
Türkçe icinde Söz Sanatları konusu , SÖZ SANATLARI 2 A. MECAZLAR.. 1. Mecaz. 2. Mecaz-ı Mürsel. 3. Teşbih (Benzetme) a. Tam Benzetme (ayrıntılı benzetme) b. Teşbih-i Beliğ (UZ BENZETME) c. Kısaltılmış Benzetme. d. pekiştirilmiş benzetme. e. ...
| |||||||
| Kayıt ol | Albümler | Yardım | Üye Listesi | Ajanda | Forumları Okundu Kabul Et |
| | #1 (permalink) |
| SÖZ SANATLARI 2 A. MECAZLAR.. 1. Mecaz. 2. Mecaz-ı Mürsel. 3. Teşbih (Benzetme) a. Tam Benzetme (ayrıntılı benzetme) b. Teşbih-i Beliğ (UZ BENZETME) c. Kısaltılmış Benzetme. d. pekiştirilmiş benzetme. e. YAYGIN BENZETME. 4. İstiare. a) Açık İstiare. b) Kapalı İstiare. c. Yaygın İstiare. 5. Teşhis ve İntak (Kişileştirme ve Konuşturma) 6. Kinaye. 7. Tariz. B. ANLAMLA İLGİLİ SANATLAR.. 1. Tevriye. 2. Hüsn-i Talil (Güzel Sebep Gösterme) 3. Mübalâğa.. 4. İstifham... 5. Tezat. 6. Nida.. 7. Tecahül-i Arif (tecahül-i ârifane) 8. Tekrir.. 9. Telmih.. 10. Sehl-i Mümteni 11. İham... 12. İstihdam... 13. Mugalâta-i maneviye. 14. Tenasüp. 15. Leff ü neşr.. 16. Sihr-i helal. 17. Rücu.. 18. Kat’ 19. Terdid.. 20. İrsal-i mesel. 21. İktibas. 22. Tefrik.. 23. İstidrak.. 24. İltifat. C. SÖZLE İLGİLİ SANATLAR.. 1. Cinas. 2. Aliterasyon.. 3. Akrostiş. 4. İştikak.. 5. Akis. 6. Kalb.. 7. İade. 8. Tarsi 9. Muamma ve lûgaz. 10. Leb-değmez. 11. Tarih.. 12. Mülemma.. 13. Harflerle yapılan oyunlar..
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #2 (permalink) |
| SÖZ SANATLARI Özellikle Divan şiirinde olmak üzere Türk şiirinde söz sanatlarına büyük önem verilmiştir. Yeni şiirimizde redif, kafiye, ölçü gibi şekil unsurları yerine anlama veya şiirin hissedilmesine önem verilirken eski şiirimizde bu şekil özelliklerinin yanında iç özelliklere de önem veriliyordu. Anonim halk şiirinde, Âşık şiirinde, Dinî-Tasavvufî şiirde, ama özellikle Divan şiirinde anlamı yoğunlaştırmak, az kelimeyle çok şey ifade etmek; kalıplaşmış mecazlarla, mazmunlarla, kelime oyunlarıyla, kısa bir şiiri sayfalarca açıklama, yorumlama, irdeleme ihtiyacı hissettirecek kadar yoğun ve derin anlamlı bir hâle getirmek büyük bir maharet sayılmış ve gerçekten mükemmel söyleyişler, hayaller, anlamlar yakalanmıştır. A. MECAZLAR 1. Mecaz Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlamlarla yapılan edebi sanattır. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılmasına denir. Mecazda benzetme amacı güdülür, kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Kız senin sebebine / Yanar yüreğim yanar” Konuşulanlara kulak verirsen kazançlı çıkarsın” (dikkatli dinlersen) Burnundan yanına varılmıyor” (kibir, büyüklenme) Bugün yine ağırdan alıyor.” 2. Mecaz-ı Mürsel Benzetme amacı güdülmeden bir sözün, aralarındaki ilgi dolayısıyla bir başka söz yerine kullanılmasıdır. Bu sanatta benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay, netice-olay gibi ilgiler vardır. yani bunlardan biri söylenerek diğeri kastedilir. Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl (bayrak) Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek. (yağmur; çünkü yağmur bereket getirir) Ayağını çıkarmadan girebilirsin. (ayakkabı) Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor. (Ankara’daki siyasiler) Orhan Veli’yi okur musun? (eserlerini) Sobayı yakmak. (içindeki odunu) Feneri yakmak. (içindeki fitili) Sınıf ayağa kalktı. (öğrenciler) Anadolu hepinize hınç, şüphe ve emniyetsizlikle bakıyor. (Anadolu halkı) O günlerde Konya’nın nasıl yaşadığını ve ne düşündüğünü bilemiyoruz. (Konya halkı)
