İngilizce e-kitap / English e-book icinde İngilizce Çeviri Notları konusu , CONDITION CLAUSE 1. IF 1.1. First conditional Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi mümkün olasılık anlatır. KULLANIMI If + Simple present, Future/Present tense ÇEVİRİSİ -EcEk (Eğer) ... -I/Er ise, ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #11 (permalink) |
| CONDITION CLAUSE 1. IF 1.1. First conditional Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi mümkün olasılık anlatır. KULLANIMI If + Simple present, Future/Present tense ÇEVİRİSİ -EcEk (Eğer) ... -I/Er ise, ... -I/Er - If nothing is done about high rate of population growth, world population will have doubled by the year 2000. Eğer hızlı nüfus artışı oranı konusunda birşeyler yapılmazsa dünya nüfusu 2000 yılına gelindiğinde iki katına çıkmış olacak. DEVRİK YAPI - Should you see her, give her the message. Onu görecek olursan mesajı ilet. 1.2. Second Conditional Şu an ya da geleceğe ait gerçekleşmesi pek mümkün olmayan olasılık anlatır. KULLANIMI would (be able to) If + Simple past, could might ÇEVİRİSİ (Eğer) ... -sE(ydI), ... -I/ErdI - If you were a man, I'd slap you here and now. Erkek olsaydın seni şimdi şurada seni tokatlardım. DEVRİK YAPI - Were you a man, I'd slap you here and now. 1.3. Third Conditional Geçmişe ait ve gerçekleşmesi artık mümkün olmayan olasılık anlatır. KULLANIMI could A. If + Past Perfect, would + have + V3 [1] might could B. If + Past Perfect, would + V1 + (now) [2] might would would C. If + + have + V3, could + have + V3 [3] could might ÇEVİRİSİ A. -sEydi (Eğer) , ... -I/ErdI -mIş olsaydı - If he had known the result he wouldn't have been so happy. [1] Sonucu bilmiş olsaydı o kadar mutlu olmazdı. B. -sEydi (Eğer) , (şimdi) ... -I/ErdI -mIş olsaydı - If you had been more careful, you'd be earning more. [2] Daha dikkatli olmuş olsaydın (şimdi) fazla kazanıyor olurdun. C. -sEydi (Eğer) , ... -EbIlIrdI -mIş olsaydı - I could have helped him if I could have swum. [3] Yüzebilseydim ona yardım edebilirdim. DEVRİK YAPI - Had he been more careful, he could have won. 1.4. If + should Az bir gerçekleşme olasılığı gösterir. - If you should see him, let me know. Onu görecek olursan haberim olsun. 1.5. If + happen to "If + should" yapısı ile aynı anlamdadır. 1.6. If + were to "Were to" yapısı gelecekte gerçekleşme olasılığı az bir olayı anlatmada kullanılabilir. - What would you do if a war were to break out ? Savaş çıkacak olsa ne yapardın ? "Were to" yapısı zorlayıcı bir öneri ifade edebilir. - If you were to move your chair a bit, we could all sit down comfortably. Sandalyeni biraz oynatırsan hepimiz rahatça oturabiliriz. 1.7. If it weren't for Bu yapı olayın bir başka olayı değiştirdiğini/etkilediğini göstermede kullanılır. - If it weren't for his wife's money, he'd never be a boss. Karısının parası olmasa asla patron olamaz. 1.8. If it hadn't been for "If it weren't for" yapısının geçmiş zaman halidir. - If it hadn't been for your help, she could have gone to prison. Senin yardımın olmasa hapishaneye düşebilirdi. 1.9. But for "If it hadn't been for" yapısı ile aynı anlamı taşır. - But for you, I could have given up long ago. Sen olmasan uzun süre önce vazgeçmiş olurdum. 1.10. If only (= I wish ...) A) If only + Past tense - If only I had more money, I could buy a drink. (Keşke) daha fazla param olsaydı, içecek birşey alırdım. - If only you hadn't told Jackie the truth, everything would have been all right. (Keşke) Jackie'ye gerçeği anlatmamış olsaydın, herşey yolunda olurdu. B) If only + would/could Bu yapı istek/amaç belirtir. - If only she wouldn't speak all the time, she'd make a perfect guest. (Bir de) sürekli konuşması olmasa kusursuz bir konuk olurdu. - If only he wouldn't snore ! Bir de horlamasa ! 2. AS LONG AS, SO LONG AS KULLANIMI as long as, so long as + cümle ÇEVİRİSİ - DIğI sürece/takdirde - She can come in as long as she promises to keep silent. Sessiz durmaya söz verdiği takdirde içeri girebilir. 3. ASSUMING, PROVIDED, PROVIDING, SUPPOSING KULLANIMI assuming/provided/providing/supposing + (that) + cümle ÇEVİRİSİ Assuming/supposing -DIğInI varsayarsak/varsayınca Provided/providing -mEsI koşulu ile/-DIğI takdirde - Assuming that the journey will take a full day, we may except him any minute. Yolculuğun bir tam gün süreceğini varsayarsak onu her an için bekleyebiliriz / her an gelebilir. - You can borrow the car provided that you promise to drive carefully. Dikkatli sürmeye söz verdiğin takdirde arabayı ödünç alabilirsin. 