, ne zaman rakamla yazılacağı, uygulamadaki ilkelerle belirlenmiştir. * Bilimsel olmayan, kesinlik aranmayan yazılarda sayılar yazıyla gösterilir. Ayni okulda iki yıl birlikte çalıştık. * İki ya da daha çok rakamlı sayılar yazıyla gösterildiklerinde birbirinden ayrı yazılır. Yemeğe on beş kişi katıldık. * Bilimsel yazılarda, kesinlik aranan konularda sayılar rakamlarla yazılır. Ankara-İstanbul arası 486 Km.dir. * Rakamlarla yazılan sayılardan sonra gelen ekler, kesme işaretiyle ayrılır. Ankara’ya 1980’de geldi. * Çok basamaklı büyük sayıların ana basamaktan sonraki basamakları sayıyla gösterilebilir. Bu evler 5 Milyara satılıyor. * Parayla ilgili işlemlerde – araya ekleme yapılmasını önlemek amacıyla – sayılar, yazıyla yazılırken bütün basamakların bitişik yazılması yaygın bir kuraldır. Beşyüzbin – üçyüzellimilyon TARİHLERİN YAZIMI Yıl bildiren sayılarda yalnızca Arap rakamları kullanılır. Ayları göstermede Arap veya Romen rakamları kullanılır. Günlerde yalnızca Arap rakamları kullanılır. Gün, ay, yıl bildiren rakamların arasında nokta kullanılır. 20. 12. 1995 / 27. VI. 1984 * Aylar yazı ile de gösterilebilir. Böyle yazılan tarihlerde gün, ay, yıl arasında nokta kullanılmaz. 27 Mart 1996 * Tarihlere gelen ekler kesme işaretiyle ayrılır. Arabası 20 Nisan 1996’da teslim edilecek. YABANCI SÖZCÜKLERİN YAZIMI * Yabancı sözcükler, Türkçede söylendikleri gibi yazılır. Ancak şu özelliklere dikkat edilir. 1- Başında iki ünsüz bulunan yabancı sözcüklerin ya da sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı sözcüklerin yazımında ünsüzlerin arasına ünlü konulmaz. ; fren, kristal, program, staj, lüks, film, militarizm, şart, mest * Sonunda iki ünsüz bulunan kimi yabancı sözcüklerin bu ünsüzleri arasında ünlü vardır. Ritim, cisim, ilim 2- Yabancı sözcüklerin iç sesindeki ‘’g’’ ler, ‘’ğ’’ ye çevrilmez; biyografi, daktilografi, dogmatizm, diyagram, kardiyografi , magma, paragraf, program, (Proğram değil) Bununla birlikte yerleşmiş kimi eski sözcüklerde iç sesteki g’lerin ğ’ye dönüştüğü görülür. Coğrafya, fotoğraf gibi. * Yabancı sözcüklerin sonunda bulunan ‘’g’’ ler de , yukarıdaki örneklerde olduğu gibi korunur. Arkeolog, biyolog, diyalog, katalog, jeolog, pedagog, Türkolog 3- Yabancı sözcüklerde, yan yana bulunan ünlüler arasına genellikle, v, y, ünsüzleri girmez; Arkeolog, ideal, realizm, jeolog, meteoroloji... YABANCI ÖZEL ADLARIN YAZIMI * Özel adların, kendilerine özgü yazılımlarını korumak gerekir. Ancak, bütün dünya ayni yazıyı kullanmadığı için , her ulusun dilinde geçen özel adları kendi abcmizle yazma olanağı yoktur. 1- Latin abecesi kullanan uluslarla ilgili özel adların özgün yazımları, gerekli görülen durumlarda korunur. Shakespeare, New Orleans, Newton, Edward, Chateaubriand, Greenwich, Bordeaux, Descartes, Mary... * Yabancı adların yazımında harfler üzerindeki işaretler, olanaklar ölçüsünde korunur. ; Moliere, Merimiee * Ancak, bu özel adların okunuşları, metinde geçtiği ilk yerde ayraç içinde gösterilir. Shakespeare (Şekspir) gibi. Bu harflerin okunuşlarını gösteren sözcüklerin baş harfleri de büyük yazılır. 2- Latin harfleri kullanan ülkelerden dilimize, asıllarından başka türlü söylenişle girmiş olan özel adlar,bu söylenişe göre yazılır. Marsilya (aslı Marseille) Londra (aslı London) 3- Latin abecesinden başka bir abece kullanan uluslardan alınan özel adlar Türkçede söylendiği gibi yazılır. Konfüçyus, Bağdat, Rimski, Korsakof, Tolstoy, Pekin.... 4- Yabancı adlardan gelip anlamca genelleşerek terim niteliği kazanmış adlar, Türkçede söylendiği gibi ve küçük harflerle yazılır. Amper, giyotin, volt, vat, kolonyo, röntgen, jilet, kanarya.... BİLEŞİK YA DA BİRKAÇ SÖZCÜKLÜ ÖZEL ADLARIN YAZIMI 1- Birkaç sözcükten oluşan adlar ve soyadları bitişik yazılır. Adlar ; Gündoğdu -Gültekin – Hüdaverdi – İlknur – Yurdanur Soyadlar ; Berker – Çetinkaya – Enginar – Ulucan – Karafakıoğlu Ad ve soyadları ayrı yazılır. Adların ve soyadların yazımı nüfus cüzdanındaki biçimlerine bağlıdır. 2- İl, ilçe, bucak ve köy adlarının yazımında, devletçe belirlenmiş biçimlere uyulur. Bunlarda da uygulanan yöntem, birkaç sözcükten oluşan adların bitişik yazılması yöntemidir. Acıpayam – Eskişehir – Gaziantep – Akdağmadeni – Kocamustafapaşa – Kadınhanı – Eskipazar 3- Kavramı kendi başına bildiremeyip ancak bir tür adı ile tamamlanan özel yer adlarından tür adı ayrı olmak üzere, her iki sözcük de büyük harfle başlatılır. Ağrı Dağı – Eğridir Gölü – Van Gölü – Gülek Geçidi – Konya Ovası – Manavgat Çayı 4- Bunlar gibi, deniz, dağ, köy, göl, su, ırmak adlarıyla tamamlanıp kalıplaşmış ve ileriden beri bitişik yazılagelmiş özel yer adları da vardır. Akdeniz – Karadeniz – Kızılırmak – Göksu – Uludağ – Kavaklıdere – Halıdere – Pamukova – Sivrihisar 5- Bir tür adı ile oluşan tarihsel olay adlarının her sözcüğü ayrı yazılır ve her sözcük büyük harfle başlatılır. Kurtuluş Savaşı – Lozan Antlaşması – Başkumandanlık Meydan Savaşı – Kavimler Göçü - Haçlı Seferleri 6- Bir özel adla tür adından kurulan devlet, kurum adları da ayrı yazılır ve her sözcüğü büyük harfle başlatılır. Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk Barajı , Osmanlı İmparatorluğu 7- Bir özel ad ve bir tür adı ile yapılmış olan tür adlarında, tür gösteren ikinci sözcük küçük harfle yazılır. Ankara keçisi – Van kedisi – Amasya elması – Oltu taşı – Mustafabey Armudu 8- Bir olayı, bir kişiyi yaşatmak için bir yere , kuruma verilmiş olan özel adlar , aslına uygun olarak ve büyük Harflerle başlatılarak yazılır. Namık Kemal Okulu – Gazi Osman Paşa Mahallesi – Şehit Adem Yavuz Sokağı – İsmet İnönü Meydanı | |