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #3 (permalink) |
| 3. Teşbih (Benzetme) Aralarında türlü yönlerden benzerlik ilgisi bulunan iki şeyden zayıf olanı nitelikçe daha üstün olana benzetme sanatıdır. Benzetmede dört öğe bulunur: Benzeyen (zayıf olan) benzetilen (üstün olan) benzetme yönü benzetme edatı Bunlardan ilk ikisi temel öğe; son ikisi yardımcı öğedir. Eviniz kutu gibi küçücük bir evdi Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik Bin atlı o gün dev gibi bir orduyu yendik Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü sürmeli Garibanlar yolunuyor kaz gibi Yaslı gelin gibi mahzun mu bilmem Gül yüzünde güller açar Geceleri gölgem yollarda donar Kar gibi kürürüm kendi gölgemi Gözlerimiz kurşun elimiz bıçak Severken öldürdük güzellikleri Şiir bir cennet bahçesi Girmeyene anlatılmaz Şiir toprak kokusudur Şiir damla damla sudur Yarin dudağından getirilmiş Bir katre alevdir bu karanfil Benzetme öğelerinin kullanılışına göre benzetme, çeşitlere ayrılır: a. Tam Benzetme (ayrıntılı benzetme) Benzetme unsurlarının tümü kullanılarak yapılan benzetmedir. Ali aslan gibi cesurdur Cennet kadar güzel vatanımız var.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #4 (permalink) |
| b. Teşbih-i Beliğ (UZ BENZETME) Benzetme unsurlarından ikisi, temel öğeler, kullanılarak yapılan benzetmedir. Dudaklarının arasından inci dişleri kendini gösteriyordu. Kad kıyâmet gamze âfet zülf fitne hat belâ Çihre gül sîne semen çeşm-i mukahhal nergis Ceylan gözlüm. Sırma saçlım Gül yüzünde güller açar. O adam tilkinin biridir. Ölüdeniz Muğla’dadır. c. Kısaltılmış Benzetme Benzetme yönü söylenmemiş benzetmelerdir. Sen de baban gibisin. Nokta kadar ağzı vardı. d. pekiştirilmiş benzetme Benzetme edatı bulunmayan benzetmelerdir. Aşk pırıl pırıl, ilâhî bir mumdur. Yumuşak bir el olmuştu saçlarımda rüzgâr Akşam, yol gibi gezer. Sükûn su gibi dolar.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #5 (permalink) |
| e. YAYGIN BENZETME Benzeyenle benzetilen arasındaki birden fazla özellikleri sıralayarak ve en sonunda her iki öğe de söylenir. Feminin rengi aks edip tenine Yeni açmış güle misal olmuş ... Giriyor göz yumunca rüyama Benziyor aynı kendi hülyama Bu tasavvur dokundu sevdama Ah böyle gezer mi hiç canan Gül değil arkasında kanlı kefen Sen misin, sen misin garip vatan Yukarıdaki dizelerde vatan sevilen bir kadına benzetiliyor. Kadın ile vatan arasındaki ortak özellikler sayıldıktan sonra asıl öğe, yani vatan açıklanıyor. 4. İstiare Bir sözü benzerlik ilgisiyle kendi anlamı dışında kullanmaktır. Yani bir kelimeyi kendisine benzeyen başka bir varlığın yerine kullanmaktır. Benzetmenin asıl öğelerinden (benzeyen-benzetilen) biriyle yapılan benzetmedir. İkiye ayrılır: a) Açık İstiare Kendisine benzetilen öğe ile yapılır. Benzeyen öğe kullanılmaz. Gökyüzünün kandilleri (yıldız) yanmıştı Bir med zamanı gökyüzü kurşunla (bulut) örtülü Havada bir dost eli (rüzgâr) okşuyor tenimizi Doya doya sevemedim kuzumu (çocuk) Bir gün gelecek sen de perişan olacaksın Ey gonca (sevgili) bu cemiyeti her dem mi sanırsın İki kapılı bir handa Gidiyorum gündüz gece” Aslanlarımız bu maçta da iyi mücadele etti.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #6 (permalink) |