4. IN CASE KULLANIMI in case + cümle ÇEVİRİSİ - sE diye - Buy another bottle of vodka in case more people come. Fazla insan gelirse diye bir şişe votka daha al. Bu yapı "in case of + isim/-ing" ( ... "durumunda") şeklinde de kullanılabilir. - In case of a fire, use the side doors. - In case of meeting him, do not offer to shake hands. "Just in case" kullanımı ise "ne olur ne olmaz" anlamını yansıtır. - "Why do you always carry that umbrella ?" - "Just in case." 5. IN THE EVENT THAT, JUST SO (THAT), ON CONDITION (THAT) KULLANIMI in the event that just so (that) + cümle on condition (that) ÇEVİRİSİ -mEsI durumunda/-DIğI takdirde - In the event that the police ask you your address, you are not legally bound to give it. Polis adresinizi soracak olursa/Polisin adresinizi sorması durumunda yasal açıdan söylemek zorunda değilsiniz. 6. UNLESS KULLANIMI unless + cümle ÇEVİRİSİ -mEz ise/-mEmEsI durumunda - I'll quit unless I'm given a pay rise. Maaşım artırılmazsa ayrılacağım. 7. GIVEN KULLANIMI given (that) + cümle ÇEVİRİSİ olsa, -mEsI durumunda - Given that x = y, then n(x+a) = n(y+a) must also be true. x = y ise bu durumda n(x+a) = n(y+a)'nın da doğru olması gerekir. Given yapısı "rağmen" anlamını taşıyan cümle olarak da kullanılabilir. 8. WISH Dilek belirten bir yapı olarak "I wish / He wishes / .. " çeşitli zamanlarla birlikte kullanılabilir. Bu zamanın seçimi elbette cümlenin oluşturulduğu duruma bağlıdır. Durum Wish (Simple Present) I'm not rich. I wish I was/were rich. I don't earn a lot. I wish I earned a lot. She talks a lot. I wish she didn't talk a lot. (Present Continuous) It's raining. I wish it wasn't/weren't rainining. She is studying. I wish she wasn't/weren't studying. (Simple Past) She didn't come. I wish she had come. (Present Perfect) He has lost it. He wishes he hadn't lost it. ("Will") You will always complain. I wish you wouldn't complain. He will sing all the time. I wish he wouldn't sing. Bu yapılar Türkçe'ye "keşke" olarak aktarılabilir. PLACE CLAUSE 1. WHERE KULLANIMI where + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -DIğI yerde - Where I come from, this is called injustice. Benim geldiğim yerde buna haksızlık derler. 2. WHEREVER KULLANIMI wherever + cümle ÇEVİRİSİ (neresi olursa orada) yüklem + -DIğI her yer(d)e/yerin - They went wherever they expected to find work. İş bulmayı umdukları her yere gittiler.
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #12 (permalink) |
| CONCESSION CLAUSE 1. CÜMLE İLE KULLANILANLAR 1.1. Although / Though "yüklem" + -mEsInE rağmen/karşın; -DIğI halde - Although he is young, he is not inexperienced. Genç olmasına karşın tecrübesiz değil. Devrik yapı ile de kullanılabilir. - Careful though/as she was, she couldn't prevent the accident. (=Although she was ...) 1.2. Even if/Even though Türkçe'ye çevirisi "although" ile aynıdır. "Even if" "-sE bile" olarak aktarılabilir. - He borrowed my jacket even though I'd told him not to. Almamasını söylememe rağmen ceketimi ödünç aldı. - You have to be on time even if the lesson starts very early. Ders çok erken başlasa bile dakik olmalısın. 1.3. Whereas Türkçe'ye "although" gibi ya da "... ise de", "... iken" ile aktarılır. - Whereas he has plenty of money, he has no-one to trust. Çok parası varsa da güvenileceği bir tek kimsesi yok. 1.4. While /Whilst Türkçe'ye "although" gibi aktarılır. - While he is rather nice, sometimes he is a menace. Oldukça sevimli olmasına rağmen bazen bir başbelası. 1.5. Despite In spite of Irrespective of + the fact that Regardless of Notwithstanding Türkçe'ye "...( gerçeğin)e karınn/rağmen" ile aktarılırlar. - Despite the fact that he is rather nice, sometimes he is a menace. (=Although he is ...) 1.6. As Devrik yapı durumunda "rağmen" anlamı taşıyabilir. - Tired as I was, I went on walking. (=Although I was tired ...) - Change your mind as you will, you will gain no support. (=Although you may change ...) Bu yapı "Reason " veya "Similarity Clause" olarak da kullanılabilir. "As" kelimesi yerine "that" kullanıldığı da görülür. - Fool that he was, he made no mistakes. Aptal olmasına rağmen hiç hata yapmadı. 1.7. As ... as Bu yapı ender olarak kullanılır. - As widespread as his fame may be, he is not well-known in this part of the country. (=Although his fame may be widespread, ...) 2. CÜMLE İLE KULLANILMAYANLAR 2.1. Despite/In spite of KULLANIMI isim [1] despite/in spite of + -ing [2] ÇEVİRİSİ yüklem + -mEsInE rağmen/karşın isim + -E rağmen/karşın - He came in spite of his illness. [1] being ill. [2] Hastalığına/Hasta olmasına rağmen geldi. 2.2. Irrespective of, Regardless of, Notwithstanding KULLANIMI irrespective of isim regardless of + notwithstanding WH ÇEVİRİSİ isim + -E rağmen/karşın yüklem + -mEsInE rağmen/karşın "göz önüne alınmaksızın" - Regardless of whatever he may say, do it as you please. Onun ne diyebileceğini düşünmeksizin, dilediğin gibi yap. 2.3. ..., still / yet KULLANIMI ..., still/yet + -ing [1] / cümle [2] ÇEVİRİSİ yine de, ancak, fakat, bun(lar)a karşın - He suffered a lot, yet never giving in. [1] he never gave in. [2] Çok acı çekti ama asla pes etmedi. 3. Given (that) Yerine göre koşul anlamı da verebilen bu yapı pek sık kullanılmamaktadır. - Given her charm, she is alone. that she has charm, she is alone. Çekici olmasına rağmen/Cazibesine rağmen, yalnız.