|
| | #4 (permalink) |
| NOKTALAMA İŞARETLERİ N O K T A 1- Bitmiş cümlelerin sonunda kullanılır ; Oyuncu uzun süre alkışlandı. * Cümle değerindeki sözcüklerden sonra da kullanılır. - Kitabı okudun mu ? - Hayır. 2- Tarihlerde, gün-ay ve ay-yıl bildiren rakamların arasında kullanılır. 11.12.1996 - 06.X.1999 3- Saatlerde, saat ve dakika bildiren rakamların arasında kullanılır. 21.30’da gelecekmiş. Film 00.25’te başlayacak. 4- ‘’-İnci’’ sıra, sayı, sıfat eki yerine rakamların sonunda kullanılır ; Olaylar 17. Yüzyılda geçiyor. 5- Kısaltmalarda kullanılır ; vb. (ve benzerleri / ve bunun gibi) çev. (çeviren) 6- Bölümleri belirten harf ve rakamlardan sonra kullanılır ; Sıfatlar ikiye ayrılır ; 1. Niteleme sıfatları 2. Belirtme sıfatları 7- Sayı basamaklarını ayırmada kullanılır ; İlçenin nüfusu yazın 100.000’i aşıyor. 8- Rakamların arasında çarpı işareti yerinekullanılır; 15.15 = 225 V İ R G Ü L 1- Görevdeş öğelerin arasında kullanılır ; Sözlerine, ses tonuna dikkat etmelisin. 2- Ayrı sözlerin veya ara cümlelerin başında ve sonunda kullanılır. ; Sözümüm, yemekle ilgili olanı, yanlış anlamış. (ara cümle) Leyla gelince, geleceğini sanmam, ona söyle. (ara cümle) 3- Yazışmalarda hitaptan sonra kullanılır ; Sevgili kardeşim Ceyhun, 4- Yüklemden uzak kalmış özneden sonra kullanılır ; Okullar, geçenlerde duyurulan tarihten bir hafta önce açılacakmış. 5- Tırnak içine alınmamış alıntıların sonunda kullanılır ; Verdiğim sözü mutlaka tutarım diyordu. 6- Sıralı cümle kurmada kullanılır. ; Özür dilersin, seni bağışlar. 7- Ayni adla ilgili niteleme sıfatları arasında kullanılır ; Karanlık,sessiz sokaklardayım. 8- Parçalanmış tamlamalarda kullanılır ; Çocuğun, yetkililerden biri sorularını duymadı. 9- Anlama güç kazandırma amaçlı yinelemeler arasında kullanılır; Para,para,para; herkes bundan söz ediyor. 10- Onaylayıcı ve reddedici sözcüklerden sonra kullanılır; Evet, böyle yapmalısın. 11- Anlam karışıklığını önlemek için adlaşmış sıfatlardan sonra kullanılır; Suçlu, avukata bağırıp çağırıyordu. 12- Ondalık sayılarda, kesirleri göstermek için kullanılır; 3,80 m. İKİ NOKTA 1- Açıklama işaretidir. Açıklamalardan, örneklerden önce kullanılır; Sıfat: Adları niteleme veya belirtme yoluyla tamamlayan sözcüklerdir. * İki nokta işaretlerinden sonra cümle başlamıyorsa büyük harf, büyük harf kullanılmaz. Zamirler adın yerini tutar: ben, hangisi... 2- Tırnak içerisinde gösterilen alıntılardan önce kullanılır : Geothe demiş ki : ‘’En iyi hükümet, bize kendi kendimizi yönetmesini öğretendir.’’ 3- Karşılıklı konuşmalarda, konuşma çizgisinden önce kullanılır: Adam hırsla geriye döndü: -Bunu yanına bırakmayacağım! ÜÇ NOKTA 1- Bitmemiş cümlelerin sonunda kullanılır: Sana yardım edebilecek olsam... 2- Benzer örnek olduğunu belirtmek için kullanılır: Sosyal, ekonomik... sorunlar çoğalıyor. 3- Söylenmek istenmeyen veya çirkin sözcükleri belirtmekte kullanılır: İlk sayfaya..... diye yazmış. 4- Alıntılarda, atlanmış bölümler olduğunu belirtmekte kullanılır: ....Halkın kullandığı sözcükler dilden zorlamayla çıkarılamaz. 5- Karşılıklı konuşmalarda, suskunluğu belirtmekte kullanılır: -Gidiyor musun? -.... -Konuşmalıydık. NOKTALI VİRGÜL 1- İçinde virgül bulunan, sıralı cümlelerde kullanılır: Düşüncelerini, duygularını anlatıyor; bazı şeyleri sakladığı da belli oluyor. 2- Farklı türden örnekler arasında kullanılır: Meyvelerden üzüm, kavun; sebzelerden patlıcan, lahana pahalıydı. 3- Cümleleri bağlayan ‘’fakat, ama, ancak, çünkü’’ gibi bağlaçlardan önce kullanılır: Üzgün olmanı anlıyorum; ama kendini bırakmamalısın. KESME İŞARETİ 1- Özel adlara getirilen çekim eklerini ayırmada kullanılır: Dün Handan’ ı aradım ve buldum. 2- Sayılara, kısaltmalara, harflere, eklere getirilen ekleri ayırmada kullanılır: Toplantı 10.30’ da başlayacakmış. Özel televizyonlar RTÜK’ ten açıklama bekliyor. Kaynaştırma harfi y’ nin, ünlüleri daraltma özelliği yoktur. Bu cümlede –de’ nin görevi farklıdır. 3- Sözcükteki ünlünün düştüğünü belirtmek için kullanılır. Kızılırmak n’ ettin allı gelini? 4- Biçimce birbirine benzeyen sözcükler arasında doğacak anlam karışıklığını önlemede kullanılır.: Kadının sözlerine kadı’ nın ne dediğini yazmışlar mı? * Özel adlara getirilen çekim eki alt satırda kaldığında birleştirme çizgisi kullanılmaz. Yalnız kesme işareti kullanılır : Yıllar önce okuduğum Suyu Arayan Adam’ dan çok şey öğrendim. 5- Gazete ve dergi başlıklarına getirilen ekleri ayırmada kullanılır: Yasa, Resmi Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe girmiş. BİRLEŞTİRME ÇİZGİSİ 1- Satır sonunda bitmeyen sözcüklerin bölündüğünü göstermede kullanılır: Sevmenin başkaldırmak olduğunu da biliyor- duk. 2- Cümledeki ara söz veya ara cümleleri ayırmak için kullanılır: Çiçeklerim – Kuşadası’ ndan almıştım – kurumuş. 3- Aralarında bağ bulunan sözcükler arasında kullanılır: Sis nedeniyle Ankara – Van uçak seferleri iptal edildi. 4- Başlangıç ve bitiş ilgisini belirtmek amacıyla kullanılır: Sınav 11.30 – 12.30 arasında yapılacak. 