| b) Kapalı İstiare Benzeyen öğe ile yapılır, kendisine benzetilen söylenmez. Ama benzerlik yönü ya söylenir ya da anlaşılır. Her kapalı istiarede aynı zamanda bir teşhis sanatı görülür. Boynu bükük adalar tanıyor sanki bizi. (insan; boynu bükük, tanıyor) Yüce dağların başında Salkım salkım olan bulut (üzüm; salkım salkım) Ahmet, kükreyerek rakibinin üzerine saldırdı. (aslan; kükreyerek) Bükün boynunuzu bayraklar bükün. (insan; bükün boynunuzu) Çamlar hüzünlü, yollara düşmüş söğüt çınar (insan; hüzünlü, yollara düşmüş) Yedi yıl süren hikâyemizi dinlemiş ihtiyar çınardan. (insan; ihtiyar) c. Yaygın İstiare Benzeyenle kendisine benzetilen arasındaki birden çok benzerlik ilgisi sırasıyla anlatılarak benzetme yapılırsa buna yaygın istiare (temsili istiare) denir. Ama iki unsurda biri söylenir. Bu yönüyle yaygın benzetmeden ayırt edilir. Artık demir almak günü gelmişse zamandan Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol. Burada insan (ruh) bir "sessiz gemi"ye benzetilmiş, dünya da bir "liman" olarak değerlendirilmiştir.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #7 (permalink) |
| 5. Teşhis ve İntak (Kişileştirme ve Konuşturma) İnsan dışındaki varlıkların insana özgü davranışlarla anlatılması sanatına teşhis; onları konuşturma sanatına da intak denir. Her intakta bir teşhis sanatı mutlaka vardır; ama her teşhiste bir intak sanatı da olmak zorunda değildir. Düşünür ağaçlar aylarca gelecek baharı Çevre yanın lâle sümbül bürümüş Gelin olup süslendin mi yaylalar Öldüğü gün gök ağlamıştı. Ben gidersem sazım sen kal dünyada Gizli sırlarım aşikar etme Lâl olsun dillerin söyleme yada Garip bülbül gibi âh ü zâr etme Sordum sarı çiçeğe Annen baban var mıdır Çiçek eydür: -Derviş baba, Annem babam topraktır Gördü bir bal arısın sivrisinek Dedi böyle ona fahreyleyerek: Var mı bir bencileyin nefs-i nefis Adam elini uzattı; tam onu koparacağı sırada mor menekşe: “Bana dokunma”diye bağırdı. 6. Kinaye Bir sözün, hem gerçek hem de mecaz anlamlarını düşündürecek bir biçimde kullanılması sanatına kinaye denir. Kinayede sözün mecaz anlamı daha ön plandadır. Deyimlerin çoğunda kinaye vardır. Tuttuğunu koparan ihtiyarlardan biriydi. (hem gerçekten tuttuğunu koparacak kadar kuvvetli, hem de başladığı işi bitiren biri.) Onun kapısı her zaman açıktır. (hem gerçekten kapısı açık, hem de herkesi her zaman kabul edebilir.) Cep delik cepken delik, Kol delik, mintan delik, Yen delik, kaftan delik Kevgir misin be kardeşlik. Burada “cep delik” sözü kinayeli olarak kullanılmıştır. Gerçek anlamının yanında “cebinde para olmaması” anlamına gelir. Önemli olan da bu anlamdır. Şu karşıma göğüs geren Taş bağırlı dağlar mısın “Taş bağırlı” söz grubu, dağların özellikle taşlardan oluşması yönüyle gerçek anlamda kullanıldığı gibi, “acımasız ve merhametsiz” anlamlarını da yüklenir; bu da mecaz anlamdır. Burada asıl kastedilen mecaz anlamdır. Dursun, gözü açık bir çocuktur. İçinizde en yürekli olan gelsin. Senin yüzün hiç kızarmaz mı?
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #8 (permalink) |
| 7. Tariz Söylenen sözün gerçek veya mecazi anlam dışında büsbütün tersini kastetmektir. Alaylı, iğneleyici, küçük düşürücü bir dille yapılır. Aman ne kadar erken geldiniz. (Çok geciken birine dendiğinde tariz olur.) Ne kadar cömertsiniz. (Cimri birine) Bu ne kudret ki elifbayı okur ezberden Eski eş'arda (şiirlerde) dürbin ile mana görünür. Yeni şiirde mana gibi külfet yoktur. Burada mana külfetinin yeni şiirde olmayışı olumlu bir şey gibi söyleniyor, ama yeni şiirin anlamdan yoksun olduğu kastediliyor. On kadın dövse yorulmaz İhsan Bey. Burada da adam övülür gibi gösteriliyor, ama asıl amaç onun acımasız olduğunu söylemektir.