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #13 (permalink) |
| CONTRAST CLAUSE Yapı olarak "Concession Clause" ile aynıdır. "Whereas, while, whilst" ile oluşturulur ve Türkçe'ye en basit olarak "oysa" kelimesi ile aktarılır. REASON CLAUSE 1. CÜMLE İLE KULLANILANLAR 1.1. Because, As, For, Since Türkçe'ye "yüklem + -I için / -IndEn ötürü / dolayı", "yüklem + -mEsI nedeniyle / sebebiyle" şeklinde aktarılırlar. - Because he worked so hard, he deserved a holiday. O kadar çok çalıştığı için bir tatili haketti. "As" kelimesi devrik yapı kullanılarak da "Reason Clause" oluşturabilir. Aynı yapı "Concession Clause" için de geçerli olduğu için hangi anlamın çıkarılması gerektiğine dikkat edilmesi gerekir. - Tired as she was, she went on walking. [Concession] - Tired as she was, she stopped walking. [Reason] Yorgun olduğu için yürümeyi kesti. 1.2. Because of Due to Owing to + the fact that On account of Türkçe'ye "[gerçeği(nden)] ötürü / yüzünden / sayesinde" şeklinde aktarılırlar. - Owing to the fact that Tom didn't know any French, they were able to speak comfortably in his presence. Tom'un hiç Fransızca bilmemesinden ötürü onun önünde rahatça konuşabildiler. 2. CÜMLE İLE KULLANILMAYANLAR 2.1. Because of, Due to, Owing to, On account of KULLANIMI because of due to + isim + ("ing") [1] owing to + my/his/.. + "-ing" [2] on account of ÇEVİRİSİ Türkçe'ye "because" ile aynı şekilde aktarılırlar. - Because of rain the rescue operation had to be stopped. [1] Yağmurdan ötürü kurtarma çalışmasının durdurulması gerekti. - Owing to his trying to save the situation, a scandal was prevented. [2] Onun durumu kurtarmaya çalışması sayesinde bir skandal önlendi. 2.2. "-ing" ..., - Seeing that it was likely to rain, he stayed in. (=Because/When he saw ...) - Knowing their tastes, she was able to bring a good gift. (=Because she knew ...) - Having completed the task, they had a break (=Because/After they had completed ...) 2.3. Past participle (= V3) Bu yapı edilgen (= passive) özellik taşır. - Constructed according to my specifications, the building was able to withstand the eartquake. (=Because it was constructed ...) 3. DİĞER YAPILAR 3.1. As long as KULLANIMI as long as + cümle ÇEVİRİSİ - DIğI sürece / müddetçe - As long as he doesn't disturb me, it is okay. Beni rahatsız etmediği sürece sakıncası / sorun yok. 3.2. Inasmuch as, Insomuch as "Because" anlamı taşıyan bu yapılar resmi durumlarda kullanılır. - Thomas is also guilty, insomuch as he knew what they were going to do. ( ..., because he knew ...) 3.3. In that KULLANIMI in that + cümle ÇEVİRİSİ -mEsI açısından/yüzünden, -DIğI için - The evidence is invalid in that it was obtained through illegal ways. Yasadışı yollardan elde edildiği için delil geçersiz. 3.4. Now that "Time Clause" yapılarda ele alınan "Now that" ile aynı anlamı taşır. 3.5. (The reason) why KULLANIMI (The reason) why + cümle + "be" + because/that ... ÇEVİRİSİ -mE("kişi eki")In(In) nedeni/sebebi ... (-dIr) - The reason (why) they lost is that/because they did not know the rules. Kaybetmelerinin nedeni kuralları bilmemeleridir. 3.6. While KULLANIMI while + cümle ÇEVİRİSİ hazır ... olduğuna göre/-mIş iken - While you are in the kitchen, can you bring me a knife ? Hazır mutfaktayken bana bir bıçak getirir misin ? 3.7. With KULLANIMI isim + "-ing" [1] (with) + isim + to + yüklem [2] ÇEVİRİSİ "var iken", -mekte iken, -DIğI için, -DIğIndEn ötürü - (With) the exams coming, we have no time for a social life. [1] Sınavlar yaklaşı(yo)rken sosyal yaşantı için hiç vaktimiz yok. - With so many children to support, they both have to work. [2] Bakmaları gereken o kadar çocuk varken ikisinin de çal??ması gerek. 3.8. What with "With" yapısı ile aynıdır.