5- Ekleri ve kökleri belirtmek için kullanılır. Bilgi sözcüğü, bil – eyleminden – gi ekiyle türemiştir. 6- Arapça, Farsça tamlamalarda kullanılır: Mekteb – i Mülkiye’ den mezunmuş. TIRNAK İŞARETİ 1- Başka bir kişiden veya yazıdan olduğu gibi aktarılan sözleri belirtmede kullanılır: Byron demiş ki: ‘’Gece kadınlarla yıldızları güzel gösterir.’’ 2- Metin içinde yapıt adlarından söz edilirken kullanılır: ‘’Pencereden Bakmak’’ öyküsünü oku. * Tırnak içindeki sözlere ek getirilirken kesme işareti kullanılmaz. 3- Vurgulanmak istenen sözleri belirtmede kullanılır: Sen ‘’yadsıma’’ sözünü hiç duydun mu ? YAY AYRAÇ 1- Cümle içindeki anlamdaşları, örnekleri ya da açıklamaları belirtmekte kullanılır: Kanun (yasa) çerçevesinde düşünmelisin. Temel öğeleri (özne, yüklem) bulamamış. Tanzimat Edebiyatı (1860 – 1896) öğretilmişti. 2- Sahne yapıtlarında, konuşma dışındaki açıklamaların belirtilmesi amacıyla kullanılır: Nesrin: -(Sinirden titreyerek) Ne demek bu? 3- Maddelemede, yay ayracın kapatma biçimi kullanılır : Fiilin çatısı nesnesine göre ikiye ayrılı: a) Geçişli fiil b ) Geçişsiz fiil ÜNLEM İŞARETİ 1- Duyguları anlatan söz veya cümlelerin sonunda kullanılır: Aman! Sakın geldiğimi duymasın! 2- Söylev ve seslenişlerde kullanılır: Ey Türk Gençliği! (Atatürk) 3- Cümlede, ayraç içinde; alayı, inanılmazlığı anlatmakta kullanılır: 4- Dillere destan bir güzelliği (!) varmış SORU İŞARETİ 1- Soru anlamlı cümlelerin ya da cümle değerindeki sözlerin sonunda kullanılır: - Olayların böyle olduğunu biliyor mu? - Kim ? * Gerçekte soru anlamı taşımayan cümlelerin sonunda soru işareti kullanılmaz: Kimler gelecekmiş, anlamadım. 2- Verilen bilginin kesin olmadığını, bilgiye inanılmadığını anlatmakta kullanılır: Evliya Çelebi’ nin Mısır’ da (?) öldüğü sanılıyor. | |
|
| | #5 (permalink) |
| SÖZCÜK TÜRLERİ 1. KONU – AD ve AD TAMLAMALARI Sözcük türleri; sözcüğün sözcükle olan ilişkisinden doğar. Yaptığı işlevlere göre şöyle bölümlenir; 1-Adlandırılmak suretiyle nesneleri karşılayanlar ; ADLAR 2-Bir adın niteliğini ya da niceliğini bildirenler ; SIFATLAR 3-Bir eylemi, eylemsiyi, sıfatı, belirteci belirtmek işini yapanlar; BELİRTEÇLER 4-İsim olmadıkları halde onların yerine geçme işini yapanlar; ADILLAR (Zamirler) 5-Sözcükler ya da cümleler arasında bağ kuranlar; BAĞLAÇLAR 6-Sözcükler arasında ilgi kuranlar; İLGEÇLER 7-Duygularımızı bildirme işi yapanlar; ÜNLEMLER 8-Hareketi karşılayanlar;EYLEMLER NOT : Bir sözcük ilişki kurduğu sözcüklere göre AD, SIFAT ya da BELİRTEÇ olabilir. Bir sözcük tek başına SIFATTIR ya da BELİRTEÇ-tir diyemeyiz. AD (İsim) Canlı, cansız bütün varlıkları, kavramları tanıtmaya yarayan sözcüklere İSİM (Ad) denir. 1.OLARAK VAR OLUŞLARINA GÖRE ADLAR (MADDELERİNE) A-Somut Adlar: Var olduğunu beş duyu ya da geliştirilmiş araçlarla algıladığımız varlıkların adlarıdır. Hava, su ışık, nem, insan, bitki, koku, mavi gibi... B-Soyut Adlar: Var olduğunu duyularımızla algılayamadığımız; ancak zihnimizde tasarlayıp varsaydığımız varlıkların adlarıdır. Düşünce, özgürlük, aşk, sevgi, hüzün, güzellik, iyilik, peri, gibi... 2.OLARAK VARLIKLARA VERİLİŞLERİNE GÖRE ADLAR A-Özel Adlar: Evrende tek olan, benzeri bulunmayan varlıkların adlarıdır. B-Tür Adları (Cins Adlar) : Aynı türden pek çok varlığı belirten adlar. Örneğin; Ağaç, kuş, maşa, kalem, kağıt. 3.OLARAK SAYISAL DURUMLARINA GÖRE ADLAR A-Tekil Adlar: Çoğul eki almamış, aynı türden bir tek varlığı gösteren adlardır. Çocuk gülüyordu. Kuş uçuyor. B-Çoğul Adlar: Aynı türden iki ya da daha çok varlığı gösteren adlardır. Çoğul anlamı ‘’-ler- lar’’ ekiyle yapılır. Çocuklar gülüyor – Kuşlar uçuyor – Kitapları okudum.... gibi C-Topluluk Adları : Söylenişi tekil, oluşumu çoğul olan varlıkların adlarıdır. Bu varlıklar teklerin biraraya gelip niteliksel bir dönüşüme uğramasıyla oluşur. Ordu – tabur – takım – orman – sürü – demet – deste – aile.... gibi U Y A R I ‘’Öğretmen içeri girince sınıf ayağa kalktı.’’ Cümlesindeki ‘’sınıf’’ sözcüğü topluluk adıdır. ‘’Sınıf her yıl boyanır.’’ Cümlesindeki ‘’Sınıf’’ sözcüğü ise tekil addır. Topluluk adları çoğullanabilir. Ormanlar – Sürüler – Aileler..... gibi 4.OLARAK YAPISAL AÇIDAN AD EKLERİ A.Basit (Kök) Adlar : Kök halinde bulunan adlardır. B-Türemiş (Gövde) Adlar: Yapım eki almış, biçimli adlardır. C-Bileşik adlar: Birden çok sözcükten oluşur. AD DURUMU EKLERİ 1-Belirtme durum eki : ‘’ –i –ı’’ nesne yapar / Örnek ; Ev-i sattım. 2-Yönelme durum eki : ‘’ –e –a’’ dolaylı tümleç yapar / Örnek; Okul-a gitti. 3-Bulunma durum eki : ‘’ –de –da’’ dolaylı tümleç yapar / Örnek; Dünya –da bir tek dostu yoktu. 