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #9 (permalink) |
| B. ANLAMLA İLGİLİ SANATLAR 1. Tevriye Bir sözün birden fazla anlama gelecek biçimde kullanılması sanatıdır. Bu sanatta sözün bütün anlamları gerçektir. Ama yakın anlam söylenip uzak anlam kastedilir. Bu kadar letafet çünkü sende var Beyaz gerdanında bir de ben gerek ben: 1. kişi zamiri ve vücuttaki koyu renkli leke (kastedilen, ikincisi, yani uzak olan) Avazeyi bu aleme Davud gibi sal Baki kalan bu kubbede bir hoş sada imiş Bana Tahir Efendi kelp demiş İltifatı bu sözde zahirdir. Maliki mezhebim benim zira İtikadımca kelp tahirdir. “Tahir” sözcüğü hem “temiz” demektir hem de “Tahir Efendi"nin kendisidir ve her iki anlam da gerçektir. Yakın olan ama kastedilmeyen anlam “temiz”dir. Uzak olan ama kastedilen anlam ise “Tahir Efendi”dir. Dedim dilber niçin sararıp soldun Dedi, çektiğim dil yarasıdır. dil: yakın: gönül, uzak: söz, konuşma organı Gül yağını eller sürünür çatlasa bülbül el: yakın: organ, uzak: yabancı Verdim gönül o gül-ruhun aline aldanıp Etmezdi kimse eylediğim rengi ben bana al: yakın: kırmızı; uzak: hile Sordum Nigâr’ı dediler ahbab Semt-i Vefa’da doğru yoldadır. Vefa: yakın: sözünde durma; uzak: Vefa semti Doğru yol: yakın: dürüstlük; uzak: sokak adı Ama burada uzak anlamın kastedildiğine dair başka bir iz yok. Koyup kaldırmada ikide bir de Kazan devrildi, söndürdü ocağı Gül gülse daim ağlasa bülbül acep değil Zira kimine ağla demişler kimine gül
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
| | #10 (permalink) |
| 2. Hüsn-i Talil (Güzel Sebep Gösterme) Gerçek nedeni herkes tarafından bilinen bir olayı daha güzel bir nedene bağlayarak anlatma sanatıdır. Ateşten kızaran bir gül arar da Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi Ey sevgili sen bu ilden gideli Yaprak döktü ağaçlar, coştu gökyüzü Tarihini aksettirebilsin diye çehren Kaç Fatih’in altın kanı mermerle karışmış Hâk-i pâyine yetem dir ömrlerdir muttasıl Başını taşdan taşa urup gezer avare su 3. Mübalâğa Bir durumu, nesneyi, varlığı olduğundan daha az veya fazla göstermeye mübalağa denir. Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda Şüheda fışkıracak toprağı sıksan şüheda Dağda yaprak kalmadı Yarama bağlamaktan Alem sele gitti gözüm yaşından Akdeniz’in dalgası gönlüm kadar taşmadı Biz bülbül-i muhrik-dem-i gülzar-ı firakız Ateş kesilir geçse saba gülşenimizden Merkez-i hake atsalar da bizi Küre-i arzı patlatır çıkarız Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın Gömelim gel seni desem tarihe sığmazsın Sekizimiz odun çeker Dokuzumuz ateş yakar Kaz kaldırmış başın bakar Kırk gün oldu kaynatırım kaynamaz Ölüm indirmede gökler, ölü püskürmede yer; O ne müthiş tipidir; savrulur enkaz-ı beşer… Bir ah çeksem dağı taşı eritir Gözüm yaşı değirmeni yürütür
__________________ Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... Üyeler içindir. üye olun... | |
| | |
![]() |
| Bookmarks |
| Etiketler |
| sanatlari, soz |
| Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir) | |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| |
Benzer Konular | ||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevaplar | Son Mesaj |
| En Güzel El Sanatları | wesayire | Kültür - Sanat - Animasyon Videoları | 5 | 25-12-2007 00:40 |
| El Sanatları | Deep Freeze | Resim Arşivi | 3 | 29-10-2007 00:06 |
| Söz Sanatları | GECEM_EFSUN | E-Edebiyat | 1 | 25-05-2007 11:44 |
| Yazı Sanatları | GECEM_EFSUN | E-Edebiyat | 1 | 25-05-2007 11:43 |
| Söz Sanatları Ve Örnekleri | Axi_MeLeK | E-Edebiyat | 4 | 17-01-2007 16:05 |