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #14 (permalink) |
| PURPOSE CLAUSE 1. (IN ORDER) TO, SO AS TO KULLANIMI in order (not) to / so as (not) to + yüklem ÇEVİRİSİ yüklem + -mEk için - To open the lid, turn it left. Kapağı açmak için, sola çevirin. - They left the door open in order for me to hear what they were talking about. Ne hakkında konuştuklarını işitmem için kapıyı açık bıraktılar. - She has to hurry in order not to be late. Geç kalmamak için acele etmesi gerek. "So as to" yapısının aşağıdaki örnekte görülen kullanımına sık rastlanmaktadır. - He never stayed in one place so long as to be recognised. Bir yerde tanınabileceği kadar uzun süre hiç kalmadı. "To+ yüklem" yapısı "amaç (=Purpose) dışında başka anlamlar taşıyabilir. 2. IN ORDER THAT KULLANIMI in order that + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -sIn diye / -mEk için - The school closes early in order that the children can get home before dark. Çocuklar hava kararmadan evlerine varabilsinler diye okul erken kapanıyor. 3. FOR FEAR (THAT) KULLANIMI for fear that + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -mEk /... olur + korkusu ile - They left early for fear that they'd miss the train. Treni kaçırma korkusu ile erkenden çıktılar. 4. LEST Resmi (= formal) nitelik taşıyan cümlelerde kullanılır. KULLANIMI lest + cümle ÇEVİRİSİ yüklem + -mEmEk için / -mEsIn diye - They checked the list again lest they should leave something behind. Geride bir şey unutmamak için listeyi yeniden incelediler.
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #15 (permalink) |
| RESULT CLAUSE 1. SO (THAT), SUCH THAT KULLANIMI so (that), such that + cümle ÇEVİRİSİ böylece, bu yolla, öyle ki, -sIn diye - We announced the test results immediately so that those who failed wouldn't have to wait. Başarısız olanlar beklemek zorunda kalmasın diye sınav sonuçlarını anında açıkladık. - They had considered all the possibilities in preparing the leaflet, such that even the most inexperienced would be able to inform the candidates of the requirements for application. Kitapçığı hazırlarken bütün olasılıkları göz önünde bulundurmuşlardı, öyle ki en tecrübesizler bile adayları başvuru koşulları konusunda bilgilendirebilirdi. 2. THEREBY KULLANIMI thereby + -ing ÇEVİRİSİ böylece, bu yüzden, bu yolla, sonuçta - Because he was so young and fiery, he drove the sport car at top speed, thereby deserving three different traffic tickets. Genç ve ateşli olduğu için spor arabayı son sürat kullandı ve sonuçta üç ayrı ceza makbuzunu haketti.
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #16 (permalink) |
| SIMILARITY CLAUSE 1. (JUST) AS KULLANIMI (just) as + cümle [1] / it is/was/.. [2] Kimi zaman "as" yerine "the way" kullanılabilir. ÇEVİRİSİ gibi, - She is a fine singer, just as her father used to be. [1] Eskiden babasının olduğu gibi, iyi bir şarkıcı. - In autumn, as (it was) in spring, there were floods. [2] Sonbaharda, ilkbahardaki gibi, sel vardı. Bu yapı resmi (= formal) nitelik taşıyan anlatımlarda devrik yapı (= inversion) kullanılarak oluşturulabilir. - He was Catholic, as were most of his friends. Katolikti, dostlarının çoğu gibi. - He believed, as did all his colleagues, in the supremacy of the institution he worked for. Tüm iş arkadaşları gibi o da çalıştığı kurumun üstünlüğüne inanmaktaydı. 2. LIKE KULLANIMI like + isim / him/her/... ; like + cümle (> AmE) ÇEVİRİSİ gibi, benzer - My sister isn't much like me. Kızkardeşim fazla bana benzemez. 3. AS IF, AS THOUGH KULLANIMI as if, as though + cümle ÇEVİRİSİ (sanki) ... (-mIş) gibi - You look as if you are about to cry. Ağlayacakmış gibisin.
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #17 (permalink) |
| EXCEPTION CLAUSE 1. BUT (THAT) Resmi (= formal) nitelik taşıyan anlatımlarda kullanılır. KULLANIM but that + cümle [1] but for me/him/.. to + yüklem [2] ÇEVİRİSİ dışında, haricinde - Nothing would stop them but that the President (should) make a speech. [1] Onları Başkan'ın konuşma yapması dışında hiçbirşey durdurmuyordu. - Nothing would stop them but for the President to make a speech. [2] 2. EXCEPT (THAT), EXCEPTING THAT KULLANIMI except/excepting (that) + cümle ÇEVİRİSİ ama, fakat, ancak, haricinde, dışında - We would most happily help you, except we are in need of cash. Size büyük bir memnuniyetle yardım ederdik ama nakit sıkıntısındayız. 3. SAVE THAT KULLANIMI save that + cümle ÇEVİRİSİ dışında, haricinde - The company has lost almost all its possessions, save that they still hold a small share in a vast piece of land. Şirket, geniş bir arazinin ufak bir hissesine halâ sahip olması dışında, tüm mal varlığını yitirdi. 4. ONLY Günlük konuşma dilinde kullanılır. KULLANIMI only + cümle ÇEVİRİSİ fakat, ancak, ama - I'd love to come, only I have no time. Gelmeyi çok isterim ama hiç vaktim yok.