4-Çıkma (uzaklaşma) durum eki; ‘’-den –dan’’ dolaylı tümleç yapar / Örnek; İnsanın güzelliği topraktan gelir. AD (İSİM) TAMLAMALARI A-BELİRTİLİ AD TAMLAMASI Tamlayan Tamlanan Ad + İlgi Durum Eki Ad + III. Tekil İyelik eki Tamlayan eki Tamlayan eki *Belirtili Ad Tamlamasında tamlayan ad, tamlanan adın NEYE ve KİME ait olduğunu bildirir. ‘’(?) yol – u (neyin yolu – kimin yolu?) sorusunu ‘’Okul–un yol-u biçiminde tamamlarsak yolun neye ait olduğu belirginleşir. Bir başka deyişle bu tür tamlamayı ‘’x’in y’si’’ biçiminde de düşünebiliriz. *Belirtili ad tamlamasında tamlayan tamlananın özel bir durumda bulunduğunu belirtir. *Belirtili ad tamlamalarında, tamlayandan önce veya sonra gelen sıfat, zarf, zamir, edat gibi sözcükler çekim eki aldıklarında tamlananın türünü değiştirmezler. * O – n – un gibi – s – i Kişi zamiri Edat * Güzel – liğ – in büyü – sü Sıfat * Birkaçı – n – ın kalem – i Belgisiz zamir * Kalemler – in kaç - ı Ad Soru zamiri * Güzeller – in cefa – s – ı Adlaştırılmış sıfat Ad * Gece – n – in sabah - ı Ad Ad * Herkes – in derd – i Belgisiz Zamir * Onlar – ın birkaç– ı Kişi Zamiri Belgisiz Zamir * Tembel – in üzüntü – s - ü Adlaşmış Sıfat Ad * Kimi zaman tamlayan takıların belirtilmediği görülür. Yaseminlerin okul biraz ilerdedir. (okul-u) Sizin çocuk kaçıncı sınıfta okuyor? (çocuğunuz) Çoban kulübe mi yapıyor ? (kulübesi mi) * Ben – im kalem – im Tamlayan eki Tamlanan eki İyelik zamirleriyle kurulan söz grupları belirtili isim tamlamasıdır. Örneğin ; Evimizin bahçesi A-BELİRTİSİZ AD TAMLAMASI *Belirtisiz isim tamlamasında tamlayan, tamlananın genel bir durumda olduğunu bildirir. ‘’Okul yol – u’’ tamlamasında ‘’okul’’ sözcüğünün ‘’yol’’ la ilgisi belirtisizdir; geneldir. *Belirtisiz ad tamlamalarında tamlayanla tamlanan arasına başka sözcük giremez; okul yeni yol-u (yanlış) *Belirtisiz ad tamlamalarında , tamlayanla tamlanan arasında birçok anlam ilişkisi vardır. 1- Yolcu treni – Elma ağacı – Gül fidanı – Yemek masası Tamlananın türünü gösterir 2- Vatan sevgisi – Bela çiçeği – Yağmur kaçağı – Çimen yeşili Tamlananın niteliğini bildirir 3- Sinir hastalığı – Sel felaketi – Alkol koması – Güneş yanığı Tamlananın sebebini bildirir 4- Vişne şurubu – Yaprak dolması – Domates çorbası – Çilek reçeli Tamlananın neden yapıldığını gösterir YÖNTEM : Bu tür tamlamaları takısız isim tamlamalarıyla karıştırmamak gerekir. ‘’Çilek reçel – i’’ tamlamasındaki ‘’-i’’ tamlanan ekini çıkarıp okuyunuz. ‘’Çilek reçel’’ tamlaması yanlıştır. Bu tamlama; ‘’Belirtisiz isim tamlamasıdır.’’ ‘’Kerpiç duvar – ı’’ tamlamasındaki ‘’-ı’’ tamlanan ekini çıkarıp okuduğumuzda anlam bozulmaz. Bu tamlama ‘’Takısız isim tamlamasıdır.’’ 5-Van Gölü – Yüksel Caddesi – Muş Ovası – Ağrı Dağı Yer adı bildirir. 6-Dil Kurumu – İş Bankası – Hukuk Fakultesi Kurum adı bildirir. 7-Edebiyat Öğretmeni – Okul Müdürü – Belediye Başkanı – Ankara Valisi Görev ve görevli anlamı verir. 8-Cuma Sabahı – 1995 yılı Zaman bildirir 9-Oyun Salonu – Savaş Alanı – Çiçek Bahçesi – Taş Ocağı Tamlanan,tamlayana özgü yerleri bildirir 10-Amasya elması – Ankara keçisi – Antep fıstığı Tamlanan,tamlayana özgü yerleri bildirir 11-Pisagor teoremi – Şeyh Galip Divanı – Latifi Tezkiresi Kişiye ait yapıtları,buluşları bildirir 12-Tren yolculuğu – Vapur gezisi – Otomobil yarışı Araç ilgisi kurar 13-Gönül oyunu – Umut ışığı – Hüzün yağmuru Mecazlı anlatıma yakınlık gösterir *Bazı belirtisiz isim tamlamaları eylem adlarından oluşabilir. Düşünme payı –Şiir okuyuşu – Kazanma hırsı – Konuşma hevesi – Bakış açısı *Bazı belirtisiz ad tamlamalarında tamlanan ekinin söylenmediği görülür. Cami sokak (sokağı) Kestane kebap (kebabı) İzmir köfte (köftesi) *Kimi sıfat tamlamaları, ters çevrilerek (tamlananla tamlayanın yeri değiştirilerek) belirtisiz isim tamlaması biçimine sokulur. Vefasız Ayşe / Ayşe vefasızı Yaramaz Ali / Ali yaramazı Hırsız Ahmet / Ahmet hırsızı Tembel Hasan / Hasan tembeli Güzel dünya / Dünya güzeli Sıfat tamlaması Belirtisiz isim tamlaması B-TAKISIZ AD TAMLAMASI *Tamlayan ve tamlanan öğeleri ek almaz *Tamlayanla tamlanan arasına başka sözcük giremez *Sıfat tamlamaları ile takısız ad tamlaması birbirine benzer. Çünkü iki tamlamada da sözcükler tamlama eklerini almaz. C-ZİNCİRLEME AD TAMLAMASI *En az üç addan oluşur. *Tamlama içinde bir başka tamlama daha bulunur. *Bu tamlamada tamlayan tamlananın kime ve neye ait olduğunu bildirir. 1- (ad + ad) – ın (ad) – ı Tamlayan Tamlanan Belirtisiz ad tamlaması + ad Çınar ağacı – n – ın gölge – s – i Bahar rüzgarının nefesi Devlet bakanının görevi Deniz sularının serinliği Halı saçağının rengi Batı dünyasının inancı 2- (ad) – ın (ad + ad) – ın Tamlayan Tamlanan Ad + Belirtisiz ad tamlaması Okul –un bahçe kapı – s – ı Öğrencilerin beslenme saati Şehrin su kanalları Öğrencilerin sınav sonuçları 3- (ad + ad) ın (ad + ad) – ı Tamlayan Tamlanan BELİRTİSİZ AD TAM. + BELİRTİSİZ AD TAM. Televizyon kanalının haber yorumcusu Müzik programının sanat danışmanı Filiz’ in kardeşinin okul çantası Edebiyat öğretmeninin şiir kitabı 4-TAKISIZ AD TAMLAMASI + AD İpek gömleğin düğmesi Kerpiç duvarın sıvası 5-BELİRTİLİ AD TAMLAMASI + TAKISIZ AD TAMLAMASI *Patronun gömleğinin altın düğmesi Tamlayan Tamlanan Belirtili Ad Taml. Takısız Ad Taml. | |
|
| | #6 (permalink) |
| S I F A T Bir varlığın niteliğini, niceliğini ve yerini belirten sözcüklerin genel adıdır SIFAT. ÖZELLİKLERİ 1- Tek başına SIFAT diye bir sözcük türü yoktur. Adların önüne gelip onu nitelediğinde ya da belirttiğinde sıfat olur. MAVİ GÖMLEK dediğimizde, MAVİ göleğin niteliğini bildirir; ama MAVİ tek başına kullanıldığında sadece bir renk adı olur. BEŞ GÜN dediğimizde, BEŞ sayı sıfatıdır; ancak BEŞ tek başına kullanıldığında da sadece sayı adıdır. 2- Sıfatlar, İSİM ÇEKİMİ EKİ almazlar. Alırlarsa adlaşırlar. Örnek; Çalışkan insanlar – Çalışkanlar 3- Sıfatlar ; varlığa yapışık olan nitelikleri bildirenler (niteleme sıfatları) , varlığa yapışık olmayan nitelikleri bildirenler (belirtme sıfatları) diye ikiye ayrılır. NİTELEME SIFATLARI Kavramların, nesnelerin niteliklerini bildirirler. Hareket Niteliğini Bildirenler ; Konuşan çocuk - Gülen bebek Varlığın Kalıcı Niteliğini Bildirenler ; Çalışkan insan - Mavi kazak - Kısa yol BELİRTME SIFATLARI Nesneleri belirten sıfatlardır. Bu sıfatlar nesnenin ya da kavramın bünyesinde bulunan nitelikleri göstermez. İşlevlerine göre dörde ayrılır. 1- GÖSTERME (İşaret) SIFATLARI : Varlıkların, nesnelerin yerlerini göstermek suretiyle belirten sözcüklerdir. Bu sözcükler tek başlarına kullanıldığında İŞARET ZAMİRİ olur. Bu adam Şu çocuk O ev gibi... 2- BELGİSİZ SIFATLAR : Varlıkları, kavramları kesin olarak değil de şöyle böyle belirten sıfatlardır. Hiçbir olay Herhangi sıra Birçok neden Bütün insanlar Başka örnek Bazı filmler Çok para Fazla iş 3- SAYI SIFATLARI : Sayı adlarının sıfat olarak kullanılmasıdır. İşlevlerine göre dörde ayrılır. a) Asıl Sayı Sıfatları : Bir hariç diğer sayılar çokluk bildirdiği için bu sıfat tamlamalarında, tamlanan yani isim çoğul eki almaz. İki iş İki işler (yanlış) Dört çocuk Dört çocuklar (yanlış) NOT : Ancak kural dışı kullanımlar vardır. Beşevler Üç silahşörler b ) Sıra Sayı Sıfatları İlk çocuk Sonuncu ev İkinci sınıf c) Üleştirme Sayı Sıfatları : Bu sıfatlar ; bölme, ayırma, paylaştırma anlamını verir. İkişer ev Birer milyon d) Kesir Sayı Sıfatları : Yarım elma Yüzde altmış enflasyon Çeyrek ekmek Dörtte bir hisse 4- SORU SIFATLARI : Sıfatları bulmak amacıyla ada yönelttiğimiz sorulardır. Kaç Ne Kaçıncı + A d Nasıl Hangi Neredeki SIFATLARDA KÜÇÜLTME Sıfatlara -ce, -cik, -cık ekleri getirilerek yapılır. Büyükçe salon – İncecik tül vb. gibi SIFATLARDA PEKİŞTİRME A- ‘’m, p, r, s’’ sesleriyle yapılır ; mor – mosmor güz sarı – sapsarı yüz mavi – masmavi gökyüzü boş – bomboş ev temiz – tertemiz mutfak sağlam – sapasağlam televizyon B- Tekrarlarla yapılan pekiştirme; Kara kara gözler Yüksek yüksek tepeler Deli deli taylar Diri diri balıklar C- Soru eki ile yapılanlar; Küçük mü küçük oda Yeşil mi yeşil deniz SIFATLARIN ADLAŞMASI Sıfat tamlamalarında, tamlananın düşüp; tamlayanın isim çekim eki alması, ya da yalın durumda olmasıdır. Yaralı adam – Yaralı Genç insanlar – Gençler BİLEŞİK SIFATLAR İki sözcüğün birleşmesiyle oluşan sıfatlardır. Ağırbaşlı çocuk Yurtsever insan Büyük boy elbise Kurallı bileşik sıfatlar; Uzun saç – Saçı uzun delikanlı Mavi gömlek – Göleği mavi çocuk Kimi zaman bir sıfat tamlaması bir başka adın sıfatı olur. Bir sıfat tamlamasına ‘’-lı’’ eki getirilerek bu durum görülür. Uzun saç – Uzun saçlı kız Mavi gömlek – Mavi gömlekli çocuk UNVAN SIFATLARI İnsanların rütbe, derece ve sosyal seviyelerine göre adlarına takılan saygı ve tanıtım sözcükleridir. Kimi zaman İnsan dışı özel isimlere de takılır. Aziz İstanbul Ebedi Şef Atatürk Şehzade Mehmet Doktor Ahmet Ali Dayı Hamdullah Efendi SIFAT TAMLAMALARI · Tamlayan, tamlanan adın niteliğini ya da niceliğini belirtir. · Tamlama ekleri yoktur · Sıfat tamlamalarında birden çok sıfat bir adı niteleyebilir. · Sıfat tamlamalarında bir sıfat birden çok adı niteleyip belirtebilir. · Sıfat tamlamalarında kimi zaman niteleme veya belirtme görevli tamlayan kısmı, söz öbeğinden oluşabilir. Karma Tamlamalar Karma tamlamalar en az iki isim, bir sıfattan oluşur. Tamlama içinde bir başka tamlama bulunmaz | |
|
| | #7 (permalink) |
| ZAMİRler (ADILLAR) İsimlerin yerine kullanılan sözcüklerdir.Bütün zamirler sıfatlardan farklı olarak isim çekim eki alabilir. A)Kişi (Şahıs) Zamirleri: Sadece insan isimlerinin yerini alan zamirlerdir. *Ben, sen, o;biz, siz, onlar. *Görüyorum beni okşayan gözlerindeki geceyi. *Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? * “Bana kucaklarında seni getiriyorlar; Ben de sonra o seni getiriyorum sana.” *Mavi denizlerin ötesinde bulacağım seni . *Bizim buralarda her yıldız kaydığında biri ölür. *Sizler bu ülkenin geleceğisiniz. * Ben senin en çok bana yansımanı sevdim. *Biz her gece uğultularını dinlerdik rüzgarların. *Güneş,sadece onun gözlerinde doğardı. *Onun yüreğinde sevgi çiçekleri açardı. *O,bu davaya yüreğini koymuştu. *Zor durumda kaldığında onlar yardım ediyordu. UYARI: “O” ve “onlar” zamirleri bir insanı anlatıyorsa kişi zamiri,insan dışındaki bir varlığı anlatıyorsa işaret zamiri olur.Msn Öğretmen öss kpss Gazeteler Sohbet hazır mesajlar ders izle Belirli Gün ve Haftalar Çanakkale savaşı şiir *Onu çöpe atan ondan başkası olamaz. *Onu bu yörede sadece onlar dokur. NOT:Şahıs zamirleri ile isim tamlaması kurulabilir.Bu durumda şahıs zamiri sadece tamlayan olabilir. *Benim denizlerim senin gözlerindir. *Akşamı seyredeyim senin bakışlarında. *Bizim atalarımız bu topraklarda bir tarih yazdı. UYARI:Şahıs zamirleri kesinlikle iyelik eki almaz. *Dönüşlülük Zamiri: “Kendi” zamiridir.Bu zamir,cümlede asıl şahıs zamirinin yerine kullanıldığı gibi,yerine kullanıldığı şahıs zamiriyle de yan yana olabilir.Bu durumda anlatım pekiştirilmiş olur. *Bu evi ben temizledim. *Bu evi kendim temizledim. *Bu evi ben kendim temizledim.