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #18 (permalink) |
| COMMENT CLAUSE 1. TANIM Cümle içinde paranteze alınmış bir fikir, yorum, yargı görevi üstlenen ifadelerdir. Cümle içinde altı değişik yapıda kullanılabilirler. 2. CÜMLE - There were no applicants, I believe, for that job. En sık kullanılan yapılar şunlardır. God knows Tanrı bilir (ya) Heaven knows Tanrı bilir (ya) it grieves me to tell you üzülerek söylüyorum it has been claimed iddiaya göre it is reported bildirildiğine göre it is rumoured söylentiye göre it is said denildiğine göre/ denir ki it is true şurası da doğru ki/ Doğru olan şu ki it may interest you to know öğrenmek ilgini(zi) çekebilir it pains me to tell you üzülerek söylüyorum it seems görünüşe göre, görünüşe bakılırsa it transpires söylenildiğine göre I admit bence de/ kabul ediyorum I agree bence de/ kabul ediyorum I ask myself diye sormaktayım I assume sanırım I believe bence/ sanırım I can see gördüğüm kadarı ile I claim bence I consider bence I daresay sanırım I don't deny kabul I doubt hiç sanmam ama/ pek sanmasam da/ korkarım I expect umarım I fear korkarım I feel bence I guess sanırım I hear duyduğuma göre I have heard duyduğuma göre I have heard tell söylenenlere göre I have no doubt hiç kuşkum yok I have read okuduğuma göre I have to say belirtmeliyim ki I hope umarım I imagine sanırım I know bildiğime göre/ biliyorum I may assume sanırım I'm afraid korkarım I'm convinced eminim/ inanıyorum ki I'm delighted to say sevinerek söylüyorum (ki) I'm glad to say sevinerek söylüyorum (ki) I'm happy to say sevinerek söylüyorum (ki) I'm pleased to say sevinerek söylüyorum (ki) I'm sorry to say üzülerek söylüyorum (ki) I'm sure eminim I'm told bana anlatılana göre/ duydum ki I must admit kabul/ itiraf etmeliyim ki I must say söylemem gerekir ki I must tell you anlatmam gerekir ki I presume sanırım I regret korkarım/ ne yazık ki I regret to say üzülerek söylüyorum (ki) I remember hatırlıyorum (da) I see bence I suppose sanırım I think bence I understand anlıyorum ki/ bence I venture to say diyebilirim ki I wish keşke I wonder acaba mind you hatırlarsan(ız) one hears söylenenlere göre they allege iddiaya göre they claim iddiaya göre there is on doubt kuşkusuz they say dediklerine göre you can see gördüğün(üz) gibi you know biliyorsun(uz) you may have heard duymuş olabileceğin(iz) gibi you may know belki biliyorsun(uz) you must admit kabul etmelisin(iz) ki you realise anlayacağın(ız) gibi you see gördüğün(üz) gibi 3. AS + CÜMLE Türkçe'ye "yüklem + -DIğI gibi/kadarı ile" şeklinde aktarılabilir. - I'm working overtime, as you know. En sık kullanılan yapılar şunlardır: as everybody knows herkesin bildiği gibi as it appears görünüşe göre as it happens öyle oldu ki/ tesadüf bu ya as (it) is common knowledge bilindiği gibi as it may interest you to know öğrenmek isteyebileceğin gibi as (it) often happens hep olduğu gibi as it seems görünüşe göre as it seems likely muhtemelen as it transpires göründüğü gibi as (it) was pointed out belirtildiği gibi as (it) was said earlier/later anlatıldığı gibi as I can see (it) gördüğüm kadarı ile/ bence as I have said söylediğim gibi as I interpret it bence/ bana göre as I'm told duyduğuma göre as I remember hatırladığım kadarı ile as I say dediğim gibi as I see (it) bence/ bana göre as I take it bence/ bana göre as I understand bence/ bana göre as you know bildiğim kadarı ile as you may have heard duymuş olabileceğin(iz) gibi as you may remember hatırlayacağın(ız) gibi as you said dediğin(iz) gibi as you say dediğin(iz) gibi as (it) was/seemed natural normal göründüğü kadarı ile/göründüğünden ötürü as (it) was expected beklenildiği gibi 4. WHAT ... Türkçe'ye " ... olan şey/olan yan(ı)" ile aktarılabilir. - What was more upsetting, we lost our luggage. En sık kullanılan yapılar şunlardır: What is more surprising/upsetting/gladdening işin en/daha (da) ... (olan) yanı ... What is more to the point dahası, üstelik, üstüne üstlük. 5. TO+ YÜKLEM Türkçe'ye "-cası, ... olmak gerekirse, ... olur ise" ile aktarılabilir. - To be fair, I lost the money. En sık kullanılan yapılar şunlardır: to be fair açıkçası to be frank açıkçası to be honest açıkçası to be precise kesin konuşmak gerekirse/ tam olarak to be serious ciddi olmak gerekirse to be truthful açık konuşmak gerekirse to put it briefly kısacası to speak candidly açıkcası 6. "-ING" Türkçe'ye "yüklem + -Er/Ir ise" ile aktarılabilir. - I doubt, speaking as a layman, that his views are our salvage. En sık kullanılan yapılar şunlardır: broadly speaking genelde/ genele konuşulursa figuratively speaking örneğin/ genele konuşulursa generally speaking genel anlamda/ genele konuşulursa loosely speaking genel anlamda/ genele konuşulursa putting it crudely kabaca anlatılırsa putting it mildly kısacası speaking frankly işin doğrusu speaking generally genel anlamda/ genele konuşursak speaking personally bence 7. PAST PARTICIPLE (= V3) Türkçe'ye "yüklem + -Il/-In .. ise" (= Edilgen) ile aktarılır. - Stated plainly, he has no chance of winning. En sık kullanılan yapılar şunlardır: put bluntly kabaca anlatırsak put in another way diğer bir deyişle rephrased diğer bir deyişle stated quite simply basitçe anlatılırsa worded plainly basitçe anlatılırsa
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #19 (permalink) |
| VERBLESS CLAUSE Bu tür cümleler İngilizce'de fazla kullanılmaz ve çeviri açısından önemli bir sorun oluşturmaz. - He waited, anxious for a reply. (= he was anxious for a reply) - She was standing, a statue of innocence. (= she was like a statue of innocence) Örneklerde de görülebileceği gibi, yüklem taşımayan yan cümle ayrı bir cümle gibi ele alınmaktadır. Çeviri işleminin de buna göre yapılması gerekir. İSİM (=NOUN) VE UYGUN "ARTICLE" SEÇİMİ 1. Tanım: "a(n)" ve "the" "Article" seçimi çeviri işlemlerinde çoğu zaman bir sorun haline gelmektedir. "A(n)" (=Indefinite article) ve "the" (=Definite article) isimlerle birlikte kullanılırlar. Bu iki kelimenin nasıl ve ne durumlarda kullanıldıklarına geçmeden önce, isim yapılarını incelemek yararlı olabilir. 2. Sayılabilir ve sayılamayan isim İsim, sayılabilen ve sayılamayan olarak sınıflandırılabilir: Sayılabilen (=countable) isim a) Tekil (=singular) cat, leaf, man, person, iron (= ütü) b) Çoğul (=plural) cats, leaves, men, people/persons, irons Sayılamayan (=uncountable) isim a) Somut (=concrete) water, oil, sugar, iron (= demir) b) Soyut (=abstract) happiness, wealth, boredom 3. Kullanım alanları "A(n)" sadece sayılabilen tekil isimler ile kullanılır. Kendisini takip eden isim sesli bir harf (a, e, i, o, u) ile telaffuz edilerek (yazılarak değil) başlarsa, "an" kullanılır. an apple, an eagle, an iron, an orange, an umbrella fakat a university student (u harfi "yu" olarak telaffuz edilmekte) an hour (sessiz olan h harfi telaffuz edilmemekte; {h}our) "The" bütün isimlerle birlikte kullanılabilir. Bir ismin her zaman bir "article" alması gerekli ya da mümkün değildir. 4. "A(n)" : Kullanıldığı yerler 4.1. Bilinmeyen ve önceden belirginleştirilmemiş Herhangi biri, hangisi olduğu farketmez - I have never seen an elephant. - We are looking for a person to help us in the home. Sözü edilen şeyin, ait olduğu sınıfın/türün herhangi bir üyesi olması - A screwdriver is a tool. Bu kullanımda çoğul isim de mümkündür. - Screwdrivers are tools. Genel nesneler yerine belirginleştirilmiş nesneler kullanıl-ması durumunda çoğul isim kullanmak gerekir. - Cars are parked at owners' risk. (Cars = Buraya parkedilen belirgin arabalar) Tereddüte düşülmesi durumunda en iyisi çoğul isim kullanmaktır. ... de/başına - 60 miles an hour - Three times a week - Ten pence a kilo 4.2. Bilinen fakat önceden belirginleştirilmemiş Özel biri, fakat henüz belirginleştirilmemiş - I have found a good job at last. - She is a very old friend of mine. - A Mr Nash called to speak to you. (Mr Nash diye biri ...) Bir tür/örnek - We have a good climate. - What a strange man he is ! - I have never heard such a thing ! Meslek - I am a teacher by profession. - To be a good MP, you must be a good speaker. 5. "The" - Kullanıldığı yerler 5.1. the + az önce/daha önce sözü geçmiş olan - "I've got an orange and some apples. Who wants the orange ?" - "You have the orange and I'll have the apples." 5.2. the + belirginleştirilmiş isim - The dogs in our street are very noisy. - The Englishmen we met at the party knew a little Turkish. 5.3. the + eserde sözü geçen kişi(ler)/nesne(ler) - The Elephant and the Mouse - The Longest Day - The Mousetrap 5.4. the + tek olan şey - They toured the world together. - The earth goes round the sun. - She lives in the United States now. 5.5. the + "superlative" - the best/most recent/latest project 5.6. the + "ordinal" sayı - the first/last/next race 5.7. the + hayali bir türün/sınıfın temsilcisi olan tekil isim - The Panda is in danger of extinction. - The computer has replaced the typewriter in the office. 5.8. the + sıfat = o sıfat ile nitelenen grubun tümü - The young do not listen to the old. (= Young people do not listen to old people.) Tekil kişiler için "sıfat + person/man/.." kullanmak gerekir. - a/the young person/man/woman/.. 