(pekiştirilmiş) *Yol aldım sevdalarda kendimi bulmak için. *Kendini bir de arkadaşının yerine koy. *Şu dünyada ne yaparsak kendimize yaparız. *Beni çağırmadınız,kalkıp ben kendim geldim. B )İşaret (Gösterme) Zamirleri: İsimlerin yerini işaret yoluyla alan zamirlerdir. *Bu, şu, o;bunlar, şunlar, onlar;öteki, beriki, şöyle;böyleleri, öylesi. *O,bu yörenin en meşhur yemeğidir. *Duvardaki yazıları bu yazdı. *Bu,bir büyük şanlı mazinin hatırasıdır. *Bunlar her sabah aynı otobüse binerler. *Ötekini bilmiyorum ama beriki işin farkında değil. *Şunları kimsenin görmeyeceği bir yere koy. NOT: “Böylesi-böyleleri”, “şöylesi-şöyleleri” biçimindeki zamirlere “tarz anlamlı zamirler” de denir. *Böyleleriyle fazla samimi olmayacaksın. *Ömrümde böylesini görmedim. *Şöyleleri ham karpuzdur. C)Belgisiz Zamirler: İsimlerin yerini belirsiz şekilde (kişi,işaret) karşılayan zamirlerdir. *Bazıları,kimileri,hiç kimse,kimse;herkes,birkaçı,biri,hepsi;tümü,başkala rı,hiçbiri,birçoğu. *Bazıları futbol,bazıları basketbol oynar. *Hiçbirimiz ondan bu davranışı beklemiyorduk. *Kimseye haber vermeden evden ayrıldı. *Hiç kimse senin nazını çekmeye mecbur değil. *Bu ailede herkes kendi dünyasında yaşıyor. *Başkalarının ne dediği beni ilgilendirmez. *Biri yer,biri bakar kıyamet ondan kopar. *Meclisin aldığı karara birçoğu tepki gösterdi. D)Soru Zamirleri: İsimlerin yerini soru yoluyla alan zamirlerdir. *Ne?, kim?;nereye?, kime?;hangisi?, kaçı? *Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? *Kimdir bana gülen yeşillik balkonundan? *Nereye baksam hep seni hatırlıyorum. *Şu dünyada insan kime güvenebilir ki? *Bunca zamandır ne konuştunuz? *Elindeki makası nereye koyduğunu bilmiyor. *Elindeki kitaplardan hangisini aldın? E)İlgi Zamiri (-ki): Ek halinde olup kendinden önceki bir sözcüğün yerini tutar. *Senin ki can da bizim ki patlıcan mı? *Tencerenin dibi kara senin ki benden kara. UYARI:İlgi zamiri olan –ki’yi bağlaç olan ve sıfat yapan –ki ile karıştırılmamalıdır. *Evdeki hesap çarşıya uymaz. *Şemsiyen yoksa benimkini alabilirsin. *Ben ki o gri karmaşadan aldım yağmurlu yüzümü. F)İyelik Zamiri: Ek halinde olup üzerine geldiği varlığın hangi şahsa ait olduğunu bildirir.Bunlar aynı zamanda iyelik ekleridir. *Sana gül getirdim gönlümün bahçesinden. *Ölüm siyah bir tütsü yakıyor gözlerimde. *Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner. *Bir gül yaprağıyla örtüldü üstümüz. *Yıkanırdı gölgesi kuytu bir derede. *Mutluluk başınızı bir dost omzuna dayamaktır. | |
|
| | #8 (permalink) |
| B E L İ R T E Ç (ZARF) Eylemlerin, eylemsilerin, sıfatların ya da görevce kendisine benzeyen sözcüklerin anlamını etkileyen, kimi zaman güçlendirip kimi zaman kısıtlayan sözcüklere denir. Ö Z E L L İ K L E R İ Sözcük, eylemi etkilediği zaman ‘’belirteç’’ olur. Böyle çalışmalısın (‘’böyle’’ belirteç olur.) Bir adı etkilediği zaman ‘’sıfat’’ olur. Böyle insanlarla konuşmamalısın. Bir adın yerine kullanıldığı zaman ‘’adıl’’ olur. O, her zaman böyledir. Tek başına belirteç yoktur. Yalnız durumdadırlar. İsim çekim eki almazlar. Belirteçlere gelen isim çekim eki işlevini kaybeder. YAPILARINA GÖRE BELİRTEÇLER Basit Belirteçler : Kök halindeki belirteçlerdir. HEMEN – SABAH – DAHA – DÜN – GEÇ Türemiş Belirteçler : Kök ya da gövdelerine ek getirilerek yapılan belirteçlerdir. - ce Yiğitce seslendi. - leyin Sabahleyin yola çıktı. - leri Akşamları erken yatıyor. - e Sabaha biter. - de Sözde çalışıyor. - den Erkenden gel. - lerde Şimdilerde çok moda oldu. Bileşik Belirteçler : Belirteç görevinde bulunan bileşik sözcüklerdir. Bugün gelir. Biraz ayır. İlk önce gitti. Öbeklenmiş Belirteçler : Kimi sözcükler yan yana getirilerek belirteç öbekleri oluştururlar. Önce doğru git. Sabahtan beri bekliyor. Arada sırada uğrar. Şöyle böyle düzeldi. GÖREV VE ANLAMLARINA GÖRE BELİRTEÇLER Zaman Belirteçleri : Eylemin anlamını zaman ilgisiyle tamamlayan sözlerdir. Biraz önce gitti. Konuştukça açılıyor. Gittiğinden beri görmedim. Dün sözünü ettik. Bu gün aradı. Demincek buradaydı. Sonra söylerim. Yazın havalar ısınır. Şimdi gelir. Yer yön belirteçleri : Eylemin yerini ve yönünü belirten belirteçlerdir. Ne ileri gidebiliyor ne de geri. İçeri girmeyiniz, dışarı çıkınız. Aşağı tükürse sakal, yukarı tükürse bıyık. NOT : Yalın durumda kullanılır. İsim çekime eki alırsa adlaşır. Dışarı-y-a .çıkınız Durum Belirteçleri : Eylemin nasıl yapıldığını, ne durumda olduğunu belirten sözcüklerdir. Anlam ayrıntılarına göre başlıcaları : A- Niteleme Belirteçleri : Güzel düşün iyi hisset yanılma, aldanma. Bütün gün kapı kapı dolaştı. Yer yer kesintilere rastladı. Güle oynaya gittiler. Diyar diyar gezdik. Akşam ıpıssız bastırdı. Sımsıcak gülümsedi. B- Kesinlik belirteçleri : Elbette gelir. Mutlaka çalışmalısın. Asla arama. Hiç görünmedi. Ne olursa olsun ara. C- Yineleme Anlamlı Belirteçler : Gene uyudu. Tekrar düşünmelisin. Bir daha sormuş. İkide bir düşüyor. D- Diğer Durum Belirteçleri : Peki, evet, hay hay, artık, yalnız, ancak, bari.... Azlık – Çokluk Belirteçleri : Sıfatları, eylemleri ve kendi türünden sözcükleri azlık – çokluk bakımından kısan ya da güçlendiren belirteçlerdir. A- Eşitlik Belirteçleri : ‘’kadar’’ Kuş kadar küçük beyin. Peri kadar güzel kız. Onun kadar düşüncesiz insan yoktur. B- Üstünlük Belirteçleri : ‘’daha’’ Daha temiz ve güzel bir dünya. Daha rahat koltuklar. C- En Üstünlü Belirteci : ‘’en’’ En sıcak günleri geride bıraktık. D- Aşırılık Belirteci : ‘’Çok, gayet, pek fazla’’ Çok verimli topraklar göz alabildiğine uzanıyor. Pek şirin bir ev kiralamışlar. Günlerimiz gayet sakin geçiyor. Fazla şişman ve hareketsiz bir çocuktu. E- Öbeklenmiş Belirteçler : ‘’daha çok, en çok, daha fazla, en fazla, daha az, en az, çok az....’’ F- Diğerleri : ‘’Çokça, fazla, ta, aşağı, yukarı’’ Soru Belirteçleri : Eylemleri, eylemsileri ya da cümlenin yüklemini soru yoluyla belirleyen sözcüklerdir. Ne bağırıp duruyorsun ? Nasıl konuşursun ? Niçin geciktin ? Hani gelecektin ? Ne kadar alacaksın ? Ne biçim boyadın ? Niye düşünüyorsun ? | |