5.9. the + yer ismi = o yerin amacına uygun bir eyleme katılınmaması - She went to the prison ( Ü mahkum olarak değil) - I would like to live near the sea. 5.10. the + yer = içinde bulunulan durumdan ötürü tanımlanabilen yer Her insanın kendisine özgü bir çevresi olduğu ve o kişinin o çevreye ait herşeyi tanımlayabileceği düşünülürse, o çevreye yakın olan bir kimse (akraba, arkadaş, aynı şehirli gibi) açısından da o çevre tanımlanabilir özelliktedir. - I must go to the bank cümlesindeki "the bank", konuşanı tanıyan bir kimse açısından belirgin bir bankayı niteler. - There is funny animal in the garden. 5.11. the + otel / tiyatro / sinema/.. ismi - the Hilton - the Akün Ayrıca -the theatre/cinema/opera/concert 5.12. the + çoğul yer ismi - the Netherlands - the Azores - the United States - the Alps 5.13. the + sayılabilir bir isim içeren yer isimleri Canal the Sues/Panama Cana Channel the English Channel Desert the Sahara (Desert) Gulf the Gulf, the Gulf of Mexico Islands/Isles the British Isles, the Virgin Islands Kingdom the United Kingdom Mountain range the Rocky Mountains Ocean the Indian Ocean Republic the Republic of Turkey River the (River) Nile Sea the Mediterranean (Sea) State(s) the Gulf States, the United States of America Straits the Bering Straits Union the Union of South Africa Yer darlığından ötürü haritalarda "the" genelde kullanılmaz. 5.14. the + milliyet belirten sIfat - the British - the English - the Spanish Bazı milliyetlerden söz ederken, çoğul isim kullanılır. - (the) Russians/Arabs/Turks/Scots/.. 5.15. the + bilim ve teknoloji ile ilgili kelime - I hate the telephone. 5.16. the + müzik aleti - I'd like to learn the guitar. Caz ve pop terminolojisinde genellikle "the" kullanılmaz. 5.17. the + gazete ismi - the Times Dergi isimleri "the" almaz. - Times (Magazine), Scala 5.18. the + A of B (A ve B birer isim) - the University of Oxford 5.19. the + gemi ismi - The Queen Mary 5.20. the + space = bir alanda boş yer - He tried to park his car but the space was not big enough. "The" kullanılmazsa "space" kelimesi "uzay" anlamı taşır. 5.21. all the / the whole a) all the all + my/your/. + isim this/these - all the time - all my life - all this confusion all + çoğul isim ( "every" anlamında) - All Indian tribes were killed off. (Her bir ... .) b) whole the my/your/.. + whole + isim this - the whole life - my whole life - this whole confusion whole + çoğul isim ("complete", "entire" anlamında) - Whole Indian tribes were killed killed off. (= kimse sağ kalmadı) the the whole of + my/your/. + tekil isim this/that - the whole of the time - the whole of my life - the whole of this confusion 6. "The" - Kullanılmadığı yerler 6.1. A + B (A ve B birer isim) - Oxford University - London Bridge - Turkish Republic - Atatürk Airport Bu yer isimlerinde "the" kullanılmamasının bir diğer nedeni de birer bölge ya da kişi adı taşımalarıdır. 6.2. türü / sınıfı temsil eden çoğul / sayılamayan isim - Pandas are in danger of extinction. - Sugar is bad for you. - Money can bring happiness. 6.3. yerin amacına yönelik eyleme katılma durumu - He was sent to prison for 2 years ( mahkum olarak). - He is a fisherman. He spends his time at sea. 6.4. "ordinal" sayı + yarışmada durum belirten isim / ödül - She won first prize for her essay. - The Irish contestant was in second place. 6.5. ünvan (+ kişinin soyadı) - I want to see the Captain, but Captain Smith. - Hello, Captain. 6.6. kıta, tekil ülke / şehir ismi - Asia, Africa, South America, Great Britain, New York, Germany 6.7. tek dağ ve ada ismi - Mount Everest - Cyprus, Long Island 6.8. göl ismi - Lake Erie 6.9. "preposition" + isim - on time, for example, in turn, in harmony, at night. Fakat - in the morning/afternoon/evening ve in spring - during + (the) + autumn before summer winter 6.10. yüklem + isim Artık birer terim haline gelmiş bazı yapılarda "the" kullanılmamaktadır. yüklem + sayılabilir isim - to take place yüklem + çoğul isim - to make friends - to shake hands yüklem + sayılamayan isim - to make progress - to make love 6.11. by + isim (= ... ile yolculuk) by + bus, coach, car, train, air, plane, bike, motorbike, sea / ship / boat, Tube / underground on + foot, horseback
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
| | #20 (permalink) |