|
| | #9 (permalink) |
| EDAT – BAĞLAÇ – ÜNLEM E D A T (İlgeç) Görev ve anlamları daha çok , cümle içinde birlikte bulunduğu sözlerle beliren, sözcükler arasında ilgi kurmaya yarayan, anlamları ancak bu görevleriyle beliren sözcüklere denir. Düzenli çalıştığı İÇİN sınavı kazandı. Okulu İÇİN her şeye katlandı ‘’İÇİN’’ sözcüğü ilk cümlede ‘’-den dolayı’’ anlamındadır. İkinci cümlede ise ‘’uğruna’’ anlamını kazandırmıştır. Tek başına belirgin anlamı olmayan edatların cümle içinde anlam kazandıklarını görmekteyiz. Asıl görevleri ilişkide bulundukları sözcüklerle ilgi kurmak olan edatların cümle içindeki görevleri de kullanımları sırasında değişiklik göstermektedir. Babası İLE okula gitti Annesi İLE babası okula gitti. Birinci cümlede ‘’birlikte’’ anlamıyla edat olan ‘’İLE’’, ikinci cümlede görevdeş öğeleri bağlamakta kullanılmış ; BAĞLAÇ olmuştur. Ö Z E L L İ K L E R İ : 1-Sözcük türetmeye uygun değildir. 2-Ad, durum ve iyelik eklerini alamazlar. Alırlarsa isimleşirler. ÖRNEK : Temel gibisini zor bulurlar 3-Kalıplaşmış sözlerdir. ÇOK KULLANILAN EDATLAR İ Ç İ N Örnek : Kitabı çalışması İÇİN verdim. (‘’Amacıyla’’ anlamında kullanılmış.) Araba bozulduğu İÇİN okula geç kalmış . (Neden-sonuç ilişkisi. ) Senin İÇİN hazırlık yapıyor. (‘’Özgü’’ anlamında.) Onur İÇİN deli dolu diyorlar. (‘’Hakkında’’ anlamında.) Disketi bir hafta İÇİN aldım. (‘’Süre’’ bildirmiş) İÇİN edatının başka anlamlarda da kullanıldığı görülür. G İ B İ Benzetme ve karşılaştırma ilgisi kurar. Örnek; Çiçek GİBİ çocuk. - ‘’benzer’’ anlamda Sana insan GİBİ davrandık. – ‘e’ yakışır’’ anlamında kullanılmış. Sınavı kendi kazanmış GİBİ seviniyor. – ‘’imişçesine’’ anlamında kullanılmış. K A D A R Karşılaştırma ilgisi kurar. Örnek : Kuş KADAR beyin. Çalıştığı KADAR para. Boyu KADAR çanta. Belirsizlik bildirir. Örnek : Yüz KADAR çocuk. GİBİ Anlamı katar. Örnek : Dayak yemiş KADAR oldum. G Ö R E Kurallara GÖRE kaydınız silindi. ‘’UYARINCA’’ – ‘’GEREĞİNCE’’ anlamında. Sana GÖRE bu mantıklı mı ? ‘’CE’’ eki anlamında. B A Ş K A Benden BAŞKA kimsesi yok – ‘’DIŞINDA’’ anlamında. Evinden BAŞKA arabası da var. ‘’AYRICA’’ anlamında. A N C A K Bu araba ANCAK yüz milyon eder. – ‘’EN FAZLA’’ anlamında. ANCAK birinci sınıfı geçebildi. – ‘’GÜÇLÜKLE’’ anlamında. D O Ğ R U Okula DOĞRU gitti. Kırkına DOĞRU dağıttı. Sabaha DOĞRU geldi. K A R Ş I Sana KARŞI çok duyarlı davrandı. Kente sabaha KARŞI girdik. İ L E Baltayla kesmiş. Arkadaşlarıyla konuştum. Arabayla geldi. Onun karışmasıyla işler bozuldu. M İ Soru edatıdır. Bu da yapılır MI – Şaşırma anlamında. Köşede durur MU-sunuz? Rica anlamında. Güzel Mİ güzel kız! Pekiştirme anlamında. Mektubu okudun MU anlarsın. Y A L N I Z Bu soruyu YALNIZ Uğur çözebilir. S A D E C E Konuyu SADECE Öykü biliyor. B İ L E Sen BİLE şaşarsın. B A Ğ A Ç Anlamca ilgili cümleleri, görevdeş öğeleri bağlamaya yarayan sözcüklere BAĞLAÇ denir. İŞLEVLERİ : Tamlayanları bağlar. ; Suyun ve elektriğin parasını ödedik. Küçük ve şirin bir ev aldık Tamlananları bağlar ; Güneşin sıcaklığı ve rengi insanı etkiler. Kırık tabakları ve bardakları topladı. Cümleleri bağlar ; Geldim, gördüm ve yendim. Özneleri bağlar ; Şafak ve Özgür bize geldi. Nesneleri bağlar ; Gökyüzünü ve yüreğinin atışını hissetmelisin. BAŞLICA BAĞLAÇLAR DE – DA Sen DE itiraz ettin. (-DEN başka anlamında.) Kitap DA aldık (- DEN başka anlamında.) Zamanında gel DE yemeğini ye. (Azarlama.) Büyümüş DE adam olmuş. (Alay etme) Gitmem DE gitmem diye tutturdu. (Direnme.) Glese DE konuşmam. Aldı DA çalışmadı. (Ama, fakat) V E Sen VE ben koşuyoruz kırlarda. Baktı ve kaçtı. A M A Yattım ; AMA uyuyamadım. (Buna rağmen, karşıtlık.) Gidelim diyorsun, AMA hava yağmurlu. (Uyarı.) Gelebilirsiniz; AMA bulaşık yıkarsanız. (Koşul.) Y A L N I Z Gidebilirsiniz ; YALNIZ erken gel. (Koşul.) F A K A T Aradım FAKAT sizi bulamadım. Ü S T E L İ K Dersler iyi ; ÜSTELİK spor da yapıyor. Ç Ü N K Ü İyileştim ; ÇÜNKÜ yemeklerimi düzenli yedim. N E... N E. Genellikle yüklemi olumlu cümlelere olumsuzluk anlamı katar. NE aradı, NE sordu. Y A...Y A... Tercih etme anlamını katar. YA annem YA ben! H E M ..... H E M... Her ikisi de anlamını katar. HEM ağlarım HAM giderim. K İ Yargı bildiren öğeyi bağlar. Gördüm Kİ herkes harıl harıl soru çözüyor. İ L E Görevdeş öğeleri bağlarsa bağlaç olur. Diğer kullanımlarda edat olarak kalır. Öykü ile Uğur bu işi başarır. Z İ R A Geldim; ZİRA seni çok özlemiştim. Y O K S A Onlar iyi anlaşıyorlardı; YOKSA darıldılar mı? H E L E Havasına, suyuna HELE yemeklerine hiç doyum olmaz. K A H ..... K A H ..... KAH eserim yeller gibi. KAH tozarım beller gibi. Ü N L E M L E R Duygulanımların etkisiyle ortaya çıkan SEVİNÇ, KORKU, ACI, ŞAŞMA gibi durumları yansıtan sözcüklerdir. A!... A kuzum nerede kaldın? Olur a! Kim karışabilir? A... sen de mi geldin? E!... Ne olacak bunun sonu? Ha!; Ha!Şimdi anladım. Saçmalamaya başladın ha! Ey!... Ey! İstanbul Ay!... Ay bunu da sen mi yaptın? Vay!... Vay canım vay!... | |