| 'S VE "OF" 1. 's yapısının kullanıldığı yerler 1.1. (a/the) + kişi / hayvan ismi + isim - the manager's office - Mr Evan's daughter - the horse's tail - a policeman's hat 1.2. (a/the) + organizasyon ismi + isim - the Government's decision - the company's success Bu yapıyı "the A of B" kullanarak oluşturmak da mümkündür. 1.3. (a/the) + yer ismi + isim - the city's new theatre - Britain's system of government - Turkey's largest dam 1.4. tekil isim + isim - my sister's room - Mr Carter's house Çoğul isim + isim durumunda 's yerine sadece ' kullanılabilir. - my sisters' room - the Carters' house 1.5. zaman belirten isim + isim - Tomorrow's meeting has been canceled. - I've got a week's holiday. three weeks' holiday. Bu cümlede "three weeks' holiday" yerine "a holiday of three weeks", ya da "a three week holiday" demek te mümkün. 1.6. bir hayvan ismi + o hayvandan üretilen şey - cow's milk - lamb's wool - a bird's egg - goat's cheese Bir ürün elde etmek için o hayvan öldürülmüş ise, - calf-skin - chicken soup - a lamb chop - fox fur 1.7. bir hayvan ismi + hayvanın vücudunun bir parçası - a sheep's heart - a frog's leg 1.8. kullanan kişi + kullanılan şey - a girl's blouse - a children's hospital - a bird's nest Kullanan kişinin eylem üzerinde bir denetimi yoksa aşağıdaki yapı da kullanılabilir. - baby clothes - a dog kennel - a birdcage 2. "Of" yapısının kullanıldığı yerler 2.1. (a/the) + isim + nesne ismi - the door of the room - the beginning of the story Bu yapıda 's kullanılabilirse de "A of B" yapısı daha iyidir. 2.2. (a/the) + isim + organizasyon ismi - the decision of the Government - the success of the company Bu yapıyı 's ile oluşturmak da mümkündür. 2.3. (a/the) + isim + uzun tekil isim - I met the wife of the man who lent us the money. 2.4. all, both, each, either, neither, none ile kullanılabilir. a) all (=hepsi de) the all + (of) + my/your/.. + isim/this/that (these/..) - All (of) my friends like riding. - I've all (of) the books. - I've stopped believing all (of) that years ago. İsmin belirleyici yapı (the, my, ..) taşımaması durumunda "of" kullanılmaz. - All whisky is expensive - All children can be naughty sometimes. "you, us, them, .." kullanılması durumunda sadece "all of" yapısı kullanılabilir. - All of them enjoy dancing. - All of you are wrong. - They want to see all of us. "All" yerine "every" kullanılabilir. Ancak, "all of" yerine "every one of" gelir. - He interviewed every one of us. b) both (=ikisi de) the both + (of) my/your/ + isim/this/that (these/..) - Both (of) the cars broke down before the start. both + (of) + these/those + (isim) - Both (of) vases are antique. both of + us/you/them - Both of us were there. both + isim - Both children have been to Rome. c) each (=herbiri de) each + tekil isim - He is getting better each day. the each + (of) my/your/ + isim/this/that (these/..) - Each of his daughters is a university graduate. each of us/you/them - The police will question each of them. d) either (= ya ... ya da/ikisinden biri) either + tekil isim - Either day will do. the either + (of) my/your/ + isim/this/that (these/..) - Either of your friends is welcome. either of + us/you/them - Either of you could do it. e) neither (= ne ... ne de) neither + tekil isim - Neither job will meet his requirements. the neither + (of) my/your/ + isim/this/that (these/..) - He said neither of the books was suitable. neither of + us/you/them - Neither of us knows the correct answer. f) none (= hiçbiri de) the none + (of) my/your/ + isim/this/that (these/..) - None of the books was there. none of us/you/them - None of us knows the correct answer. 3. Of ... , cümle - Of late, I haven't been feeling well. Son zamanlarda, kendimi iyi hissetmiyorum. - Of all the people applied, I was found suitable for the post. (=Out of all the people who applied ...) Tüm başvuranlar içinde, ben işe uygun bulundum. 4. of + nitelik / nicelik belirten kelime + isim - It is of no use to try and solve it. - This is of great importance. Bu yapıda, aslında, Türkçe'ye aktarım esnasında yapılması gereken şey yapıdaki ismi, kendisinden önce gelen ve nitelik/nicelik belirten kelimeyi de gözönünde bulundurarak, sıfat haline getirmektir. Yani, - It is of no use to ... yapısı - It is useless to .. ("of" kelimesini "to bear = ta??mak" ile eşdeğer tutarak) şeklinde, ya da - This is of great importance cümlesi - This is very important şeklinde ele alınmalı ve sonra Türkçe'ye aktarılmalıdır.
__________________ Rabbim Bir insanı koy kalbime ama o insan seninde sevdiğin Bir insan olsun. Ve beni öyle bir insana sevdir ki, o insanın kalbinde Sen olasın. Ki ben o insanın kalbinde seni bulayım. Beni öyle bir insanla buluştur ki benden önce onunla Buluşmuş olan sen olasın. Onunla elele tutuştuğumda ikimizin elinin üstünde Senin elin olsun. Bana öyle gözler göster ki ben o gözlerden sana Bakayım. Bana öyle bir sevgili ver ki, bakışı cennete açılan iki Pencere olsun. Onunla öyle bir yolda yürüyelim ki, klauzumuz sen Olasın Ey Rabbim. Öyle bir sevgili ver ki bana, Ona sarıldığımda kainat bize bakıp birbirine sarılsın. Bize öyle bir sevgili ver ki Rabbim, Sevgimizden Muhammed sevilsin. | |
| | |
Sensizliksokagi.org MSN ve Mail adresi Almak İçin Tıklayınız.