|
| | #10 (permalink) |
| FİİLLER(EYLEMLER) Bir oluşu, bir durumu veya bir kılışı kip ve kişiye bağlayarak anlatan sözcüklere denir. Pratik olarak ismi fiilden ayırmak için –me, -ma olumsuzluk ekini ya da –mak ,-mek mastar ekini kullanırız.Eğer bir kelimenin sonuna –ma ,-me olumsuzluk ekini ya da –mak ,-mek mastar ekini getirebiliyorsak o kelime fiil demektir.Getiremiyorsak o kelime isim soylu bir kelimedir. *Geldi--------- gelmedi ,gelmek *Oturmuş------ oturmamış, oturmak *Söylüyorum---------- söylemiyorum, söylemek Görüldüğü gibi yukarıdaki kelimelere –ma,-me ve –mak,-mek getirebilmekteyiz. Öyleyse bu kelimeler fiildir. *Kitap--------- kitapma , kitapmak Yukarıdaki ‘kitap’ sözcüğüne ise bu ekleri getiremiyoruz.Öyleyse bu kelime isimdir. Fiiller, anlattıkları hareketin niteliğine göre değişik özellikler gösterir.Bunları üç grupta inceleyebiliriz: a)Kılış fiilleri b )Durum fiilleri c)Oluş fiilleri. Bunları birbirinden ayırt etmek için pratik olarak şu bilgiyi kullanabiliriz.: Eğer bir fiil geçişli ise (yani ‘neyi’, ‘kimi’ sorularını sorabiliyorsak) kılış fiilidir. *Kırmak ,atmak , dikmek, içmek, ezmek,delmek,yolmak,dizmek…. Görüldüğü gibi yukarıdaki fiillere ‘neyi kırmak?, neyi atmak…’sorularını yöneltebiliyoruz. Öyleyse bu fiiller geçişlidir ve geçişli olduğu için de kılış fiilidir. Fiil, öznenin kendi iradesi dışında geçirdiği değişimi anlatıyorsa ve bir hareket bildirmiyorsa o fiil oluş fiilidir. *Sararmak ,Yaşlanmak,Uzamak, Paslanmak,büyümek,solmak,acıkmak… Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller geçişli olmadığı için kılış fiili olamaz.Bir hareket olmadığı için ve eylem öznenin kendi isteği dışında gerçekleştiği için bu fiiller oluş fiilidir. Fiil, öznenin kendi iradesinde yani kendi isteği ile gerçekleşiyorsa ve fiil bir hareket ifade ediyorsa o fiil durum fiilidir. *Yürümek, oturmak, gitmek, çıkmak,ağlamak… Görüldüğü gibi yukarıdaki fiiller , bir hareket bildirmektedir ve bu hareket kişinin kendi isteğiyle gerçekleşmektedir bu yüzden yukarıdaki fiiller durum fiilleridir. Not: Durum fiilleri de oluş fiilleri de geçişsiz fiillerdir. FİİLDE KİP: Kipler, haber(bildirme) ve dilek (isteme) kipleri olmak üzere ikiye ayrılır. a)Haber Kipleri: Zaman eklerinin hepsine birden haber kipleri denir.Haber kipleri şunlardır: 1)Öğrenilen(duyulan) (miş’li) Geçmiş Zaman: Fiillere –miş ,-mış, -muş,-müş ekleri getirilerek sağlanır.Bu eylemler daha çok başkasından duyulma, aktarılma anlamı taşırlar. Bazen de farkında olmadan yapılma bildirir. *Evleri yanmış.(başkasından duyma) *Seni sormuşlar. (başkasından duyma) *Aaa ! çorabım kaçmış. (sonradan farkına varma) *Mutfakta elimi kesmişim. (sonradan farkında olma) *Bu solmuş elbiseleri giymemelisin.(sıfat fiil eki) 2)Görülen (di’li) Geçmiş Zaman: Eylemlere “dı,di,du,dü,tı,ti,tu,tü” ekleri getirilerek yapılır. Anlatan kişi harekete bizzat tanık olmuştur, eylemi görmüştür. *Evleri yandı. *Hep birlikte geziye gittik. *Sınavı kazanabileceğini söyledi. *Kalbim Ege’de kaldı. *Beraber yürüdük bu sahillerde. *Burada her zaman tanıdık insanlara rastlayabilirsiniz.(sıfat-fiil eki) 3)Şimdiki Zaman: Eyleme –yor eki getirilerek yapılır.Eylem ile anlatış aynı zamanda gerçekleşir. *Ders çalışıyorum. *Ne diyor? *Çocuklar yine kavga ediyor. Not: -makta,-mekte eki de fiile şimdiki zaman anlamı katar. *Bir soğuk yatakta büzülmekteyim. *Lütfen sessiz olun şu an ders çalışmaktayım. 4)Geniş Zaman: Eylemlere –r, -ar, -er ekleri getirilerek yapılır. *Senden sana sığınırım. *Her sabah yürürüm. *Bu yolun sonu nereye çıkar? *Hep böyle güler yüzlü müsün? (sıfat-fiil eki) Not: Geniş zamanın olumsuzu –mez, -maz’dır. Ancak 1.tekil ve 1.çoğul çekimlerde –me ,-ma şeklini alır. *Gelmezsiniz ___ gelirsin *gelmem____gelirim 5)Gelecek Zaman: Eylemlere –ecek , -acak eki getirilerek yapılır. *Sana olan aşkımı haykıracağım. *Gelecek de bir gün gelecek. *Mektuba yazacak sözüm kalmadı. *Okuyacak da adam olacak. *Açacak nerede? b )Dilek Kipleri: Fiilin gerçekleşmesini ya da gerçekleşmemesini dilek,istek,gereklilik veya emir kavramları içerisinde veren kiplerdir.Bunlar haber kipleri gibi belirli bir zaman anlamı taşımazlar. 1)Dilek-şart kipi: Fiillerin kök ya da gövdelerine –se ,-sa eki getirilerek yapılır.Dilek- şart kipi cümleye bazen ‘şart(koşul)’ anlamı katarken bazen de ‘dilek’ anlamı katar. *Ah şu sınavı bir kazansam! *Sana olan duygularımı açıkça bir söyleyebilsem! *Çalışırsan kazanırsın. *Yaramazlık yaparsan bir daha seni getirmem. 2)İstek kipi:Fiil kök ya da gövdelerine –e, -a, -ayım, -eyim, -alım, -elim getirilerek yapılır. *Sana duyduklarımı anlatayım *Seninle yine görüşelim. *Bunu böyle bilesin 3)Gereklilik Kipi: Fiil kök ya da gövdelerine –meli,-malı getirilerek oluşturulur. *Bu deneme sınavında birinci olmalıyım. *Bu sorunun bir çözüm yolu olmalı. *Şimdiye eve varmış olmalı. (olasılık, ihtimal) 4)Emir Kipi:Eylemin gösterdiği hareketin emir biçiminde yapılması gerektiğini ifade eder. *Söyle yanıma gelsin.(3.tekil kişi emir eki) *İçeri buyrunuz. (2.tekil kişi emir eki) *Lütfen işlerinizi iyi yapınız. (2.çoğul kişi emir eki) *Çeneni kapa. (2.tekil kişi emir eki) *Beni |